Kaos GL Dergi 103




Kullanıcı girişi


Dergi Satış Noktaları


Haftanın Şugarı

"İnsan hakları meselesi kolay hallolur diye düşünüyorsanız ben de size 'Önce eşcinsellerin problemlerini halletmeliyiz. Hani şu yoklarmış gibi saydıklarımızın' derim. Bana göre asıl bölücü olan eşcinselleri saymayanlar. Bunun başörtüsünden ne farkı var ki! Başörtülüler üniversiteye giremiyor. Eşcinseller ise hiçbir yere. İş bulamıyorlar, onlara yaratık gözüyle bakılıyor, arkadaşlık etmek bile ayıp karşılanıyor"

  • 2 sene öncesinin Hormonlu Domates sahibi Hülya Avşar günah çıkartıyor.

Diğer Şugarlar



Bize yazın!


Danışma Hattı




Hukuk Hattı


Kaos GL Kitaplığı


İşçi Ağı


Açılmak



Dernek Üyeliği


Gönüllü Aranıyor!


Kadın Kadına Öykü


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Eji, Zerga ve Anne

Erdal Matur

“Gideceğini biliyorum, Eji. Seni seyrediyordum ta ki beni fark ettin. Pencereyi kapattım, biliyor olduğumu bilme. Bizler, bu küçük yerin kadınları, çocukluk nedir bilmeyiz. Elimiz bir şeylerin ucundan tutabilecek hale gelmişse kardeşlerimize anne olmakla başlar, tanımadığımız birilerinin kadını olmakla da bitiririz çeyrek ömürlük kızlık öykümüzü. Benim için üzülme.” Erdal Matur’un kaleminden.

KAOS GL - 21/07/2008

Erdal Matur - Ankara

Geçen sene Mardin’de köye giderken KAOS GL’nin ve Lambdaistanbul’un birkaç broşürünü dolmuştan atmıştım. Bu öykü broşürlerden birini bulan hayali kahraman Eji’nin öyküsüdür. Eji’nin kendi dilinde bir adı yok, nemêr diyorlar ona; yani, erkek olmayan.

En çok sevdiğim şeydir; nereden geldiğini, nereye gittiğini bilmediğim yük trenlerini seyretmek. Kendimi sorguladığım dönemlerin birinde keşfettim elimde sıkı sıkı tuttuğum, bedenimin bir parçası haline gelmiş bu kağıt parçasını ve yük trenlerinin bana olan benzerliğini. Biraz kayalık durduğum yer. Canımı sıkan birşeyler olduğunda hep buraya gelirim, kayalıklara. Bugün terk ediyorum burayı, çünkü benim gibiler isimsiz bu yerde. Ben, Eji; burada doğmuşum, bu küçük yerde. Çoğul ve renksiz evlerde, birleşik sınıflarda, yalnız harabelerde büyüdüm.

Kimin attığını, neden attığını bilmediğim pembe bir kağıt hayatımı değiştirdi. El ele tutuşan iki erkek, “eşcinsellik hastalık değildir”, “ne yanlış ne de yalnızsınız” gibi şeyler yazılı, çizili bu kağıtta. Bu benim hazinem, benim için bir vahiy. Benim gibi başkaları da mı varmış dedim kendime ilkin. Bir erkek başka bir erkeğe aşık olabiliyor muydu? Annemi hatırladım sonra, ona hiç aşık olup olmadığını sormuştum çok önceden. Utanmıştı, biliyorum; çünkü utandığında dudaklarını ısırırdı. Annemin kalbindeki diri aşk...

Arkamda duruyor çoğul ve renksiz evler. Dereye giden yolun hemen sağındaki ev bizim. Biraz şişman biraz zayıf duruyor bugün. Gideceğimi de nerden biliyor? Rüzgarın esmesiyle, pencereyi kapatıyor Zerga, evi daha sabah süpürdü. Her kadının yapmak zorunda oldukları vardır buralarda, ev işlerini çok erken öğrenmeye başlamak gibi. En zoru da hiç bilmedikleri çok uzak yerlere gelin gitmektir, senelerce ziyarete bile gelememektir. Bir kadın başka bir kadına aşık olabilir miydi? Ben bir erkeğe aşık olabiliyorsam onlar da pekala olabilirlerdi. Annem de başka bir kadına mı aşıktı?

Yağmur yağacak birazdan biliyorum, iç içe geçen kadın ve çocuk sesleri yağmurun habercisi. Kadınlar bahçelerinde yaptıkları işleri yarım bırakacaklar, çocuklar da oyunlarını.

Yağmur yağıyor yağmurun dilinde sessizce. Ben yağmurun altında, annemin aşkında, Zerga’nın kadınlığında ölmek...

Yağmura inat sıkı sıkı sarılıyorum pembe kağıdıma. O benim hazinem ama devretme zamanı gelmiş. Erkekleri neden sevdiğimi bilmiyorum, yük trenleri gibi bu duygu. Ama mutluyum çünkü eşcinselliğimin nereden geldiği önemli değil artık. Eşcinselliğim... En çok sevdiğim şeydir, nereden geldiğini nereye gittiğini bilmediğim yük trenlerini seyretmek.

...

Gideceğini biliyorum, Eji. Seni seyrediyordum ta ki beni fark ettin. Pencereyi kapattım, biliyor olduğumu bilme. Bizler, bu küçük yerin kadınları, çocukluk nedir bilmeyiz. Elimiz bir şeylerin ucundan tutabilecek hale gelmişse kardeşlerimize anne olmakla başlar, tanımadığımız birilerinin kadını olmakla da bitiririz çeyrek ömürlük kızlık öykümüzü. Benim için üzülme.

Gideceğini biliyorum, Eji. Pembe kağıdı görmeden önce de biliyordum. Annem nasıl da koşuşturuyor yağmurun altında, düşünmemek için, acılarını hafifletmek için. Senden sonra da acılarına katlanabilecek mi?

Bir keresinde sana “kaybolmuşluk kaybolmaktan daha çok acı verir” demiştim. Bunu bir tek bu küçük yerin kadınları, bizler biliriz ve sen kaybolansın. Annem yağmurun altında günahlarının affedildiğine inanır, ben de.

ve yağmur yağıyor şimdi

ruhumdan harf çıkartmak istiyorum

erkekliğimin tüm kelimelerini... kadınlığımın tüm hecelerini...

Avuçlarımda biriktirdiğim tüm yaşları yağmura bırakıyorum. Kaldırımlarda yürüyorum, siz kaybolmuşların kaybıyım artık ve ay üşüyor...

 
  • Muhabirimizin diğer haberleri:

Dünyanın eşcinsel öğrenci toplulukları raporda

ODTÜ’lüler eşcinsel öğrenci topluluğu istiyor

ODTÜ’de kadın ve eşcinsel filmleri

yeni yorum ekle

“senle gelir senle gider butun dertlerim"
Submitted by Anonim on Salı, 22 Temmuz, 2008 - 16:33

“senle gelir senle gider butun dertlerim”… ayol bu b.ktan yaz ortasinda ne guzel bir hikaye bu. valla ustumdeki agirlik hafifliyor, heyecanim artiyor…

cevapla


çok
Submitted by Anonim on Pazartesi, 21 Temmuz, 2008 - 16:48

çok dokunaklı ve etkileyici bir öykü bu. ellerinize sağlık.

cevapla


Anket - Dergi&Web



Sağlık Çalışanları Anketi


KKM - Kasım 08




50/50 Eşitlik



Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



Google Reklam


LGBT Ünlüler


LGBT Söyleşi


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



Kampüs Ağı


Radyo Programı


Dosya: AşK


Dernek Tüzüğü


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim