Muhabirliğe davet


Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Kullanıcı girişi


Bülten


Muhabirimiz olur musun?


Gönüllü Aranıyor!


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Hukuk Hattı


Radyo Programı


Dernek Tüzüğü


Dernek Üyeliği


Reklam


Türkiye’de homofobi oranı yüzde 88 mi?

Homofobi

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırma Merkezi'nin yaptığı 'Türkiye Değerler Araştırması' çarpıcı sonuçlar içeriyor. Ankete yanıt verenlerin %88’i eşcinsel bir komşu istemediğini belirtirken dörtte üçü aile reisinin erkek olması gerektiği görüşünde. Araştırma Türk halkının homofobik ve cinsiyetçi yüzünü de gösteriyor.

KAOS GL - 08/02/2008

Toplumların zaman içindeki değişimini takip eden en geniş kapsamlı araştırmaya göre Türkiye mutluluk ve maddi tatmin oranı artan, 'kendine güvensiz' bir ülke!

‘Dünya Değerler Araştırmaları’ 1981 yılında dünyanın birçok ülkesinde başlayan bir proje. Toplumların zaman içindeki değişimi karşılaştırmalı olarak araştırılıyor. Türkiye bu projeye 1990 yılında katıldı. 1996, 1997, 2000 ve 2001 yıllarında araştırmalar yapıldı. Son olarak 2007 yılında 41 ilde 1579 kişiyle yüz yüze görüşülerek 'Türkiye Değerler Araştırması' gerçekleştirildi. Ayrıca buna paralel olarak da 'Elitler Araştırması' yürütüldü. Bu kapsamda da medya elitleriyle 226, 22'nci dönem milletvekilleriyle de 148 kez yüz yüze görüşüldü.

Bahçeşehir Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esmer, koordine ettiği bu araştırmanın sonuçlarını Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin (Betam) açılışında açıkladı.

Eşcinsel komşu istemeyiz

Yapılan araştırmada 'Nasıl bir komşu istemezsiniz?' sorusuna verilen yanıtlar bir hayli düşündürücü. Yüzde 88'i eşcinselleri komşu olarak istemiyor. En basit açıklama ile buna göre, Türkiye’de yaşayan 70 milyon insanın 60 milyona yakını homofobik! Ankete yanıt verenlerin yüzde 65'i 'nikâhsız yaşayan çiftleri', yüzde 63'ü 'tanrıya inanmayanları', yüzde 30'u 'oruç tutmayanları', yüzde 25'i 'başka anadili olanı', yüzde 9'uysa 'tesettürlüyü' komşu olarak istemiyor.

Yabancıya güven oranı düşük

Halkın yüzde 44'ü yabancı milletlerden insanlara 'pek güvenmezken', yüzde 29'u hiç güvenmiyor. Aktif siyasal katılım, özgürlükler, demokratik değerler, tolerans gibi alanlarda yer yer gerileme söz konusu. 'Ben kesinlikle siyasal görüş bildiren bir toplu dilekçeye imza atmam' diyenler 1990-2001 arasındaki araştırmada yüzde 45 civarındayken, 2007'de bu oran yüzde 53. Kurumlara güven araştırmasında ise ordu ilk sırayı aldı. Yüzde 74'ü en çok orduya güvendiğini söyledi. Bunu sosyal güvenlik kurumları, sağlık kurumları, Anayasa Mahkemesi, mahkemeler, üniversiteler, polis, din adamları izledi. En güvenilmeyen kurumsa yüzde 70'le IMF. Bunu basın, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, televizyon, siyasi partiler, işçi sendikaları ve büyük şirketler izliyor. İfade özgürlüğüne verilen önemse gerilemiş.

Türk olmaktan gurur duyanların oranı %90

Araştırmada 'Türk olmaktan ne kadar gurur duyulduğu' da soruldu. Yüzde 77'si 'son derece', yüzde 14'i 'oldukça' derken yüzde 6'sı Türk olmadığını, yüzde 3'ü 'pek gurur duymadığını' söyledi. Yüzde 1'inin cevabı da 'hiç gurur duymuyorum' oldu. Araştırmaya katılanların dini davranış oranları şöyle: Yüzde 89'u oruç tutuyor, yüzde 47'si her gün namaz kılıyor, yüzde 75'i son bayramda namaz kılmış, yüzde 63'ü haftada bir kere camiye gidiyor. Yüzde 61'i başörtülü.

Erkekler çokeşli olabilir!

Ürkütücü sonuçlar bunlarla da bitmiyor: Türk halkının dörtte üçü aile reisinin erkek olması gerektiği görüşünde. Onda biri erkeğin çokeşli olabilmesini onaylıyor. Üçte ikiye yakını kadının kocasına itaat etmesini uygun buluyor. 'Kadın bazen kocasından dayağı hak edebilir' diyenler ise beşte bire yaklaşıyor.

Araştırma koordinatörü Prof. Dr. Yılmaz Esmer ortaya çıkan Türkiye tablosunu şöyle çizdi: "Türkiye düşük güvenli bir toplum. Bizi Batı Avrupa'dan ayıran en önemli farklılıklarımızsa dinin bizim için çok önemli olması, kadın-erkek ilişkilerine bakış açımız ve kadının toplumdaki rolü, aktif siyasete katılımla özgürlüklere, demokratik değerlere ve toleransa yaklaşımımız. Ayrıca kişiler arası güvensizlik." (BS)

Mutluluk artıyor

2001 yılında bir ara en düşük değere inen mutluluk düzeyi, 2007 yılında yeniden tırmanmış, mutsuzluk düzeyi azalmış.

Maddi durum nasıl?

2000'li yıllarda yine en düşük değerine inen maddi durumdan tatmin düzeyi 2007 yılında yükselerek zirveye ulaşmış.

Aile yapısı tutucu

2007 yılında Türk ailesinde yine erkek egemen değerler hâkim. Aile reisi erkek. Beş kişiden birine göre kadın dövülebilir.

Vatandaşsan yasaya uyacaksın

Ne doğum yeri ne de atalar. Vatandaşlık bağında en önemli kriter, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uymak.

Kaynak: Radikal, Zaman, 8 Ocak 2008

yeni yorum ekle

Rakamlar
Submitted by Anonim on Cuma, 15 Şubat, 2008 - 20:08

bir cahil meclisinde, adamin biri " diyorlar ki 20 milyon kurt varmis, 20 milyonda alevi, ee bu ulkede turk sayisi 30 milyon mu?" diye soruyordu, geriside "coh haklisin yavvv" diye onayliyordu. komedi ha? bilemiyorum bu rakamlarin hepsi ne veriyor toplamda amerikada gunduz gayet iyi gorunen genclik geceleri sokaklarda gay avina cikiyor halen. gaylerin gettolarda yasamasi istekden degil mecburiyetten. Turkiyede insanlar sarhos olursa nara atar, bagirirlar geceleri ama amerikada gencler en guvenilir sehirde bile sarhos alduguklarinda "fagot, fagot" diye bagiryorlar. toplum analizi zor bence anketlerde pek aciklayici degil

cevapla




Duyuru Listesi

Duyuru listesine kaydolmak için email adresinizi girmeniz yeterli.



Kaos GL - 101


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Google Reklam


LGBT Ünlüler


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Dosya: AşK


Açılmak



Linkler



English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim