Yeni feminist modernizm anlayışıyla, cinsel deneyselliğe yönelen Jean Rhys, Paris’in bohem edebiyat salonlarında kadın gruplarıyla çalışmalar da yapar. Ünlü romanı Geniş Geniş Bir Deniz, feminist yazarlar Gilbert ve Gubar tarafından 19. y.y. erkek egemenliğinin kadın yazısı üzerindeki denetimini kıran bir bakış olarak yorumlanır.
KAOS GL - 14/11/2008
Yeliz Kızılarslan
Bu yüzyılın en büyük yazarlarından biri kabul edilen Jean Rhys, 1890’da Batı Hind Adaları’ndan Dominik’te doğan ve 16 yaşına kadar orada yaşayan Avrupalı bir bir Kreol’dür. Gerçek adı, Ella Gwendolyn olan yazar, Geniş Geniş Bir Deniz romanıyla tanınır. Welshli doktor bir babayla, üç kuşak Dominikli olan ‘beyaz’ Kreol bir annenin kızı olarak Londra’da drama eğitimi alır. Babasının ölümü üzerine parasız kalır ve koro şarkıcılığından, modelliğe kadar bir çok işte çalışır.
1919’da, Hollandalı şair ve gazeteci Jean Lenght ile evlenen yazar, onunla birlikte tüm Avrupa kentlerini dolaşır. İki çocukları olan çiftin çocukları yaşamaz ve 1932’de boşanırlar. Paris’e giden yazar, Saint Germaine’in ünlü bulvarı Quartier Latin’i konu alan roman ve öyküler yazar. Burada alkol bağımlısı olan yazar, ataerkil bir toplumda özgür ruhlu bir yazar olarak mutsuz olur.
30’undan sonra ise, Paris’te yazması için onu cesaretlendirecek Ford Madox Ford’la tanışır. Romanlarının, ‘kadınların ayrımcılığa maruz kaldığı bir dönemde çok ilgi görmediği’ söylense de o, anılarını en muazzam kitabına sakladığı için, 60’lara kadar ilgi görmez.
Feminist Modernizm
Madox Ford’un teşviki ve yardımıyla, "Yazmak zorundayım, yazmayı durdurursam hayatım iğrenç bir düşüşe sahne olacak; bu diğer insanlar için böyle, ama benim için değil. Ölümü parayla kazanmayacağım.” diyerek yeniden yazar. 1920’de yayımlanan Sol Bankasıadlı romanında, kadın modernizmini anlatan yazar, Paris’in enetelektüel kadın yazarlarını ve sanaçılarını konu alır. Yeni feminist modernizm anlayışıyla, estetik ve cinsel deneyselliğe yönelen Rhys, buradaki bohem edebiyat çevrelerine dahil olur ve edebiyat salonlarında kadın gruplarıyla çalışmalar yapar.
1929’da yazdığı ‘‘Quartet’’’te cinsel çekiciliği yüksek bir kadın olan Marya Zelli karakteriyle, gerçekçi bir tavır alır. Bir kadının duyarlılığını ve hayal gücünü yıkan dünyanın soğukluğunu anlatan yazar, Ford Madox Ford’la olan ilişkisinden ayrıntıları romanına yansıtır. 1930’da yayımlanan ‘‘Mr. Mackenzie’nin Ayrılığından Sonra’’ adlı romanında, Julia Martin karakteriyle cinsel sadakatsizliği anlatır. 1939’da yayımlanan ‘‘Günaydın Gece Yarısı’’’nda, fiziksel sağlığın kaybının nasıl bir umusuzluk yarattığını anlatan yazar, kendi yaşlılığını anlatır.
Geçmişle gelecek arasında bir anlatı oluşturan yazar, Sasha Jensine karakterinin aşk hayatını ve iletleyen yaşında tanıştığı karanlığın farklı yansımalarını dile getirir. 1934 yılında yayımlanan ‘‘Karanlıkta Yolculuk’’, Dominik’ten İngiltere’ye gelen onsekiz yaşındaki tiyatrocu Anna Morgan’ın taşra kasabalarında geçen serrüvenleri anlatan otobiyografik bir romandır.
Kısa öykülerinde oluşan ‘‘Dalda Duran Kuşlar’’ yazarın, Karayipler’de geçen çocukluğunu, Londra’daki gençliğini ve yalnızlıkla biten yaşamının son yıllarını anlatır. Sırayla okunduğunda, uzun bir yaşam yolculuğunun anlatıldığı görülen öyküler, çocukluğun masum sıcaklığından ölümün dondurucu soğukluğuna geçen bir yaşam yolculuğunu anlatır.
‘‘Geniş Geniş Bir Deniz’’ ve Antoinette/ Bertha
Çocukluğunun geçtiği Karayiplerin Siyah cemaatiyle kendini özdeşleştiren Rhys’ın tüm edebiyatını belirleyen yalnız çocukluğu, onun Siyahların canlı ve hareketlerini yaşamıı kıskanmasına neden olur. Kendini hiç bir zaman tam olarak, onlara aynı göremeyen Rhys’ın yaşadığı psikoloji, bir Kreol olarak kendini dışlanmış hissetmesine neden olur. Yazdığı romanlarla sömürgecilik sonrası eleştirinin ilk örneklerini veren yazar, sömürgelerdeki İngiliz hakimiyetini şiddetle eleştirir.
Bugün post kolonyal edebiyatın mihenk taşı sayılan J. Rhys, onu dünya edebiyatında zirveye çıkaran ve İngiltere’nin en prestijli ödüllerinden biri olan Royal Society Edebiyat Ödülü’nü kazandıran otobiyografik romanı ‘‘Geniş Geniş Bir Deniz’’’i, 1966’da yazdığında “çok gecikmiş bir yetenek” olarak tanımlanır.
Charlotte Brontё’nin ünlü 19. yy. klasiği ‘‘Jane Eyre’’’ın yeniden yazılmış versiyonu olarak adlandırılan ve Jane Eyre’ın ünlü ‘çatıdaki deli kadınının hayat hikâyesine’ farklı bir yorumla ses veren roman, kısa zamanda modern klasikler arasındaki yerini alır. ‘‘Jane Eyre’’’daki Bertha Mason ve ‘‘Geniş Geniş Bir Deniz’’’deki Antoinette Cosway karakterleri, aristokrat ve varlıklı oldukları halde İngiltere’de doğmadıkları için toplumdan dışlanıp delirtilirtilen iki kadındır.
Ünlü feminist yazarlar Sandra Gilbert ve Susan Gubar tarafından ayna metaforuyla açıklanan bu iki kadın karakter; Rhys’ın romanıyla, 19. yüyıldaki erkek egemenliğinin kadın yazısı üzerindeki denetimini kıran bir bakış olarak yorumlanır. Kendi yansımasını aynada gören Antoinette’in patriarkal baskı sonucu sömürülmesi ve delirmesi, Rhys tarafından ataerkilliğe getirilen muazzam bir eleştiridir.
Karayipli Beyaz Kreol ve Sati
Jenny Sharpe gibi bazı gelenekçi eleştirmenler, C.Brontё’nin yanarak ölen Bertha’da sembolize ettiği şeyin Hindistan’da kocaları ölünce “sati” geleneğine uygun olarak onlarla birlikte diri diri yakılan Hindu kadınları olduğunu belirtir. Sati geleneğinin üç kişi arasında tuhaf bir uygulaması olan ‘‘Jane Eyre’’’ın son bölümü, kolonyal melankoliyi tek sahiplemesi gerekenin yerli Kreol olduğunu onun ölümüyle anlatır.
C.Brontё’ın romanı ‘‘Jane Eyre’’’da, Betha’nın ölümü Jane’e iadeyi itibardır; çünkü ırkçı kolonyal hiyerarşi içinde tüm İngiliz kadınlarını deniz aşırı sömürgelerde başlarına gelebilecek bir felaket için korumak üzere rahip St. John, onları kurtarmak için Hindistan’a gider. ‘‘Jane Eyre’’’ın Rochester’ı ise, aşk, nefret ve melankolinin evrelerini yaşadığı deli karısını; patriarkal babayı temsil edecek anlamda pasifize ederek zombileştirirken; anne katlini gerçekleştirir. Diğer bir kadın üzerinden transferansla gerçekleşen bu ölüm, önce bir zombi sonra da hayalet yaratır.
Avcı beyaz adamın, sömürgelerin balta girmemiş ormanlarında daima elinde bir bıçakla kesip biçtiği bir kadın olarak kalansa ulus devletin hayaletidir. ‘‘Geniş Geniş Bir Deniz’’’deki bu anlatısal anne- kız döngüsü, ‘‘Jane Eyre’’’ı ve emperyal ana kraliçenin onurunu iade ederken;
diğerini bir yas nesnesi haline dönüştürür. Rochester’ın ‘güzel’ bulduğu ve Freudiyen terminolojiyle, ölmeden önce delirtilerek yası tutulan kadın olan Antoenette/ Bertha uzak ülkenin yakına getirilen ‘beyaz kreolüdür’.
Ulus devletin tekinsiz ötekisi, ulus devleti tehdit etmeyecek ve sürekli tehlikelere karşı zihni uyanık tutmak için uyaracak olan içimizdeki ‘yerli’ Kreol Antoinette/ Bertha’dır. 1989’da hayli erotik bir flmi ve 2006’da BBC için televizyon versiyonu da yapılan ‘‘Geniş Geniş Bir Deniz’’, tüm dünyada çok beğenilen ve tartışılan bir başyapıttır. Uzun süre alkol problemiyle boğuşan Jean Rhys ise, 1979’da İngiltere’de yalnızlık içinde ölür.
Türkçe'deki kitapları: http://www.ideefixe.com/Kitap/urun_liste.asp?kid=14330&query=0&f=1
yeni yorum ekle