İnsan Hakları / Aile

‘Kreş yok, ölüm var!’

Çarşamba, 13 Ağustos 2014
Haber: Kaos GL
“Kreş yoksunluğu ölüme davetiye çıkarıyor. 5 yaşında bir çocuk kamyonetin altında kalarak hayatını yitirdi.”
 
İstanbul’un Bağcılar semtinde 5 yaşında bir çocuk bir kamyonetin altında kalarak hayatını kaybetmesi üzerine Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG) yazılı bir açıklama yaptı. “Küçücük bir çocuk insana uzak, sermayeye yakın kentsel dönüşümün, ‘üç çocuk doğurun’ zihniyetinin, yetersiz kreş hizmetlerinin altında ezilerek can verdi” diyen KEİG, kreş hakkı talebini yineledi.
 
KEİG, yaşadığımız yerlere yakın mesafelerde yeşil alanların yokluğu çocuklarla birlikte büyükleri de evlere ya da alışveriş merkezlerine hapsettiğini hatırlatarak açıklamaya şöyle devam etti:
 
“Muhammet Ali, kentleşmenin kurbanıdır”
“Muhammet Ali’nin ve yaşıtları diğer çocukların koşturmak istediği sokaklar, çocuk dostu olarak tasarlanmış olsaydı ne bir kamyonetin ne de motorlu başka bir aracın orada işi olmayacak, 5 yaşındaki bu ufacık çocuk da hayatını kaybetmeyecekti. Ancak, ilerlemeyi/ kalkınmayı daha çok yol ve daha çok bina olarak gören ve uygulayan siyasi otoritenin gündeminde şehirleri büyüğünden küçüğüne yaşanabilir kılmak gibi bir madde yok. Üstelik en basit haliyle park büyüklüğündeki her boş alan rant anlamına geldiği için nefes alabileceğimiz yerler giderek azalıyor. Sokaklardan sürülüp bina içlerine hapsediliyoruz.”
 
Muhammet Ali’nin arabaların, yolların ve binaların hükümranlığındaki bir kentleşmenin kurbanı olduğunu vurgulayan KEİG, “Bakımından tek sorumlu olarak görülen annesi o sırada kimbilir evin hangi işini yapmakla meşguldü. Muhtemelen o zaten nefes almaktan, hayatın içine katılmaktan çoktan vazgeçmiş, küçük çocuğu dışarda oynarken işleri yetiştirmeye çalışıyordu” dedi.
 
Türkiye’de kurumsal kreş hizmetlerinin yetersiz, özel kreşlerin ise pahalı olduğunu söyleyen KEİG, çocukların büyük bir kısmına evde annelerinin ya da ailenin diğer kadın bireylerinin bakmak zorunda olduğunu hatırlattı.
 
“Kreş talebi başka bir mekanın kapısını aralamaktır”
KEİG kreş taleplerini ise şöyle ifade etti: “Ancak, kreşleri de yaşadığımız mekanlardan ayrı düşünmemek gerekiyor. Bununla apartmanların alt katlarında ufacık oyun alanları barındıran ve çocukların çoğunlukla iç mekanlarda zaman geçirmek durumunda kaldığı yerleri kast etmiyoruz. Çocuklarımızın sokaklarda koşup oynayacağı zamanlarda kreşte ya da evde dört duvar arasına sıkıştırılmalarını istemiyoruz. Semtlerin de kreşlerle birlikte dönüşmesi, sokakla aralarına örülen kalın duvarların ya da demir parmaklıkların görünmezleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Çocuklarımız için kapısı kentin yeşil alanlarına açılan okullar istiyoruz. Yalnızca onlar için değil, kendimiz için de. “Sokaklar, çocuklarımızı kreşe bırakmadan önce ya da sonra yahut nefes almak istediğimiz her zaman güvenle vakit geçirebileceğimiz şekilde dönüşsün” diyoruz. Her semtte her çocuğa uygun 7 gün, 24 saat hizmet veren ücretsiz kreş talebimizi dile getirirken, aslında başka bir imkânın kapısını aralamak istiyoruz yani.
 
“Türkiye’de biz kadınların da çocukların da hayatları dört duvar arasına sıkıştırılmak isteniyor. Bunu reddediyoruz ve sokaklarda güvenle dolaşmayı, ayaklarımızı uzatıp dinlenebileceğimiz yeşil alanlara ve benzeri yerlere sahip olmayı, çocuklarımızın her nerede olursa olsun kaygısızca koşturup oynayabilmesini istiyoruz.”