Kadın

Kayyımların el koyduğu kazanımlar, hepimizin!

Perşembe, 8 Haziran 2017
Haber: Kaos GL

Kayyım eliyle yıllara varan kadın mücadelesinin kazanımlarının yok edilmesine yönelik özel bir hedef olduğu açık. Üstelik bu yok etmeye eşlik eden bir gasp da var. 

2015, 25 Kasım eylemi (Ankara)

Sevda Karaca'nın yazısı

DBP’li belediyelerin olduğu 43 yerde kadın merkezi, bu merkezlerde psikolog, sosyolog, doktor gibi kadınların ihtiyaçlarına cevap verecek uzmanlar, kadın politikaları müdürlüklerinde istihdam edilen yaklaşık 500 kadın vardı. 4 yerde kadın sığınmaevi, sığınmaevlerinden çıkan kadınların yaşamını sürdürebilmesi için destek mekanizmaları kurulmuştu. Kadınları ekonomik olarak güçlendirmek için mesleki kursların yanı sıra pek çok yerde kadın emeği pazarları açılmıştı. Kadın ve çocuklara özel sağlık merkezleri, çamaşırhaneler, kreşler, kadınların spor etkinliklerine katılımını sağlamak üzere kadın basketbol, voleybol takımları, kadınlara özel spor salonları, kadın festivalleri, kadın günleri, resim, müzik, fotoğrafçılık kursları... Ve daha pek çok şey! Belediye ile sendikalar arasında yapılan toplusözleşmelerde kadınlar lehine maddeler yer alıyordu. 8 Mart, kadın çalışanlara idari tatil ilan edildi. Belediye personelinden eşine şiddet uygulayan ve kız çocuklarını okutmayanlara müeyyideler getirilmişti.

Hepsi, kadınların yoksulluk ve savaşla derinleşen eşitsizliğe karşı mücadelesinde güçlenmesi, erkek egemen kamusal alanın dönüştürülmesi, kadınların varolma savaşında hayatlarını kolaylaştıracak araçlara sahip olması için dünya ve ülke deneyimlerinden süzülerek hayata geçirilen uygulamalardı. 

11 Eylül 2016 tarihinden itibaren 86 DBP’li belediyeye kayyım atandı, 34 kadın belediye eş başkanı tutuklandı, 52 kadın kurumunun faaliyetleri durduruldu. Kadın Politikaları Daire Başkanlığı, kadın müdürlükleri, kadın sığınmaevleri kapatıldı. Akdeniz Belediyesi’ndeki kadın sığınmaevi piknik alanına çevrildi, İŞTAR Kadın Danışma Merkezi kayyım tarafından “yetkiniz yok” bahanesi ile kapatıldı, Kadın Emeğini Değerlendirme Pazarına el konuldu. Van Büyükşehir Belediyesinde kadınlara psikolojik ve sosyal destek veren “Alo Şiddet Hattı” yok edildi. Van Muradiye Belediyesinin kreş, klinik ve kadın aşevi çalışmaları durduruldu. Diyarbakır Silvan Belediyesi Meya Kadın Merkezi “aile destek merkezine” dönüştürüldü.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilen Kız Öğrenci Yurdu boşaltıldı, polis misafirhanesine çevrildi. Van Gürpınar’daki kütüphane, halk fırını ekmeği, sağlık merkezi, kreş ve kültür evleri de kapatıldı. Batman’da kadın spor kompleksi kapatıldı, kayyım, Yılmaz Güney Parkı’nın girişindeki gökkuşağı renklerini “LGBTİ’leri çağrıştırdığı için” beyaza boyattı. Çatak Belediyesine atanan kayyım, gökkuşağı rengine boyalı köprünün korkuluklarını “estetik” bulmayıp, kırmızı beyaza boyatıp, üzerine de Türk bayrağı çizdirdi. Kadın çalışmalarını yürüten kadınların yüzde 80’i işsiz bırakıldı, işten atılmayanlar ilgisiz ve uzak birimlere sürüldü. Belediyenin farklı birimlerinde bulunan kadın çalışanlara şiddetin arttığını ve buna karşı çıkan kadın çalışanların işten çıkarılma ile tehdit edildiği haberlerini alıyoruz. 

KHK ve kayyımların talimatı ile kadın kurumlarının bir bir kapatılması ve faaliyetlerinin durdurulması ile birlikte bölgede cinsel saldırı ve istismar, fuhuş, madde bağımlılığı gözle görünür bir biçimde artıyor. Önleyici ve rehabilite edici mekanizmalar kaldırıldığı için yakın gelecek daha korkunç yıkımlara gebe.  

Kayyım eliyle yıllara varan kadın mücadelesinin kazanımlarının yok edilmesine yönelik özel bir hedef olduğu açık. Üstelik bu yok etmeye eşlik eden bir “gasp” da var. Kapatılan kurumların tüm olanakları Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın Başkan Yardımcılığını yürüttüğü Kadın ve Demokrasi Derneği KADEM’e ve iktidara yakınlığıyla bilinen çeşitli kadın derneklerine devrediliyor. Bu “devir” özel politikanın yönünü de gösteriyor. Bir yandan kadınların kendilerine dayatılan yaşama karşı koyma araçlarına el konulurken, bir yandan da bölgede yaygınlaştırılan KADEM vari örgütler aracılığıyla uzun erimli toplumsal-siyasal dönüşüme araçlar yaratılıyor. 

Biliyoruz ki el konulan bu kurumlar her şey değildi ama çok önemli bir şeydi; kadınların yeni bir yaşam kurma mücadelesinin araçlarıydı. Önemli bir birikimdi. Memleketin dört bir yanında kadınların hafızalarında bir mücadele deneyimi ve birikim olarak varolan, kadınlar yerel yönetimlerden bir şey talep ederken örnek olan ve “Bakın işte, istenirse yapılır” sözünü söylemeye olanak veren uygulamalardı bunlar. Kayıp, sadece Kürt illerindeki kadınların kaybı değil. Evet, yokluklarından önce Kürt illerindeki kadınlar etkileniyor. Ama bu saldırılarla birlikte kadınların kurumsal kazanımlarının tarihinin de yok edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bir deneme sahasına dönüştürülen Kürt illerinde yaşananlar, batı illerindeki kadın kurumlarının KHK düzeni altında neyle karşı karşıya kalabileceğini de gösteriyor. 

Bu gasp hepimizin meselesi. Ne yapacağız, nasıl geri kazanacağız meselesi de hepimizin derdi olmalı. (Evrensel)