Kaos GL Dergi 103




Kullanıcı girişi


Dergi Satış Noktaları


Haftanın Şugarı

"İnsan hakları meselesi kolay hallolur diye düşünüyorsanız ben de size 'Önce eşcinsellerin problemlerini halletmeliyiz. Hani şu yoklarmış gibi saydıklarımızın' derim. Bana göre asıl bölücü olan eşcinselleri saymayanlar. Bunun başörtüsünden ne farkı var ki! Başörtülüler üniversiteye giremiyor. Eşcinseller ise hiçbir yere. İş bulamıyorlar, onlara yaratık gözüyle bakılıyor, arkadaşlık etmek bile ayıp karşılanıyor"

  • 2 sene öncesinin Hormonlu Domates sahibi Hülya Avşar günah çıkartıyor.

Diğer Şugarlar



Bize yazın!


Danışma Hattı




Hukuk Hattı


Kaos GL Kitaplığı


İşçi Ağı


Açılmak



Dernek Üyeliği


Gönüllü Aranıyor!


Kadın Kadına Öykü


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Barışarock’ta kabımıza sığmadık

Barış Sulu | LGBT Türkiye | Müzik

Eşcinseller, biseksüeller, transeksüeller olarak bu sene 6.sı ve sonuncusu düzenlenen Barışarock’a katıldık. Lambdaistanbul’un açtığı stantta Kaos GL, Pembe Hayat, Lambdaistanbul gönüllüleri olarak hep birlikte, yanımıza yaklaşan, yaklaşmayan herkese kendimizi anlatmaya çalıştık. Konuştuk da konuştuk. İmzalar topladık, söyleşi düzenledik, festivalin en geniş katılımlı yürüyüşünü gerçekleştirdik, “örgütlenme hakkımız engellenemez” diye hepbir ağızdan haykırdık. Buyurun iki günün ve gecenin değerlendirmesine.

KAOS GL - 12/08/2008

Barış Sulu, İstanbul

Cuma gecesi Ankara’dan Küresel Eylem Grubu’nun (KEG) ayarladığı otobüse binmemizin nedeni Anti-kapitalist, savaş karşıtı, homofobi karşıtı tek festival olarak adını duyuran Barışarock’un festival alanına ulaşmaktı. Sabah 6’da Sarıyer Mehmet Akif Piknik alanına vardığımızda birçok insan alana yerleşmiş, çadırlarını kurmuştu, bu kadar çok çadırı bir arada ilk kez görüyordum. İşte o anda akşama şehir merkezine dönme fikrimiz hemen değişti. 48 saat alanda kalacaktık karar verdik.

Lamdaistanbul’dan arkadaşlar öğlene doğru geldiler ve getirdikleri çadırı kurmadan önce “Alkolik Tavır” standının yanına standımızı kurduk. Lambdaistanbul’un kapatılması ve Anayasa’nın 10. Maddesine “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” eklenmesi ile ilgili imza toplama hemen o an başladı. LGBT görünürlüğü açısından gayet yeterli bir gruptuk ve birçok insan standımıza ilgi gösterdi. Tekrar tekrar, bıkmadan, usanmadan neler yaşadığımızı, nelerle uğraştığımızı insanlara anlattık. İlginç olan nokta ise birçok gencin bizlere tuhaf tuhaf bakması idi. İlginçti, çünkü bu gençler fazlasıyla “toplum”un dışında bir çizgi çiziyorlardı. Şöyle ki, bize gözlerini ayırmadan bakanlar çoğunlukla Emolar (Emotion=duygsallık), Punklar (saçları konusunda açıklama yapmama gerek yok), bol makyajlı metalciler… Bu da bu arkadaşların sadece görüntüyü ithal ettiklerini bize göstermiş oldu.

Hava kararana kadar standı açık tuttuk ve hava kararınca ana sahnenin önüne gittik. Mor ve Ötesi’nin performansını izlemezsek olmazdı çünkü. Konserin ardından içkilerimizi alıp standımıza dönmüştük ve ziyaretçilerimiz bitmiyordu. Mor ve Ötesi’nden baterist Kerem , bas gitarist Burak, Gırgır dergisinin kadın karikatüristlerinden Gülay Batur konuklarımızdı bu sefer. Sabahın ilk saatlerine kadar örgütlenme, seks işçiliği, Türkiye’de LGBT olmak üzerine derin bir sohbet gerçekleştirdik.

Emo’lar duygusal değil miydi?

Artık çadıra uzanıp biraz dinlenmek gerekiyordu. Sabahın 6’sında iki kişilik çadıra üç kişi girerek uyuduk. Sabah 8’de “Emo” tabir edilen veletlerin çadırımızı taşlamasıyla uyandık. Yanımızdaki çadırdakiler de kendi çadırlarının üstüne bu şahıslar tarafından, affedersiniz işendiğini söylediler. Bu grup sonra güvenlik tarafından nazikçe festival alanının dışına alındı. Uykumuz bölünmüştü birkere. Kahvaltı ve sıcak bir şeylere ihtiyacımız vardı. Saat birde gerçekleşecek söyleşiye dinç olmak gerekiyordu. Organik domates, salatalık, köy peyniri ev köy ekmeği ile enfes bir kahvaltı yaptık. Festival alanındaki pahalı yiyeceklerden gayet sağlıklıydı ve daha ekonomikti. Bira içmeye sürekli bir bahane buluyorduk, bu sefer söyleşide daha relaks olabilmekti bahanemiz. Biralar yaklaşık dört ytlye geliyordu (üçbuçuk bira, elli kuruş tuvalet) ve dikkatinizi çekerse oldukça pahalıydı. Alkolik tavrın “bira 1 ytl olsun” eylemi başarısızlıkla sonuçlanmıştı bir gece önce.

Kaos GL’den Yasemin Öz, Lambdaistanbul’dan Yeşim Başaran, Pembe Hayat’tan Buse Kılıçkaya KEG’den Meltem Oral ve Lambdaistanbul’dan Aykan Safoğlu

“Genel Ahlak, Kimin Ahlakı?”

Söyleşi alanına gittiğimizde kalabalık bizi bekliyordu. Konuşmacılar Kaos GL’den Yasemin Öz, Lambdaistanbul’dan Yeşim Başaran, Pembe Hayat’tan Buse Kılıçkaya ve KEG’den Meltem Oral ’ydı. Kısıtlı bir sürede neler anlatılabilirse sırayla anlattılar, Lambdaistanbul’un kapatılmasına kadar gerçekleşen hukuki süreç, LGBT derneklerinin örgütlenmesi önündeki engeller, hep birlikte neler yapılabilir, trans bireylere kesilen cezalar, anayasaya isteklerimizin eklenmesi neden gereklidir, LGBT örgütlenmede heteroseksüellerin önemi gibi konu başlıklarını verebilirim. Yaklaşık kırkbeş dakika konuştuktan sonra soru için zaman kalmaması bir sıkıntıydı bence, geri dönüş alınamadı söyleşiden süre darlığı nedeniyle. Ama hemen ardından yürüyüş alanına gittiğimizde büyük bir şaşkınlık yaşamadık değil. Çok kalabalıktık çünkü. Herkesin elinde lolipoplar vardı.

“Derneğime Dokunma”, “Aşk Örgütlenmektir”, “Genel Ahlak, Kimin Ahlakı?” yazıyordu lolipoplarda. Rengarenkti. Festival alanında haykırarak yürümeye başladık ve kuyruk uzadıkça uzuyordu yürüdükçe. “Susma Haykır Eşcinseller Vardır”, “Teşhirci Değil Travestiyiz”, “Hiç Kimse Asker Doğmaz” diye bağırdıkça kalabalık arttı da arttı. Böylece festivalin en kalabalık yürüyüşü olarak tarihe geçtik. Anti-Kapitalistler, Anarşistler, Başka Kültürevi, KEG, DurDE, Feministler, Kardeş Türküler grubunun solistleri Vedat Yıldırım ve Feryal Öney de yürüyüşümüzü sahiplenmişti. Yüzümüzde güzel yorgunluğun gülümsemesi ile standımıza döndük. İmzalar atılmaya devam etti elbette. Barış Akarsu’nun babası Selahattin Akarsu da imza verenler arasındaydı bu sefer. Standımızın herkes tarafından sahiplenilmesi doğru yolda, doğru adımlar attığımızın bir göstergesiydi, tam da istediğimizdi.

Ana sahnedeki eğlenceye dahil olmak üzere çimlere uzanma zamanı gelmişti. Müzik sağ olsun çimlere uzanmamızı engelledi ve dans edebildiğimiz kadar ettik, zıpladık, coştuk. Zaman çok çabuk geçmiş gibiydi. Bulutların üstünden inip dünyaya dönem zamanı gelmişti. Gözümüz arkada festival alanından ayrıldık. Son Barışarock’ta biz de vardık, iyi ki de vardık…

Fotoğraflar: Bawer Çakır

Konuyla ilgili:

Rock şişeye sığmaz

yeni yorum ekle

Her yerde boy göstermek gerek......
Submitted by stuttgartgeceleri on Salı, 19 Ağustos, 2008 - 00:40

bu tür etkinliklerde herzaman boy göstermek gerek, istanbul basta olmak üzere türkiyenin her kentindeki etkinliklerde birer stand acip, sesimizi duyurmaliyiz, amacimizin her insan gibi onurlu ve gururlu yasamak oldugunu belirtmeliyiz. Bu olay cok basit bir olay, her kentten gönüllü kisiler stand basinda durup,etkinlik süresince standda broşur vs. gibi bilgilendirici flyerler ve en önemlisi sorulanlara acik ve net cevap vermelidirler. Böylece tüm tc-deki sehirlerde ve o sehrin kendine ait olan etkinliginde, festivallerinde kendini göstermek camiamiz adina büyük bir avantajdir. Sivas olaylarindan sonra Türkiye dahil olmak üzere özellikle tüm avrupada yasayan alevi vatandaslarimiz birlesip dernekler kurdular. bu derneklerde kendi inanclari hakkinda bilgi toplantilari düzenliyorlar ve bulunduklari sehrin etkinliklerinde, festivallerinde hatta pazar yerlerinde bilene bir stand kurup derneklerini tanitiyorlar, alevilik hakkinda bilgi veriyorlar. Cok basarili olan bu sistemi neden gay/lezbiyenler gerceklestirmesin? tabiki yapabilirler. Dev bir organisasyonada gerek yok, her sehirde bulunan gönüllü arkadaslarimiz bu tanitipi kolaylikla gerceklestirebilirler...

cevapla


Anket - Dergi&Web



Sağlık Çalışanları Anketi


KKM - Kasım 08




50/50 Eşitlik



Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



Google Reklam


LGBT Ünlüler


LGBT Söyleşi


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



Kampüs Ağı


Radyo Programı


Dosya: AşK


Dernek Tüzüğü


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim