Submitted by
Stranger on Cuma, 9 Mart, 2007 - 05:57
Sorun aslında kelimelerden kaynaklanıyor. Sadece erk kelimesi ile örtüşen erkeklik tanımını eleştirmede erkeklik kelimesi üzerine gidilmesi acımasız geldi. Yazıda şovenizmi, şiddeti, baskı kurmayı yada hakimiyet altına almak gibi kimi olumsuz davranış şekilleri yada insan karakterlerini ele almak yerine doğrudan erkle erkekliğe gitmek konusunda problem var. Kelimeleri seçerken tümüyle bir cinsi suçlamak ne kadar doğru. İç huzuru bulmak, barışçıl olmak güzel şeyler ancak bunun yolu erkeklikten arınmaktan geçmez. Erkeklik duygusunun hümanist değerlerle barıştırılması gerekir ancak erkekliğin tümüyle iğdiş edilmesi gerekli midir? Yazarın neyi anlatmak istediğini kullandığı uslup tartışmalı kılıyor. Yazar erkek cinsiyeti ile özdeşleşen şövenizme mi karşıdır yoksa tümüyle erkeğe ait olana mı? Bu açık değil. Şimdi yazıdan alıntılarla konuyu açalım. Yazının başında yazar şöyle diyor;
Esinlediği dil, kendine benzer. Kaslı, noktalaması esintisiz bir dil.
Erkle tartılan, erkle tanımlanan, serüveni erk peşinde bir varoluşun sıkılan bekçisi.
Sıkılmak, erkeğin kronik derdidir.
(sonra)
Erkek, buralı olmadığını bilir. Sakardır, sarsaktır, geç öğrenir.
(devamla)
Erkek, bir meşruiyet sorunsalıdır.
Erkek, zalim olmadan kendi olması imkansız, lanetli bir yaratıktır. (hele bu tümceleri nereye oturtalım. Nasıl anlam verelim?)
İnziva, erkeğe en çok yakışandır.
.....
Erkek, erkeğe dokunabilmeli sözgelimi. Simgesel olarak da, gerçekten de. Erkek olmanın imkânlarını zenginleştirmek, erkini tehlikeye attığın oranda mümkün.
Erkek, erkeğin kapısında tanıyacak kendini. Birlikte korkarak, inzivanın kuytularında birlikte soluklanarak. Erkek arkadaşlığını, uçurum kenarına taşımak gerek. Erkekten korkmadığında erkek olmak da kıyıcılığından silkinir belki.
.....
Erkekliğin saldırganlıkla, meydan okumayla, savaşçılıkla, avcılıkla tıka basa doldurulmuş, hazzı kıyıcı zaferlerde bulan tanımını silmek; karşılığında kocaman, uğultulu bir boşluk bırakmak gerek.
...........
Yukarıda tekrar alıntılar yaptım. Ancak yazıyı tümden inceleyincede bir zihin dağınıklığı var. Anlatmak istediği konuda bir hedefi genişletme, bir genelleme yaparak belirledği sorunu ortadan kaldırma var. Bu yazıyı yazarken klasik tanımlamalardan yola çıksaydı belkide bu kadar tartışılmayacaktı. Bu yazarın edebi kişiliğiyle ve uslubuyla alakalı ancak ele aldığı konu hassas. Bir erkek olarak bu yazıyı eleştirmedim. Sadece tanımlamaların ve kelimelerin doğru yerde kullanılması gerekliliği ve edebi uslup uğruna aşırı benzetmelerden kaçınılması gerektiği görüşündeyim.