Haftanın Şugarı

"İnsan hakları meselesi kolay hallolur diye düşünüyorsanız ben de size 'Önce eşcinsellerin problemlerini halletmeliyiz. Hani şu yoklarmış gibi saydıklarımızın' derim. Bana göre asıl bölücü olan eşcinselleri saymayanlar. Bunun başörtüsünden ne farkı var ki! Başörtülüler üniversiteye giremiyor. Eşcinseller ise hiçbir yere. İş bulamıyorlar, onlara yaratık gözüyle bakılıyor, arkadaşlık etmek bile ayıp karşılanıyor"

  • 2 sene öncesinin Hormonlu Domates sahibi Hülya Avşar günah çıkartıyor.

Diğer Şugarlar



Bize yazın!


Danışma Hattı




Kullanıcı girişi


Bülten


Muhabirimiz olur musun?


Gönüllü Aranıyor!


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Hukuk Hattı


Radyo Programı


Homofobi Karşıtı Buluşma-2007


Dernek Tüzüğü


Dernek Üyeliği


Reklam


Kaygılıyız!

Ahlak | Feminizm

“‘Genel Ahlak’, ‘Adet’, ‘Adab’, ‘Örf’ gibi muğlak ve göreli kavramların anayasada yeri yoktur ve temel hakların tanımlanmasında ölçüt oluşturmamaları gerekir. Anayasa’da kılık kıyafet konusunda bu tip kavramlarla ahlak ölçütü getirilmeye çalışılıyor olmasını Anayasa Kadın Platformu üyesi 200 kadın örgütü olarak kabul etmiyoruz!” Platform’un açıklamasını okumak için…

KAOS GL - 24/01/2008

Anayasa Kadın Platformu

Geçtiğimiz günlerde, Anayasa’nın “Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi” başlıklı 42. maddesine kimi gazetelerde “ceza hukuku ve genel ahlaka aykırı olmamak kaydı ile hiç kimse kılık kıyafetinden dolayı yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamaz”, kimisindeyse “ceza hukuku ile genel ahlaka, örf ve adetlere aykırı olmamak şartıyla….” cümlesinin ekleneceğine dair çıkan haberler bizi kaygılandırıyor.

Hükümet tarafından bir grup akademisyene hazırlatılan Anayasa Taslağı, dernek kurma, ifade, toplantı, gösteri ve yürüyüş düzenleme, konut dokunulmazlığı başta olmak üzere, temel hakların tamamına yakınını “genel ahlak” gerekçesiyle sınırlandıran maddeler içermekteydi. Anayasa Kadın Platformu olarak bu taslağa ilişkin yapmış olduğumuz çalışma sonucunda “genel ahlak” kriteri çerçevesinde sınırlandırılma içeren dokuz maddeye ilişkin olarak aşağıdaki talebi kamuoyuna ve Hükümete iletmiştik, tekrar hatırlatıyoruz:

“Temel hak ve özgürlükler “genel ahlak”, “milli güvenlik”, “kamu düzeni” gibi soyut ve keyfi, içeriği kişiden kişiye, zamandan zamana değişen gerekçelerle sınırlandırılmamalıdır. Dolayısıyla, taslağın bu maddelerindeki bu ifadeler çıkarılmalıdır.”

“Genel Ahlak”, “adet”, “edep”, “örf” gibi muğlak ve göreli kavramlar, temel hakların kısıtlanması için ölçüt olamazlar. Tarih, yasa uygulayıcıların bu kavramları özellikle kadınları mağdur edecek şekilde nasıl yorumladığına dair birçok önemli örnekle doludur. Kadınlara uygulanan şiddet ve haksızlıklar birçok zaman “ahlak, edep veya namus” üzerinden meşrulaştırılmıştır. Son yıllarda alabildiğine artan kadın cinayetlerinde, “dar kot pantolon, beyaz tayt giydi, göbeğine piercing taktı”, vb. gerekçelerle yargı sisteminin, kadınları öldüren erkeklere, kadınların kıyafetleri üzerinden “haksız tahrik” indirimleri yapması, kadınları bekleyen tehlikenin ne denli somut ve yakıcı olduğunun kanıtıdır. En yakın örnek, Yargıtay’ın iki yıl birlikte yaşadıktan sonra ayrılan erkeğin kadına aldığı evi geri istemek üzere açtığı davada “Gayri ahlaki bir amacı sağlamak için verilen şeylerin geri alınması mümkün değildir” kararıyla, belli bir süre evlenmeden beraber yaşayan insanları “ahlaksız” yerine koymasıyla somutlaşmıştır. “Genel Ahlak” gibi içeriği son derece belirsiz kavramlar, daima kadınları, onların bedenlerini ve hayatlarını denetim ve baskı altında tutmak için kullanılmaktadır.

Anayasa’ya böyle bir düzenlemenin girmesiyle, iktidarların, kamu daireleri, üniversiteler ve benzeri birçok kurumu da kapsayacak şekilde, kadınların bluzlarının kol uzunluğundan, etek boyuna ve çorap rengine, hemşire önlüklerinin düğme aralıklarına kadar, kadınların kılık kıyafetine dair her şeyi düzenleyen yasa ve yönetmelikler çıkarılmasının önü açılmış olacaktır.

Bir sorunu çözmeye çalışırken, Anayasa’ya yepyeni sorunlara yol açacak, muğlak ve göreli kriterler içeren hükümler koymak yanlıştır. Aksi takdirde herhangi bir sorun çözülmeyeceği gibi, keyfi yorumlara açık olan “genel ahlak” gibi kriterlerle yeni sorunlar yaratılacak ve kadın-erkek herkesin özgürlükleri tehlikeye girecektir. Kılık kıyafet düzenlemeleri yönetmeliklerle düzenlenen konulardır ve çözüm zemini Anayasa değildir.

Türkiye’nin 50’den fazla ilinde örgütlü 200’den fazla kadın kuruluşunun üye olduğu, dolayısıyla milyonlarca kadını temsil eden ve kadın bedeni üzerinden siyaset yapılmasını reddeden Anayasa Kadın Platformu olarak Ekim ayından beri dile getirdiğimiz bu taleplerimizin dikkate alınmasını beklerken, kılık kıyafete de bir ahlak ölçütü getirilmeye çalışılıyor olmasını kabul etmemiz mümkün değildir.

Anayasa Kadın Platformu

yeni yorum ekle

Batının ahlaksızlığı
Submitted by Anonim on Perşembe, 24 Ocak, 2008 - 23:32

Batının ahlaksızlığını aldık diyebilen bir başbakan var Türkiye’de... Artık bu iktidarın Türkiye’yi İslamlaştırmaya doğru götürdüğünü görmemek için kör olmak lazım... Anayasal düzende eşcinsellerin ayrımcılığının tanınması istemine müstehzi bir şekilde belki 100 sene sonra olur diyen Mir Fırat’ın, batının ahlaksızlığını aldık diyen başbakanın kabinesine liberaller neden hala destek veriyor anlayabilmiş değilim. O cepheden göstermelik sadece Ali Bayramoğlu’nun olması yeterli mi? İslam’ın oldukça gerici yorumlanabildiğinde hayatimizi nasıl bir zindana çevirebileceğini bilmiyor musunuz? bu bastaki adamlar, ince bıyıklarında hep ayni pişkin gülümseme ile Bush’dan icazet alıyorlar. kapalı kapılar ardında her türlü pazarlık... Eşcinsel düşmanlarından oluşuyor bu kabine... Eşcinsellerin kurtuluşu ancak laik bir düzende olur bunu unutmamak lazım... Türkiye’nin şeriat devleti olmasına HAYIR diyoruz!!!

cevapla


Buluşma 2008



Google Reklam




Kaos GL - 100


Dergi Satış Noktaları


Haftanın Madisi

“Kadına bakış açısı artık çok ib..leşti. Kadına erkekçe bakan kalmadı. Bu yeni bakış açısı kadının güzelliğini gölgeliyor, azaltıyor. Ve bu yeni bakış açısına ben ‘ib..ce bakış açısı’ diyorum. (Öğrencilerden birinin “Neden geyce değil?” sorusuna) Ben gey demek istemiyorum. Çünkü geyce demek kavram kargaşasına neden oluyor. Gey dendiği zaman ‘Ay ne şeker’ diyorlar. ‘Arkadaşın gey mi?’ diye soruyorsunuz ‘Aa evet’ cevabı geliyor. ‘Arkadaşın homoseksüel mi?’ sorusuna burun kıvırıyorlar. ‘Arkadaşın ib.. mi?’ diye soruyorsun ‘Asla’ diye bağırıyorlar. Üçü de aynı yere çıkıyor. Ama kavramların içi boş. Ben ib..ce diyerek, bu bakış açısının kadını çirkinleştirdiğine daha iyi vurgu yapıyorum.”

  • Gülümseyin lütfen… Okan Bayülgen fotoğraf çekiyor.

Diğer Madiler



Makale


Kampüs Ağı


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


LGBT Söyleşi


LGBT Ünlüler


Duyuru Listesi

Duyuru listesine kaydolmak için email adresinizi girmeniz yeterli.



Dosya: AşK


Açılmak



Linkler



English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim