Muhabirliğe davet


Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Kullanıcı girişi


Bülten


Muhabirimiz olur musun?


Gönüllü Aranıyor!


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Hukuk Hattı


Radyo Programı


Dernek Tüzüğü


Dernek Üyeliği


Reklam


Jack Kerouac yeniden ve sansürsüz

LGBT Kitaplık

Beat kuşağının isim babası ve önde gelen yazarı Jack Kerouac'ın kendisinden sonra gelen kuşakları da derinden etkileyen başyapıtı 'On the Road' (Yolda) romanı ABD'de orijinal haliyle sansürsüz yayımlanıyor.

KAOS GL

Osman Çakmakçı

Jack Kerouac, 20. yüzyılın en önemli kitaplarından biri olan, Bob Dylan'dan Hanif Kureishi'ye birçok yazarı, sanatçıyı ve müzisyeni, kendisininkiyle birlikte birkaç kuşağı derinden etkileyen başyapıtı 'On the Road'u sadece üç haftada yazmıştı. Hem de ne yazmak! Bunun üretilmiş bir mit olduğunu düşünebilirsiniz, ama hiç de değil. Kitabın yazılışı 1951'de yani Kerouac 29 yaşındayken bitmişti, ama yayına hazırlanması tamı tamına altı yıl sürmüştü. 1957'de yayımlanan roman, İngiliz The Independent gazetesinin haberine göre yayımlanmasının 50. yılında bu kez kesintisiz ve Kerouac'ın eski daktilosunda yazdığı haliyle ABD'de yeniden yayımlanacak.

Kerouac'ın Amerika'yı baştan başa birkaç kez kat ederek, yollarda yaşadığı serüvenleri anlatan bu yarı otobiyografik romanın eşcinsellik ve uyuşturucudan söz eden bölümleri yoğun bir sansüre uğramıştı. Yani ülkemizde de Kıyı Yayınları'ndan çıkan bu romanı (piyasada bulamazsınız; yıllar var ki ikinci baskısını bekliyoruz) aslında editörlerin müdahaleleriyle neredeyse katledilmiş versiyonundan okumuştuk.

Kerouac bu kitabında, daha sonra Amerikan, hatta dünya şiirine ve edebiyatına damgasını vuracak olan, 'Beat kuşağı' olarak adlandırılan Allen Ginsberg, William Burroughs, Neal Cassady gibi arkadaşlarıyla yaşadıklarını anlatıyor. Birlikte mistik bir ışık ve aydınlanış peşinde koşuyorlar, 1950'lerin ilerlemeci ama bir o kadar da 'maddeci' Amerikan toplumunda bir 'arınma' arıyorlardı. Yeni baskının bir özelliği de sonradan her biri ünlü bir yazar olan arkadaşlarının gerçek isimleriyle yer alacak olması.

Ancak Beat kuşağını doğuran ve bütün bir kuşağı bilinçakışı yöntemiyle özgürleştirerek içlerinden geldiği gibi, kendilerini sınırlandırmadan, adeta hislerini kâğıda olduğu gibi bütün enerjisiyle birlikte yansıtmaya sevk eden bu kitabın yayınlandığı tarihten bu yana edebi niteliği üzerine başlayan tartışmalar günümüze kadar sürdü. Ünlü Amerikalı yazar Truman Capote, "Bu yazmak değil, daktilo etmek" diyerek kitabın edebi niteliğinden duyduğu kuşkuyu ortaya koyarken, günümüzün ünlü aykırı yazarı Hanif Kureishi, kitabın dünyaya bakışını değiştirdiğini, kendisini her zaman yeni şeyler yaşamaya, deneyimi kutsamaya yönelttiğini söyleyerek adeta romana olan borcunu ödüyor.

Tartışmalar bir yana, kitabın yaptığı etkiden kuşku duymak olanaksız. Zira yayımlandığından bu yana 5 milyon adet satılan kitap çok satanlardan biri haline geldi. Jack Kerouac, Nisan 1951'de üç hafta süren bir yaratıcılık patlaması döneminde, kahve ile kendini zinde ve ayık tutmaya çalışarak yazmıştı kitabı. Öyle ayrı ayrı kağıtlara da değil. Metrelerce uzunluğundaki rulo kâğıtlara, masanın başından hiç kalkmadan, yazmaya hiç ara vermeden, paragraf bile açmadan. Olduğu gibi, bir ırmağın akışı gibi.

Bir haber daha. 'Yolda', Francis Ford Coppola'nın yapımcılığında yönetmen Walter Salles tarafından sinemaya da aktarılacak.

Kaynak: Radikal, 2 Ağustos 2007

yeni yorum ekle



Duyuru Listesi

Duyuru listesine kaydolmak için email adresinizi girmeniz yeterli.



Kaos GL - 101


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Google Reklam


LGBT Ünlüler


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Dosya: AşK


Açılmak



Linkler



English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim