İnsan Hakları / Sağlık

“Ayrımcılığı ve nefret suçlarını körükleyecek olan yasaklardan bir an önce vazgeçilmeli"

Çarşamba, 6 Aralık 2017
Haber: Kaos GL

Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği ve Türk Psikologlar Derneği LGBTİ yasaklarına ilişkin ortak bir açıklama yayınladı.

Ankara Valiliği’nin 18 Kasım günü web sitesinde duyurduğu LGBTİ örgütlerin etkinliklerini süresiz olarak yasaklaması kararına ilikişkin Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği ve Türk Psikologlar Derneği ortak bir açıklama yayınladı.

Ortak açıklama hem Ankara Valiliği’nin süresiz yasağını hem de Beyoğlu Kaymakamlığının British Council-KuirFest ortaklığıyla yapılacak kısa film gösterimini iptal etmesine değiniyor, kararların ayrımcı olduğunu vurguluyor.

Açıklama, ruh sağlığı ve tıp alanında çalışan profesyonellerinin LGBTİ kimliklerin toplumun herhangi bir kesiminden daha hasta, daha ahlaksız, daha marjinal olmadığını insanları cinsel yönelim/cinsiyet kimliği farklılıklarına göre ayırmanın toplumsal ayrımcılığı ve nefreti pekiştireceğini ve travmayı arttırıp ciddi halk sağlığı sorunları yaratacağını yarım asırdan fazla süredir tekrar ettiğini belirtiyor.

“Yasak kararları nefret suçlarının artmasına zemin hazırlayacak”

Yasaklama kararlarında yer alan, “genel sağlık ve ahlakın korunması”, “toplumsal hassasiyet ve duyarlılıklar”, “kamu güvenliği” ve “başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması” ifadelerinin toplumun bir kesimine karşı açık bir ayrımcılık girişimi olduğuna dikkat çeken açıklama, bu yasakların LGBTİ’lere yönelik olumsuz toplumsal hassasiyetin gelişmesine neden olacağını ve nefret suçlarının artmasına zemin hazırlayacağını belirtiyor.

“Merkezi otoritelerce kurumsal düzeyde bir ayrımcılık inşa ediliyor”

Türkiye’de ve Dünyada ayrımcılığa uğrayan ve hak ihlalleri yaşayan kesim olan LGBTİ’lerin merkezi yönetimlerce haklarının gözetilmesi, korunması gerektiği belirten açıklamada, merkezi yönetimlerin tüm yurttaşlarının hak ve özgürlüklerini korumakla mükellef olduğu hatırlatılıyor. Açıklama yasak kararları ile merkezi otoritelerce kurumsal düzeyde bir ayrımcılık inşa edildiğinin altını çiziyor.

Nefret suçlarının cezasızlığın en sık gerçekleştiği suçlardan birini olduğuna dikkat çeken açıklama, LGBTİ’lere yönelik işlenen suçlarda, suç ve cezasızlık oranlarının yüksekliği hatırlatılıyor. Açıklama şöyle devam ediyor: “Nefret suçunun hedefi konumundaki bir kesimin korunması gerekir. Toplumda nefret suçlarının engellenmesi için merkezi ve yerel idarelerin program geliştirmesi onların öncelikli kamu görevi iken bu tür yasaklar LGBTİ kimlikleri kriminalize etmekte, toplumun belli bir kesimini tehdit ediyormuş algısı yaratmakta, toplumsal nefreti ve düşmanlığı körükleyerek LGBTİ’leri hedef göstermekte ve onlara yönelik nefreti, saldırı ya da ayrımcı tutumları meşru kılarak kamu güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Sonuçta nefret suçlarının artmasına zemin hazırlanmış olacaktır.”

“LGBTİ dernekleri ayrımcılığa ve nefrete karşı mücadele veren kurumlar olarak görülmeli”

“LGBTİ’lerin görünürlüğünün artması, eşit yurttaşlık taleplerinin olması ve bunların ifade edilmesi toplumsal yozlaşmaya değil, aksine gruplar arasındaki ayrımcılığın sonucu oluşan mesafenin kapanmasına, nefret suçlarının azalmasına, yani toplumsal iyileşmenin, eşitliğin ve adaletin sağlanmasına katkıda bulunacaktır” ifadelerinin yer aldığı açıklama, LGBTİ derneklerinin toplumsal eşitlik, adalet ve iyileşme için ayrımcılığa ve nefrete karşı mücadele veren kurumlar olarak görülmesi gerektiğini de vurguluyor.

LGBTİ’lere yönelik anayasal ve uluslararası sözleşmelere aykırı yasaklardan bir an önce vazgeçilmesi gerektiğini belirten açıklama, yasakların ve gerekçelerinin ayrımcılığı ve nefret suçlarını körükleyeceğini ve geri dönülmez acılara ve ruhsal hasarlara yol açacağının altını çiziyor.

Açıklamanın tamamı için burayı ziyaret edebilirsiniz.