İnsan Hakları / Eğitim

Sınıfımıza gökkuşağının bütün renklerini sokmanın zamanıdır

5 Eylül 2017
Haber: Kaos GL

Ayrımcı, ötekileştiren eğitim sisteminin alternatifi barış kültürü eğitimidir.

Semen Yönsel Saygun, Kaos GL dergisinin 155. sayısına yazdı:

Sınıf içinde Pakistan’dan gelen 7 yaşındaki Zara’nın kendi geleneklerinden biri olduğu için yaptığı elindeki kına dövmeleri saklamak isterken bluzunun kollarını çekiştirmesinin altında yatan korku ile nasıl mücadele edilmeliydi? Sınıfındaki drama dersinde kız öğrenciler kelebek, erkek öğrenciler penguen rolü oynamak için ayrılmışken kelebek olmak isteyen Hasan’a nasıl yardımcı olabilirdik? Sınıfta kuran kursuna giden öğrencinin kursa gitmeyen arkadaşı Ali’yi ‘kâfir’ olarak tanımlamasının önüne nasıl geçilebilirdi? Oğlu Ahmet’in hiç erkek arkadaşı olmadığını ve sadece kızlarla oynadığını söyleyen ve oğlunu sevmediği futbol takımına yazdırmaya çalışan Ahmet’in annesine nasıl yol gösterilebilirdi? 

Öğretmenler olarak ayrımcı, ötekileştiren, etiketleyen bir eğitim sistemi içinde kendi çabalarımızla doğru yolu bulup bütün olumsuzluklara rağmen demokratik, çeşitliliğe saygılı, bilime inanan, özgür bireyler yetiştirme çabamız doğrusu takdire değer. Bu yaşananlara verilecek cevapları ararken kendimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi eğittik. Hem öğrendik hem uyguladık hem de farkındalık artırdık.

Biz eğitimciler biliyoruz ki okullarımızda müfredatlar, kullanılan materyaller, okul ortamları, konu ya da eğitsel etkinlik seçimleri, okul yönetimleri, öğretmen tutumları ayrımcılıkla mücadelede engeller oluşturuyor. Müfredatta toplumsal cinsiyet eşitliğini öğreten konular yer almadığı gibi gizli müfredatla öğrencilere cinsiyetle ilgili stereotiplere yönelik mesajlar veriliyor. Ayrımcı müfredatları içindeki, bahçedeki ortamlar, okul yönetimleri ve öğretmenlerle ilişkiler de destekleyince sonuçta toplumsal rollerini benimsemiş, tek tip, ikili cinsiyet modeline uygun insan yetişmesi için her gün yeniden yeni adımlar atılmış oluyor.

Eğitim sistemlerinin içindeki ötekileştiren, ayrımcı unsurların bir an önce eğitim müfredatlarından arındırılması ve sonrasında öğretmen eğitimleri ile barış kültürü eğitimlerinin eğitim sistemimiz içerisinde yer alması sağlanmalıdır.

Ayrımcı, ötekileştiren eğitim sisteminin alternatifi barış kültürü eğitimidir. Barış kültürü eşitlik, adalet, demokrasi, insan hakları, hoşgörü ve dayanışma ilkelerine dayalı, birlikte yaşamayı ve paylaşmayı destekleyen bir kültürdür. Bu kültürün inşası için inanmalı ve ona göre hareket edilmelidir. Empati, karşılıklı anlayış, sevgi, tolerans, saygı barış kültürü oluşturulmasında son derece önemlidir.

İnsanın gelişmesinde ve sosyalleşmesinde aile ve okul önemli bir rol üstlenir. Çocukların ailelerinden getirdikleri bir bilgi, beceri birikimleri olsa da okul içerisinde ayrımcılık karşıtı tutumlar geliştirmek ve çeşitliliğe saygıyı öğretmek için yapılabilecek çok şey vardır.

Öğretmenler özellikle ilkokul çocukları için rol modellerdir. Bunun için öğretmenler çocuklara ve onlar aracılığıyla ailelerine iyi örnekler olmalı ve bu yönde çaba göstermelidir. İyi örnek olmak için çeşitliğe saygı konusunda kendi tutumlarımızı sorgulamalı ve olası önyargılarımızla yüzleşip onlardan kurtulmalıyız. Pembe gömlek giyen bir erkek öğretmen, ana sınıf okutan bir erkek öğretmen, tarım dersi yaptıran bir kadın öğretmen ile çocukların kafalarındaki cinsiyetlenmiş meslek kalıplarını yıkabiliriz. Farklı kültürleri tanımak, çeşitliliğin zenginliğine ulaşmak, ayrımcılıkla mücadele etmek için önemli bir adımdır. Bunun için sınıf içinde yapılabilecek etkinliklerden birisi kültür günleri düzenlemektir. Sınıf içerisinde farklı ülkelerden, farklı bölgelerden gelen çocukların kendi kültürlerini tanıtan yemekler, tatlılar, yerel giysilerle adeta bir ülkeler geçidi yapması sınıftaki çeşitliliğe saygı ortamı oluşması ve farklı kültürlerin tanıtılması bakımından değerlidir. Sınıf içinde yapılan bu küçük aktivite velilerin katılımıyla daha da genişleyip renklendirilebilir. Unutmayalım ki eğitimciler olarak, her bir çocuk aracılığı ile aslında bir ailenin içine giriyoruz.

Öğretmenler olarak öğrencilerimize eşitlikçi bir bakış açısı kazandırmak için gerçekten çaba göstermemiz gerekir. Sınıf içerisinde demokratik davranmak, bir demokrasi kültürü vermek için önemli ve değerlidir. Her çocuk sınıfında bir birey olarak var olduğunu ve düşüncelerine değer verildiğini farkına varmalıdır. Bunun için çocuk hakları eğitimlerinden yararlanılabilir. Bunun yanında çocukların diğer çocukları anlaması ve empati kurabilmesi için de çeşitli görsellerden, aktivitelerden yararlanılmalıdır. Her bir çalışma sonunda aile ile birlikte yapılacak etkinlikler, gözlemler, araştırmalar ile demokrasi kültürünün eve taşınmasına yardımcı olabiliriz. Küçük adımlarla yol alsak da emin adımlarla yol almak güzel sonuçlar doğuracaktır.

Biz eğitimciler eğitim uygulamaları sırasında bilerek ya da bilmeyerek cinsiyet ayrımı yapıyoruz. Verdiğimiz ödüller, yaratılan etkinlik ortamları hatta sınıfımızın fiziki yapısı ikili cinsiyete göre düzenlenmiştir. Bu ikili cinsiyet düzeninin bize dayattığı kurallar dizisinden çıkmak için kız öğrencilere pembe, erkek öğrencilere mavi renk ödüller vermekten vazgeçmek ve çeşitli renklerde ödüller vermek iyi bir başlangıçtır. Sınıfımıza sarıları, yeşilleri, turuncuları, gökkuşağının bütün renklerini sokmanın zamanıdır.

Çocuklar, özellikle ilkokul çağındaki çocuklar çizgi filmleri bile kendi cinsiyetlerine göre seçip izlemeye başlarlar. Bunun için aile ile iş birliği yapılıp, zaman zaman sınıfta farklı eğitici çizgi filimler göstermek işe yarayabilir. Böylece çocukları kavgaya sürükleyen çatışmalar içeren filmlerden de korumuş oluruz. Külkedisi masalındaki cinsiyetleri değiştirip okumak ve onun üzerine konuşmak benim sınıfımdaki çocukların çok ilgisini çekmişti. Masaldaki farklılıkları sorgularken kadınlık ve erkekliği de sorguladılar.

Sınıf içerisinde cinsiyetçi kalıp yargılardan, mesajlardan uzak materyaller kullanmak önemlidir. Bunun yanında dilimizi cinsiyetçi her türlü söylemden uzak tutmaya da özen göstermeliyiz tabii. Bu biraz çaba ile her eğitimcinin yapabileceği bir şeydir. ‘İnsanoğlu’, ‘bilimadamı’, ‘dersinizi adam gibi dinleyin’, ’hanım hanımcık’, ‘Hanımevladı’, ‘Erkek adam ağlamaz’ gibi daha pek çok söylem ağzımızdan farkında olmadan çıkabiliyor. Bu konuda çaba göstermek ve bu dili kullanan diğer meslektaşlarımızı da uyarmak gerekiyor.

Aile içindeki cinsiyetçi iş bölümünü konuşurken sınıf içindeki iş bölümünü de konuşmalıyız. Sınıf içinde temizlik görevlerini kız öğrencilere, güç gerektiren işleri de erkek öğrencilere vermek söylediklerimizle ters düşmemize neden olur. Sınıftaki iş bölümünü cinsiyet eşitliği gözeterek yaparsak çocuklarımız eşitliği yaşayarak öğrenirler. Ayrıca meslek tanımlarını yaparken de çocukların kalıp önyargılardan kurtulmasına yardım etmek gerekir. Bunun için de velilerden destek almak önemlidir. Onların da katkılarıyla okulda kariyer günleri düzenleyerek cinsiyeti, cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği farklı kendi mesleklerinde başarılı olmuş insanlarla çocukların buluşmaları sağlanabilir.

Sınıfta ve okulda bir öğretmen olarak yapabileceğimiz çok şey var. Her ne kadar cinsiyetçi, ötekileştiren bir eğitim sistemine sahip olsak da bizler sınıfımızın kapısını kapatıp çocuklarımızla baş başa kalabiliyoruz. Çocuklarımızı sorgulayan, araştıran, bilime inanan, insan, hayvan, doğa sevgisi ile dolu bireyler olarak yetiştirmek bizlerin elindedir.