Kültür Sanat / Müzik

Mabel Matiz: Pop, LGBT’lere Çok Şey Borçlu

22 Ekim 2013
Şarkıcı ve söz yazarı Mabel Matiz, “Aşk Yok Olmaktır” cover’ıyla son dönemin en gözde isimlerinden. Mabel Matiz son klip şarkısı “Alaimisema”, aşk ve LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) mücadelesi hakkında kaosGL.org’a konuştu.
 
İlk olarak, “ama yağmur gökkuşağına dönüşecek” dediğin “Alaimisema” şarkına klip geleceği haberiyle çok sevindiğimi belirteyim. “Kaldı bize bizden gacıların acısı”, “hem narin hem zorba aşklardan itildik”, “sen bari kır normali” sözleriyle bir LGBT marşı olmayı fazlasıyla hak eden bu şarkı nasıl ortaya çıktı?
Alaimisema önce beste olarak ortaya çıktı. Daha sonra sözlerini yazdım. Ayrımcılığa karşı yazdığım bir şarkı; homofobi, transfobi, kadına yönelik şiddet ve pek çok şey onun konusunu oluşturuyor. Toplumsal ahlak, ikiyüzlü cinsellik gibi şeylerle bıyık altından dalga geçiyor. LGBT marşı hissi uyandırdıysa ne mutlu. Konserlerde çok eğleniyoruz çalıp söylerken. Sanki bu şarkıda insanlar birbirlerine yaklaşıyor. Bu çok güzel ve önemli bir şey benim için. Ekim’in 2. haftası şarkıya Can Saban yönetmenliğinde bir video klip çektik. Kış gelmeden yayınlanır umarım.
“Aşk Yok Olmaktır” cover’ınla LGBT’ler için çok ayrı bir yere sahip olan Yıldız Tilbe’yi yeniden yorumladın. Özgürlük, kendin olmak, normali kırmak gibi çok fazla çağrışım yapan Yıldız Tilbe senin için ne ifade ediyor? Tabii bu videoyu da unutmamak gerek.
Yıldız için ne söylesem kifayetsiz kalacak gibi. Bu yüzden yıllar önce ondan en doğru tanımla "Türkiye’nin en güzel rock yıldızı" diye söz eden Nejat İşler’i hep kıskanmışımdır. Yıldız olabildiğine içten, eşsiz, gerçek… Türk pop tarihinin en kendine has şarkı yazarı yorumcularından biri. Benim kendime varmamda oldukça etkilidir. Diyecek sözü olan, kendi gibi olmayı seçen her cesur kadar değerli ve ışıklı… Onu çok seviyorum. Söz konusu video ise Aşk Yok Olmaktır klip setinden. Çekim sıramızı beklerken odada 90’lar Türkçe pop şarkıları dinliyorduk, El Adamı çalarken Tuğçe (Şenoğul) kaydetmeye başladı. Hâlâ her izlediğimde gülüyorum. Ceylan’la çığırımızdan çıkışımız, o beddualar filan… Çok saçma ve komik.
 
“Aşk yok olmaktır” cümlesi, LGBT’lerin “aşk örgütlenmektir” sloganını da bir şekilde hatırlatıyor. Sanatçıların aşka bakışı çok klişe bir soru olsa da pek çok kadın ve erkeğin seni daha yakından tanımak istediğini bildiğimden Mabel Matiz aşkı nasıl yaşıyor sorusunu es geçemeyeceğim.
Âşık değilim, olabilirim. Aşk her şeyden önce çok "kendi içimde yaşadığım" bir şey sanırım. Yıldız’ın deyimiyle, en öncelikle, "seni seviyorsam sana ne, aşk benim canımda" hali. Bazen gelen gidenler, buna çarpanlar dolananlar oluyor, pek de şenlikli oluyor, sonra geçiyor filan. Çok yüksek ve coşkulu olurum öyle zamanlarda. Gözüm başka şey görmez. Uzun zamandır olmadı. Aitlik, sahiplik, ele geçirmek, değiştirmeye çalışmak gibi konular biraz sıkıntılı tabi, ama aşk güzel şey.
Profesyonel yaşamın dışında da Ceyl’an Ertem, Umay Umay ve Yıldız Tilbe’yle dostluğun var. Bu isimlerle ileride de müzikal anlamda ne gibi ortak çalışmalar yapmayı planlıyorsun?
Ceyl’an’ın 3. solo albümünde 2 şarkım yer alacak. Bunlardan birini birlikte söyleyeceğiz. Özellikle bu düet şarkı beni çok heyecanlandırıyor. Ceyl’an için ömrümün sonuna kadar şarkılar bestelemek istiyorum, yorumculuğuna bayılıyorum. Umay’ın yeri çok ayrı. Her hali şiir kadın, öyle özel ki. Çok büyük harflerle kazılı içimde. 4. solo albümüne hazırlanıyor, içinde belki benden de bir şeyler olacak. Bunu pek çok şeyden daha fazla istiyorum. Ayrıca ilerde bir kitap-CD projesi yapacağız sanırım birlikte. Ve Yıldız! Belki yazdığım bir şarkıyı birlikte söyleriz. Ona bir şarkımı vermeyi çok isterim. Her an her şey olabilir. Sağımız solumuz belli olmaz.
 
Twitter hesabından takip edebildiğimiz kadarıyla toplumsal meseleler konusunda Türkiye’de pek sık rastlayamadığımız bir duyarlılığa sahipsin. Mabel Matiz, LGBT’lerin hak ve özgürlük talepleri hakkında ne düşünüyor?
Toplumda sıklıkla ayrımcılık, yıldırma, görünürlükten men edilme gibi muamelelere maruz kalan LGBT’lerin hak ve özgürlük taleplerini ve bu yolda verdikleri mücadeleyi elbette oldukça önemli buluyor ve destekliyorum. En başta da anayasanın eşitliği düzenleyen maddesinde LGBT’leri de içine alacak değişiklikleri görme isteği var. Bunca toplumsal kalıp, yazılı yazısız kural ve bunların çoğalttığı çoğunluk-sever zihniyet, er geç mutlaka kırılacaktır diye ümit ediyorum. Bunu Gezi günlerinde de bütün kesimlerde en direkt şekilde yaşadık ve gördük. Neden olmasın ki?
 
Türkiye’de ünlülerin cinselliği söz konusu olduğunda medya bunu bir magazin unsuru olarak kullanıyor. İfşa etmeye karşı net bir duruş sergileyip açılmak isteyenlerin kimliğini ifade etmesi konusunda destekleyici bir yaklaşım göstermiyor. Müzik endüstrisinde açık LGBT’lerin bu kadar az olmasının ardında medya dışında ne gibi etmenler var sence?
Tabular, korkular… Cinsellik bütün alanlarıyla hâlâ Türkiye’deki en büyük tabu. Toplum ne der algısı, en onaylanmışlar için bile hâlâ çok keskin sanırım. Kimse farklılıklarla tam anlamıyla barışmak istemiyor gibi ya da sürekli anlamsız bir inkâr-itiraz-ötekileştirme söz konusu. Yalan söylemeye bayılan medya da bunun ana koordinatörlerinden biri. Oysa medya "pop" kavramına, pop da LGBT’lere çok şey borçlu.
 

Son olarak, LGBT hayranların için ne söylemek istersin?Durmak yok mücadeleye devam ya da nerdesin aşkım?