Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Hukuk Hattı


Kullanıcı girişi


Bülten


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Açılmak



Dernek Üyeliği


Gönüllü Aranıyor!


Kadın Kadına Öykü


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Radyo Programı


Dosya: AşK


Linkler



Dernek Tüzüğü


Yeni yorum ekle

LGBT Yazar

“Kimileri, sayılan her zaman çok, çok az olan kimileri, yaşamı pekiştirerek ölür; adına ölüm denen o kaçınılmaz sonu, son olmaktan çıkarıp neredeyse yaşamın bir kilometre taşına, bir "sonra"ya, ileriye uzanan ve artık hiçbir yazgının el uzatamayacağı bir köprüye dönüştürerek.” Ahmet Cemal’in kaleminden Bilge Karasu.

KAOS GL

Ahmet Cemal

Bilge Karasu'yla hiç tanışamadım.

Fırsat olmadı.

Onu yalnızca yazdıklarıyla tanıdım; yetiyordu elbet, fazlasıyla! Bir büyük yazarı tanımak için, yazdıklarından başka neyi gereksinebiliriz ki! Ama özellikle son bir yılda, beni Bilge Karasu'ya götüren bir kapı daha açıldı önümde. Bir dost kapısı. Bilge Karasu'nun aziz dostu olan, benim de dost bahçesine girme mutluluğuna erdiğim Sıtkı Erinç Hoca'dan dinledim Bilge Karasu'yu. Birlikte görev yaptığımız Anadolu Üniversitesi'nde Eskişehir'in uzun kış gecelerinin doyumsuz sohbetlerinde. Bir insanın ölüme nasıl yaşarcasına hazırlanabileceğini Sıtkı Hoca'dan dinledim. O üniversiteden arta kalan zamanlarında, Ankara'da, neredeyse hep Bilge Karasu'nun yanındaydı, özellikle de yaklaşık son bir yılı boyunca.

Bilge Karasu, kitaplarını, resim ve nota koleksiyonlarını olduğu gibi Anadolu Üniversitesi'ne bağışlamıştı. Hem de ölümün gelmesini beklemeden. Bu paha biçilmez armağanların üniversiteye kendisi yaşarken ulaşmasını istemişti. Bu isteğin yerine getirilmesini de Sıtkı Hoca üstlenmişti. Gücünü gittikçe yitirmekte olan Bilge Karasu, "kendisinden sonrası"nı yine yaşadığı gibi, bir sanatçı titizliğiyle planlamıştı.

Kaç yılın yalnızlıklarıyla, mutsuzluklarıyla, ama aynı zamanda da onlara soyluca meydan okumuş çalışmaların atmosferiyle dolu, küçük bir daireden çıkacak hazinelerin, bundan böyle yetişmekte olan nice kuşaklara ışık saçmasını istemiş, bunun hazırlıklarını da yine kendisi gerçekleştirmişti.

Kimileri, sayılan her zaman çok, çok az olan kimileri, yaşamı pekiştirerek ölür; adına ölüm denen o kaçınılmaz sonu, son olmaktan çıkarıp neredeyse yaşamın bir kilometre taşına, bir "sonra'ya, ileriye uzanan ve artık hiçbir yazgının el uzatamayacağı bir köprüye dönüştürerek.

Bilge Karasu da, sayıları hep çok az kalacak olan "kimileri'' arasındaki yerini aldı; sessiz bir ölümü, başkalarının geleceğinin bir parçası kıldı.

Karasu'nun ölümünü haber aldığım saatlerde, Paul Celan'ın şiirlerinin çevirisi üzerinde çalışıyordum. Celan'ın, bir zamanlar Paul Eluard'ın anısına kaleme aldığı bir şiirindeki birkaç dize, kendiliğinden bu yazıya da kayıverdi: "Ölenin mezarına koy, / yaşamak için söylediği sözcükleri, / Yerleştir başını onların arasına..."

Kaynak: Cumhuriyet, 16 Temmuz 1995

*Konuyla ilgili haberler:

“Türk Kafka’sı değilim”

Bilge’ler ölür... - Selim İleri

Elimizden kaçan “Ada”

Yaşamak sevişmektir - Orhan Alkaya

Bilge Karasu için… - Semih Gümüş

Bir söz büyücüsü

Kediler ve kitaplar: Bilge Karasu

On bir yıldır "göçmüş kediler"inin yanında - Ülkü Tamer

Her şeyi olan adam ve balık - Ali Poyrazoğlu

Ne kedisiz ne korkusuzNurdan Gürbilek

Karasu, kediler, geçmiş zamanKürşat Başar

Bilge Karasu’ya İmzalı Kitaplar - Ali Görkem Userin

Anısına: Bilge Karasu

yeni yorum ekle | Devamını oku

Cevapla


*

  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • BBCode tags'larını text içersinde kullanabilirsiniz,URL adresleri otomatik olarak linke çevrilecektir
Anket - Dergi&Web



Kaos GL Dergi 102


KKM - Ekim 08




50/50 Eşitlik



Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



LGBT Ünlüler


Muhabirliğe davet


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



İmza Kampanyası



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


Kimler online
Şu an sitede 0 kullanıcı ve 205 ziyaretçi var.


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim