“Eşcinseller Ne İstiyor” sorusuna yanıt arayan eşcinseller Güztanbul 2003’te Hukuk Alanındaki Çalışmalar, Cinsel Ahlâk ve Kimlik Politikaları başlıklarını taşıyan üç oturum gerçekleşti.
KAOS GL
• Hukuk Alanındaki Çalışmalar
Cihan Hüroğlu, Elif
Buluşmanın ağırlıklı gündemini oluşturan hukuk alanındaki mücadelelerle ilgili toplantının açılım sağlayabilmesi açısından toplantıya iki sunum aracılığı ile başlanması planlanmıştı. Bunlardan bir tanesi bu güne kadar Yargıtay tarafından alınan eşcinsellikle ilgili kararlar ve Türkiye hukukunda çeşitli şekillerde eşcinselliğin tanımlanış şekillerini içeriyordu. İkincisi ise aynı zamanda İstanbul Toplumsal Ekoloji Platformu Hukuk Komisyonu katılımcısı olan Lambdaistanbul’dan Taner’in bu platformun ne olduğuna ve eşcinsel hareket için nasıl araçsallaştırılabileceğine dair sunumuydu.
Toplantı başlamadan önce Kaos GL ‘nin toplantının formatına yönelik eleştirileri dikkate alınarak daha önceden belirlenmiş programın içine oluşturulması gereken çalışma birimleri için zamanın nasıl entegre edilebileceği kısaca konuşuldu. Bu tartışmalar sonucu azalan zaman İTEP hukuk komisyonunu ile ilgili bilgilendirmenin önünü kesti.
Elif’in sunumunda genel hatları ile aktaracak olursak:
“Eşcinsellik Türkiye’de soyut hukuk kurallarınca güvence altına alınmamış ve görmezden gelinmiş bir kimlik. Bu nedenle yasalarda somut ibarelere rastlayamıyoruz.
Fakat hukukun cinsel, politik ve sosyal ilişkilenmelere sistemin ruhuna göre çeki-düzen verme, çözüm bulma işlevi ile bu görmezden gelişi bir arada ele aldığımızda hukuk ve eşcinselliğin hayatın zorlamasıyla karşılaşacaklarını da öngörebiliyoruz hatta görebiliyoruz.
Yani, soyut hukuk kurallarının es geçtiği eşcinsellik bu sefer somut olaylarla yargının karşısına çıkıyor ve yargı da yasalarda sergilemediği iç netliğini açık ve yazılı olarak dışa vurmak zorunda kalıyor. Bunu da bu somut olaylara ilişkin kararları ve bunlara yazdığı gerekçeleriyle yapıyor.
Bu yüzden Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi gibi üst derece mahkemelerinin kararları aslında duyumsadığımız fakat yazılı olarak karşımıza çıkmayan ayrımcılıkları ve bunların yasal dayanaklarını açığa çıkartmak açısından bizler için bir yazılı kaynak rolünü üstleniyor. Üst derece mahkeme kararlarının bir kısmı kesin bağlayıcılığa sahipken bir kısmı da yardımcı kaynak niteliğinde. Fakat Türkiye’de yargıçlar sürekli Yargıtay gibi üst derece mahkeme kararlarına atıfta bulunarak karar verme eğiliminde olduklarından ve bu eğilimlerini bir adet ve geleneğe dönüştürdüklerinden tüm üst derece mahkeme kararları fiili anlamda ciddi bir bağlayıcılığa sahip hale gelmiş durumda.
Bu sunumda 10 Yargıtay, 2 Danıştay ve 1 adet de Anayasa Mahkemesi kararını inceleyeceğiz.
Kararları 3’e ayırarak inceleyeceğiz.
1- Nasıl tanımlandığımıza ilişkin kararlar
2- Nasıl tanımlandığımız ve nasıl cezalandırılacağımıza ilişkin kararlar
3- Bu şekilde tanımlanmanın yarattığı mağduriyet ve uygulamalara ilişkin kararlar
Bu kararların incelenmesi sonucu;
1- Yargıtay Hukuk Dairesi e.1997/7997.k.1997/11260, Yargıtay 4.Ceza Dairesi e.1997/7001, k.1997/7594, Yargıtay 1. Ceza Dairesi e.1993/2258,k.1993/2758 kararlarına göre eşcinsellik;
Halkın hakaret ve husumetine maruz kılacak yahut namus ve haysiyetine dokunacak fiil
Bir kimsenin namus veya şöhretine veya vakar ve haysiyetine taarruz edici
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi e.1984/8323,k.1984/8594 sayılı kararına göre eşcinsellik; çirkin eylem
Danıştay 8. Dairesi e.1989/1377, k.1990/1468 sayılı kararına göre eşcinsellik; erkek fahişeler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi e.1982/5077, k.1982/5531 sayılı kararına göre eşcinsellik; hastalık derecesine varan alışkanlık, toplumun asla hoş göremeyeceği davranış, kötü alışkanlık
Danıştay 10. Dairesi e.1994/2790, k.1995/6649 sayılı kararına göre eşcinsellik; Türk toplumunun örf ve adetlerine, toplumun genel ahlakına aykırı kavram
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi e.1998/16734, k.1998/18088 sayılı kararına göre eşcinsellik; özel hayatla ilgili bir durum
Anayasa Mahkemesi e.1985/8, k.1986/27 sayılı kararına göre; toplum düzeni bakımından tasvip edilmeyecek nitelikte tavır ve davranışlara sahip kişiler, toplum sağlığını tehdit edici bir durum
TBMM 2559 sayılı yasanın D bendine ilişkin gerekçesine göre eşcinsellik; aktüel bir konu, kendisini başkasının zevkine terk edenler
Danıştay 10. Dairesi e.1994/2790,k.1995/6649 sayılı kararına göre eşcinsellik normalleşirse ne olur?
Eşcinselliğin normal bir cinsel tercih olayı gibi gösterilmesi kamu düzenini sarsıcı olayların doğmasına neden olur
Anayasa Mahkemesi e.1985/8,k.1986/27 sayılı kararına göre eşcinsellik nasıl cezalandırılmalı?
Ayıplama, kınama, yalnız bırakma, tasvip etmediğini herhangi bir biçimde belli etme gibi yollarla cezalandırılmalı
Mevcut karar metinlerinde eşcinsellik hangi kavramlarla bir arada ele alınıyor; aktif, pasif, fuhuşla meluf olanlar, genel kadınlar, metreslik, uyuşturucu madde kaçakçılığı, kabadayı, saldırgan, zorba (“aktifliğe “ atfediliyor), sapıklık, asabiyet, yalancılık (“pasifliğe” atfediliyor)
Toplantıya öncelikle hukukun hayatımızdaki önemi ile ilgili hatırlatmalar yaparak başladık. Elif’in sunumundan sonra hukuk kampanyaları ile ilgili somut önerilerden bahsedildi. Öncelikle hangi davaların gündemleştirilebileceği, ne kadar risk alınabileceği ve bunun hangi dayanak kararalar üzerinden yapılabileceği tartışıldı. Elif’in raporunda bu tür olumlu anlamda bir dayanağa rastlayamadığımız için örnek kararlar çıkarabilmek adına miras, evlilik gibi “zorlama” davaların açılabileceği öne sürüldü. Her ne kadar bu dayanağın Anayasa’nın 10. maddesi üzerinden işletilebileceği de düşünülse de Yargıtay’ın yerel örf ve adetlere ilişkin karar hakkının bir engel oluşturulabileceği aşikârdı. Bu yüzden BM altında taraf olunmuş CEDAW (Kadınlara yönelik her türlü şiddetin engellenmesi sözleşmesi) sözleşmesinin ayrımcılık konusunda kültürel göreceliğe karşı duran maddesinin dayanak oluşturacak şekilde kullanılabileceğinden bahsedildi.
Toplantı gidişatında aynı zamanda bu süreçlerin yurtdışında işleyiş şekilleri göz önüne alınmaya çalışıldı ve AB Çalışma yasalarında ayrımcılıkla ilgili bölümde cinsel yönelimler ile ilgili maddenin Türkiye AB’ye girecek olursa eninde sonunda kabul edilmesi gerekeceğinin altı çizildi.
Toplantının ilerlemesiyle oluşturulmak istenilen Hukuk Çalışma Biriminin gerekliliği temellendikçe LGBT hak ihlalleri raporlarının da konuşulmasına fırsat doğdu ve her iki çalışma biriminde de “Eşcinseller Ne İstiyor” metni üzerinden yeni çalışmalar yapılabileceği vurgulandı. Yine dernekleşme süreci üzerinden gelebilecek olumsuz bir cevabın bize kampanya yapmaya uygun bir ortam hazırlayacağından ve bunun paralel gitmesi gereken ahlaki sorgulama kampanyalarına da yardım edeceğinden bahsedildi. Bu bağlamda başlatılacak olan hukuk sürecinin mağdurluk anlayışının üzerinden olmaması gerektiği hatırlatıldı. Davaların sahiplenilmesi ve arkasında durulması için ne gibi prensipler geliştirilebileceği üzerinde duruldu.
Toplantılar sonrasında kurulan hukuk çalışma birimi öneriler doğrultusunda gündemini belirledi ve hedeflerini üzerine çalışmaya başladı.”
• Cinsel Ahlâk
Cihan Hüroğlu
“Cinsel Ahlâk” konulu oturum, Güztanbul toplantılarına katılan bireylerin ve grupların ortak eylemlerinde ahlâkı ne kadar sorguladıklarını tartışmayı amaçlıyordu.
Ne var ki konuşmaların gidişatı daha çok hareket üzerinden değil gündelik hayatlarımızda ahlâkın sorgulanmasına yöneldi ve toplantı işlevsellik açısından birçok kişinin beklediği ortaklaşmalara varılmasını sağlayamadı.
Hakan’ın Lambda ve Legato’nun deneyimlerinden verdiği örnekler cinsel pratikler üzerinden yaşanan durumlarda eşcinsellerin bilindik ahlâk kalıplarının ne kadar içinde olduklarına dair sorgulamaları içeriyordu. Örneğin bir eşcinsel ülkelerarası yer değiştirme hakkı için gruplardan yardım istediğinde tepki başkasının uçkurun keyfi için uğraşmak istenmediği doğrultusunda olabiliyordu. Aslında bu mektup gruplardan Türkiye’deki eşcinsellerin durumun ne kadar kötü olduğu ile ilgili bir raporu iltica komisyonlarına iletme ricasını içeriyordu. Her ne kadar yardımın isteniş şekli politikalarımıza uymasa ve nihai cevabın olumsuzluğu değişmeyecek olsa da verilen tepkinin şekli basmakalıp ahlâkî kaygıların ne kadar kolay ortaya çıktığını görmek açısından anlamlıydı. Çünkü aslında hepimiz gayet kendi uçkurumuzun keyfi üzerinden politikalarımız şekillendirip özgürlükten bahsediyoruz diyordu. Yine başka bir örnek öğrenci yurdunda cinsel ilişki sırasında yakalanan lezbiyen çifti savunma konusunda Legato’nun kararsızlığını ele alıyordu. Bu çifte uygulanan yaptırımlar doğrudan lezbiyen olma hakkının değilse de cinsel ilişkiye girme hakkının çiğnenmesiydi ve Legato konuyu gündeminden bir süre sonra takipsizlik dolayısıyla düşürmüştü.
Toplantıda konuşulanlar daha çok eşcinsel hareketinin bir hak mücadelesinin ötesinde bir cinsel özgürlük mücadelesi olması gerektiğini düşündürüyordu. En çok kelimeler üzerinden sorgulamalar yapıldı. Çünkü belli ki en çok kelimeler bizim ahlâkî düşüncelerimizi şekillendiriyordu. Porno, fuhuş ve mahremiyet gibi kalıp kavramları verilen sınırları içerisinde tartışmanın ötesine geçip kimi zaman “yasak” kelimeleri de kullanıp tabuları yerinden oynatmak gerekti. Bu tartışmaların yapılabilmesinde ise eşcinsel hareketin sorgulama potansiyelinin görece yüksekliğine dikkat çekilmesi bu yasak kelimelerin kullanılışında ve sorgulanışında kişileri cesaretlendirdi diyebiliriz. Kullanılan kelimelerin “ahlâksız” olanlarının yıkıcı etkisinin önemi açısından kullanma taraftarlarının yanında bu kelimelerde içkin sömürü çağrışımlarının bunların kullanılmaması için yeterli bir sebep olduğunu söyleyenler de vardı. Kanımca bu son argüman bu “ahlâksız” kelimelerin özü hakkında bize oldukça önemli bir bakış açısı kazandırdı.
Cinselliğin daha derinden analizine geçildiğinde doğrudan penis üzerinden kurgulanan cinsellikteki şartlanmışlık eleştirildi önce. Çok geçmeden konu kadın cinselliğinin algılanışına geldi. Her türlü açık konuşmanın ve şakanın devamlı bir penis üzerinden kurulduğuna dikkat çekildi, bazı kadınlar tarafından kişilerin kendi mahremiyet alanı olarak gördükleri konuların açık olarak konuşulmasının aynı zamanda bir taciz olabileceğine haklı olarak dikkat çekildi. Bir tabu yıkmanın sadece bir tabu yıkmak için yapılmasının zararlı olabileceği de bu konuşmalar sırasında açıkça ortaya çıktı.
Tartışma süreci cinsellik üzerine konuşmalarımızın neden hayatımızın diğer alanlarından daha çok olduğunu sorgulamamıza da yaradı fakat öte yandan cinsellik üzerinden sürdürdüğümüz politikaya rağmen cinselliğimiz yokmuş gibi davrandığımızdan ve bundan utanıyormuşçasına konuşmadan politika yaptığımızdan bahsedildi. Eşcinsellerin ya sadece seks düşkünü ya da cinsellikleri hiç olmayan insanlar olarak düşünülmesine, ahlâksız olarak nitelendirildiğimizde ise toplumun kabul gören diğer özelliklerini üzerimize çekmeye çalışma çabamıza dikkat çekilerek ahlâk ve cinsellik konusunda konuşmanın bu şiddetin karşısında bir çözüm olabileceğinden bahsedildi.
Toplantı ilişkiler, çok eşlilik gibi konuları tartışmayı bekleyenler için de hedefini bulamadı ama ahlâkın dilde şekillenmesi açısından zihin açıcı bir tartışma oldu. Cinselliğimizden konuşmuş sayılmasak da cinselliğimizden konuşmak üzerine konuştuk. Bunu ortak eylemlerimize nasıl yansıtabileceğimize dair somut örnekleri tartışmak ise başka toplantılara kaldı.
• Kimlik Politikaları
Erdal
Kimlik tartışması lambdaistanbul’dan Erdal’ın çerçeve sunumuyla başladı. Kısaca modern sosyolojinin kimlik tanımından bahsedildi. Bu tanıma göre kimlik kavramı çevresinde şunlar söylenebilir:
İnsanın kendi benlik duygusu kendisi hakkında duygu ve fikirlerini kapsar.
Kimliğin, içinde bulunduğumuz ve daha sonra içselleştirdiğimiz toplumsallaşma ile şekillenmiş olan toplumsal rollere atfedilen beklentilerden oluştuğu ileri sürülür.
Kimlik daha etkin bir biçimde toplumsallaşma sürecinde veya oynadığımız çeşitli rollerde bize sunulan malzemelerle kurulur.
Tanımlanmaya, çerçevesi çizilmeye çalışılan kimlik kavramının ardından eşcinselliğin hangi anlamda bir kimlik olduğu ve diğer kimliklerle olan ilişkisi tartışıldı.
Kimliğin bir hapishaneye dönüşmesi tehlikesi belirtilerek bunu aşmak için kimlikler üzerindeki önyargılardan kurtulmak gerekliliği belirtildi. Kimlik politik alanının kendi politikalarımızı ve diğer kimlikleri anlamada önemli olduğu vurgulandı. Ayrıca eşcinsellik özelinde de kimliğin sorunsallaştırılabileceği üzerinde duruldu. Sadece bir kimliğimiz olmadığı da ortaya konuldu.
Kaynak: Kaos GL, Ocak – Şubat 2004, Sayı 19
yeni yorum ekle