Muhabirliğe davet


Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Kullanıcı girişi


Bülten


Muhabirimiz olur musun?


Gönüllü Aranıyor!


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Hukuk Hattı


Radyo Programı


Dernek Tüzüğü


Dernek Üyeliği


Reklam


Yeni yorum ekle

Diğer

Fransız sanatçı Brice Dellsperger, Akbank Sanat'taki 'İkiz Bedenler' adlı sergisinde kalıplaşmış cinsiyet rollerini tersyüz ederek toplumsal normların nasıl inşa edildiğini sorguluyor. Dellsperger bunu, zamanımızın çeşitli Hollywood filmlerinden belli sahneleri yeniden üreterek gerçekleştiriyor.

KAOS GL

Ahu Antmen

Eskinin Zeki Müren'li filmleri, kimliğin nasıl da inşa edilen, üst üste konan özelliklerle şeklini bulan bir şey olduğunu açıkça göstermese de hissettirirdi, başroldeki kişinin ne erkek, ne kadın kimliklerine tam olarak oturmayışının, ama kadına ve erkeğe atfedilen çeşitli özellikleri birlikte barındırmasının yansıttığı bir gerçek vardı: Ancak 'tanımlı' kimlikler, hâkim kurallar, belli normlar geçerli olduğunda 'garip'ti Zeki Müren; yoksa o filmlerde genelde olduğu gibi, 'altın kalpli bir kişi'ydi işte. O eski, komik filmlerin bütün toplumsal önyargılara karşın bilinçsizce de olsa bir önyargısızlığı, kural bozucu bir tarafı vardı.

Günümüzde kimlik olgusunu ve özellikle de cinsel kimlik/toplumsal cinsiyet meselesi üzerinden- ele alan pek çok sanatçı, erkek ve kadının rollerine ilişkin toplumsal yansımaları harmanlayarak kişilerin aslında doğuştan bir erkeklik ya da kadınlık özüyle dünyaya gelmedikleri düşüncesini işliyor. Kişilerin doğuştan itibaren içinde yetiştikleri mavi/pembe ayrımlı kültürel ortamların şekillendirici rolünü irdeleyen bu sanatçılar, 1970'lerden itibaren feminist kuramın açtığı yoldan ilerlerken, yakın zamanda eş ve trans- cinsellikleri tanımlamak için kullanılan 'queer' kuramının oluşmasında da etkin bir rol oynuyorlar.

Müzikalden gerilime

Son zamanların bu anlamda en ilginç temsilcilerinden biri de Fransız sanatçı Brice Dellsperger. Akbank Sanat'ta küratörlüğünü Ali Akay'ın üstlendiği sergisinde 'İkiz Bedenler' adlı film dizisinden çeşitli örnekler gösteren sanatçı, kalıplaşmış cinsiyet rollerini tersyüz ederek toplumsal normların nasıl inşa edildiğini sorguluyor. Dellsperger bunu, zamanımızın çeşitli Hollywood filmlerinden belli sahneleri yeniden üreterek gerçekleştiriyor. 'Flash Gordon', 'Dressed to Kill', 'Saturday Night Fever', 'Return of the Jedi' gibi, uzay filminden müzikale, gerilimden maceraya belli türlerin bellibaşlı örneklerini ele alan Dellsperger, bu filmlerle bir yandan da bir güzel dalgasını geçiyor.

Sergiye girer girmez izleyiciyi karşılayan 'Funky Town' adlı video klip ise, bir tür ipucu gibi: Klipteki 'figür'ler, 'kendileri' olmaktan çok uzakta, çeşitli rollere, kıyafetlere, davranış biçimlerine bürünmüş olarak dans ediyorlar, oynuyorlar. Oyun burada anahtar sözcük. Huizinga'nın 'Homo Ludens'te söylediği gibi: "Oyun bir şey için mücadeledir veya bir şeyin temsilidir. (...) Alışılmış hayattan 'başka türlü olmak' bilincinin eşlik ettiği, iradi bir eylem veya faaliyettir." Dellsperger'inki oyun içinde oyun: Hollywood filmlerinin içinde oynanan, ama ciddi bir eleştirel boyut içeren eğlenceli bir oyun.

İngiliz film kuramcısı Laura Mulvey, 1970'lerde yazdığı ünlü makalesi 'Görsel Haz ve Anlatı Sineması'nda, Hollywood sinemasının izleyicisinin erkek olduğu varsayımından yola çıkarak kadını arzu nesnesi haline getirmesini eleştirmişti. Mulvey, Hollywood'un belli cinsiyet kalıplarını yalnızca yansıtmakla kalmadığı, bu kalıpları bizzat şekillendiren dev bir endüstri olarak özellikle yeni kuşak genç sanatçılar tarafından sorgulanması gerektiğini söylüyordu.

Melez görüntüler

Brice Dellsperger'in 'İkiz Bedenler'i Mulvey'e bir yanıt adeta. Dellsperger, bazılarında başrolleri kendisinin oynadığı filmlerde erkek/ kadın cinsleri arasında melez görüntüler ve melez davranış kalıpları yaratmakla kalmıyor, Hollywood sinemasının 'görünmez kurgu'sunu kurgu kopuklukları, üst üste bindirilmiş film görüntüleri ve başka teknik hınzırlıklarla görünür kılıyor. Hollywood sinemasının takip gibi, dövüş gibi, ayrılık ya da kavuşma gibi belli anlatı kalıplarını defalarca izlettirerek yabancılaştırma efektleri kullanan sanatçı, kalıplaşmış değer yargılarıyla 'genel' toplumsal kültürün yabancısı olmak ne demek, izleyiciyi hiç sıkmadan, deyim yerindeyse Hollywood köpüğü gibi eğlendirerek gösteriyor. Yalnız filmlere şöyle bir bakıp çıkmayın (video sanatının kaderidir ya!), Dellsperger'in ne yapmaya çalıştığını anlamak için, filmlerin talep ettiği birkaç dakikayı çok görmeyin. 15 Aralık'a kadar.

Kaynak: Radikal, 28 Kasım 2007

yeni yorum ekle | Devamını oku

Cevapla


*

  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • BBCode tags'larını text içersinde kullanabilirsiniz,URL adresleri otomatik olarak linke çevrilecektir


Duyuru Listesi

Duyuru listesine kaydolmak için email adresinizi girmeniz yeterli.



Kaos GL - 101


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Google Reklam


LGBT Ünlüler


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Dosya: AşK


Açılmak



Linkler



English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim