Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Hukuk Hattı


Kullanıcı girişi


Bülten


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Açılmak



Dernek Üyeliği


Gönüllü Aranıyor!


Kadın Kadına Öykü


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Radyo Programı


Dosya: AşK


Linkler



Dernek Tüzüğü


Bombalar altında Onur Yürüyüşü

Homofobi | LGBT Dünya | Pride

Bulgaristan'da düzenlenen ilk Onur Yürüyüşü aşırı milliyetçi ve ırkçı örgütlerin saldırısıyla gölgelendi. Eşcinsel örgütü Gemini’nin düzenlediği ve 200 kişinin katıldığı gösteride saldırganlar molotof kokteyli, sis ve ses bombaları attı.

KAOS GL

Bulgaristan Ulusal Birliği (BNS) partisi başta olmak üzere çeşitli milliyetçi ve ırkçı örgütlere bağlı gençler, 200 kadar göstericiye molotof kokteyli, sis ve ses bombaları attı.

Yaklaşık 200 gazetecinin izlediği yürüyüş sırasında polis, eşcinsellerin geçtiği caddeleri trafiğe kapatırken, gösteriyi engellemeye çalışan saldırganlardan 60 kadarını tutukladığı bildirildi.

Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü, Ortodoks Kilisesi Patrikhanesi ve çok sayıda kamu kuruluşu ile siyasi partinin karşı olduğu gösteriye katılanlar, "Biz bir aileyiz!", "Sizleri Seviyoruz!" sloganları ile yanıt verdi.

Gösteriye sabotaj yapma sözünü veren, BNS Genel Başkanı Boyan Rasate, elinde megafonla eşcinsel karşıtı sloganlar atmaya çalışırken, polis aracına zorla bindirilerek, olay yerinden uzaklaştırıldı.

Eşcinseller "Çervenata Kışta" (Kırmızı Ev) adlı bir lokantada toplanarak, yürüyüşünü tamamladı.

Kaynak: AA, Hürriyet, 29 Haziran 2008

Fotoğraflar: netinfo.bg

  • Konuyla ilgili haberler:

"Toleranslı değil normal ol!"

Bulgaristan’da eşcinsel karşıtı kampanya

Bulgaristan’da “Eşcinsel yok! – Sorun yok!”

yeni yorum ekle

Destek ve İstek
Submitted by Anonim on Cumartesi, 5 Temmuz, 2008 - 02:01

JALE http://rapidshare.com/files/42691176/jale.rar.html

Jale: http://www.youtube.com/watch?v=IceodI3Ifzk

JALE

Dapdar mini bir etekle Karanlık düşünce kıdemli şehre Çıkarım en işlek caddelere İşim olmaz benim güneşle

Üç hap çakarım en ucuz viskiyle Jilet alırım canımın riskiyle Caddeye çıkarım müşteri gider ağzımı çalkalarım

Ben kendim mi kaybettim İnsan doğanın hatasıyken Bir amcanın kucağındaydım Henüz sekiz yaşındayken

Faça attım tüm anılarıma Peşimden gelmesin diye Tuz döktüm açık yaralarıma Döndürsün bu yoldan diye

Dönme sensiz olamam Dönme ayrı kalamam Farklıyken yasak yaşamak Aynıyken özgür olamam

Ruhumun kromozom yapısı XX

Polis gelir, gider gelir Halk sopa alır galeyana gelir Ben koşarı ardım sıra koca koca taşlar Kafamdan boşalan kanlar

Midem bulanır gözüm karır Tanrı değer bayılırım Tekmelerin acısını duymam Acil serviste ayılırım

Dünya üzerimden geçti Nefes alacak yer bulamadım Kader beni derine çekti Derinlere yar olamadım

Canavar gibi görme sende Gözyaşların akmasa keşke Sürme çektim sadece Anne benim oğlun jale

Dönme sensiz olamam Dönme ayrı kalamam Farklıyken yasak yaşamak Aynıyken özgür olamam

Ruhumun kromozom yapısı XX

JALE

Saçı yüzünü örtüyordu. Makyajı birbirine karışmış, devrilmiş gibi uzanırken gittikçe artan bir öksürük nöbetiyle uyandı. Zar zor doğruldu, arkasında ki yastığı kaldırdı, sırtını yasladı. Yanında ki konsolda, dün geceden bir şarap şişesi, yarısı dolu bir kadeh, müşteriden elli lira ve tıka basa izmarit yığını küllüğün yanında duran sigarasına uzandı. Paket boştu, elinde buruşturup bir kenara fırlattı ve küllükten daha az içilmiş bir izmarit bulup yaktı. Oksijen maskesine yapışır gibi çekti içine dumanı. Sigaradan iki nefes alabildi ancak, yeni bir öksürük nöbeti ve izmariti küllüğe bastı, yataktan kalktı, banyoya yönlendi. Bir ara kaydı ve sendeledi, ayağına yapışan kullanılmış prezervatifi küfrede ede bir kenara fırlattı. “Hep beni koruyan şeylere nankörlük ediyorum” diye hayıflanarak banyoya girdi, rutin bir şeymiş gibi klozete eğilip ağız dolusu kustu. Taharet musluğundan akan suyla ağzını çalkaladı, kalktı. Aynada gördüğünden pek hoşnut değil gibiydi, iğrenç bir şey görmüşçesine buruşturduğu yüzünü yıkadı. Tıraş oldu.

Pis bir kupayı öylesine çalkalayıp iki koca kaşık kahve ve bir avuç şekerle doldurdu. Başını ovuştura ovuştura, buzdolabından 3 tane aspirin aldı, kuru kuru yuttu. Perdeyi araladı, bir umut, yoktu, güneş çoktan batmıştı. Sert kahvesi kasveti üzerinden atmasına yardım ediyordu. Açar açmaz çalan telefona memnuniyetsiz cevaplar veriyor, gazete köşelerine adresler, isimler karalıyor, bazen de telefonu küfrede ede kapatıyordu. Yavaş yavaş bilincine kavuştu. Midesi kazınıyordu, ekmeğin arasına biraz peynir koydu, televizyon seyrederken akşam kahvaltısını yaptı. Bir saat sonrada günlük işlerine koyuldu.

Saat on gibi hazırlanmaya başladı. 3. sınıf malzemelerle aşırı gösterişli makyajını yaparken ekşimiş şarabını yudumluyordu, çoktan içmeye başlamıştı bile. Peruğunu özenle taktı, düzeltti ve memnuniyetsizce baktı aynaya. Kendisini beğenmeyi çok önceleri bırakmış sadece mide bulantısına çareler arayan pisikotik bir yaratığa dönüştüğünü hissediyordu. Çantasını açtı içersine bir maket bıçağı, ıslak mendil, prezervatif, aspirin, kıpkırmızı bir ruj, cep telefonlarını ve nedense bir de ayna koydu. Çekmeceyi açtı ve eski bir fotoğrafta ki kadına hüzünlü bir bakış fırlattı. Fotoğrafı öptü ve konsolun üzerinde ki şarap kadehine yasladı. Yatağı kaldırdı, zulasından içi hapla dolu poşeti çıkarttı. Küçük küçük haplardan birini yuttu, kanına karışmasına vakti yoktu, “belki de en kötüsü bu” diye düşündü. Kapının önünde durdu, her zaman ki duasını okudu ve evden çıktı.

Zifirle kaplı akşamda, ıssız ama en kestirme sokaklardan, takip ediliyormuşçasına etrafını gözetleye gözetleye, hızlı hızlı adımlarla yürürken, olabilecekleri düşünmemeye çabalıyordu. Her gün ki gibi... Ana caddeye çıktığında rahat bir nefes aldı. Burası onun mekânı, kaçış yolları ya da öldürülemeyecek kadar kalabalık ve şefkatli taştan bir bahçeydi. Yalnız çalışıyordu. Yanında duran arabalara erotik olması gereken hareketlerle yanaşıyor ve pazarlık yapıyor, biniyor, biraz sonra aynı noktaya bırakılıyordu. Bazı lüx arabalardan atılan küfürlerden sıyrılmak için manevralar yaparken göz ucuyla da mavi gömlekli, kahverengi coplu dostlarının gelip gelmediğine bakıyordu. Gri, doğan marka bir otomobilde ki iki adamla anlaştı arabaya bindi. Araba sote bir yol kenarı kuytusuna yanaştı. Adamlardan daha zayıf olanı heyecanlı hareketlerle arka koltuğa, Jale’nin yanına oturdu. Birkaç öpücük darbesi aldıktan sonra Jale et sakızına doğru eğildi. Az sonra ağzı dolu bir halde aceleyle arabadan çıktı. Tükürdü, pet şişede ki suyuyla ağzını çalkaladı. Araba ağır ağır haraket etmeye koyulduğunda Jale emeğinin karşılığını almamıştı daha. Adamlar para vermeden hareket ediyorlardı, kapıya tutundu parasını istedi, bağırdı, küfretti. Araba aniden hızlandı, Jale yere yuvarlandı. Can acısıyla yerden bulduğu küçük bir kaya parçasını arkalarından fırlattı. Maalesef hayatında ilk defa hedefine ulaşmıştı yaptığı şey, adamlar durdular ve arabadan indiler, Jale arkasını döndü ve korkuyla kaçmaya başladı. Kaçarken sırtına aldığı yumruk darbesiyle yere kapaklandı. Tekmelerden savunurken kendini bir yandan da çantasında ki sarı maket bıçağına uzandı. Sarı en sevdiği renkti. Sağa sola rasgele savururken, adamlardan birinin koluna vurdu, durdular. Bu sayede tekrar kurtulmayı başardığını umarak koşarken kafasında koca bir taş patladı. Elini kafasına götürdü, bir sıcaklık ve ıslaklık hissetti karanlıkta. Gözleri karardı, midesi ters düz oldu ve sendeleyerek yere düştü. Müşteriler öldüğünü sandıkları şeyden hızla uzaklaştılar. Yüzü gözü kan bulanmış, çalılığın bir köşesinde sabaha karşı kendine geldi. Sürüne sürüne doğruldu, caddeye vardığında bir taksi çevirdi. Taksiciye : “İki katı ücret öderim beni evime bırak” diyerek arka koltuğa uzandı.

Evinin kapısını açıp içeri girdi, yere yığıldı, ağzından kan geliyordu ama banyoya gidecek halde değildi ki, güç bela yatak odasına girdi, annesinin resmini koynuna alıp yatağa uzandı. İç kanaması sayesinde hiç uyanamayacağı, derin bir uykuya daldı. Ağzından akan kan yastığa bulaşıyor, odada ki kalorifer borusunda asılı ipin gölgesinde bir şey ölü gibi, ağır ağır sallanıyordu…

NOT:

// Bayılma (Senkop) bir savunma sistemidir. Hayati organlara yeterli kan gitmediği zaman vücut her türlü sistemini bu sorunu gidermek için seferber eder. Tansiyonu düşen birinin ayaklarını yukarı kaldırmakta bundandır işte. Bacaklarda göllenmiş kanı hayati organlara; Kalbe ve beyne yönlendirme çabasıdır bizim yaptığımız da. İşte ayakta duruyorken bayılıp yere düştüğünüzde istemsiz olarak bacaklarda ki kan beyne yönelir ve ölmezsiniz, çünkü beyin 30 sn kansızlıktan dahi çok büyük ve geri dönüşümsüz olarak zarar görür.

// Bu "homo" milleti, yani tanrının lanetli kulları !!? Onca tekmeye, onca taşa, bayılana dek dayak yemelerine rağmen... ? Bayılmak mı dedi biri? Demek tanrının lanetli kulları olmayabilirler. Evet… Evet, tanrının lanetlediklerinden olsalardı gebermeleri gerekirdi öyle değil mi? Oysa bayıldıklarında hem tekmelerin acısını duymuyorlar hem de tanrının dokunuşuyla yaşama dönüyorlar.

Kim bilir belki kimimiz seçimlerimizde çoğunluğa uymadık ya da uyamadık. Belki özgür kalma çabasıdır bu belki de mecburiyet, yargılamak kimin haddine.

Ucube görmüş gibi : "hey şu homoya bak" ya da "kaç kaç saldırır şimdi bu"... Sürekli taciz ve hoşgörüsüzlük, kim olsa çıldırır. Sağa sola savurur maket bıçağını.

İntihar, fuhuş...

Karanlık sokaklarda karanlık sonlar...

İnsanlar...

cevapla


Anket - Dergi&Web



Kaos GL Dergi 102


KKM - Ekim 08




50/50 Eşitlik



Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



LGBT Ünlüler


Muhabirliğe davet


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



İmza Kampanyası



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


Kimler online
Şu an sitede 1 kullanıcı ve 135 ziyaretçi var.

Online kullanıcılar

  • kydonia


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim