Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Hukuk Hattı


Kullanıcı girişi


Bülten


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Açılmak



Dernek Üyeliği


Gönüllü Aranıyor!


Muhabirimiz olur musun?


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Radyo Programı


Dosya: AşK


Linkler



Dernek Tüzüğü


Yeni yorum ekle

Evren Güvensoy

Kaos GL yazarlarından Evren Güvensoy, Hürriyet Gazetesi ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından organize edilen proje kapsamında yola çıkan "Hürriyet Hakkımızdır, Tren Özgürlüktür" treni günlüklerine devam ediyor. Güvensoy Güneydoğu Anadolu duraklarında yaşadıklarını anlatıyor.

KAOS GL - 25/07/2008

Evren Güvensoy

“Hürriyet Treni Günlüğü”nün ilk bölümü: Hürriyet hakkımızsa…

Sıcak bir yaz meltemi gibi kulaklarımızı inletiyordu gökyüzündeki salıncakların uğultusu ve ipek dokumalar gibi yumuşacıktı yüreğimize batan dikenler. Yüzümüzde yalandan bir gülümseme harman dalı oynuyor gibiydi. Nitekim biliyorduk ki kavrulan Arnavut ciğerleri bile bizden daha şanslıydı…

8. Gün: Diyarbakır

22 saatlik yolculuğun ardından umudun ve umutsuzluğun şehri Diyarbakır’a gelmiştik. Hava sıcak demekle çözümlenemeyecek kadar yakıcıydı. Ama dışarıdaki sesler coşkunun serinliğini hissettiriyordu. Belediyenin ‘Kardeşlik Kampı’nın çocukları karşıladı bizi Türkçe ve Kürtçe türkülerle. Hep birlikte söyledik “Aşiti u Azadi”yi (Barış ve Özgürlük). Kızlar geceleri sokağa çıkamadıklarını anlattı, erkekler buna sebep oldukları için pişman olduklarını… Ben de onlara ya “diğerleri” diye sordum; bir kaçı hiç açıklama yapmama kalmadan diğerlerimden kastımın “diğerleri” olduğunu anladı, şaşırdım. Nerden biliyorsunuz bunları dememe kalmadı ki bir çocuk anlattı durumu: Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Kardeşlik Kampı’nda bir öğretmen bu konuda biraz bilgi vermiş onlara. Eşcinselliğin bir hastalık olmadığını ve toplumda aslında gizli de olsa yaygın bir durum olduğunu anlatmış. Hay Allah razı olsun, dedim içimden. Toplumsal normlara zorunlu olarak uymak zorunda olan eğitim sektöründeki arkadaşlarımızın el altından böyle bilgiler vermesi gerçekten çok güzel.

Etkinlikler bitince Diyarbakır Eğitim-Sen’den bir kadın arkadaşımla surları dolaşmaya gittik. Hasanpaşa Hanı, eski bir güneş tapınağı olan Ulu Cami büyüledi beni adeta. O Erbani ve bakırcıların sesleri eski zamanlara ait bir senfoniydi sanki. Güzel bir şalvar puşi ve bakır ayran kapları aldıktan sonra geri dönmek için yola koyulduk. Aldıklarımı çok beğendiğim için hemen dükkanda giyivermiştim. Dağ Kapı meydanında yürürken birden bir çocuk geldi yanımıza ve “utan utan” diyerek başlayan ve birileri tarafından ezberletildiği belli olan nasihat ziftini üstümüze boca etmeye başladı. Ben aldırmasam da arkadaşım tepkisini gösterdi. Daha fazla çocuk peşimize takıldı, daha sonra yaş ortalaması biraz daha büyüdü, sözlü tacizler iyice artınca hemen bir dolmuş çevirip içine atladık ve trenin yolunu tuttuk.

9. Gün: Batman

Güneşin doğması ile Batman’a yola çıktık. Mesafe oldukça kısaydı, 2 saatte oradaydık (açıkçası o sırada uyuyordum). Batman’daki karşılama oldukça ilginçti: Genç Siviller’den bir grup “öküzlü eylem” yaparak “Hürriyet insan haklarına öküzün trene baktığı gibi bakıyor” dövizlerini taşıdılar. Burada çok iş düşmedi bana, sağ olsun Batmanlı üyeler büyük ölçüde yardımcı oldular. Zaten oldukça halsizdim o gün. Ben de odama çekildim ve duş almak için hazırlanmaya başladım. Bir de ne göreyim, vücudumda kene vardı, hem de yavrulamıştı. Halsizliğimin sebebi anlaşıldı kırım kongo’ydum. O kadar panik oldum ki anlatamam; tarlamdan (evim olmadığı için tek mülkiyetimi baz alıyorum) binlerce kilometre uzaktaydım, burada mı bulmuştu bu illet beni!.. Vasiyetimi yazdım yastığımın altına koydum ve kırk yılda bir aradığım annemi aradım hemen. Havadan suda konuştum, “Sesin kötü geliyor, yalnızlıktan mı, merak etme sen de bir gün hayatının insanını bulursun” dedi bana. Ardından internet kafeye gittim, MSN’de Kaos GL'den Barış vardı, konuştum vasiyetimi anlattım. “Gökkuşağı bayrağından mezar istiyorum ve 17 Anadolu dilinde özgürlük yazın mezarıma” dedim. Pembe Hayat'tan Buse’yle teselli oldular ve göbeğimi gösterdiğimde gülmeye başladılar. “Şapşal lubunya sen bitlenmişsin” dediler. O kadar sevindim ki bu habere. Bitleneceğime sevineceğim hiç aklıma gelmezdi. Sanırım çocuklardan bulaştı. Hemen ilaçlandım ve eşyalarımı kurur temizlemeye verdim. Tüyü yolunmuş tavuk gibi kalsam da mutluydum, yola devam edebilecektim. Aslında şu bit yumurtalarını homofobiklerin üstüne atmak aklıma gelmedi değil ama büyüklük bizde kalsın…

11. Gün: Gaziantep

Etkinliklerden bir önceki gün, saat 18’de vardık bu şehre. Davul zurna ve halay ekipleri karşılamıştı bizi. Hemen baklavalar ve Ali Nazik’ler için ünlü lokanta İmam Çağdaş a gittik. Yol boyu bütün banklara çıkartma yapıştırdım. Ardından da 400 yıllık bir kahvehanede birer kahve içtik. Gece Moğollar grubu bizim için söyledi “Bişey Yapmalı”yı. Ve birlikte oturup trende sohbet ettik saatlerce, Cahit Berkay’ın, “Çevreci, anti militarist, insancıl şarkılar yapıyorsunuz nefret cinayetlerine de değinen bir şarkı çalışsanız” dediğimde “olabilir aslında” cevabı mutlu etmişti beni. Onun mutluluğu ile mışıl mışıl uyudum. Sabah olunca yeni grup arkadaşlarımız gelmişti, tabi eskileri de gitmiş oldu. Yeni gelenlerden Asiye’nin Morel LGBTT’den Cihan ile aynı evi paylaştığını duyunca sevincimden göklere uçtum. Hemen kaynaşıverdik zaten.

“Biz Entep Lubunyalarıyız”

Çocuklara eğitim verirken 4 kişilik bir grup gözüme çarptı, hemen yanlarına yöneldim. Selam verdim, “laçoya tikel” deyip güldüler anlamadığımı sanarak. Şöyle bir kendime baktım evet bu sefer biraz fazla “erkeksiydim”, belki de eflatun şalvarımı hiç çıkarmamalıydım. “Gerim lubunya” deyip güldüm. Birden hep birlikte gülmeye başladık. Meğersem asıl onlar benim dediğimi anlamamışlar. Lubunca seviyeleri buna yetmemiş. Olsun sonuçta anlaşmıştık. “Biz entep lubunyalarıyız” dediler. Uzun uzun konuştuk, Gaziantep’teki vaziyeti sordum, her il gibi onlar da yakındı. “Ama yine de mutluyuz, en azından dördümüz birbirimizi bulduk” dediler. Biri kar şerbeti satıyormuş seyyar, biri baklavacı çırağıymış ama bırakmış. Diğer ikisi de aynı kuaförde çalışıyorlarmış. Grubun çekirdeğini bu ikili kurmuş anlaşılan. Saat 16’yı gösterip de yola düştüğümüzde el salladılar trene ve ardımdan su döktüler, yine gelin diyerek.

  • Muhabirimizin diğer haberleri:

Hürriyet hakkımızsa…

"Çete" davası tekrar görüldü

“Eleme Sınavlarına Karşı El Birliği Ve Mücadele Forumu”

Gençlik günleri rengârenkti

Dersteydik

7 yorum | Devamını oku

Cevapla


*

  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • BBCode tags'larını text içersinde kullanabilirsiniz,URL adresleri otomatik olarak linke çevrilecektir
Anket - Dergi&Web



Kaos GL Dergi 102




50/50 Eşitlik



Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



Kadın Kadına Öykü


LGBT Ünlüler


Muhabirliğe davet


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



İmza Kampanyası



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


Kimler online
Şu an sitede 0 kullanıcı ve 105 ziyaretçi var.


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim