Muhabirliğe davet


Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Kullanıcı girişi


Bülten


Muhabirimiz olur musun?


Gönüllü Aranıyor!


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Hukuk Hattı


Radyo Programı


Dernek Tüzüğü


Dernek Üyeliği


Reklam


Olaylı bir cumartesi gecesi!

Homofobi | Mekan

“Tüm bunların hepsi burnumuzun dibinde bir barda oluyor. Eğlenmek için dışarı çıkan ve sadece genel olarak ‘gey’ başlığının altında toplayabileceğimiz insanlar ‘sorun’ olarak görülüp, bir bardan coplanarak dışarıya çıkarılıyor.” Akşam gazetesi yazarlarından Yiğit Karaahmet olaylı cumartesiyi anlatıyor.

KAOS GL

Yiğit Karaahmet

İstanbul sınırları içinde öyle bir bar var ki burayı anlatmak için sayfalarca yazı, fotoğraf, anekdot vermek lazım. Hayır! Bir Ayşe Arman’lık yapıp buranın adını vermeyeceğim. Çünkü orası kurtarılmış bölge ve herkes tarafından keşfedilmesini istemiyorum. (Vakti zamanında Ayşe Arman Prive’yi ‘Şekerim herkes oraya kopmaya geliyor. Ben böyle yer görmedim’ deyip yazdığında, Prive o hafta hayatında gördüğü en saçma kalabalığı ağırlamıştı.)

Ama şunu söyleyebilirim ki orası bir gey bar. Sosyal piramidin tüm basamaklarındaki geylerin omuz omuza eğlendiği bir gece üssü. Herkesi, her halde, her şekilde orada bulabilirsiniz. Benim kanaatimce müziğinden katılımcılarına, gizemli karanlığından, boğucu sıcaklığına kadar memleket sınırları içindeki en kişilikli yer.

Bu güzide mekanımız şimdi Beyoğlu’nda yeni yerine taşındı. Uzun zamandır da cumartesileri şöyle iyice bir dağıtmadığımız için, erken saate yeni yerde yoklamayı aldırdık. İçerisi izdiham olduğu anda da ışıklar yakıldı ve barı polis bastı. İlk başta rutin polis kontrolü diye düşündük.

Biraz bekledikten sonra fenalık gelip dışarı çıkıldı tabii. Çıkışta kimliklerimize baktılar o kadar.

15 dakika sonra öğrendik ki polis içerideki müşterileri copla ve biber gazıyla tehdit ederek dışarıya çıkarmış.

Barın önünde olayı alkışlarla protesto etmeye çalışan müşteriler tartaklanarak dışarı atılmış. “Sorun nedir?” diye soran bir arkadaşımıza “Sorun sizsiniz?” diyerek yanıt verilmiş. Dışarıdaki kalabalığı İstiklal’e kadar kovalamışlar.

Tüm bunların hepsi burnumuzun dibinde bir barda oluyor. Eğlenmek için dışarı çıkan ve sadece genel olarak ‘gey’ başlığının altında toplayabileceğimiz insanlar ‘sorun’ olarak görülüp, bir bardan coplanarak dışarıya çıkarılıyor.

Yürüyüşe Katıl

Ben bu zamana kadar İstanbul’da yüzlerce kulübe gittim. Polis hiçbir mekanı bu şekilde basıp, insanları coplarla sokağa salmıyor.

27 Haziran’da İstanbul’da gay pride (tüm dünyada her düzenlenen eşcinsel onur günü yürüyüşü) başlıyor.

Ve onun tam bir hafta öncesinde bu şekilde bir baskın, olayın rengini belli ediyor zaten.

Bu aslında 28 Haziran 1969’da New York’ta Stonewall adlı küçük bir gey barı basan polislerle eşcinsellerin çatışmasıyla başlayan ve tüm dünyada eşcinsel hareketin miladı olarak kabul edilen Stonewall olaylarının Türkiye versiyonu işte (şimdi tüm dünyada her yıl milyonlarca kişi Stonewall olaylarının yıldönümünde ‘Eşcinsel onur gününü’ kutluyor.)

İstanbul’un göbeğindeki bu olaylara dur demek için, onlara “biz hâlâ buradayız” demek için, gey olalım ya da olmayalım İstanbul yürüyüşünde yer almalıyız.

Kaynak: Akşam, 19 Haziran 2007

  • Konuyla ilgili haberler:

Polis nereye?

yeni yorum ekle

asıl sorun polis devleti
Submitted by Anonim on Cuma, 22 Haziran, 2007 - 14:25

Yaşanan bu olay farklı olana yapılan muameleden başka bir şey değil. Polis yada devlet aygıtının kolluk güçleri herzaman dili, dini, milleti yada cinsel yaşamı farklı olana karşı böyle kaygısızca şiddet kullanmayı kendilerinde hak görmüşledir.Bu nedenle eşcinsel bir mekanı basan polisin uygulamaları sırf eşçinselliğe indirgenemez.Eşçinsellik önemli bir payedir ama çoğunluktan farkjlı olmak ortak-temel noktadır.Aynı polis sosyalist bir dergiyi yada muhalif bir buroyuda basarken yine küfür eder şiddet kullanır.Hatta hiç bir politik yada karşı duruşu olmayan sıradan bir barı basılırken bile aynı şiddette şahit olmuş biri olarak polisin saldırganlığını tamamen sistemde aygıt olarak nereye düştüğüne bakarak netleştirebiliyorum.

Mücadele net olmalı yapılan bu şiddet teşhir edilmeli, kınanmalı ve şiddet karşısında susmamalıyız.Bu tüm farklı olanlara, bizden-senden-ondan-bundan farklı düşünenlere yada yaşayanlara yapılan şiddetide içermeli ki, şiddet karşısında tavır alırken yalnız kalmayalım. Son çıkan polis kanunuyla zaten rahat olan polis iyice rahatlatıldı, bundan sonraki adımlarda bu kanun deşifre edilmeli ve şiddeti resmi uygulayan bekçi kurum karşısında ortak mücadele edilmelidir.

Temmuz başında yapılacak gay yürüyüşü içinde bence çok iyi çalışılmalı 50-60 kişiden daha kalabalık olamk hedeflenmeli, başka muhallif-sosyalist-anarşist gruptanda destek istenerek, ziyaretler yaparak talepte bulanarak yürüyüş için ciddi emek harcanmalı yoksa küçük olsun benim olsunla bu şiddet döngüsü kırılamaz.

cevapla


Polis Herkesin Polisi Olmalı
Submitted by Anonim on Salı, 19 Haziran, 2007 - 18:10

Eşcinsellere yönelik ayırımcılığın ötesinde bu kin ve düşmanlık neden?

Evet aslında aklımdan geçen ilk soru bu oldu her zamanki gibi. Aslında çok klişe bir soru bu tüm eşcinsellerin bu tip olaylarla karşılaştıklarında kendi kendilerine sorabilecekleri. Bu soruda isyan var, hayıflanma var, şikayet var, başkalarından medet umma var. Ancak birtek şey yok oda çözüm.

Eşcinseller olarak gerek sanal alemde gerekse reel alemde bize yönelik yapılan haksız uygulamalara somut ve gerçek tepkileri omuz omuza göstermek zorundayız! O polis memurları bilmeliler ki onlar bu toplumun bir parçası olan biz eşcinsellerinde polisleri ve maaşlarını bizim ödediğimiz vergilerden alıyorlar!!!

cevapla




Duyuru Listesi

Duyuru listesine kaydolmak için email adresinizi girmeniz yeterli.



Kaos GL - 101


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Google Reklam


LGBT Ünlüler


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Dosya: AşK


Açılmak



Linkler



English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim