Muhabirliğe davet


Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Kullanıcı girişi


Bülten


Muhabirimiz olur musun?


Gönüllü Aranıyor!


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Hukuk Hattı


Radyo Programı


Dernek Tüzüğü


Dernek Üyeliği


Reklam


Gidenin ardından

Aşk | Erkek Erkeğe | İsmail Alacaoğlu

“Şimdi kendini kocaman bir boşluğun içinde hissetsen de, özlesen de onu hala dilinin söylediğinin aksine, ağlıyor olsan da hala zaman zaman bitti artık demene rağmen, haksızlığa uğramış gibi hissetsen de kendini ve kalan olmak bu ayrılıkta acıtsa da içini, ne kadar samimi yaşadığını aşkını, ne kadar kendin olduğunu ve ne kadar derin duygular hissettiğini ona hatırla. Sen sadece sevdin; tüm içtenliğinle, tüm samimiyetinle.” Bir bitişin ardından yazılanlar… İsmail Alacaoğlu’nun kaleminden.

KAOS GL - 21/11/2007

İsmail Alacaoğlu - Ankara

Biliyorum nasıl bir boşluk hissettiğini içinde. Öyle bir boşluk ki; kurduğun tüm cümleler, sarf edilen tüm sözler dolduramazken içini, bir yandan da bir tek sen bile sığamıyorsun içine. Bir sığabilsen zaten, kapanıp gidecek o boşluk biliyorsun. O zaman ne bu uykusuz geçen gece yarısı saatleri kalacak sana, ne bu dört duvar gelecek üzerine. Bir sığdırabilsen kendini o boşluğa, bu alakasız şarkıların alakasız sözleri de dokunmayacak sana. Belki uzak durman lazım bir süreliğine içinden aşk geçen, her bir satırı ayrılıkla dolu şarkılardan. Hele ki onunla birlikte sevip dinlediğiniz şarkılardan. Adını koymuş olmasanız da “bizim şarkımız” diye, biliyorsun daha bir dokunur insana. Tamam, ne desem boş, akıl vermek kolaydır her zaman. Üstelik benim kadar iyi biliyorsun diyeceklerimi sana. Zaman gerektiğini, kapanması için o boşluğun. Benim kurduğum her bir cümlenin senin kafanı ne kadar karıştırdığını da biliyorum, hele biri ak derken hemen ardından kara diyen cümlelerim. Ne diyeceğimi şaşırdım ben de aslında... Zihnin de karışık anlayacağın, kalbin gibi. Sanma ki ben mantık abidesiyim, sanma ki anlamam halden, kalbin kadar derin hissedemesem de bilirim yine de içindeki boşluğun seni nasıl acıttığını. Yalnızlık zor bilirim; bilirim, çünkü en çok beni etkiler. Yalnız olunca sen, bana daha fazla bir iş düşer, günüm uzar, gecemle karışır. Daha bir yorulurum işin gerçeği. Aslında trajik de bir durum var ortada: Senin içindeki boşluk O’nun yokluğundan, bendeki bu yorgunluk O’nun varlığından... İyi de bu kadar mı olur bir insan bir insanın zihninde, bu kadar mı çok yer kaplar. Birkaç ay öncesinde baharmış gibi hissederken ve huzurlu bir şekilde dinleniyorken farkındaydım onu ne kadar sevdiğinin. Duymamak mümkün müydü kalbinin atışındaki hız artışını onu gördüğünden. Biliyordum sevdiğini, biliyordum da bu kadar çok olduğunu değil. Gidişiyle böylesine bir boşluğun içine düşeceğini ve bir o kadar yorulacağımı tahmin etmemiştim. Biliyordum seni ne kadar sevdiğini, gözlerine nasıl baktığını, dizinin dibinde otururken ellerini nasıl sıkı sıkı tuttuğunu. Tabi sen de ummadın böyle bir şey; ummadığın için koruma gereği de duymadın kendini. Bırakıverdin, aktın gittin. Haksız da değildin hani. Ben bile bir ara tartarken eğrisiyle doğrusunu, tamam demiştim bu o, daha ne olsun. İşte ondan dinlenmeye aldım kendimi, sen götürürsün bundan sonrasını diye. Zaman zaman müdahale edeyim dedim ama sen susturdun beni. Bilseydim bu kadar başıboş bırakmazdım seni diyeceğim ama faydasız. Sonuçta mutluydun, bir arkadaşının dediği gibi: yaşadığın süre değil aslolan, paylaştıklarının yoğunluğu. Kulakları çınlasın! Doğru söylemiş, belki kendi deneyimlerinden çıkarak yola. İşte ben de o yüzden karışmadım pek, bıraktım mutlu ol diye seni onunla ve kendinle. Şimdi kendini kocaman bir boşluğun içinde hissetsen de, özlesen de onu hala dilinin söylediğinin aksine, ağlıyor olsan da hala zaman zaman bitti artık demene rağmen, haksızlığa uğramış gibi hissetsen de kendini ve kalan olmak bu ayrılıkta acıtsa da içini, ne kadar samimi yaşadığını aşkını, ne kadar kendin olduğunu ve ne kadar derin duygular hissettiğini ona hatırla. Sen sadece sevdin; tüm içtenliğinle, tüm samimiyetinle. Hem sevildin de aynı şekilde. Şimdi hissettiğin bu boşluk böylesine büyük olmasına karşın öyle olağan öyle anlamlı ki. O, öyle bir içindeydi ki senin, öyle sen olmuştu ki; ondan bu boşluk çıkıp gitmesinin ardından. Sadece giden o değil ki üstelik senden de bir şeyler gitti beraberinde. Şimdi zaman sadece tek ihtiyacın olan.

Zihninden kalbine sevgilerle...

  • Yazarımızın diğer yazıları

İsveçli belediyeler sınıfta kaldı

“Dilimin ucunda kelimeler”

Strasbourg’da eşcinsel hakları konuşuldu

2007 İnsan Hakları Raporu’na hazırlık

Kaos GL 2006 Swiss Pride’daydı

ILGA 23. Dünya Konferansı

yeni yorum ekle



Duyuru Listesi

Duyuru listesine kaydolmak için email adresinizi girmeniz yeterli.



Kaos GL - 101


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Google Reklam


LGBT Ünlüler


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Dosya: AşK


Açılmak



Linkler



English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim