Kaos GL Dergi 101




Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Kullanıcı girişi


Bülten


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Açılmak



Gönüllü Aranıyor!


Muhabirimiz olur musun?


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Hukuk Hattı


Radyo Programı


Dosya: AşK


Linkler



Dernek Tüzüğü


Dernek Üyeliği


Reklam


Aşkta unutmak bir yazgı

Aşk | Murad Esin

“Oysa insan kolayca aşık olmamalıdır ve “aşığıyım” dediğini kolayca unutmamalıdır. Ancak günümüz insanı için artık unutmak bir yazgıdır ve zevk esastır.” Murad Esin, aşkın hallerini anlatıyor.

KAOS GL - 24 Şubat 2007

Murad Esin - ABD

Aşk sözlükte şöyle tanımlanıyor; aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, sevi. Sevgi ise şöyle: İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu. Bu tanım yeterli mi? Aşk nedir? Nasıl yaşanır? Değişik türleri var mıdır? “Sana aşığım” demekle aşık ifade edilir mi?

Aşk üzerine yazmak aşkı yaşamaktan daha zor çünkü ancak yaşanılarak hissedilebilecek bir duyguyu yazıyla bütünleştiriyorsunuz. Aşkı yukarıdaki şekilde tanımlamak belki de ona yapılan en büyük haksızlıktır ancak neticede aşk da bir kelimedir (isim) ve anlam ifade eder. Bu nedenle de sözlüklerin konusudur. Ancak aşk bir cümlelik midir? Aşkın çeşitleri vardır.

Aşkın çeşitleri konusunda ilk sınıflandırmayı İncil kaynaklı olarak görüyoruz. İncil’de aşk dört ayrı şekilde ifade edilmiştir. Asılları Yunanca olan kelimeler şunlardır;

Agape, günümüz Yunancasında aşk anlamında kullanılan ancak İncil’de Tanrı ile İsa arasındaki aşkı ifade eden bir anlamı vardır. Genel bir bağlılık ve sevgiliye olan düşkünlüğü ifade eder.

Phila, kardeşlik aşkı olarak ifade edilebilir. Kişinin ailesine, arkadaşlarına ve çevresine olan aşkını anlatır.

Eros, romantik aşkı karşılar. Cinsellik içerir.

Storge, aile içindeki aşkı ifade eder. Babanın oğluna olan aşkını anlatır.

İslam dünyasında aşk bu şekilde sınıflandırılmamıştır. Kuran’da geçen aşk Tanrının peygambere olan aşkından yola çıkarak tüm insanlara olan sevgisi ve bağışlayıcılığı üzerine kurulmuştur. Bu aşk pratikte özellikle İslam’ın Orta Asya yorumunda, ki bu yorum günümüze kadar gelen, Yesevi – sufi gelenekte Tanrı aşkının kapısı insan aşkı olarak karşımıza çıkmıştır. Tanrı aşkına ulaşmak için insanı sevmek önerilmiştir. Bu anlamda Mevlana için Tanrı aşkına ulaştığı gece Şems’i kaybettiği gece olmuştur. Aynı şekilde Pir Sultan Abdal da sevgilisi Şah Hatai uğruna ölüme gitmiştir. Yine Börklüce Mustafa, Torlak Kemal ve binlerce Şeyh Bedrettin müridi şeyhleri için canlarını feda etmekten çekinmemişlerdir. Aşk sufi gelenekte erenlerin pir-dedeleri ile olan ilişkileri, şeylerin dervişleri ile olan ilişkileri ile aşık maşuk anlayışında bir Yesevi yorumla coşkun bir şekilde yaşanmıştır. Aynı şekilde Yesevi ekolünün bir sonucu olarak ortaya çıkan kirvelik, musayiblikte de aşk bir başkası tarafından iki kişi arasında kurulmaktadır. İslam yorumunda aşk genel olarak insandan Tanrıya ulaşmanın yolu olarak görülmektedir.

Modern dünyada aşk bu kadar incelikle tanımlanmamaktadır. Modernite insanın üretime ne suretle katkıda bulunduğunu ölçü olarak aldığından kapitalizm için aşık ve maşuk ikilisi artık bir karşılıklı çıkarlar birlikteliği olarak algılanmıştır. Modern aşıklar maşukları için bir şeylerini terk etme gereği görmemektedirler. Sahip olduklarını korumak birinci önceliktir. Aşk genelde cinsellikle örülüdür ve cinsel zevk çiftlerin birincil önceliğidir. Aşkı basit olarak algılayan günümüz insanı yaşamlarında çok sık sevgili – aşık değiştirmeyi normal olarak kabul etmektedir. En uzunu 6 ay süren ve ömürlerinde onlarca aşıkları olan bu insanlar için aşk artık gündelik bir şey haline gelmiştir. Oysa insan kolayca aşık olmamalıdır ve “aşığıyım” dediğini kolayca unutmamalıdır. Ancak günümüz insanı için artık unutmak bir yazgıdır ve zevk esastır.

Aşk cinsel ayrımcılığı da içinde barındırmaz. İki aynı cinsten olanlar birbirlerine aşık olabilirler. Çünkü aşk cinsel sınırları kaldıran bir duygudur. Cinsel tabularla aşkı sınırlandırmak aşkı cinsellikle bir tutmaktır. Eğer ki aranan gerçek aşk ise bu aşkın bir cinsel birlikteliğe- tanımlamaya gereksinimi yoktur. Aşkı kimde bulduğunuz önemlidir. Hangi cinste bulacağınız değil. Kişilerin aşk için tabularını yıkmaları gerekmektedir. Yoksa aşkları sınırlar içinde kalmaya mahkum olacaktır. Aşk yaşanan ve iki taraflı olan ancak sınırsız bir fedakarlığı gerektiren bir isimdir.

yeni yorum ekle

bencedeeeeeeeee
Submitted by Anonim on Cuma, 8 Haziran, 2007 - 11:38

bence de.

cevapla




Sanat Atölyesi


İnsan Hakları Eğitimi




Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



Google Reklam


Kadın Kadına Öykü


LGBT Ünlüler


Muhabirliğe davet


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



İmza Kampanyası



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


Tatile Davet!


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim