Yaşam

En sevdiğin lubunca kelime ne?

14 Mart 2017

Lubunya, koli, but, nakka, güllüm ve dahası… Okurlarımıza sorduk, en sevdikleri lubunca kelimeyi anlattılar.

Lubunca, anadilimiz, diller içinde bir tanemiz, canımız, ciğerimiz.

Lubunca nedir öğretmenim? Lubunyaların konuştuğu dile denir öğrencilerim.

Trans kadınlar mı, eşcinsel erkekler mi, zırıllar mı, LGBTİ’ler mi konuşur bu dili? Dil aslında kimindir? Biri birinden çorlamış mıdır? Gizli mi kalmalıdır, kursları açılıp yaygınlaşmalı mıdır? Bütün bu sorulara bu yazıda cevap bulacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz!

Lubunca üzerine çok konuşuldu, tartışıldı, hatta akademik tezler yazıldı. İstanbul lubuncası diğer illerin lubuncasını küçümsedi, sözlükler çıkartıldı. Ama bizim derdimiz başka. Dili yaşatan konuşanlardır diyerek okurlarımıza sorduk: En sevdiğin lubunca kelime ve anlamı? Neden bu kelimeyi seviyorsun?

Lubunya: Koyu yeşil yapraklı bir çiçek!

İlk konuğumuz Kadir lubuncayı konuşanları, lubunyayı anlatıyor bize: “Önce feminen gey ya da trans kadın anlamında kullanılmış ama sonra anlam genişlemesi olmuş. Bugün tüm LGBTİ'leri ifade edecek şekilde kullanan bir görüş var, bu bana da anlamlı geliyor. Yine de yaygın olarak ‘gey’ anlamında kullanıldığını gözlemliyorum.”

Peki Kadir neden en çok lubunya kelimesini seviyor?

“Kelimeyi sevmemin birkaç sebebi var. İlki aidiyet. Diğer hiçbir tanımlamayı ya da kimliği bu kadar güçlü hissetmiyorum kendi hayatımda.

“Bir diğer sebebi kelimenin fonetiği. Çok yumuşak, kulağa hoş gelen bir kelime. Baştaki l harfinin u'yu yumuşatması çok şugar.

“Kelimenin olası çağrışımlarını da seviyorum. Anlamını bilmeyen birine fikrini sorsan çiçek ismi olduğunu söyler muhtemelen. Zaten aslı öyle bir anlam taşıyormuş yanlış hatırlamıyorsam.

“Şöyle kan kırmızısı çiçekler açmış dolgun koyu yeşil yapraklı bir çiçeği çağrıştırıyor bana.”

Taliga, seversiiiiin!

Görüşlerine başvurduğumuz okurlarımız arasında en favori kelimelerden biri taliga. Araba demek. Zelal neden taligayı sevdiğini şöyle anlatıyor: “Hem herkesin bilmediği bir kelime olduğu için (trika ile karıştırıyor herkes) hem de arabalı erkekleri severim.”

Taligayı seven bir diğer isim Evren, bu sevgisini, “Fonetiği çok hoşuma gidiyor. Bir zamanlar ne zaman yeni bir fanzin, gazete çıkartacak olsak benim ilk isim önerim hep taliga oluyordu bu yüzden. İnsanın içini kıpır kıpır eden bir kelime” diye anlatıyor.

Evren’in sevdiği diğer iki kelime ise laçonya ve şugariyet. Evren’e göre laçonya gey demek. “Lubunyaların 90’larını tarif etmek için bir kelime seçelim desek bu mutlaka laçonya olurdu” diyen Evren laçonyayı neden sevdiğini anlatmaya şöyle devam ediyor: “90’larla birlikte Türkiye’de eşcinsel erkekler arasında yaygın bir kimlik biçimi olmaya başlayan gey kimliği lubunya kültürünün içerisindeki hiçbir tanıma tam olarak oturmuyordu. Bunun üzerine ortaya çıkan bu yeni “ucubeler” için lubunyalar hemen bir kelime daha türettiler laçonya. Biraz düşünürseniz neden laçonya olduğunu anlayabilirsiniz.”

Evren’in şugariyet sevgisinin kaynağı ise kendi ifadeleriyle şöyle: “Şimdiki Lubunca meraklıları her ne kadar apayrı bir kelime olan şugarla karıştırıyor olsalar da ikisi arasındaki ilişki meme ile memorandum arasındaki ilişki kadardır. Lubunca içinde daha çok isimden isim veya fiilden isim yapma eki olarak kullanılır. Lavaş şugariyeti, lapontenin şugariyeti, madilik şugariyeti gibi gibi. Neyi belirli veya bilinir hale getirdiği cümlenin geri kalanından anlaşılır. Bu kelimeyi de multifonksiyonel özelliğinden dolayı çok seviyorum.”

O bir klasik: But! Ve onsuz olmaz: Koli

Bir diğer okurumuz Deniz klasikleşen bir kelimeyi sevdiğini söylüyor: But! “Her şeyin büyüğü makbuldür” diyen Deniz’e but mutluluklar diliyoruz. But demişken koli demesek olmaz. Seçin, koliyi yani “günü birlik ilişki veya seksi” neden sevdiğini şöyle anlatıyor: “Sevgililiği heteroseksist tanımından çıkaran bu kelime aynı zamanda bazı kişiler için rahatsız edici. ‘Benle ciddi düşünmüyorsun demek ki’ manasına da geldiği için kovucu. Çok fazla şey vaad etmiyor.”

Her dilde güzel: Nakka

Bir diğer okurumuz Bawer’den politik gündeme de yaraşır bir kelime geliyor: Nakka! Nakka, hayır demek. “Hayır kelimesi her dilde güzel” diyen Bawer’e göre nakka ayrı bir güzel: “Nakka ise hem vurgusu hem tavrı hem de söylerken insana kendini kraliçe gibi hissettirdiği için çok havalı. Ayrıca Türkiye’nin geleceğini oylayacğımız referandumda bu kelime belki de hayatlarımızı, umutlarımızı ve mücadelemizi kurtaracağı için sıkı sıkı tutunmamız gereken can simidi.”

Ulaş, iki kelimeyi birleştiriyor ve en sevdiği kelimenin butka olduğunu söylüyor. Yok, putka değil. But ve ka: “But büyük ka kalitenin ka sı. Ben ukalalar için, zenginler için, güzeller için falan kullanıyorum. Duygusuna göre küfür, duygusuna göre özenme bir de havalı tabi janti klas!”

Bu yazıdaki son konuklarımızdan Demhat’ın favorisi, lıkışmak: “Anlamı belli etmek. Söyleyişi kulağa hoş geliyor bir de her cümlede kullanabiliyorsun. Lubunya lıkışma!”

Gullüm alıkalım, her koşulda!

Lubunya ile başladığımız dizi Ali Özbaş’tan gullüm ile sonlanıyor: “Lubunca kelimelerin hemen hepsini seviyorum, dönemsel olarak çok kullandığım daha öne çıkanı da oluyor. Şu sıralar en sevdiğim kelime gullüm. Eğlence, gırgır, şamata anlamına geliyor. Son yıllarda gülmek, eğlenmek zaten zorlaşmışken, her birkaç saatte bir moralimizi bozan yeni gelişmeler oldukça, eğlenmiş olmak da kötü bir durummuş gibi gelmeye başladı. İnadına eğlenmek, gırgır yapmak, şamata yapmak lazım diyorum. Acısa da, darlansak da, sıkılsak da gullüm alıkalım diyorum.”