Submitted by
Anonim on Çarşamba, 16 Mayıs, 2007 - 14:11
Ben estetik kaygılarımı dile getirmiyorum. Ben kendi estetik anlayışımı söyledim. Sanırım psikoloksun, böyle kişilik tahlili yaptığına göre ya beni tanıdığını sanıyorsun ya da psikoloji okudun. Erkek egemen toplumda kadın ve estetik içiçe geçmiştir. Benim kadar toplumda erkeğin kadını üzerine yazmamıssındır. Biz öyle bir dönemdeyizki; şairlere soruyorlar " kadından şair olur mu?" Bir şairin cevabı beni sarsmıştı." hayır kadından şair olmaz; çünkü kadının kendisi şiirdir." Kadın hareketi içerisindeki bir çok kadın bu şairi kutladı. Biz böyle içselleştirmişiz, tüm beğenilerimiz erkeğin isteklerine göre sıralanmış. Aç kalan kadın güzeldir, şişmam kadın çirkindir. Ben bir şiir değilim hele de başkasının şiiri. Hiçbir kadın cinsel obje olmayı hak etmiyor. Kadın ne için makyaj yapar? Alış-verişte ölçütü nedir, neye göre kendisini beğenir?.. Bu sorulara istenildiği kadar örneklerle çoğaltıla bilir.
Cinsiyet ayrımcılığının kökenlerinden biri de öğrenilmiş çaresizlik bana göre. Kadın ya da erkek; kişi birey olmadığı sürece bu sanrılar ve sancılar herzaman devam edecektir. Birey olma sürecinde en fazla kan kaybeden kadındır. Bu yüzden kadın, birey olmayı öğrenme ve yaşama sürecinde daha bilinçli olmalı. Hep deriz kadına pozitif ayrımcılık uygulanmalı. O zaman pozitif ayrımcılığı ilk önce kendimizde uygulamalıyız. Bana göre kadın daha estetik; ama bana göre. Birde olması gereken var oda insan olma süreci. Yani cinsiyetin ortadan kalktığı ve bireylerin ön plana çıktığı bir dünya. Bunun homofobiyle ilgisi yok. Bu tamamen "nekadar bireyiz" sorusuna aranan cevap bence. İkimizde sanırım aynı dili kullanıyoruz; ama anlatımlarımız farklı. Çok teşekkürler sevgili İzlem, sana da kolay gelsin. Deniz