Kaos GL Dergi 103




Kullanıcı girişi


Dergi Satış Noktaları


Haftanın Şugarı

"İnsan hakları meselesi kolay hallolur diye düşünüyorsanız ben de size 'Önce eşcinsellerin problemlerini halletmeliyiz. Hani şu yoklarmış gibi saydıklarımızın' derim. Bana göre asıl bölücü olan eşcinselleri saymayanlar. Bunun başörtüsünden ne farkı var ki! Başörtülüler üniversiteye giremiyor. Eşcinseller ise hiçbir yere. İş bulamıyorlar, onlara yaratık gözüyle bakılıyor, arkadaşlık etmek bile ayıp karşılanıyor"

  • 2 sene öncesinin Hormonlu Domates sahibi Hülya Avşar günah çıkartıyor.

Diğer Şugarlar



Bize yazın!


Danışma Hattı




Hukuk Hattı


Kaos GL Kitaplığı


İşçi Ağı


Açılmak



Dernek Üyeliği


Gönüllü Aranıyor!


Kadın Kadına Öykü


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Karar: D/17 F–4

Tanıklıklar

Bundan birkaç ay önce gazetelere A. A. rumuzuyla çıkmıştı. Eşcinsel olduğunu rapor ve fotoğrafla ispatlamasına rağmen ‘kadınsı davranışlara sahip olmadığı’, ‘erkek gibi göründüğü’ için askere alınmasına karar verilmişti. Bunun üzerine A.A. dava açtı ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi bu işlemin yürütmesini durdurdu. A.A. askere gitmiyor. O’nun kaleminden yaşadığı süreç…

KAOS GL

A. A.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan tüm erkekler için askerlik bir yükümlülüktür. Benim için bu ödev bir yalan uğruna ölmeye ya da öldürmeye zorlanmaktan başka bir şey değildir. Özgür irademle var olamayacağım, neyi yapıp neyi yapmayacağımın birileri tarafından belirleneceği, kararları sorgulayamayacağım bir hapistir. Bu güne kadar elime silah almadım ve mecbur kalmadıkça da almayacağım. Bu nedenle askerlik yapmak istemeyişimin en doğal hakkım, zorunlu askerlik yükümlülüğünün ise hak ihlali olduğuna inanıyorum.

Askerlik yapmak istemeyen bir kişinin başvuracağı birkaç yol vardır; asker kaçağı olmak, vicdani red ya da çürüğe çıkma.

Kaçma: Devlet mekanizmasının ve kolluk kuvvetlerinin gelişmişliği ile birlikte asker kaçağı olarak yaşamak oldukça güçtür. Çalışma hayatından sosyal alana kadar hayatın birçok alanında çeşitli kontrol mekanizmalarıyla askerlik ödevinin yerine getirilip getirilmediği denetlenmektedir. Bu şekilde kaçarak ve saklanarak bir ömür boyunca yaşamak herkesin kolay kolay göze alabileceği bir şey olmasa gerek.

Vicdani red: Askeriye vicdani reddi bir hak değil, bir suç olarak görmekte, çeşitli nedenlerle kişiye karşı davalar açmakta, geniş kapsamlı bir yıldırma politikası uygulamaktadır. Bu yolu seçen kişiler askeri hapishanelerde işkence ve ölüm tehdidi dâhil olmak üzere, son derece olumsuz tecrübeler yaşamışlardır.

Çürüğe çıkma: Askerlik kanunuyla ilgili Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nde tanımlanan çeşitli psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar, belgelendiği ve askeri hastaneler tarafından onaylandığı takdirde, askerlik yapmaya engeldir.

Kaçmak veya vicdani red, var olan yaşam standartlarımı sürdüremeyeceğim hem de kolay kolay cesaret edemeyeceğim yollardı. Kalan tek alternatifim olan çürüğe çıkma için ise fiziksel bir engelim yok. Kullanabileceğim tek yol eşcinselliğimdi. Çevremde bu yolu kullanmış birçok kişi vardı. Aynı zamanda Kaos GL Dergisinde yer almış olan konuyla ilgili yazılar ve tanıklıklar çok yol gösterdi. Sonuç olarak bu yola başvurmaya karar verdim.

Celp tarihimde askerlik şubesine giderek askeri hastaneye sevkimi istedim. Askerlik şubesinde görevli doktor rahatsızlığımı sordu. Eşcinsel olduğumu söyledim. Beni Etimesgut Askeri Hava Hastanesi’ne sevk ettiler.

Standart prosedürde kişiden pasif olarak girdiği cinsel ilişki sırasında çekilmiş fotoğrafları istenmekte. Hatta video kaydı istenilen kişiler de bulunuyor. İki dostumun yardımıyla hava hastanesine gitmeden önce bu fotoğrafları hazırladım. Fotoğrafları basmak için standart bir inkjet yazıcı ve bu yazıcılara uygun üretilmiş fotoğraf kâğıdı kullandım. Düzgün bir şekilde keserek orijinal fotoğraf görüntüsü vermeye çalıştım çünkü bazı kişilerden yazıcıdan alınmış çıktılar kabul edilmemiş ve fotoğrafları bir fotoğrafçıda bastırması istenmişti. Neden olarak da fotoğrafların bilgisayar ortamında hazırlanmış fotomontaj görüntüler olabileceği öne sürülmüştü. Elbette fotoğrafı yazıcıdan almak ile dışarıda bir yerde bastırmak, onun montaj olma olasılığını değiştirmez yani bu gerekçenin saçmalığını azaltmaz.

Cinsel yaşamın gizliliğine inanmadığım gibi aktif ya da pasif olarak bu konuda oldukça rahatımdır. Ancak birilerine bir şeyi ispat etmek için pasif ilişkiye girmek, bunun fotoğraflanması pek kaldırabileceğim bir şey değildi. Fotoğrafları basarken döktüğüm gözyaşları, benim değil bunu benden isteyenlerin utanması gerektiğini bilmeme rağmen yaşadığım utanç... Bana sürecin her aşamasında ama özellikle bu aşamada desteğini esirgemeyen dostlarıma ne kadar teşekkür etsem azdır.

Hava hastanesine, askerlik şubesinden verilen sevk kâğıdı ile giderek görevli psikiyatr ile görüştüm. Eşcinsel olduğumu ve kimliğimin açık olduğunu, bunun hayatımın her alanına net bir şekilde yansıdığını ve bu yüzden askerlik yapmak istemediğimi söyledim. Bunu ispatlamak için benden fotoğrafları istedi. Verdim, bir göz gezdirip bana geri verdi. Ardından anal muayene için cerrahi bölümüne gönderdi.

Cerrahi bölümde iki doktor tarafından fiili livata muayenesinden geçtim. Muayene sonrasında aradıkları şeyi bulup bulamadıklarını sordum. Negatif olduğunu söylediler. Ne aradıklarını sordum. Anüsün huniye benzemesi gerektiğini ama bende böyle bir şey olmadığını söylediler. Bende bunun hiçbir bilimsel yanının olmadığını, kendi mantıklarından böyle bir şey uydurduklarını söyledim. Bir süre tartıştık. Bu diyaloglar oldukça gergin bir ortamda yaşandı. Sevk kâğıdımın arkasına “Hastanın muayenesinde anal bölgede laserasyon (Yırtık; yırtılma yoluyla meydana gelen ve kenarları düzgün olmayan yara) tespit edildi. Sfinkter dokusu normal olup, başka patolojik bulguya rastlanmadı” notunu düşerek psikiyatri bölümüne geri gönderdiler. Muayene sırasında, muayene odasının kapısı açıktı ve odadan çıktığımda dışarıda bekleyen hastaların şaşkın bakışlarıyla göz göze geldim.

Psikiyatri bölümüne geri döndüm. Beni sevk eden psikiyatr muayene sonucunu okudu ve odadan çıkmamı istedi. Ben çıktıktan sonra cerrahi bölümü telefonla arayarak bir süre konuştu. Beni odaya geri çağırdı ve emin olamadığını, beni GATA’ya (Gülhane Askeri Tıp Akademisi) sevk edeceğini söyledi. Ben de, benden istedikleri her şeyi verdiğimi, yönetmelikte belirtilen koşulların yerine getirildiğini, emin olmak için daha ne gerektiğini sordum. Tartışma bir şeyi değiştirmedi ve GATA’ya sevk edildim.

GATA’da 5 psikiyatr ile görüştüm. Bir psikiyatrla görüştükten sonra beni bir başka psikiyatra yönlendiriyor ve aynı diyaloglar tekrar tekrar yaşanıyordu. Bir kısmı bana pislikmişim gibi davranırken bir kısmı sıcak bir şekilde yaklaşıyordu. En son görüştüğüm psikiyatrın rütbesi albaydı ve profesör konumundaydı. Görüşme sırasında odada 2 psikiyatr daha vardı ancak sadece dinlediler. Samimi bir tavırla sorunun ne olduğunu sordu. Hava hastanesinde söylediğim gerekçeyi tekrarladım. İspat etmemi istedi. Fotoğrafları çıkardım. Tamam, gerek yok, onlar senin mahremin, boş ver onları sakla ve kimseye de gösterme dedi. Ardından;

“Cesur ve dürüst bir insansın. Söylediklerinde samimi olduğuna inanıyorum. Ancak bizim için eşcinsellik sorun değil. Bizler de eşcinsel olabiliriz, bunda bir problem yok. Eşcinsel olduğun belirgin değil, efemine hareketlerin yok. Eşcinsel olduğunu söylemek zorunda değilsin. Git delikanlı gibi askerliğini yap.”

“İşinize gelince delikanlı gibi git askerlik yap dersiniz işinize gelince sapık ve hasta olarak damgalarsınız. Madem eşcinsellik sorun değil niçin eşcinsel olduğu gerekçesiyle insanları askerlikten ihraç ediyorsunuz. Esas siz dürüst davranmıyorsunuz.”

“Peki, sen bilirsin. Askerliğe elverişlisin. Sonucunu danışmadan al. Çıkabilirsin.”

“Çıkmıyorum. Kanunlarda ve yönetmeliklerde belirtilen neyse onu yapacaksınız. Size verilmiş görevi yerine getirin.”

Bu diyaloglar bir süre daha sürdü. Peki, o zaman, hafta başında gelirsin kurula çıkarsın dedi ve ‘kurula çıkacaktır’ yazılı bir belge ile birlikte beni gönderdi. Hafta başında tekrar gittim. Danışma beni tekrar bir psikiyatra yönlendirdi. Son derece homofobik olan bu kişi mülakat sırasında başını bilgisayardan kaldırıp yüzüme neredeyse hiç bakmadı. Daha sonra, benimle gel, diyerek odadan çıktı. Başka bir odadan elime bir belge tutuşturup, bunu askerlik şubene götür diyerek uzaklaştı. Verdiği belgenin en alt paragrafında “askerlik yapabilir, komando olamaz” yazıyordu. Peşinden koştum. Üst kata çıkıyordu. Yetişmeye çalışırken askerler tarafından “buraya girmeniz yasaktır” denilerek durduruldum ve dışarı çıkartıldım.

Yaşanılan böyle bir tecrübe yoktu. Kanun ve ilgili yönetmelikte her şey net bir şekilde belirtildiği halde prosedürün uygulanmadığını düşündüm ve dava açmaya karar verdim. Avukatım bu konuda bana çok yardımcı oldu. Yaptığı araştırma sonucunda benzer bir dava olmadığını gördük. İlgili kanun ve yönetmeliklerin ve de yaşanılan sürecin anlatıldığı yürütmeyi durdurma talebi bulunan bir dava dilekçesi ile 20 Ocak 2006 tarihinde mahkemeye başvurduk.

Mahkeme 13 Nisan 2006 tarihinde yürütmenin durdurulması yani dava sonuçlanana kadar askere alınma sürecinin durdurulması yönünde karar verdi. Ardından 21 Eylül 2006 tarihinde GATA’ya tekrar sevk edilmemi ve sağlık kurulundan rapor verilmesi yönünde bir ara karar verdi.

Ara kararla birlikte GATA’ya tekrar gittim. Daha önce görüştüğüm psikiyatrlardan biriyle görüştüm. Davadan haberdar olduğunu, mahkemeden gelip onlardan da savunma aldıklarını söyledi. Arkasından “senin derdin eşcinsellik değil, amacın askerlikten kaçmak, istediğin kadar uğraş, git gel, istediğin yere başvur, o raporu alamayacaksın” dedi. Ara karar belgesinin kendisi için yeterli olmadığını, askerlik şubesinden resimli sevk getirmem gerektiğini söyleyerek beni gönderdi. Askerlik şubesine tekrar gittim ve istenilen sevki alarak GATA’ya geri döndüm. Yine aynı psikiyatr ile görüştüm. Bugün git yarın sabah gel, dedi.

Ertesi sabah tekrar gittim, danışmadan bekleyin gelecek, denildi. Yaklaşık bir buçuk saat bekledim. Ardından danışmadan o doktor bugün hastanede nöbetçi denilerek başka bir psikiyatra yönlendirildim. Psikiyatr ile bir süre görüştükten sonra beni bir psikologa yönlendirdi. Psikolog benden bir testi cevaplamamı istedi. Bu test yaklaşık 660 sorudan oluşan MMPI (Minnesota Multiphasic Personality Inventory - Minnesota Çok Ölçekli Kişilik Envanteri) adı verilen, “evet” ve “hayır” şeklinde cevap verilen, benzer vurguların tekrar tekrar ve basit bir mantıkla sorulduğu ve nasıl bir izlenim bırakmak istiyorsanız ona uygun olarak doldurabileceğiniz bir test.

Ertesi gün tekrar gittim ve ilk görüştüğüm psikiyatr ile tekrar görüştüm. Beni bir başka psikiyatra yönlendirdi. O da bir başka psikiyatra gönderdi. Bir süre böyle devam ettikten sonra Psikiyatri bölümünün polikliniğinde görevli olan psikiyatrlar toplandı ve hepsiyle birlikte görüştüm. İçlerinden sadece bir tanesi konuştu. Bana “askerlik kurumunun sadece bir zorunluluk olmadığını aynı zamanda benim anayasal bir hakkım olduğunu, askere gittiğim takdirde ileriki yaşamımda bana yol gösterecek çok değerli tecrübeler kazanacağımı, gitmezsem esas sorunlar yaşayabileceğimi” telkin etti. Herhalde sürecin en komik anıydı bu. Doğrusu merak ediyorum, ne dememi bekliyordu, “haklısınız, ben hiç böyle düşünmemiştim, gideyim bari” mi? Bir süre konuştuk. Ardından ilk görüştüğüm psikiyatr benimle konuşan psikiyatra, beni bir süre hastanede müşade altına almayı önerdi. Herhangi bir yorum yapmadım. Çıkabilirsin diyerek beni dışarı aldılar ve bir süre görüştüler.

Ardından ilk görüştüğüm psikiyatrla birlikte bölüm başkanının odasına çıktık. Burada da Profesör unvanı taşıyan psikiyatrlarla bir mülakat oldu. Herhangi bir polis-adli kaydım olup olmadığını sordular. Yaşamış olduğum 2 darp ve bir gasp olayının olduğunu ve bu olayların karakolluk olduğunu söyledim. Bu olayların resmi belgeleriyle birlikte tekrar gelmemi istediler.

Ertesi gün karakoldaki tutanaklar ve ifadelerimle birlikte tekrar gittim. İlk görüştüğüm psikiyatr beni bir başka psikologa yönlendirdi. Ertesi gün gelip o psikologla bir mülakat yapmamı istedi. Bir ertesi gün tekrar gidip yönlendirildiğim psikolog ile yaklaşık iki buçuk saat görüştüm. Kendisi benim gibi ODTÜ (Ortadoğu Teknik Üniversitesi) mezunuydu, aynı zamanda kadındı. İlk başta biraz ODTÜ geyiği yaptık ve onun döneminde ODTÜ’nün nasıl olduğunu konuştuk. Ardından konu DSM (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) standartlarına geldi. Kendilerinin her türlü çalışmada DSM-IV standartlarını kullandığını ve DSM-II standartlarını kullandıkları yönünde yanlış bilgilendirildiğimi, söyledi. İlgili kanun ve yürütmelikleri saydım. Bunları yürütme organları kafasından mı çıkartıyor, tıp alanındaki uzmanlara danışmadan böyle bir şey yapılabilir mi, bu kanunların arkasındaki uzmanlar sizsiniz, bunlar bu kadar ortadayken nasıl dersiniz biz DSM-IV standartlarını kullanıyoruz diye. Tabii bu diyaloglar sırasında birbirimize karşı sesimizi oldukça yükselttik. O konunun başka bir şey olduğunu, orada farklı bir mekanizma işlediğini söyledi. Ardından kendisinin de bir kadın olduğunu, yaşadığımız sorunların birbirinden hiç farklı olmadığını, beni anlamasının hiç de zor olmadığını ve genel olarak eşcinsellerin, travesti ve transeksüellerin yaşadıkları sorunlardan bahsettim. Bir süre daha bu konu üstüne konuştuk. Ardından benden 3 resim çizmemi istedi. Bir ev, bir ağaç ve bir insan. Ve resimler üstüne konuştuk. Anladığım kadarıyla bu testin amacı sanırım şöyleydi: ev ile nasıl bir gelecek, nasıl bir yaşam istediğinizi, ağaç ile kendinizi ve kişiliğinizi, insan ile ise diğer insanlara karşı yaklaşımınız anlaşılmaya çalışılıyor.

Psikolog ile olan mülakatın ardından artık gayri resmi olarak benden sorumlu olan psikiyatra geri döndüm. Ertesi hafta Salı günü kendi aralarında toplanarak karar alacaklarını ve Çarşamba sabahı tekrar gelmemi söyledi.

Ertesi hafta Çarşamba sabahı gittim. İlk gittiğimde, senin derdin askerden kaçmak, sana rapor vermeyeceğiz diyen psikiyatr bu sefer “şanslısın, sana askerlik yaptırmayacağız, kurulda rapor verilmesi yönünde karar çıktı” dedi. Herhangi bir tepki vermedim. Sağlık kuruluna vereceğim dosyayı verdi ve odadan çıktım.

Ertesi sabah sağlık kuruluna çıktım. Kimlik kontrolüm yapıldı, belgeleri incelediler, hiçbir soru sormadan dışarıda bekle denildi. Yaklaşık 1 saat sonra üzerinde “Karar: D/17 F–4 Askerliğe elverişli değildir” yazılı bir belge verip gönderdiler. GATA’daki işlemler yaklaşık olarak 3 haftamı aldı. Belgeyi askerlik şubesine götürdüm ve böylece askerlikten muaf kaldım.

Bu karar, Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin 17. Maddesinin D diliminin 4. fıkrasına tekabül ediyor. D diliminden muaf olanlar hem savaş hem barış halinde, B diliminden muaf olanlar ise sadece barış halinde askerlikten muaf oluyorlar. B dilimi eşcinselliği “psikoseksüel bozukluk” olarak tanımlarken, D dilimi “ileri derecede psikoseksüel bozukluk” olarak tanımlıyor.

Eğer eşcinselseniz ve askerlikten muaf olmak istiyorsanız ve aynı yolu kullanmak istiyorsanız konuyla ilgili araştırma yapın, aynı şekilde muaf kalmış kişilerle iletişime geçin, Kaos GL ve Lambdaİstanbul gibi eşcinsel örgütlenmelere başvurun ve de sahip olduğunuz hakların bilincinde olun. Yönetmelik eşcinsel olanları değil, “alenen” eşcinsel olanları kapsamaktadır. Unutmayın ki sivil olarak başvurmanız, emir altındaki bir er olarak gitmekten çok daha faydanızadır.

*Konuyla ilgili diğer haberler:__

Askeri yargıdan 'ilginç' karar

Vicdani retçi asker midir?

Vicdani red'e 25 ay hapis

Vicdani ret hakkı

*Konuyla ilgili Kaos GL dergisinde okuyabileceğiniz haberler:

• “Alenen eşcinsel olanlar askerlik yapamaz", Kaos GL, Ekim 1997, Sayı 38

• "Gayri Tabii Mukarenet", Kaos GL, Ekim 1997, Sayı 38

• "En Büyük Asker Bizim Asker-II", Kaos GL, Haziran 1998, Sayı 46

• "Benim Askerliğim", Kaos GL, Mart 1997, Sayı 31

• "En Büyük Asker Bizim Asker-I", Kaos GL, Mayıs 1998, Sayı 45

• “Askerlikle İlgili Yasal Durum”, Kaos GL, Ocak 1999, Sayı 53

• “Vicdani Red”, Kaos GL, Ocak-Şubat 2002, Sayı 9

• “Total Redçi Mehmet Tarhan’a Özgürlük”, Kaos GL, Yaz 2005, Sayı 25

yeni yorum ekle

GATA VE ASKERLİK YAPAMAZ RAPORU
Submitted by Anonim on Perşembe, 24 Mayıs, 2007 - 14:32

A.A Rumuzu ile yaşadıklarını anlatan sevgili arkadaşıma göstermiş olduğu bu büyük gayret ve sonunda mücadelesinin başarısını kutluyorum.Galiba çok zor günler ve sıkıntılı anlar yaşamıştır.Çünkü bende kendisinin yaşadığı çok daha farklı bir sıkıntıyı yaşadım. Bende 32 yaşında bir eşcinselim. 1995 yılında bağlı bulunduğum askerlik şubesi tarafından Ankara polatlı topcu okuluna acemi birlik görevimi yapmak için gönderildim. Tabiki ailem ve çevrem ayrıca şuanki bilgilerim ve tecrübem olmaması nedeniyle sesimi hiç çıkaramadım kuzu kuzu gittim. Fakat ses tonumun inceli nedeniyle malesef gittiğim yer acemi birliği erbaş eğitim veren bir askeri kuruluşmuş.Orada bulunan bir üst teğmen tarafından ses sorunum nedeniyle beni ve birkaç farklı davranış sorunu yaşayan kişiyi büyük bir angara götürerek değişik şekillerde sorguladı. Bana senin sesin neden kız gibi çıkıyor sakın sen ipne top olmayasın gibi sorular sorunca dayanamadım ağlamaya başladım. Bu olay ilk o birliğe katıldığım 8 inci gün olan bir durumdu. Zaten alışmadığım bir ortam değişik bir dünya uyum sağlayamamış bir şekilde davranış sergiliyorsun bu diğer bireyler içinde geçerli.Tabiki bu görüşmenin ardından erbaş görevi yapamaz diye beni ve diğer birkaç kişiyi etimesgut 2 nci tank tümen komutanlığına gönderildim.Burda çektiğim çileyi halen unutmuyorum. Çünkü ben ve benimle gelen diğer arkadaşları öyle bir yere verdilerki kendimi sanki bir hayvan yada vebalı bir yaratık gibi görüyordum. İnsanlıktan nasibini almamış ne yaptığının bilincinde olmayan bana göre tamamen ruh hastası olarak gördüğüm egoist ve bencil çavuşların emri altına verildik. Günümüz dünyasında bırakın insana yapılması yasak yada yanlış bir davranış olan dayak hakaret ve işkenceyi diğer canlılara bile yapılmayacak hareketlere maruz kaldım. Orada geçen her dakikam ömrümden bin yıl götürmüştür. Unutmak mümkün değil. Burda şunu belirteyim bu yazımı okuyan arkadaşlar...Ben asla bu kimliğimden rahatsızlık duymadım.Hiç bir gün kendimle bir problem yaşamadım.Asla üzülmedim utanmadım.Fakat her nedense bizim ve diğer toplumlarında içinde bulunduğu bir sorundur bu malesef bizler sizlerinde bildiği bir gerçektirki! toplum içinde pekde gale alınıp normal görülmüyoruz.Ya hastalıklı yada sapık veya başka bir boyut şekliyle.Etimesgutda geçen günlerim saatlerim dakikalarım saniyelerim inanın tam bir zulumdu.Burda yaşadıklarım bana özel bir şeyler değildi çok az kişiden oluşan bir topluluk kütlesinin hemen hemen hepsine yapılan bir zulumdu.Bunu malesef üzülerek belirtmek isterimki yapılan bu zulmu ve işkenceyi gören komutanlar uzaktan bakmakla yetinmenin hatta gülmenin ötesine gitmediler.Yağmurun altında tam 7 saat ayakta sırada bekletilerek kaldığım günü hiç unutmuyorum. Belki bu olaydan sonra normal şartlarda sivil hayatta bir hastaneye gitsem bana en az onbeş gün iş göremez yatak istiratı verecek bir doktor malesef revir adıyla adlandırılan yerdeki sağlık kuruluşu sende bir şey yok hadi git askerliğini yap diye odasından kovaladı birde üstüne hakaret işittim. Etimesgutun ardından ise kırıkkale 9 ncu zırhlı tugay komutanlığında göreve gönderildim. Burda ise, başta bir sorun yoktu fakat yine gittikten sonra arkamızdan gelen dosyamız içinde her ne yazıyor ise, bölük yazıcısının bölük içindeki birçok askere benimle ilgili beyanları doğrultusunda uğradığım tacizler yaşatılan rezillikler bitmek bilmedi. Sağlıklı bir ruh haliyle gittiğim yer bana cehennemden farklı gelmedi. Büyük bir şanstırki tugay revirinde bulunan bir asteğmen doktorun gerçekten halen onun arkasından şükranlarımı söylemem yaptığı iyilikleri anlatmam burda galiba yetersiz kalır. Gerçi revir komutanı bir üsteğmen doktorda gerçekten çok ilgilendi benimle. Yaşadığım bölük içindeki sorunlar nedeni ile revire gittim.Kendimim artık dayanılmaz bir ruh halinde olduğumu artık daha fazla taşıyamayacağımı böyle devam eder ise birtakım kötülükler yapabileceğimi bu yapacağım kötülüklerin ise elimde olmadan yapacağım filiyat olacağını belirtmem nedeniyle, revir doktorları bana baştan sona yaşadıklarımı anlatmamı istediler. Bende olan biteni kimliğimi orda anlattım. Revir komutanı olan doktor bana neden bunu askerlik şubesinde anlatmadığımı aslında askerliğe elverişsiz raporu alabileceğimi çektiğim sıkıntıları hiçde çekmemem gerektiğin belirtti.Çokda yardımcı oldu. Bende böyle birşeyden haberim olmadığını olsa bile bunu yapamayacağımı yapmış olsaydım ailem ve çevrem tarafından hiç olumlu karşılanmayıp bir ömür bunun sıkıntısını yaşayacağımı anlatmam sebebiyle beni korumaya aldı. Bölükten revire alınmam istemiyle tugay komutanına birzat giderek beni bölüğe aldırdı. Fakat bu alınma sürem içinde bulunduğum bölük içinde yaşadıklarımı anlatmam imkansız. Çok saf ve ne yaptığını bilmeyen bir kişi bölük içinde birkaç kişinin yönlendirmesi ayrıca bölük içindeki bir uzman çavuşun benden rahatsızlık duyması ve bu ipneyi sikin top edin sözlerini kulağımla duymam sebebiyle, yönlendirilen bu saf kişi tarafından bütün tabur içinde adım ipne götveren top olarak adlandırılmama neden oldu. İnanın arkadaşlar burda bütün samimiyetimle yemin ediyorum ne böyle bir olayla iştirak içinde oldum nede cinsel anlamda bir kişi ile beraberlik yaşadım hakkımda yapılan bütün herşey bir uydurma ve bana yapılan bir zulumdü.Bu olayı galiba tugay komutanı duymuş.Beni tugay içinde bir kurmay albay çağırarak benimle konuştu.Ben inkar ettim hayır böyle bir şey olmadı yalan söyleniyor dedim zaten yalandı hepsi iftiradan ibaretti. Bu durumu öğrenen uzman çavuş bana fiili yaptırımlar uygulamaya başladı herkez bir kez nöbete giderken ben günde dört kez nöbete gidiyordum. tuvaletler temizletiliyor en ağır işler veriliyordu. En sonunda bir gün yaklaşık yüz kişinin bulunduğu bir ortamda temizlik yapılırken bana senin anal bölgende temizlik yapılmışmı aç (g.....) de görmem gerek. Sizler ipneler kesin kıl dökücü kullanıyorsunuzdur. Sizin oranız kaymak gibidir bir bakalım sözünün ardından kendime hakim olamadım ve uzman çavuşa saldırdım. Beni apar topar revire götürdüler.Revir komutanı keşke bunu yapmasaydın senin için ne gerekiyorsa yapcaktık bu gerçekten bir takım olayları güçleştirdi dedi.Beni Ankara 600 yataklı asker hastanesi psikiyatri polikiliğine gönderdi. Fakat bana kapalı bir zarf düzenledi orda bulunan beni muayne eden doktora bu zarfı vermemi söyledi. Yapılan muayenin ardından 45 gün rapor aldım. Daha sonra birliğe döndüğümde benim bulunduğum bölükten revire sevkim yapıldı kalan 7 aylık süreyi burda tamamladım. Fakat gelişen bu işlemin ardından bu seferde benim revirde bana karşı iyi olan çok iyi eğitim almış bir kaç kişi ile bir takım fiiliyatta bulunduğum ilişki yaşadığım söylentisi çıkarıldı. Bu durumda da revir komutanı zor durumda kaldı. Ben tekrar 600 yataklı asker hastanesine gönderilmemi artık dayanamayacağımı intihar etmek istediğimi belirtmemden sonra revir komutanı beni yine asker hastanesine gönderdi. Yine 45 gün rapor aldım. Zaten geçen süre içindede askerliğimin bitmesine çok az zaman kalmıştı. Sonunda bu askerlik hizmetimi 3.5 ay eksiklikle 14.5 ay içinde tamamlamış oldum.Ben burda şunları belirtmek isterimki, Türk toplumunun içinde bulunduğu bu askerlik görevi kutsallığının yabana atılmaması gerekliği hepimizin bilgisidir malunumuz.Fakat ben ve benim gibi o ortam içinde bulunan bir çok insan aslında oranın bizler gibi yaşam süren kişiler için hiçde hoş olmadığı birçok fiiliyata maruz kalındığı hatta öldürülme noktalarına yada intihar noktalarına taşındığını bilmesi gerekir.Ağır şartlar altında bir yaşam sürülüyor. Çok değişik topluluklar ve toplumlar kültürler içinden gelen bu tip yaşantıyı kabul eden yada etmeyip karşı olan kişiler ve bireyler bulunuyor. Kendileri bu tip ortamların içinde bulunan ayrıca bu tip konularda eğitim almış ve görev yürüten yetkili askeri komutanların nasıl olurda bu kadar açık bir olayda kişisel görüşleri yada hareketleriyle zorumluluk kılarlar anlamıyorum. Bana şuanda yaşadıklarım nedeniyle çektiktiğim sıkıntılar nedeniyle acaba askerlikmi yoksa olummü deseler çok açık ve net bir şekilde ölümü tercih ederim.Hatırlamak anımsamak hatta düşünmek bile istemem. En önemli sorun ise, askerliğim bittikten sonra 18 gün dışarda ankara ulucanlar hasiphanesinde uzman çavuşa karşı gelmem ve fiili zarar vermem nedeniyle karakuvvetleri askeri mahkemesinden ceza alıp hapis yattım.Peki suçum neydi. Kişisel haklarımı savunmam kırılan gururum ve rencide edilen onurumumu müdafa etmemmi.Bunu mahkkemede yüzkere belirtmeme rağmen yinede cezayı aldım ve çektim. Ben burdan bütün yetkili kurum ve kuruluşlara seslenmek istiyorum. Kendi bulunduğu çevre yada yaşadığı çevre nedeniyle sesini çıkarmadan gidip her ne şekilde olursa olsun askerlik hizmeti yapan bireyler bizler zaten yeter miktarda orda zarar görüp sıkıntılar yaşıyoruz. Bunun nedeni ailemiz bulunduğumuz çevrenin üzülmemesi için yada bilmediğimizden haklarımızı.Ya bu konuda rahat olup, kendi sosyal hayatını devam ettirme gücüne sahip, kimliğini kabul etmiş ben buyum diye medeni cesaretini kullanan açık bir şeklide kanunla desteklenen bu haklar neden müraacat eden bizlere verilmeyip eziyet çektiriliyor bunu anlayamamıyorum. Bence artık o gizli dünyanın içindeki gerçeklerin yada bizlere yaşatılan sıkıntıların açıklığa kavuşturulması gerekli diye düşünüyorum. Çünkü o dünyada kapalı kapılar ardındaki içerdeki yaşanan büyük sıkıntılar hiç de hafife alınmayacak kadar büyük sorunlar. Ben on iki sene olmasına rağmen geçen sürenin halen yaşadığım o acı ve sıkıntılı günleri unutamıyorum. Belki şuanda içinde bulunduğum güvensizlik insanlara bakışım o günlerde yaşadığım sorunlardan kaynaklanıyor. Askerlik hizmetimin bitiminden sonra 2 seneye yakın aldığım psikolojik tedavi ve psikiyatrik tedavi sürecindeki kullandığım ağır ilaçlar ve halen yaşadığım o günlerden kalan acıları acaba hangi güç unutturcak. Artık lütfen bizlerede saygı gösterin.Bizlerin haklarınıda koruyun. Bizlerde sizler gibi normal normlarda yaşayan sadece cinsel kimliği ayır olan bireyleriz. Bizler hastalıklı, rahatsız, vebalı, değişik görüntüde olan bireyler değiliz. Bizlerde sizler gibi insanız. Acıncak durumumuz da yok bizlere acımayın ayrıcalık göstermeyin.Kendiniz için yaptıklarınızı bizler için yapın. Farklı davranmayın farklıkta yaratmayın, ama bizimde insan olduğumuzun farkına varın. Bizlerde sizler gibi bir ruh, onur, kişilik ve en önemlisi insanlık halini taşıyan birer varlığız.Yaptığınız acımasızlıklar birçok arkadaşlarımınız hayatına mal olmuş durumda.Neden bir çatışma ve huzursuzluk ortamı yaratıyorsunuz.Biz sadece anlayış huzur sevgi ve insanlık onurumuzumu istiyoruz. Çokmu şey istiyoruz bence değil. Çünkü insana layık olanı istiyoruz. Hakkımız olan saygıyı insanlık haklarını istiyoruz.Ben kişisel olarak böyle düşünüyorum.Bu yazdıklarımı okumak için zaman ayıran benimle yaşadıklarımı paylaşan bütün insanlara saygılar sunuyorum hepinize çok teşekkür ediyorum. Tek söyleleceğim şey bizler güçlüyüz iradeliyiz en önemlisi insanız, lütfen haklarımızı arayalım sonuna kadar. Bu bizlere açılan platformda yaşadıklarımızı yada bildiklerimizi paylaşalım. Bizlerin yaşadığı sorunları bizden sonrakiler yaşamasın. Hoşçakalın. H.M.K.

cevapla


GATA VE ASKERLİK YAPAMAZ RAPORU
Submitted by Anonim on Perşembe, 24 Mayıs, 2007 - 14:31

A.A Rumuzu ile yaşadıklarını anlatan sevgili arkadaşıma göstermiş olduğu bu büyük gayret ve sonunda mücadelesinin başarısını kutluyorum. Galiba çok zor günler ve sıkıntılı anlar yaşamıştır.Çünkü bende kendisinin yaşadığı çok daha farklı bir sıkıntıyı yaşadım. Ben de 32 yaşında bir eşcinselim. 1995 yılında bağlı bulunduğum askerlik şubesi tarafından Ankara polatlı topcu okuluna acemi birlik görevimi yapmak için gönderildim. Tabiki ailem ve çevrem ayrıca şuanki bilgilerim ve tecrübem olmaması nedeniyle sesimi hiç çıkaramadım kuzu kuzu gittim. Fakat ses tonumun inceli nedeniyle malesef gittiğim yer acemi birliği erbaş eğitim veren bir askeri kuruluşmuş.Orada bulunan bir üst teğmen tarafından ses sorunum nedeniyle beni ve birkaç farklı davranış sorunu yaşayan kişiyi büyük bir angara götürerek değişik şekillerde sorguladı. Bana senin sesin neden kız gibi çıkıyor sakın sen ipne top olmayasın gibi sorular sorunca dayanamadım ağlamaya başladım. Bu olay ilk o birliğe katıldığım 8 inci gün olan bir durumdu. Zaten alışmadığım bir ortam değişik bir dünya uyum sağlayamamış bir şekilde davranış sergiliyorsun bu diğer bireyler içinde geçerli. Tabiki bu görüşmenin ardından erbaş görevi yapamaz diye beni ve diğer birkaç kişiyi etimesgut 2 nci tank tümen komutanlığına gönderildim.Burda çektiğim çileyi halen unutmuyorum. Çünkü ben ve benimle gelen diğer arkadaşları öyle bir yere verdilerki kendimi sanki bir hayvan yada vebalı bir yaratık gibi görüyordum. İnsanlıktan nasibini almamış ne yaptığının bilincinde olmayan bana göre tamamen ruh hastası olarak gördüğüm egoist ve bencil çavuşların emri altına verildik. Günümüz dünyasında bırakın insana yapılması yasak yada yanlış bir davranış olan dayak hakaret ve işkenceyi diğer canlılara bile yapılmayacak hareketlere maruz kaldım. Orada geçen her dakikam ömrümden bin yıl götürmüştür. Unutmak mümkün değil. Burda şunu belirteyim bu yazımı okuyan arkadaşlar...Ben asla bu kimliğimden rahatsızlık duymadım. Hiç bir gün kendimle bir problem yaşamadım.Asla üzülmedim utanmadım. Fakat her nedense bizim ve diğer toplumlarında içinde bulunduğu bir sorundur bu malesef bizler sizlerinde bildiği bir gerçektirki! toplum içinde pekde gale alınıp normal görülmüyoruz.Ya hastalıklı yada sapık veya başka bir boyut şekliyle.Etimesgutda geçen günlerim saatlerim dakikalarım saniyelerim inanın tam bir zulumdu.Burda yaşadıklarım bana özel bir şeyler değildi çok az kişiden oluşan bir topluluk kütlesinin hemen hemen hepsine yapılan bir zulumdu.Bunu malesef üzülerek belirtmek isterimki yapılan bu zulmu ve işkenceyi gören komutanlar uzaktan bakmakla yetinmenin hatta gülmenin ötesine gitmediler.Yağmurun altında tam 7 saat ayakta sırada bekletilerek kaldığım günü hiç unutmuyorum. Belki bu olaydan sonra normal şartlarda sivil hayatta bir hastaneye gitsem bana en az onbeş gün iş göremez yatak istiratı verecek bir doktor malesef revir adıyla adlandırılan yerdeki sağlık kuruluşu sende bir şey yok hadi git askerliğini yap diye odasından kovaladı birde üstüne hakaret işittim. Etimesgutun ardından ise kırıkkale 9 ncu zırhlı tugay komutanlığında göreve gönderildim. Burda ise, başta bir sorun yoktu fakat yine gittikten sonra arkamızdan gelen dosyamız içinde her ne yazıyor ise, bölük yazıcısının bölük içindeki birçok askere benimle ilgili beyanları doğrultusunda uğradığım tacizler yaşatılan rezillikler bitmek bilmedi. Sağlıklı bir ruh haliyle gittiğim yer bana cehennemden farklı gelmedi. Büyük bir şanstırki tugay revirinde bulunan bir asteğmen doktorun gerçekten halen onun arkasından şükranlarımı söylemem yaptığı iyilikleri anlatmam burda galiba yetersiz kalır. Gerçi revir komutanı bir üsteğmen doktorda gerçekten çok ilgilendi benimle. Yaşadığım bölük içindeki sorunlar nedeni ile revire gittim.Kendimim artık dayanılmaz bir ruh halinde olduğumu artık daha fazla taşıyamayacağımı böyle devam eder ise birtakım kötülükler yapabileceğimi bu yapacağım kötülüklerin ise elimde olmadan yapacağım filiyat olacağını belirtmem nedeniyle, revir doktorları bana baştan sona yaşadıklarımı anlatmamı istediler. Bende olan biteni kimliğimi orda anlattım. Revir komutanı olan doktor bana neden bunu askerlik şubesinde anlatmadığımı aslında askerliğe elverişsiz raporu alabileceğimi çektiğim sıkıntıları hiçde çekmemem gerektiğin belirtti.Çokda yardımcı oldu. Bende böyle birşeyden haberim olmadığını olsa bile bunu yapamayacağımı yapmış olsaydım ailem ve çevrem tarafından hiç olumlu karşılanmayıp bir ömür bunun sıkıntısını yaşayacağımı anlatmam sebebiyle beni korumaya aldı. Bölükten revire alınmam istemiyle tugay komutanına birzat giderek beni bölüğe aldırdı. Fakat bu alınma sürem içinde bulunduğum bölük içinde yaşadıklarımı anlatmam imkansız. Çok saf ve ne yaptığını bilmeyen bir kişi bölük içinde birkaç kişinin yönlendirmesi ayrıca bölük içindeki bir uzman çavuşun benden rahatsızlık duyması ve bu ipneyi sikin top edin sözlerini kulağımla duymam sebebiyle, yönlendirilen bu saf kişi tarafından bütün tabur içinde adım ipne götveren top olarak adlandırılmama neden oldu. İnanın arkadaşlar burda bütün samimiyetimle yemin ediyorum ne böyle bir olayla iştirak içinde oldum nede cinsel anlamda bir kişi ile beraberlik yaşadım hakkımda yapılan bütün herşey bir uydurma ve bana yapılan bir zulumdü.Bu olayı galiba tugay komutanı duymuş.Beni tugay içinde bir kurmay albay çağırarak benimle konuştu.Ben inkar ettim hayır böyle bir şey olmadı yalan söyleniyor dedim zaten yalandı hepsi iftiradan ibaretti. Bu durumu öğrenen uzman çavuş bana fiili yaptırımlar uygulamaya başladı herkez bir kez nöbete giderken ben günde dört kez nöbete gidiyordum. tuvaletler temizletiliyor en ağır işler veriliyordu. En sonunda bir gün yaklaşık yüz kişinin bulunduğu bir ortamda temizlik yapılırken bana senin anal bölgende temizlik yapılmışmı aç (g.....) de görmem gerek. Sizler ipneler kesin kıl dökücü kullanıyorsunuzdur. Sizin oranız kaymak gibidir bir bakalım sözünün ardından kendime hakim olamadım ve uzman çavuşa saldırdım. Beni apar topar revire götürdüler.Revir komutanı keşke bunu yapmasaydın senin için ne gerekiyorsa yapcaktık bu gerçekten bir takım olayları güçleştirdi dedi.Beni Ankara 600 yataklı asker hastanesi psikiyatri polikiliğine gönderdi. Fakat bana kapalı bir zarf düzenledi orda bulunan beni muayne eden doktora bu zarfı vermemi söyledi. Yapılan muayenin ardından 45 gün rapor aldım. Daha sonra birliğe döndüğümde benim bulunduğum bölükten revire sevkim yapıldı kalan 7 aylık süreyi burda tamamladım. Fakat gelişen bu işlemin ardından bu seferde benim revirde bana karşı iyi olan çok iyi eğitim almış bir kaç kişi ile bir takım fiiliyatta bulunduğum ilişki yaşadığım söylentisi çıkarıldı. Bu durumda da revir komutanı zor durumda kaldı. Ben tekrar 600 yataklı asker hastanesine gönderilmemi artık dayanamayacağımı intihar etmek istediğimi belirtmemden sonra revir komutanı beni yine asker hastanesine gönderdi. Yine 45 gün rapor aldım. Zaten geçen süre içindede askerliğimin bitmesine çok az zaman kalmıştı. Sonunda bu askerlik hizmetimi 3.5 ay eksiklikle 14.5 ay içinde tamamlamış oldum.Ben burda şunları belirtmek isterimki, Türk toplumunun içinde bulunduğu bu askerlik görevi kutsallığının yabana atılmaması gerekliği hepimizin bilgisidir malunumuz.Fakat ben ve benim gibi o ortam içinde bulunan bir çok insan aslında oranın bizler gibi yaşam süren kişiler için hiçde hoş olmadığı birçok fiiliyata maruz kalındığı hatta öldürülme noktalarına yada intihar noktalarına taşındığını bilmesi gerekir.Ağır şartlar altında bir yaşam sürülüyor. Çok değişik topluluklar ve toplumlar kültürler içinden gelen bu tip yaşantıyı kabul eden yada etmeyip karşı olan kişiler ve bireyler bulunuyor. Kendileri bu tip ortamların içinde bulunan ayrıca bu tip konularda eğitim almış ve görev yürüten yetkili askeri komutanların nasıl olurda bu kadar açık bir olayda kişisel görüşleri yada hareketleriyle zorumluluk kılarlar anlamıyorum. Bana şuanda yaşadıklarım nedeniyle çektiktiğim sıkıntılar nedeniyle acaba askerlikmi yoksa olummü deseler çok açık ve net bir şekilde ölümü tercih ederim.Hatırlamak anımsamak hatta düşünmek bile istemem. En önemli sorun ise, askerliğim bittikten sonra 18 gün dışarda ankara ulucanlar hasiphanesinde uzman çavuşa karşı gelmem ve fiili zarar vermem nedeniyle karakuvvetleri askeri mahkemesinden ceza alıp hapis yattım.Peki suçum neydi. Kişisel haklarımı savunmam kırılan gururum ve rencide edilen onurumumu müdafa etmemmi.Bunu mahkkemede yüzkere belirtmeme rağmen yinede cezayı aldım ve çektim. Ben burdan bütün yetkili kurum ve kuruluşlara seslenmek istiyorum. Kendi bulunduğu çevre yada yaşadığı çevre nedeniyle sesini çıkarmadan gidip her ne şekilde olursa olsun askerlik hizmeti yapan bireyler bizler zaten yeter miktarda orda zarar görüp sıkıntılar yaşıyoruz. Bunun nedeni ailemiz bulunduğumuz çevrenin üzülmemesi için yada bilmediğimizden haklarımızı.Ya bu konuda rahat olup, kendi sosyal hayatını devam ettirme gücüne sahip, kimliğini kabul etmiş ben buyum diye medeni cesaretini kullanan açık bir şeklide kanunla desteklenen bu haklar neden müraacat eden bizlere verilmeyip eziyet çektiriliyor bunu anlayamamıyorum. Bence artık o gizli dünyanın içindeki gerçeklerin yada bizlere yaşatılan sıkıntıların açıklığa kavuşturulması gerekli diye düşünüyorum. Çünkü o dünyada kapalı kapılar ardındaki içerdeki yaşanan büyük sıkıntılar hiç de hafife alınmayacak kadar büyük sorunlar. Ben on iki sene olmasına rağmen geçen sürenin halen yaşadığım o acı ve sıkıntılı günleri unutamıyorum. Belki şuanda içinde bulunduğum güvensizlik insanlara bakışım o günlerde yaşadığım sorunlardan kaynaklanıyor. Askerlik hizmetimin bitiminden sonra 2 seneye yakın aldığım psikolojik tedavi ve psikiyatrik tedavi sürecindeki kullandığım ağır ilaçlar ve halen yaşadığım o günlerden kalan acıları acaba hangi güç unutturcak. Artık lütfen bizlerede saygı gösterin.Bizlerin haklarınıda koruyun. Bizlerde sizler gibi normal normlarda yaşayan sadece cinsel kimliği ayır olan bireyleriz. Bizler hastalıklı, rahatsız, vebalı, değişik görüntüde olan bireyler değiliz. Bizlerde sizler gibi insanız. Acıncak durumumuz da yok bizlere acımayın ayrıcalık göstermeyin.Kendiniz için yaptıklarınızı bizler için yapın. Farklı davranmayın farklıkta yaratmayın, ama bizimde insan olduğumuzun farkına varın. Bizlerde sizler gibi bir ruh, onur, kişilik ve en önemlisi insanlık halini taşıyan birer varlığız.Yaptığınız acımasızlıklar birçok arkadaşlarımınız hayatına mal olmuş durumda.Neden bir çatışma ve huzursuzluk ortamı yaratıyorsunuz.Biz sadece anlayış huzur sevgi ve insanlık onurumuzumu istiyoruz. Çokmu şey istiyoruz bence değil. Çünkü insana layık olanı istiyoruz. Hakkımız olan saygıyı insanlık haklarını istiyoruz.Ben kişisel olarak böyle düşünüyorum.Bu yazdıklarımı okumak için zaman ayıran benimle yaşadıklarımı paylaşan bütün insanlara saygılar sunuyorum hepinize çok teşekkür ediyorum. Tek söyleleceğim şey bizler güçlüyüz iradeliyiz en önemlisi insanız, lütfen haklarımızı arayalım sonuna kadar. Bu bizlere açılan platformda yaşadıklarımızı yada bildiklerimizi paylaşalım. Bizlerin yaşadığı sorunları bizden sonrakiler yaşamasın. Hoşçakalın. H.M.K.

cevapla


Farklı bir süreç daha Y.B.- İzmir
Submitted by Anonim on Pazar, 18 Mart, 2007 - 20:23

Her süreç farklıdır bunu benim şimdiye kadar yaşadıklarım tekrarlıyor ve sizlerle paylaşmak istiyorum.

Arkadaşımız A.A. gibi benim süreç de zora koşuyor.

İzmir Askerlik Şubesine gidip kayıtlarımı yaptırdıktan sonra beni doğal olarak Revier'e yönlendirdiler. Bu yönlendirme sonucu 3 kişi birden muayeneye alındık. Burada basit bir rahatsızlık sorgulaması ve genel sadece fiziki bir kontrolden ( soru cevap sonrası) ben Eşcinsel olduğumu bu muayeneyi yapan doktora söyledim. Onun üzerine bana Hatay Askeriye hastanesine Psikiyatr sevk kağıdı verildi. Burada yapılan konuşma Psikiyatr ile 3-5 dakikalık üstü kapaklı olan bir görüşmeden sonra ( sadece kadınsı görünüp makyaj vs. olmadığından ) GATA İstanbul a sevk edildim. Bu Psikiyatr her Eşcinsel de kadın görüntüsü fazlası ile efemine hareket beklentileri olduklarından dolayı karar kılma ve durumu değerlendirme sorunu yaşıyorlar.

İstanbul GATA hastanesinde görüştüğüm Dr. beni bir Psikolog a sevk etti. Bana burada ünlü Minnesota Multiphasic test verildi ve 566 soru ile karşı karşıya bırakıldım ( Bu soruların sonraki araştırmalarıma göre, ne kadar saçma olduğunu düşüncelerimin doğrulanması için araştırma sonuçlarım ispatladı. Bu test başka ülkelerde de uygulandığı, ancak doğru sonuca ulaşılamadığı için birçok Ülkede uygulamadan kaldırılmıştır). 2. Bir Test ise bana tekrar 70 soru verilmesi ve bu soruların şekli 1 ile 3 kelimeden kısa başlangıçlardan oluşması ve sonra benim bu cümleleri kısadan tamamlamam bekleniyordu mantıklı olarak tabiî ki. Ve sonrasında ünlü olarak burada yapılan çizilen bir resim 1 İnsan bir ağaç ve bir evden oluşmak üzere ( Bu resim ise neyin nasıl açılıma geleceği aklı başında olan bir insana uygulama olarak yapılan en büyük ayıplardan biridir.) Bunların hepsini bitirdikten sonra Psikolog bir bayan ile görüştüm, bu görüşme 20 dakika kadar sürdü. Sorulanlar kadınsı kıyafet vs. ilgili alanlar ile ve özel hayatım ile ilgili. Ne zamandır Eşcinsel olduğunu düşünüyorsun ve 50 tane böyle imalı sorudan oluşan 20 dakika. Bu konuşma esnasında Dr. hanım benim Almanya dan yurtdışı olduğumu öğrenince konuyu saptırıp bana paralı askerlik teklif etti. Ücretler konusunda da pek bilgisiz değildi ve 10.000 Euro civarında olan meblağ nın bilgisindeydi. Sonuç itibari ben Eşcinsel olduğum için ve askerden kaçma amacım olmadığını Dr. hanıma açıkladım. En son olarak GATA İstanbul da iki konuda uzman Psikiyatr ile görüştüm. Bu iki Dr. ise ukalalık yaparak benim askerden kaçtığımı ima etmeye çalıştılar. Elime askeriyeye elverişlidir Raporu verildikten sonra, odadan çıkmamı baskılı bir ses tonu ile istediler. Ve ortam gerginleşti ve hakkımı savunmaya ve kendimce doğru olanı izah etmeye çalışırken onlar benim namımda tüm Eşcinseller için hakaret namında sözler sarf etmekten de geri kalmadılar. Burada İstanbul macerası bitti ve ben İzmir de kaos gl derneği ile beraber çalışan avukat ve diğer arkadaşlar vasıtası ile mahkemeye başvurma kararı aldım.

Bu durumun gelişmesinden sizleri haberdar edeceğim Y.B.

 

cevapla


askerlikten bende çürük aldım
Submitted by gothicphoenix on Cumartesi, 13 Ocak, 2007 - 22:45

merhaba bende askerlikten çürük raporu aldım ve bu uzun meşakatli yolu sizlerle paylaşmak istiyorum beki tekrardan almak isteyen ve bu konuda tedirginliği olan dostlarıma yardımım olabilir .Ben üniversite eğitimim dolayısı ile ve üzerine uyduruk bahaneler ile askerliğimi 26 yaşına kadar uzattım sürekli şubeye gidip sekreter hanına hazır olmadığımı bbelirterek bri kaç ay atma yollarına başvurup durdum ..bir kez bakaya aldım sonra nasıl oldu ise öne sürdüğüm bahaneler geçerli oldu sanırım bir problem olmadı taki en son askerlik izinimin bittiği zaman hiç umursamadan gitmediğimde problem çıktı :)eve polis geldi bana gitmeyi düşünüyormusun dedi bende düşünüyorum sanırım dedim tuhaf tuhaf :Ddaha sonra bana hemen belge getr dedi bende askeri mahkemeye bazı bahaneler yazarak şubeden aldığım iki süre uzatma belgsesini polis karakoluna getirdimgeldim ..ancak iki ay sonra macera başladı :)ben şubeye gittim ve benim bazı sakık sorunlarım var hastaneye sevkimi istiyorum dedim hepatit b taşıyıcısı olduğum için belki çürük alırım diye düşündüm ancak hastanedeki doktor B taşıyıcılarıda askerliğe alınıyor dedi ..elim kolum bağlanmıştı içimde inanılmaz bir korku vardı ..ne yapıcaktım??bu arada eşcinsellik dolayısı ile belge alındığını bende duymuştum ancak nedense o hastaneye gittiğimde (kendi bulunduğum yerdeki izmir)elim kolum bağlanıyor tıkanıp kalıyordum:(birde bu sırada eve kağıtlar geldi askeri mahkemeden bakaya kaldığım içni cezalandırılmak istiyormuşum bende gittim ve ifademi verdim bazı sağlık sorunları ve ailevi nedenlerden dolayı gelmedim dedim onlarda bu mahkemeyi taa altı ay sonrasına attılar :)neyse tekrar hastane oyalanması içinde yine bakaya kalma durumu içine girebilirdim artık yeter diye bağırma noktasına geldiğimde gitmeye karar verdim nedenleride bu benim özel hayatım ve her ne kadar tüm çevrem beni biliyor arkadaşlarımla hiç bir problem yaşamasamda babamın ve annemin bunu anlaması mümkün değildi bundan emindim:Sbelki yapabilirim umudu il ve babamın baskılarına boyun eğerek gitmeyue karar verdim ve macera ozaman başladı ..kısa dönem erdim konya jandarma birliğine katıldım başta herşey idare edilebilir gibiydi sadece mümkün olan en büyük soyutlama ile kendimi uzak tutmaya çalışıyordum ...bir kaç hafta idare ettim diğer arkadaşlarımda okumuş insanlar olduğu için güzel sohbetler oluyordu ve açıkçası eğlenmeye bile başaldığımı söyleyebilirim..ne zamanki silah eğitimine geçildiği güne kadar !! bir türlü o silahı tutamıyordum elim kolum birbirine dolanıyor ve içim kalkıyordu çok garip bir psikolojiydi ..bir gün yanlış yaptığım için silah eğitimi sırasında silahı kullanmayı baş çavuş yüksek sesle bağırdı bende sanırım hassas bir yapıya sahip olduğum için kitlendim ve onbeş dakikalık eğitim arasında koptum ve başladım hüngür hüngür ağlamaya.. osırada manga başım olan arkdaşımda çok destek oldu ve ben senin gay olduğunu anladım sizler çok farklı yaşıyorsunuz ve sizin yaşam tarzınız buraya uyum sağlamak için uygun değil dedi :D aptalca gelsede destekleyici olduğu için bu sözler hoşuma gitti .neyse böyle dalgalandıda dalgalandı askerde bir silsile yolu ile gitme durumu vardır sürekli benim durumum üstlerden üstlere gitmeye başladı :D en sonunda alay komutanı albay beni çağırdı kendiside avrupa görmüş bir insan olduğu için bir askerden heleki bu kadar rütbeli bir askerden böyle olumlu bir tavır alcağımı beklemiyordum bana gay olman normal sadece bunu deklare etmen nedeni ile ayrıca sadece tsk değil dünyada hiç bir ülkede gaylerin askerlik yapamayacağı ile ilgili bir söyleme girdi yoksa senin tercihin kimseyi ilgilendirmez dedi ..bunlar çok hoşuma gitti gerçekten ellerinden gelen destekte bulunarak beni konyadaki hava hastanesinden ankaradaki eti mesguta ordan da ankara GATA ya sevkedildim benim ifade tarzımdanmıdır bilmyiorum ama her şey çok hızlı ilerliyordu :Dgata da iki gün müşahade altında kaldım direk video çekimlerimide alıp gitmiştim:Dilk önce doktorlar çok şaşırdı ve yarbay olan bir yetkili psikiyatrist bana yani biz her eşcinseliği çürüğe ayırmıyoruz dedi bende benim insani haklarım yokmu ypamıyorum bundan daha üste başvurabileceğim bir kaynak varmı dedim :D neyse beni iki gün müşahade altında tuttular :D daha sonra heyete girdim ve hemen raporu aldım benim rapor B olanıydı yani barışta askerliğe elverişli değildir diye yani benim anladığım şu ki eğer siz açık bir şekilde ifade ederseniz ve kimliğinizle barışık olduğunuzu ve beyan ederseniz ayrıca da gerekli kanıtları götürme cesaretiniz varsaki (kesin olarak pasif ilişkide olmanız gerekiyor benim video camerada ben sevgilime oral sex yapıyordum ve anal ilişkinin en başını çekmiştim :D)kesin olarak alıyorsunuz raporu gatada iki heyete g irdim ilki psikiyatri heyeti altı kişilik bir grup ikinciside daha kalabalık olan genel bir heyet ikinci heyet uyduruk bir prosedür işlemi sadece doktorların verdiği kararı onaylıyorlar o kadar .İlk psikiyatri heyetine girdiğimde baan sordular çürükmü istersin hava değişimimi bak bu konuda sivil hayatta sıkıntı yaşama dediler:Obu kadar iyilik beklemiyordum açıkçası bende çürük verin ben dayanamayacağım dedim ..gatada herkes çok iyi davrandı sadece pratisyen hekimin saçma sapan konuşmalarına maruz kaldım bana eğer gay oduğunu orda burda söylersen seni düdüklerler bu senin özelin bizi ne ilgilendirir bende doktorum ama burda hemşirelere asılmıyorum dedi :D bir de müşade altında kalcağım gece o gerzek pratisyen nöbetçi idi ve bana bak bu gece burda kalıcaksın hele bir yanlışını göreyim oyarım seni dedi:D ben çünkü sapığım :D:D:Dneyse böyle belli belirsiz aşağılamaların hepsine karşı gözümü yumdum ve çürüğümü aldım hiç konyaya uğramadan direk memleketim olan canım izmiri me kaçtım:Dbenim en büyük hatam başta cesaret edemeyip rapor almak için uğraşmamış olmamdı ama orda gerçekten yapamayacağımı ve açıkçası yapmak istemediğimi ve daha fazla kendimi bastıramayacağımı anladım..izmirde şubeme geldim raporu verdim ve herşey bitti şimdi bakaya davası hala uzayıp duruyor :D en son askeri mahkeme kendi üstünden yetkisizlik kararı almış bilmyiorum artık hangi hükümlere dayanarak ordanda izmir dördüncü sivil mahkemesine atmış görevi izmir mahkemesindende kağıt geldi onlarda yetkisizlik kararı vermişler ve benim kayıdım karşıyaka olduğu için burdaki mahkemeye göndermişler dosyayı bakalım bu bakayadan nasıl bir hikaye çıkıcak :) açıkçası ben mehmet tarhan kadar cesur değilim ve o benim yaptıklarımın çok üst noktasında duruyor ben daha oportunist davrandım .ancak askerlik içinde iken çok fazla kişininde bu raporu alabildiğini görmedim bu konudada kendimi taktir ediyorum :Dherkese sevgilerr

cevapla


bana da yardım edermisin
Submitted by Anonim on Cuma, 27 Temmuz, 2007 - 09:33

Canım valla ben de senle aynı kaderi paylaşıyorum. Aile baskısı ile askerliğe başladım ilk başlarda iyiydi yani acemi birliğinde sora usta birliği doğuya çıkınca her şey bambaşka oldu. Artık dayanamıyorum burada her şey çok iğrenç yapamıyorum intiharın eşiğindeyim. Şu an silah altındayım ne yapmalıyım ban lütfen yardımcı olun. Mail atarsanız sevinirim malum askeriyede bu sitelere giremiyorum.

cevapla


bytush 1
Submitted by Anonim on Çarşamba, 4 Temmuz, 2007 - 11:38

sevgili arkadaşım ben de senle aynı durumdayım ama benim durumumu şu anda askeriye içinde kimse bilmiyo ve kimsenin de bilmesini istemiyorum. açıkcası öbür arkadaşa da yazdım sana da yazıyorum: şu anda silah altındayım ve izne gittiğimde gataya sevk alarak psikiyatriye çıkıp durumu anlattım ama onlar bana yapabilecek bişilerinin olmadığını söledi ancak 2 ay sora gelirsem belki yardım edebileceklerini söylediler ne yapmalıyım :( lütfen cvp yazın bana çaresizim ve intiharın eşiğine geldim artık bitmesini istiyorum :( askeriyede böle siteler giremedğimi için mail atarsıanız çok sevinirim:

cevapla


Askerlik
Submitted by Stranger on Salı, 5 Aralık, 2006 - 03:33

Türkiye'de profesyonel askerliğin değerlendirilmesi ve tartışılması gerekir. Modern ve profesyonel bir ordu, çok sayıda askeri olan ve profesyonellesmemiş bir ordudan daha etkili ve güçlü olacaktır. Profesyonel ve daha güçlü bir ordu aynı zamanda vatandaşlar için güven ve askerlik yapma konusunda da bir tercih yapma şansı getirecektir. A.A'nın basina gelen tatsız ve onur kırıcı olay böylelikle yaşanmaz. Kaldı ki TSK eşcinsellik konusundaki anlayışını Eşcinsel Dernekleri ile birlikte bir tartışma ve karşılıklı olarak görüş alışverişinde bulunarak aşma yoluna da gidebilir. Eşcinsel örgütlenmelerin muhatap olarak alınması devlet kurumları bağlamında TSK için bir ilk olmayacaktır. KAOS GL uzun süureden beri Sağlık Bakanlığı ile birlikte calışmalar yapıyor. Sonuçta herkesin amacı insanların refah içinde ve mutlu olduğu bir ülkede yaşamaktır. Sevgiler

cevapla


Anket - Dergi&Web



Sağlık Çalışanları Anketi


KKM - Kasım 08




50/50 Eşitlik



Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



Google Reklam


LGBT Ünlüler


LGBT Söyleşi


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



Kampüs Ağı


Radyo Programı


Dosya: AşK


Dernek Tüzüğü


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim