Muhabirliğe davet


Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Kullanıcı girişi


Bülten


Muhabirimiz olur musun?


Gönüllü Aranıyor!


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Hukuk Hattı


Radyo Programı


Dernek Tüzüğü


Dernek Üyeliği


Reklam


Yeni yorum ekle

Din/İnanç | LGBT Dünya

9 Şubat 2008 tarihinde İtalya'nın başkenti Roma'da, ki aynı zamanda Vatikan Teokratik Devleti'nin başkentinde, “Vatikan'a Hayır” (No Vat) hareketi bir eylem gerçekleştirdi. Amaç? Laik, antifaşist, özgürlükçü bir devlette ve kendi kaderini belirleyebilerek yaşama talebi. Murat Çınar’ın haberi.

KAOS GL - 07/03/2008

Murat Çınar - İtalya

9 Şubat 2008 tarihinde İtalya'nın başkenti Roma'da, ki aynı zamanda Vatikan Teokratik Devleti'nin başkentinde, “Vatikan'a Hayır” (No Vat) hareketi bir eylem gerçekleştirdi. Amaç? Laik, antifaşist, özgürlükçü bir devlette ve kendi kaderini belirleyebilerek yaşama talebi.

Peki eğer Vatikan başlı başına bir devletse neden İtalyanlar ona karşı eylem yapmak zorunda? Neden İtalyanlar kendi devletlerinde laik, özgür ve antifaşist yaşama arzularını Vatikan'a bildirmek zorunda kalıyorlar? Yoksa Vatikan'ın bazı işlerde eli mi var? Yoksa Vatikan İtalya'nın iç işlerine mi karışıyor?

Uzun, güzel ve detaylı şekilde Vatikan'ın kendi topraklarında ve uluslararası topraklarda olan ticari ve siyasi yapısını ve etkisini anlatan bir yazı yazmak istesem sanırım pek de kısa sürmez. Ancak bilmeyenlerinize bir kaç haber vermekten de kendimi alamıyorum.

Vatikan İtalya topraklarının bir bölümünde özel statüde bulunarak yaşayan bir dini devlettir. Kendi ordusu, bankası, televizyonu, radyosu, marşı, bayrağı, posta şirketi, seçimleri, sınırları ve yönetim şekli olan bir devlet. Tabii ki para biriminin Avro, zamanında da Liret olması, dilinin İtalyanca, yayın sisteminin İtalyan ulaştırma birimlerince yapılması ve daha bir çok açıdan İtalya ile kanıtlı şekilde iç içe yaşaması bir gerçeği göz önüne koyuyor: Vatikan İtalya'nın kısaca bir parçası. İtalya ile her zaman dinsel açıdan saygı çerçevesinde koruma temelli ilişkide olan bu devlet Mussolini zamanında İtalya tarafından tamamen tanınmış ve korum altına alınmıştır. Ayrıca zamanın Mussolini Faşist İmparatorluğu'nun dinini katoliklik olmasını garantileyen antlaşma ile de ilişkiler yasal boyutta devletin laiklik ilkesine ters düşülmesine yataklık edilmiştir.

Ancak bu o zamanlarda kalan çağ dışı pis kaka bir gerçek değil. Vatikan'a bağlı olan tüm dini birimler (kiliseler ve dini ürünler satan dükkanlar) İtalya topraklarında bulunsalar da konut vergisinden muaflar. Bu yükün İtalyan devletine getirdiği sorumluluk AB tarafında yeni düşen Prodi hükümetine soruldu. Sırtındaki bu ağır ve yüz karası kambura ve büyük abilerinin bastonuna rağmen Prodi konunun ucunu bile açmadan üstünü kapadı. Aynen tüm geçmişteki hükümler gibi.

Ayrıca Vatikan'ın yazılı ve yazısız basın birimlerinin de yasal yollardan meşru kılınarak İtalyan devletinin sadece İtalyan siyasi ve insani amaçlı yayın birimlerine verdiği iki farklı teşvik piriminden yararlanması da ayrı bir durum.

Tüm bunların yanına İtalya'nın her yerine yayılmış özel okulları, kursları, yurtları ile tam bir ticarethane olan Vatikan'ı ve siyasi sahnede hem merkez sol hem de sağda etkili bir Vatikan'ı eklersek İtalya mı Vatikan mı acaba gerçek toprakların sahibi diye kendimize sorabiliriz.

İşte maddi ve manevi açıdan tüm İtalya'nın damarlarına işleyen bu dini sermaye orta çağdan beri yaptığı gibi bazı kültürel konularda da İtalyan halkının gündemini ve fikrini değiştirme amacında işlemde bulunuyor.

Mediaset 1 kanalında izlediğim bir programda “gey çiftler evlat edinsin mi, edinmesin mi?” tartışması %75 oy ile “edinmesin” şeklinde sonuçlandı. Oyların tamamının yalancı numaralarla kaydedildiğini ve katılımcıların ezberletilmiş repliklerle konuştuklarını düşünelim. Ancak program sırasında “evlat edinme”ye karşı bireylerin savları gerçekten de düşündürücüydü. “Tanrı bir kadın ve bi erkekten yaratmıştır aileyi”, “Ne yasa ne de Vatikan buna izin veriyor”, “Tanrı, insanlar çoğalın demiştir. İki erkek nasıl çoğalacak?”. İşte İtalyanlar mantıkları ile düşünüp kendi savları ile konuya karşı çıkmak yerine temellerini kiliseden alıyorlar.

Aynı yapay döllenme referandumunda kilisenin konuya “kadere karşı çıkma” diye cevap vermesi gibi, ötenazi hakkı tartışmasında “bitkisel hayat da tanırının bir armağanıdır” demesi gibi, kürtaj hakkı konusunun yeniden gündeme geldiğinde “bilim ilerledi, kürtajı zorunlu kılmayan tedbirler var” çıkışı gibi ve prezervatif kullanımında ise “en iyi yöntem tek eşliliktir” demesi gibi kilise bu konuda da temel yaratan savlarını ekiyor İtalyanlar'ın kafalarına.

Yaklaşık 4 ay önce Ciao Darwin adlı programda “ben katoliğim ve eşcinselim” diyen gencin kilise korosundan atılmasından, askerde zorunlu dini eğitim aldırılan eşcinsellere kadar bir çok durumda İtalya'da kilise eşcinseller ile yolunu barış takları ile süsleyemiyor.

Peki bu kilisenin alıp veremediği nedir eşcinseller ile? İspanya, Almanya, Kanada, Hollanda, İngiltere, Finlandiya ve Belçika'da onca “afaroz edecek günahkar” dururken nedir kilisenin vergilerinden men olarak yaşadığı İtalyan topraklarının eşcinsellerinden istediği?

Papa Ratzinger “laiklik yüzyılımızın en büyük din düşmanlığıdır” derken 9 Şubat'ta Roma'da Radikal Parti içi hareketlerinden No Vat eşcinsel hakları, faşizme karşı ve özgürlükçü bir hayat için eylem yaptı.

80'lerde tabandan hak talebini taraf ve sınır tanımadan savunan ve sadece bireyin özgürlüğü ilkesini baz alarak hareket edenlerin oluşturduğu bu parti şimdilerde çok sık şekilde bu konuya değniyor. Yeni düşen merkez sol hükümeti ile uzun yıllar sonra ülke yönetiminde görev alan Radikal Parti, devletin laikliği, ötenazi hakkı, kürtaj hakkı, uyuşturucu maddelerin serbestleştirilmesi, eşcinsellerin evlat edinebilmesi, yapay döllenme, klonlama ve evli omayan çiftlerin de evliler gibi aynı haklara sahip olması için mücadele içinde.

Temelinde ulusalcı sosyalist ilkelere bağlı bu oluşum en son seçimlere Sosyalist Parti ile birlikte girdi. Bonino gibi ulusal silahlanma konusunda yatırım merkalısı ve ulusal pazarın koruması yanlısı kotaların artması sevdalısı bir sosyalistin başrol oynadığı bu hareket tarihinde hep muhalefet yapmak için var oldu.

Ölüm oruçları, canlı yayında çiş içmeler, kapılara kendilerini zincirlemeler, toplu dilekçeler, yumurta ve domates atışları gibi “uygar” protestoların çizgisini aşmayan şiddet karşıtı bu hareket son zamanlarda başkanlarından birinin coming out yapması ile eşcinsel hakları mücadelesinde göz önünden inmez oldu.

Vatikan'ın İtalyanlar üzerinde etkisi bitmez tükenmez olsa da 80 yaşındaki Marco Pannella'nın Radikal Partisi ve No Vat hareketi umarım yılmadan İtalya'nın diğer AB ülkelerinde elde edilen temel insan haklarından mahsur kalmasını engellemek için mücadelede kaybeden taraf olmaz.

  • Konuyla ilgili haberler:

Eşcinseller laiklik için yürüdü

Özpetek: “Eşcinseller arası birliktelik yasallaştırılsın”

Vatikan kuşatması

Eşcinsellerden Papa'ya eleştiri

“Kilise aşkı engelliyor”

Vatikan Wilde’ı kabul etti

Her aya bir yakışıklı papaz

Papa’nın Noel dileği

Vatikan prezervatif tabusunu yıkıyor

İtalya bu kitabı konuşuyor: ’Ben, gey rahip’

Papa eşcinsel evliliği eleştirdi

yeni yorum ekle | Devamını oku

Cevapla


*

  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • BBCode tags'larını text içersinde kullanabilirsiniz,URL adresleri otomatik olarak linke çevrilecektir


Duyuru Listesi

Duyuru listesine kaydolmak için email adresinizi girmeniz yeterli.



Kaos GL - 101


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Google Reklam


LGBT Ünlüler


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Dosya: AşK


Açılmak



Linkler



English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim