Yaşam / Gezi/Mekan

Lubunyanın seyir defteri: Günübirliğin başkenti Erzurum (kür)

Cumartesi, 18 Mart 2017

Sıfır beden bacım Mert Güzel’in imrenilesi burç hakaretlerini okudukça Balık Burçlarına daha az yüklensin diye gezi yazılarına geri döndüm bacım. Kaos jel internet sayfasını böyle işgal edip balık burcu görünürlüğünü sağlayacağım. Kurban olsunlar balığa da burcuna da.

Bir şehir düşünün üniversitesi olmasa neredeyse kendisi de olmayacak, diginleri olmasa kolisiz kalınacak, taşı toprağı olmasa meşhur pek bir şeyi de olmayacak buna rağmen cağnım Doğu Anadolu bölgesinin en büyük ili olacak. Kız şaşırmayın böyle yer olsa olsa Erzurum olurdu zaten.

Tamam soğuk olabilirsin, tamam geniş geniş yayılmış olabilirsin ovaya, ay hadi testinin içine kebap koydun da diyelim yahu bir şehirde görünüşü but işlevi kürdan similya nedir!? Birisi bana bunu açıklayabilir mi?

Efendim fark ettiğiniz üzere Erzurum’dan bahsedeceğim bu yazımda ama nasıl sakin kalıp da metnin sonunu getireceğim inanın bilmiyorum. Lubunyalar üzülerek belirtiyorum bir şehir dolusu but ya da elvan-but similya ziyan oluyor. Sahiplerini similya kullanım kursuna götürmemiz gerekiyor ya da kursu bireysel olarak verelim. Şehre ilk indiğimde bu insanlar niye mutsuz diye düşünmüştüm ama öğrenmek için üç koli kesmek yetti.

Neyse Erzurum’a gitme kararı aldınız ve ne zaman gideceğinizi düşünüyorsanız size önereceğim en uygun tarihler bahar aylarıdır efendim. Ne de olsa dört mevsim soğuk bir memleket olduğundan kayak falan da yapmış olursunuz gitmişken. Erzurum’a indik o bin bir çeşit otellerden birisinde kalmak istedik diyelim; maaşı yeni almış ve belde sıkıntınız yoksa sizi Palandöken eteklerindeki butik ya da resort otellere alalım. Hem bu otellerde odaya misafirler de rahatlıkla girebiliyor. Tabi şehirden o kadar uzak yerde malum misafiri nereden bulacaksınız bilemem ama konforunuzu garanti ederim. Ha belde hoy ucuzunu söyle diyorsanız da merkezde çok minnoş koli istihdamlı oteller mevcut.

Otele yerleştik havaya inat sıcak bir duş alıp ne olur ne olmaz diye lavaşı da alıktınız çıktınız diyelim. Paralar suyunu çekmeden alışverişi yapıp hediyelikleri aradan çıkarmak istediğinizi varsayıyorum. O zaman napıyoruz, şehrin ana caddesi olan Cumhuriyet Caddesi’ndeki Taşhan’a girip envai çeşit oltu taşı malzemesinden birini seçip alıyoruz. Pazarlık etmezseniz kazıklanacağınızı bilin belki lubunyalığın nimetlerinden faydalanarak da indirim yaptırabilirsiniz.

Alışverişi yaptınız diyelim şimdi caddeyi baştan sona yürümenizi öneriyorum. Ulu olmasa da ismi öyle olan Ulu camiyi görmelisiniz. Camiden çok konakmış gibi görünse de kendisi şehrin meşhurlarındandır. Üç Kümbetlere de gitmelisiniz sanki, ben gerçi etrafta gezerken kümbet sayısını dört olarak gördüğüme eminim ama buranın adı Üç Kümbet işte. Türbe mezar demişti oradaki bir amca burası için. Ben de öyle tanımlıyorum o yüzden. Etrafında oyun oynayan çocuklar bu Üç Kümbetlerin mistik havasına biraz tezat olsa da bu tezadı seveceğinizi sanıyorum.

Hazır Erzurum’a gitmişken Erzurum kalesine gidip saat kulesinden de şehri izlemeyi unutmayın. Tamam kuleye çıkarken insanı afakanlar basıyor olabilir ama yine de şehri dört bir yandan görürken aldığınız nefes sizi rahatlatacaktır. Gezdiniz tozdunuz acıktınız diyelim Erzurum’da etobur olmak istiyorsanız cağ kebabı sanırım size yeter de artar bile. Şahsen et sevmeyenler ya da vejetaryen, veganlar için bu şehirde ne gibi bir damak tadı gelişmiş gerçekten bilmiyorum.

Kolimle Erzurum evlerine gitmiştik oturmaya eski bir sokağı alıp kafe-restorana çevirmişler. Mantilerin şugarlığı kahvelerin güzelliği derken kendimden geçmiştim. Eski Erzurum evlerinde kullanan eşyaları falan da sergiliyorlar az da olsa (koli keserken bile genel kültür ediniyorsunuz).

Tortum şelalesine gitmenizi herkes şiddetle tavsiye edeceklerdir. Şehre 1,5-2 saat uzaklıkta bir yerde zamanınız varsa, canınız sıkılmışsa ve hâlâ şehirden kaçıp kurtulmak istemiyorsanız bir gidin görün. Üstünüze kalın bir şey giyin. Şehir zaten soğuk ama bu şelalenin olduğu yer ayrı bir soğuk. Kayak yapmanız için Palandöken’e gidin demem gerektiğini sanmıyorum malum kış olimpiyatları, o, bu derken ülkenin en meşhur kayak merkezi oldu Palandöken, gidin kayın anam.

Erzurum sokaklarında caddelerinde hayata karışmış fazla kadın görememiştim ben sonrasında günübirlik gittiğimde yine fazla kadın yoktu. Bunu sosyolojik bir okuma olarak görmeye yüreğim dayanmayacağından lezboş bacılarımın pek de koli umuduyla gitmemesini öneririm. Ama gey bacılarım başarısız koli deneyimleri yaşayacak olsalar da sürümden kazanabilme konusunda şanslılar. Şehrin insanları biraz mutsuz gibi görünse de (sebebini kendimce belirtmiştim) sohbet etmeye kalktığınızda susmak yerine cevap veriyorlar. Biraz fazla erkek bir biraz da normal dedikleri kalıplara fazla bağlılar. Üniversite genç popülasyonu arttırmış olsa da çok çeşitliliği sağlayamamış ne yazık ki. Ama olsun yazın ortasında üşüyebildiğimiz kaç şehrimiz var ki?

Günübirlik gezi yapmak için ideal şehirlerden görüyorum Erzurum’u. Gecesinde de palandökene çıkıp bir gün de kayak yaptınız mı tamamdır. Ay aklıma o but similyaların kadersizliği geldikçe canım sıkılıyor… Neyse başka bir gezi yazsında görüşürüz.