Muhabirliğe davet


Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Kullanıcı girişi


Bülten


Muhabirimiz olur musun?


Gönüllü Aranıyor!


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Hukuk Hattı


Radyo Programı


Dernek Tüzüğü


Dernek Üyeliği


Reklam


Her yer Pop!..

Plastik Sanatlar

Fransa'da yaşayan Çinli bir sanatçı olan Wang Du sergide, Batı kültürünün yarattığı izleme ve izlenme, tüketim ve tüketilme biçimlerini gösterirken dışardan bakan bir gözün şaşkınlığını da yansıtıyor. Wang Du, kadın bedeni gibi imgelerin kitleye nasıl sunulduğunu, onları oyuncakvari figürlere dönüştürerek gösteriyor. Sanatçının sergisi Aksanat'ta sürüyor.

KAOS GL

Ahu Antmen

Amerikan sanatı deyince akla gelen ilk isim Andy Warhol, çünkü Amerikan toplumunun yavaş yavaş bütün dünyaya yayılan bazı değerlerini içselleştirerek dışavuran bir sanatçıydı o: Yaşamı boyunca Amerika'nın ürettiği ve tükettiği nesneler ve imgelerle uğraştı; tüketim kültürünün yarattığı 'pop' olgusunun nasıl da 'zamanın ruhu'na dönüştüğünü ortaya koydu. 1960'larda Kaliforniya'ya yaptığı bir yolculuk sırasında birden 'geleceği' gördüğünü söyleyen Warhol, "Bir baktık her yer Pop. Bunu idrak ettiğimizde hiçbir tabelaya artık aynı gözle bakamaz, Amerika'yı da aynı gözle göremez olmuştuk. Oysa insanlar hâlâ geçmişte yaşıyorlardı; popun her yeri sardığının farkında değillerdi... Biz görmüştük; biz artık geleceğin içindeydik" demişti.

Andy Warhol'un ne demek istediği, elbette bugün daha iyi anlaşılıyor. Sağımız solumuz, önümüz arkamız sığ bir pop kültürüyle sarıldı; medyanın pompaladığı bu yapay kültür, çoğumuzun gerçeklik algısını ve ruhunu ele geçirmiş durumda.

Şu sıralar Aksanat'ta 'Public Page 48, 49, 51' (2004) ve 'Femme, Femm, Feme, Fe...' (2006) adlı iki yapıtı sergilenen Çinli sanatçı Wang Du, Warhol'dan neredeyse 50 yıl sonra, Warhol'un sözünü ettiği o 'geleceğin' içinde yaşayan bir sanatçı.

1960'larda Warhol'un yanı sıra Lichtenstein, Wesselman, Oldenburg ya da İngiltere'de Richard Hamilton gibi sanatçıların öncülüğünde gelişen Pop sanatından, 1980'lerin Ashley Bickerton ya da Jeff Koons gibi postmodern neo-popçu'larından günümüze uzanan bir çizgide popüler kültürün öğelerini kendine mal eden bir sanatçı Wang Du da: Hazır imgelerden yola çıkıyor, ama bu hazır imgeleri olduğu gibi aktarmak yerine, önce onların kitleye nasıl aktarıldığını görünür kılabilmek için ironik yöntemler deniyor. Örneğin medyada grafik tasarımın izleyicinin/okurun ilgisini çekmek adına nasıl bir işlev üstlendiğini göstermek için, iki boyutlu imgeleri üç boyutlu imgelere dönüştürüyor; heykel sanatını geleneksel öğelerinden arındırarak gösteri kültürüne yaraşır oyuncakvari figürler tasarlıyor. 'ŞOK ŞOK ŞOK' diye gözümüzün içine içine sokulan imgeler, Wang Du'nun heykellerinde melez bir 'yabancı beden' oluşturuyorlar: Örneğin Üç Güzeller temasına göndermede bulunan kadınlarının ya göğüsleri, ya bacakları, ya popoları, ya topuklu pabuçlu ayakları genetik mutasyona uğramışçasına fırlıyor dışarı, kocaman. Benzer bir anlayışı, İstanbul Bienali'nde sergilenen çıplak model resimlerinde kadınların medyada kitsch bir biçimde 'cinsel nesneleştirilen' organlarının boyutlarıyla oynayan Amerikalı sanatçı Lisa Yuskavage'de görmüştük. Wang Du da bu yolla aslında kanıksadığımız bir şeyi garipsememizi sağlıyor, böylece biraz düşünmemizi istiyor. Galeride yer alan filmde söylediği üzere, bugün insanlığı 'medyanın dışkıladığı' varlıklar olarak gören sanatçı, medya eksenli yaşamlarımızın bizi kendi gerçekliklerimizden nasıl kopardığını anlatmaya çalışıyor.

Fransa'da yaşayan Çinli bir sanatçı olan Wang Du, Batı kültürünün yarattığı izleme ve izlenme, tüketim ve tüketilme biçimlerini gösterirken dışarıdan bakan bir gözün şaşkınlığını da yansıtıyor. Ne var ki onun yarattığı nesneler de her pop nesne gibi etrafımızı saran kitsch/pop nesnelerin arasına katılıyor; o da ister istemez güncelliğin batağına batıyor. Wang Du günümüz gösteri kültürünün içinde zaten başka türlü bir varoluşun olanaksızlığına işaret ediyor. Gülerek, düşünerek gezilen bir sergi Wang Du'nun sergisi, artık kanıksadığımız postmodern görsel eleştirinin bir çeşitlemesi olsa da ilgiyle izleniyor. Küratörlüğünü Ali Akay ve Levent Çalıkoğlu'nun üstlendiği sergi 16 Haziran'a kadar açık.

Kaynak: Radikal, 23 Mayıs 2007

yeni yorum ekle



Duyuru Listesi

Duyuru listesine kaydolmak için email adresinizi girmeniz yeterli.



Kaos GL - 101


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Google Reklam


LGBT Ünlüler


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Dosya: AşK


Açılmak



Linkler



English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim