Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Hukuk Hattı


Kullanıcı girişi


Bülten


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Açılmak



Dernek Üyeliği


Gönüllü Aranıyor!


Kadın Kadına Öykü


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Radyo Programı


Dosya: AşK


Linkler



Dernek Tüzüğü


Sivil itiraz adına suya atılan taş

Diğer | TV

“Yalnızca bir televizyon dizisinden değil, bir başlangıçtan söz ediyorum. Kardeşlerimiz katillerimiz olsun istemiyoruz artık. Komşularımız düşmanlarımız olmasın. Bu şiddet kültürünün aşılması için daha kaç gencin potansiyel katil ya da kurban olması gerekiyor?” Murathan Mungan’ın kaleminden.

KAOS GL - 12/02/2007

Murathan Mungan

Kendi adıma şunu söyleyebilirim: Ömrünü okumaya, yazmaya, düşünmeye adamış biri olarak ve bunca yıl savunduğum, arkasında durduğum yaşama ilkelerim gereği, çıkıp bir televizyon programının yasaklanması, kaldırılması talebinde bulunma hakkını kendimde görmüyorum.

Öte yandan ben ve benim gibilerin, yalnızca kendileri için değil, toplumun bütün kesimleri adına savunduğu demokratik hak ve değerlerin, yıllardır yalnızca muhafazakârlar, sağcılar, milliyetçiler lehine nasıl tek taraflı işlediği konusunda da yeterince bilgi, deneyim ve tanıklık sahibiyim. Haklarını savunduğumuz kişilerin, iş, bizim haklarımızı savunmaya gelince nasıl kaçıp saklandığını da biliyorum. Ama demokrasi anlayışımızı, başkalarının bize nasıl davranacağına göre belirlemeyiz. Biz sadece olması gerekeni yaparız.

    ***

Hakkında yeterince yazılıp çizildiğini düşündüğüm ve şu günlerde yayınına yeniden başlayan "Kurtlar Vadisi" dizisini burada çözümleyecek; yaslandığı karanlık değerleri; yücelttiği silah tapınmacılığını; beslendiği ve beslediği şiddet yanlısı, kıyıcı kültürü eleştirecek; bu ülkenin insanlarına, gençlerine, toplumsal yaşamına verdiği zararları sayıp dökecek değilim. İnsanların ruh ve akıl sağlığıyla en ilgili meslek grubu olan psikiyatrların, durumun vahametine dikkat çekme ihtiyacı duyarak dernekleri aracılığıyla bildiri yayınlamaları bile başlı başına bir alarmdır. Benzerine Türkiye tarihinde kaç kez rastladınız?

Kendilerine ve "niyetlerine" ne ad verirlerse versinler, "Kurtlar Vadisi" ekibinin, apaçık bir biçimde şoven milliyetçilik, ırkçılık yaptığını; hukuk dışılığı savunduğunu; her çeşit çeteleşmeyi, mafyalaşmayı özendirdiğini; benzerine Hitler Almanyası, Mussolini İtalyasında rastlanabilecek bir süreçle kimlik arayışındaki gençlere, şiddet yanlısı rol modelleri önerdiğini düşünüyorum. Herkesi bu konuyla ilgili sayısız gazete, televizyon haberini; yapılan araştırma ve anket sonuçlarını hatırlayarak hafıza tazelemeye çağırıyorum.

Ülkenin her zamankinden daha fazla, ortak uzlaşma zeminine; farklılıklarımızı tanıma ve birlikte yaşama kabulüne; karşılıklı hoşgörü ve anlayışa ihtiyaç duyduğu bu dönemde, kamplaşmaları körükleyerek kandan kâr edenlerin çıkarlarına karşı, toplumsal dayanışmanın, barışın ve hukukun üstünlüğünün gözetilmesi gerektiğine inanıyorum.

    ***

Peki, bu durumda bizler, yani kandan kına yakmayanlar ne yapmalıyız?

Sivil itiraz haklarının her zamankinden çok daha etkin ve örgütlü biçimde kullanılması gereken bir dönemde olduğumuz kanısındayım. Madem liberal bir ekonomide yaşıyoruz ve madem bu ekonominin kuralları yaşama biçimimizi belirliyor; madem söz konusu olan bir televizyon dizisi ve madem televizyon dizileri varlık nedenlerini "reklamlara" borçlular, bu konudaki en etkin protesto biçiminin, tüketici haklarımızı kullanmak olduğunu düşünüyorum. İster doğrudan böyle diziler çekerek, ister bu dizilerin izlenme oranlarından gelir payı kaparak kandan kâr etmek isteyenlere verilebilecek en etkili yanıtlardan birinin bu olacağını sanıyorum. Bu konuda dikkati ve duyarlığı olan herkesi, "Kurtlar Vadisi" dizisine reklam veren her ürünü, her firmayı, her markayı yaygın ve örgütlü bir biçimde protesto etmeye; imza ve katılımlarla desteklenen etkili bir kampanya oluşturmaya çağırıyorum.

Akıtılan bunca kanı aklayacak deterjanların, katil eli yıkayacak sabunların henüz bulunmadığını unutmayalım. Bu karanlık kâra ortak olmayalım. Sesimizi ve varlığımızı duyurana kadar o marka yağları, yoğurtları, çikolataları, dondurmaları, bisküvileri yemeyelim; o marka sütleri, kolaları, meşrubatları içmeyelim; o marka tencere tavaları, kağıt mendilleri, bebek bezlerini almayalım; o marka çarşaf nevresim takımlarında yatmayalım; o marka mobilyalarda oturmayalım; o telefonlarla konuşmayalım; paralarımızı o bankalardan geri çekelim; bunları yaparken en etkin biçimde herkese duyuralım. Bu kampanyanın başarılı olmasını, birkaç kişinin kişisel ahlakına, vicdanına bırakmayalım; takipçisi olalım, sivil itiraz grupları oluşturarak gelişmelerden sürekli herkesi haberdar edelim. Sevenleri, hayranları, okurları, seyircileri, dinleyicileri olan topluma mal olmuş, tanınmış kişileri, bu kampanyaya destek olmaya ve destek olduklarını duyurmaya çalışalım.

    ***

Elbette yalnızca tüketicilere yönelik bir sesleniş değil bu. Türkiye'nin daha demokratik, daha özgürlükçü, daha çağdaş, daha uygar olması amacı ve niyetini taşıyan bütün şirketler, kurumlar, kuruluşların sahip ve yetkililerini, "reklam pastası payını" insan kanıyla karmamaya çağırıyorum. Türkiye'yi hukuksuzluğun, çetelerin, mafyaların, karanlık güçlerin ve emellerin yönettiği bir ülke olmasını haklı göstermeyi; başkasının ölüsünden, kanından, servet, itibar, fedai, çete sahibi olmayı özendirmeyi istemeyen bütün iş adamlarının, reklam veren, reklam yapan dernek ve kuruluş yöneticilerinin aklına, vicdanına, sağduyusuna seslenmek istiyorum.

Yalnızca bir televizyon dizisinden değil, bir başlangıçtan söz ediyorum. Kardeşlerimiz katillerimiz olsun istemiyoruz artık. Komşularımız düşmanlarımız olmasın. Bu şiddet kültürünün aşılması için daha kaç gencin potansiyel katil ya da kurban olması gerekiyor?

Haraca, gaspa emanet edilmiş sokak aralarında, banliyö trenlerinde, varoş semtlerde, lise önlerinde, havaya kurşun sıkılan düğünlerde, töresinin hukukuna kadın kanı akıtan aile mahkemelerinde, bıçak çekilen tribünlerde, karanlık pazarlıkların döndüğü han köşelerinde, sigara dumanına boğulmuş internet kafelerde çekilen her bıçağın, namluya sürülecek her kurşunun "küçük ya da büyük hisseli uzak ortağı" olmayalım.

Elbette bu çeşit dizileri yapan kişi ve kuruluşlar, daha fazla kâr etmek, daha fazla para, güç, itibar ve fedai kazanmak isteyebilirler, ama sizler daha fazla ölü, daha fazla kan, daha fazla tabut istemiyorsanız, bunu bize söylemenizi istiyorum.

Benim şu yaptığım, sivil itiraz adına suya atılan bir taş yalnızca. Umarım sudaki halkalar gibi yayılıp genişler, bize yalnız olmadığımızı, birbirimize yaslandığımızda milyonlar ettiğimizi öğretir.

Biz hiçbir kanala reklam veremeyenler, bir zamanlar "Edirne'den Ardahan'a" diye tanımlanan üzerinde yaşadığımız toprakların haritasının, bundan böyle "Susurluk'tan Şemdinli'ye" diye adlandırılmasını istemiyorsak, verilmiş reklamları adreslerine iade edelim.

Kaynak: www.murathanmungan.com

yeni yorum ekle

çocuklarımız şiddete
Submitted by Anonim on Pazar, 18 Şubat, 2007 - 19:46

çocuklarımız şiddete daha öncedende meyilliydi. şimdi ise çocuklarımız bakıyoki anne babadan dayak yiyo, baba çocuğuna güzelce sözünü geçirmek yerine şiddet kullanıyo çocuğun piskolojisi bozuluyo bakıyoki dışarda da güçlü olmayanın, başkalarının haklarına saygı duyan eziliyo napıyo o da şiddet kullanmaya başlıyo sonrada yaptığına bi kılıf bulmak için Kurtlar vadisindeki Polat Alemdera özendim Memati'ye özendim deli yürekteki Yusuf Miroğluna özendim gibi saaçma ve gerçek olmayan sözler sarf ediyorlar... hem ben kurtlar vadisini izlediğim ve anladığım kadarıyla kurtlar vadisinin konusu üç kuruş için adam öldürmek değil. "NEREDE OLURSANIZ OLUN NE ŞARTLAR ALTINDA OLURSA OLSUN VATANINIZI VE MİLLETİNİZİ KORUMAK İÇİN HER ZAMAN BİR ŞANSINIZ VARDIR!" demek istiyor... Çocuklarımızın şiddete meylinin sebebinin ne olduğunu soracak olursanız çocuklarımızdan bir tanesi kendi yaşında birini bıçaklayıp ıslah evine girip çıktıktan sonra neden yaptığını sordum aynen bana şöyle dedi abi "DİZİ MİZİ HİKAYE VALLAHİ NE YAPTIYSAM DERTTEN VE AŞŞAĞILIK KOPLEKSİNE GİRDİĞİM İÇİN YAPTIM" lütfen bunlara DİKKAT HEMDE BÜYÜK DİKKAT

cevapla


Sivil Tepki
Submitted by Stranger on Pazartesi, 12 Şubat, 2007 - 23:34

Reklam veren şirketlerin ürünlerini almamak bir yol. Kaldı ki yayınlanan ilk bölümünde 82 marka 163 adet reklam vermiş, bir buçuk saat (90 dakika) süren dizinin 53 dakikası reklam. Reklam verenler arasında yarı özerk bir kurum olan RTÜK de varsa, ne yapılabilir? Ya da bir siyasi parti: GP? Son 9 günde 513 defa haber olmuş. Yine aynı süre içinde 61 köşe yazarı 77 kez bu diziyi ele almış. Mungan'ın demokrat duruşu yerinde ancak bu dizi ve bağlantılarına karşı yapılabilecek çok az şey var. Reklam veren şirketlere karşı bir kampanya hep birlikte. belki dizi yayınlandığı saatlerde 22.00 ve 23.30 arası bazı degisik eylemler düşünülebilir. Ya da tartışma plartformları ile bir kamuoyu oluşturulabilir. Ancak yapılacak o kadar az şey var ki. Dizide Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen'in kardeşi bile oynuyor. Bağlantıları çok güçlü. Yine de yılmamak gerek. Avrupa Birliği bünyesinde bir girişim olabilir. Uluslarası insan hakları dernekleri ve şiddete karşi oluşumlar harekete geçirilerek hükümet üzerinde etkili olunabilir. Şiddet ve nefretin olmadığı bir dünya dileğiyle. Not: Rakamlar Turkceforum.biz den alınmıştır.

cevapla


Anket - Dergi&Web



Kaos GL Dergi 102


KKM - Ekim 08




50/50 Eşitlik



Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



LGBT Ünlüler


Muhabirliğe davet


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



İmza Kampanyası



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


Kimler online
Şu an sitede 1 kullanıcı ve 110 ziyaretçi var.

Online kullanıcılar

  • kydonia


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim