Kaos GL Dergi 101




Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Kullanıcı girişi


Bülten


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Açılmak



Gönüllü Aranıyor!


Muhabirimiz olur musun?


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Hukuk Hattı


Radyo Programı


Dosya: AşK


Linkler



Dernek Tüzüğü


Dernek Üyeliği


Reklam


Geriye dönmek çok zor

Mülteciler | Umut Güner

“Cinsel yönelimimizi ve cinsiyet kimliğimizi fark etmemizle başlıyor “artık burada yapamam” hali. Biliyorsun artık, burada yapamazsın, gitmen, uzaklaşman lazım; belki kaçmak zorundasın.” Umut Güner’in kaleminden ‘yersiz yurtsuz’ olma üzerine…

KAOS GL

Umut Güner - 03/07/2007

Cinsel yönelimimizi ve cinsiyet kimliğimizi fark etmemizle başlıyor “artık burada yapamam” hali. Aynı ruh halini yaşayan yüzlerce eşcinsel, biseksüel ve transeksüel bugün büyük şehirlere hapsolmuş bir şekilde yaşıyor. “Burada yapamam” hali göç ettikten sonra “buranın dışında bir yerde yapamam” haline dönüyor. Bu bizi mağdurlaştıran, yalnızlaştıran bir süreç. Eskiden yalnız olma halinin özgürlük zannederdim ama yaşım ilerledikçe yalnız olma halinin başka bir hapis olma hali ile örtüştüğünü görüyorum. Çünkü zorunlu göç sonrası bir sürgün halindeyiz. Geriye dönmek çok zor. Hele travesti ve transeksüeller için geriye dönüş çoğu zaman imkansızlaşabiliyor. Gey ve lezbiyenler ailelerinin “Hadi evlenmiyor musun? Senin yaşındakiler çoluk çocuğa karıştı” baskılarına rağmen aile hasretlerini giderebiliyorlar. Ama bu hasret giderme yabancılaşmanın önüne ne yazık ki geçemiyor. Çoğu zaman ailelerimize yalanlar söylüyoruz. Hiç olmayan sevgililerden bahsediyoruz, evlenmeme gerekçelerimizi sıralıyoruz ve bütün bu süreç bizi biraz daha yersiz yurtsuz yapıyor.

Aslında bütün eşcinseller biraz mülteci. Bu mültecilik halini ne kadar kanıksarsak cinsel yönelimimizi de, cinsiyet kimliğimizi de o kadar uzakta bir yerde kuruyoruz kendimizden. Ve kendine mülteci bireyler oluveriyoruz.

Mülteci olma hali ile eşcinsel olmak hali birbirine çok yakın iki durum ikisinde “aman Allah korusun” diye cümleye başlanır. Peki, Allah mültecileri ve eşcinselleri neden koruyacak? Bizden koruyacak, bizim önyargılarımızdan, ayrımcı tavırlarımızdan ve şiddetimizden Yabancılaştırma baskılarımızdan koruyacak. İşi Allah’a havale etmeden kendi gerçekliğimizle yüzleşmek daha mı zor? Kendi önyargılarımızı yıkmak bu kadar zor mu?

LGBTT mülteciler

Türkiye 1951 Cenevre sözleşmesine coğrafi kısıtlılık koyduğu için doğudan mülteci kabul etmiyor. Bu yüzden mülteciler için Türkiye bir geçiş ülkesi konumu taşıyor. LGBTT mültecilerde Türkiye’de geçiş ülkesi olarak geldiklerin diğer mültecilerin yaşadıkları sorunları yaşıyorlar. Ancak bunun yanında cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri nedeniyle ekstra hem içişleri bakanlığı yetkilileri hem de toplum tarafından ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalabiliyorlar. Örneğin anal muayene zorlayan gey mülteciler, HIV-AIDS testinin zorla yaptırılması gibi zorluklar yaşanıyor. Ayrıca mülteciler için Türkiye’nin muhafazakar 26 kentinde uydu kent olarak nitelendiriyor ve mülteciler bu kentlere gitmek zorunda kalıyor. Türkiyeli eşcinsellerin bile bu kentlerde yaşayamayıp büyük kentlere göç ettiği süreçte mülteci eşcinseller için Türkiye bir cehenneme dönüşebiliyor.

LGBTT mültecilerin yaşadığı diğer bir sorun ise Türkiye’deki LGBTT örgütlerin mültecilere ilişkin politikaları ve hizmetleri olmamasıdır. Bu da LGBTT mültecileri yalnızlaştıran bir sürecin halkasını oluşturuyor.

Mültecilik konusunda toplumun genelinde kendimize baktık da mülteciler mi kaldı? Gibi bir yargı var. Bu yargı biz eşcinsellerin hiç de yabancı olmadığı bir yargı: “bütün sorunları çözdük de sıra eşcinsellerin sorunlarına mı geldi? Aslında egemen olarak farklı addedilen bütün gruplar için benzer tavırlar sergilenebiliyor. Burada önemli olan eşcinsellerin insan hakları mücadelesini veren bizler için bu yargılardan kurtulmak…

Biz LGBTT örgütler olarak politikalarımızı, ürettiğimiz hizmetleri farklı eşcinsel grupları kapsayacak şekilde genişletmeliyiz. Barınma, çalışma, eğitim gibi temel haklar, ayrımcılığa uğramama gibi hakları herkes için istediğimizde ve bu hakların uygulanması konusunda uygulayıcı konumda olduğumuzda daha az ayrımcı davranabiliriz.

Son olarak, Avrupa birliği sürecinde bu durum değişecek ve Türkiye coğrafi çekincelerini kaldırmak zorunda kalacak. Türkiye doğudan da mülteci kabul eden bir ülke haline gelecek. Bu nokta da mülteci eşcinsellerin sorunları ile yakından ilgilenmek ve onların Türkiye toplumuna entegrasyonu konusunda aktif rol üstlenmek zorundayız. LGBTT örgütler olarak LGBTT bireylere yönelik geliştirdiğimiz politika ve hizmetleri mülteci eşcinselleri de kucaklayacak şekilde genişletmeliyiz.

  
  • Konuyla ilgili haberler:

Yersiz yurtsuz eşcinseller

yeni yorum ekle



Sanat Atölyesi


İnsan Hakları Eğitimi




Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



Google Reklam


Kadın Kadına Öykü


LGBT Ünlüler


Muhabirliğe davet


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



İmza Kampanyası



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


Tatile Davet!


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim