Kaos GL Dergi 103




Kullanıcı girişi


Dergi Satış Noktaları


Haftanın Şugarı

"İnsan hakları meselesi kolay hallolur diye düşünüyorsanız ben de size 'Önce eşcinsellerin problemlerini halletmeliyiz. Hani şu yoklarmış gibi saydıklarımızın' derim. Bana göre asıl bölücü olan eşcinselleri saymayanlar. Bunun başörtüsünden ne farkı var ki! Başörtülüler üniversiteye giremiyor. Eşcinseller ise hiçbir yere. İş bulamıyorlar, onlara yaratık gözüyle bakılıyor, arkadaşlık etmek bile ayıp karşılanıyor"

  • 2 sene öncesinin Hormonlu Domates sahibi Hülya Avşar günah çıkartıyor.

Diğer Şugarlar



Bize yazın!


Danışma Hattı




Hukuk Hattı


Kaos GL Kitaplığı


İşçi Ağı


Açılmak



Dernek Üyeliği


Gönüllü Aranıyor!


Kadın Kadına Öykü


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



1968 Sen Nelere Kadirsin...

Bawer Çakır | Tarihçe

Hepimiz “hâlâ” bu dünyanın değişeceğine inanıyor, örgütleniyor, görünür olmaya çalışıyoruz... Ve Judy Garland’ın “Somewhere Over the Rainbow” şarkısında bahsettiği “o yerde” buluşup özgürce dans edeceğimiz günleri bekliyoruz.

KAOS GL 17/06/2008

Bawer Çakır, İstanbul

Bundan tam 40 yıl önce dünya özgürlük şarkılarıyla dans ediyor, kaldırımların altındaki kumsallarda güneşlenmek isteyen gençlerin ışığıyla aydınlanıyordu.

Siyaset, müzik, edebiyat, sinema... Kısacası hayatın her metrekaresi bu özgürlükçü dalgadan nasibini almış, her şey ve herkes yüzünü bu hayale çevirmişti. Herkesin fikri aynıydı: Devrim hiç bu kadar sıcak hissedilmemişti. Bir daha da bu kadar yakından geçeceği meçhuldü.

O tarihe kadar kapalı mekanlardan dışarı seslerini ve varoluşlarını sokağa taşıyamayan lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüeller için bundan daha uygun bir zaman, daha müsait bir dünya olamayacağı aşikardı. Ya şimdi ya hiçbir zamandı. Tercih “Ya şimdi”den yana kullanıldı.

1968 Haziran’ının üstünden bir yıl geçmişti. New York’taki küçük bir kulüp bir süredir sokakta görünmeyen, iş yerinde “olmayan”, ailelerde “bulunmayan” insanların, ağırlığını travesti ve transseksüellerin oluşturduğu topluluğun sıklıkla gittiği bir yer olmuştu. “Stonewall Inn” adlı bu kulüp ‘68’in rüzgarıyla kitlesel eylemlerde haklarından söz edilen, ancak sosyal hayatta kendilerine söz üretecek bir alan verilmeyen insanlar için yepyeni bir çağın başlangıcı olacaktı.

Ama henüz kimsenin haberi yoktu. Bar sakinlerinin bile...

“Ay Yeter!”

Bu kulüpte “ters” bir şeyler olduğunu fark eden polisin sıklıkla baskın yapmaya, içerdeki insanlara şiddet uygulamaya, herkesten haraç toplamaya başlamıştı.

Kulübe eğlenmek, birkaç kadeh içki içmek, yeni birileriyle tanışmak ya da günün stresini atıp bir iki arkadaşla sohbet etmek için gelen insanların bir noktadan sonra “daraltmaya” başlamıştı.

Ve tarihler 29 Haziran 1969 gecesini gösterdiğinde “Ay Yeter!” diyen bir ses elindeki içki şişesini baskın yapan polislere fırlattı.

Marcha P. Johnson adlı travestinin şişesi polisin başına isabet ettiğinde barda bulunanlar için “harekete geçme” vakti gelmişti.

O akşam kaldırım taşlarında kumsal arayanların şarkıları 69 yazında New York’taki bir kulüpte yüksek sesle söylenir olmuştu. Tek bir farkla: kumsal kaldırım taşlarının altında değildi bu sefer, kulübün kapısının ardındaydı...

“Huzur içinde yat Judy”

Sokağa taşan çatışma 4 gün sürdü. New Yorklu lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüeller belki de ilk kez varoluşlarıyla ilgili bir direniş gösteriyorlar, baskılara karşı mücadele ediyorlardı. Bu “kırılma noktası” pek tabii ki 68’in özgürlükçü ve direnişçi rüzgarından kaynaklanıyordu. O gün belki de gelmiş geçmiş en büyük lgbtt ikonu Judy Garland’ın ölümü bu olayın ateşini yakmıştı.

“Ebedi annelerini” kaybetmenin verdiği üzüntü yerini kızgınlığa bırakmış, polisi bardan atan öfke kapısına kurduğu barikatların ardından özgürlükleri için direnişe geçmelerine sebep olmuştu. Dört günlük çatışma sonunda baskıncı polisler geri çekildi. Stonewall Inn’deki kalabalık artık sokaktaydı. Sokak ilk kez onlarındı. Marcha ve arkadaşları farkında mıydılar bilmiyorum ama o gün tüm dünyada nefes alıp veren milyonlarca LGBTT için tarihe kalpleri kadar temiz bir sayfa açmışlardı.

28 Haziran 1969’dan 2008’in Haziran’ına...

Stonewall Olaylarının ardından dünya yepyeni bir özgürlük mücadelesinin etkisine giriyordu. Önceleri Eşcinsel Hareketi olarak adlandırılan, ancak yakın zamanda tüm kimlikleri sahiplenmek ve görünür kılmak için LGBTT Hareketi (hatta LGBTTQI)* olarak anılan bu mücadele elbette ki ilk zamanlarında anlaşılmadı, duyulmadı, hatta ciddiye dahi alınmadı. Ancak 69 Haziran’ındaki direnişçiliğini bir haklı bir inada dönüştüren LGBTTler kararlıydı: dünya onların da haklarına saygı duyacak, toplumsal barışın gerekliliklerinden birinin de kendi haklarını kazanmaları olduğuna ikna olacaktı.

Homofobi ve transfobi cinsiyetçi, faşist, militarist zehirle birlikte büyüdükçe büyüdü. Ancak bu negatif yayılma karşısında sabırlı ve dönüştürücü bir direnç buldu her seferinde. Cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği nedeniyle şiddet gören, dışlanan, işten atılan, evden kovulan, ve hatta öldürülen insanlar yüzlerini umuda dönmüş, sabır tesbihlerini çekiyor ve bıkıp usanmadan (arada ay! dediklerini hesaba katalım lütfen) anlatıyor, tartışıyor, sokaklarda, okullarda, iş yerlerinde görünür olmaya başlıyorlardı.

Yumurta kırılmadan omlet olmaz diyenlerin kabuk sesleri sadece Avrupa ve Amerika’da değil, dünya denen kürenin her yerinde yankılanıyordu: LGBTTler vardı.

Gökkuşağının altında bir yerde...

Hâlâ da varlar. Kimimiz görece rahatız, kimimiz hala homofobi ve transfobiden kaynaklı sıkıntılar yaşıyoruz.

Hâlâ içlerinde Türkiye’nin de olduğu bir çok ülke yasalarında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinden bahseden maddelere yer vermiyor. Hala bir çok işyerinden atılıyoruz, eğitim hakkından yararlanamıyoruz, derneklerimiz kapatılıyor, yürüyüşlerimize saldırılar oluyor ve burada yazmakla bitmeyecek sayısız olumsuzluk yaşıyoruz.

Ama hepimiz “hâlâ” bu dünyanın değişeceğine inanıyor, haklarımız için örgütleniyor, her alanda görünür olmaya çalışıyoruz...

Ve Judy Garland’ın “Somewhere Over the Rainbow” şarkısında bahsettiği “o yerde” buluşup özgürce dans edeceğimiz günleri bekliyoruz.

Ve ben susuyorum, 29 Haziran Pazar günü İstiklal Caddesi’nden geçecek gökkuşağına ithafen Judy Garland söylüyor;

"Gökkuşağının ötesinde bir yerlerde serçeler uçar

Ve düşleyebildiğin tüm hayalleri ah neden

Neden gerçekleştirmeyeyim ki ben...”

  • İnterseksüel: Cinsiyetler arası, çift cinsiyetli

Kaynak: BİA, 14 Haziran 2008

yeni yorum ekle

katıl (MA) k
Submitted by Anonim on Çarşamba, 18 Haziran, 2008 - 20:27

yaa hep katılıyozda bı işe yaradıgını hala görmedım. hep izliyorlar. hep ecek acaklı konusuyrlar. daha bı ıcraat yok .askerler dın adamları bıle evlendıı. türkiyede bırak evlenmeyı daha kendı haklarımız bıle yokkk. eşitlikse bu, yuh bunun eşitliğineee:@

cevapla


yok saydığımız insanlar
Submitted by Anonim on Çarşamba, 18 Haziran, 2008 - 12:06

İnsan oğlu tarih boyu yer yüzünde nedensiz olaylardan dolayı ne harplar ve kullar hakkında zülümler etmiş bu bir tarih gerçeğidir... Ne insanlar öldürülmüş sadece benim böyle bir düşüncem var diye... Şu dönemdeki insanlar tarihi okuyup ders almış ama malesef bazıları halen tarihin yaptığı o büyük hataları tekrarlamaya devam ediyor. Tarih boyu onları yok saydık.ancak gördüğümüzdede yer yüzünden yok etdik onları sadece farklı olduklarından dolayı. Onlar da bir anaden doğdular uzaylı değillerdi ama doğduklarına pişman etdik onları. Sonuçta bir hasta denile bilirdi onlara ama hiçbir insan oğlu onları suçlu hitab edemez. lakin artık ilim de onları hasta saymıyor. bu bir doğadan gelen bir şey. İranda yok denilen eşcinseller tüm dünyaya seslenip ve yardım bekliyorlar. lütfen insani hakları bizim üzerimizdede yayın çünkü bizde her insan gibi bir kalbe sahibiz ve düşüncelerimiz farklı çünkü bu yok denilen insanlardan biriyiz. ben de bir eşcinsel dünyaya geldim. yaşadım ve gördüm eşcinselin ne olduğunu. Aliriza.a.a. iran. urumiye

cevapla


bu kez katılacağım
Submitted by Anonim on Salı, 17 Haziran, 2008 - 19:37

Hep katılmıyordum sadece cafe camalrından seyrediyordum ama bu yıl katılacam yüzümü saklamak zorunda olsam bile...........

cevapla


Anket - Dergi&Web



Sağlık Çalışanları Anketi


KKM - Kasım 08




50/50 Eşitlik



Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



Google Reklam


LGBT Ünlüler


LGBT Söyleşi


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



Kampüs Ağı


Radyo Programı


Dosya: AşK


Dernek Tüzüğü


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim