İnsan Hakları / Sağlık

“Cinsel sağlık heteroseksüel kadına göre anlatılıyor”

10 Nisan 2018

“Bir servikse sahip olduğum için tıbbın konusu olmuyorsam interseks olduğumda da tıbbın konusu olmamalıyım”

Fotoğraf: Dr. Filiz Ak

Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü üçüncü sınıf öğrencileri tarafından “Uygulamalı Araştırma’’ dersi kapsamında, 2015 yılında 68 LGBTİ katılımcı ile yapılan sağlık araştırması, araştırmaya katılan LGBTİ’lerin % 49,2’sinin sağlık hizmetlerine erişimde problem yaşadığına ve bu problemlerin % 41’inin “toplumun ve sağlık çalışanlarının homofobik/transfobik tutumları"ndan kaynaklandığına dikkat çekiyor.

En temel insan haklarından LGBTİ’lerin sağlık hakkına erişiminde yaşanan sorunları ve LGBTİ sağlığını Aile Hekimi Dr. Filiz Ak ile konuştuk. Dr. Filiz Ak, Ankara Tabip Odası’ndaki LGBTİ Çalışma Grubunu, tıp öğrencilerinin LGBTİ farkındalığını ve LGBTİ sağlığını KaosGL.org okuyucuları için anlattı.

“Kadın sağlığı anlatıyordum ama lezbiyen, biseksüel, trans kadınlardan bahsetmiyordum”

LGBTİ çalışmaya nasıl karar verdin?

Aslında arkadaşım sayesinde oldu diyebilirim. Lezbiyen bir arkadaşım bana sağlık sorunlarını anlattı, önerilerde bulundum, yardımcı oldum, bilgi verdim; ama kendi başıma kalınca düşündüm: toplumsal cinsiyet ve kadın sağlığı, üreme sağlığı ve aile planlaması anlatıyorum evet, fakat LGBTİ’lerden söz etmiyorum… Yani o an cinsel sağlığı heteroseksist tıbbın öğrettiği gibi anlattığımı fark ettim. Hiç LGBTİ’ler yokmuş gibi... Üreme sağlığı anlatan pek çok hekimin de böyle anlattığını çünkü bu alanda hazırlanan kaynakların heteroseksist olduğunu da fark ettim.

“Cinsel sağlık heteroseksüel kadına göre anlatılıyor”

Aldığın eğitim de böyle değil mi?

Evet, böyle; sadece HIV geçtiğinde eşcinsellerden bahsedilir. Burada büyük bir eksiklik olduğunu anladım. Cinsel sağlık ve aile planlaması kaynakları, heteroseksist bir algıyla heteroseksüel kadına göre anlatılıyor örneğin. Bunu fark ettikten sonra oldukça rahatsız oldum ve günlerce Avrupa ve Amerika’daki LGBTİ sağlığı üzerine olan kaynaklara baktım, hepsini okudum. Bu alanda çalışmaya karar verdim. Türkiye’de aile hekimliği alanında benden başka LGBTİ sağlığı çalışan da yok ne yazık ki.

Tıpta textbook dediğimiz temel kitaplar ve kılavuzlar önemlidir; tıbbi bir alanda uygulama yapıyorsak onları referans alma sorumluluğumuz vardır. Her alanda klinik çalışmalar yürütülür, ancak bilimsel olsa da sonuçları hemen uygulamaya geçmeyiz; buradan çıkan sonuçların textbooklara ve kılavuzlara geçmesi gerekir. Tıpta bütün uzmanlık alanlarının ve birinci basamak hekimliğin böyle temel kaynakları ve kılavuzları bulunur ve belli aralıklarla bilimsel gelişmelere göre güncellenir. Uluslararası alanda LGBT sağlığı üzerine çalışan derneklerin de enstitülerin de kılavuzları bulunur, bu ekipler akademi ile iç içe çalışırlar. Benim uzmanlık alanım olan birinci basamak hekimliğinde de LGBTİ’lerin periyodik sağlık izlemleri ve koruyucu sağlık bakımına ilişkin kılavuzlar önem taşır. Ben bu kılavuzlardan ikisini çevirdim; yakında yayımlanacak. Bir de tıp eğitimi ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi için kılavuz hazırlıyorum. Kendi alanımda bu konulara ilişkin farkındalık oluşturmaya çalışıyorum. Aynı anda aktivist olmayı da önemsiyorum.

Şiddet çalışıp Mor Çatı’dan haberi olmayan bilim insanları var. Bir şeyleri dönüştürmeye, düzeltmeye çaba harcamadan bir alanda yayınım olsun diye çalışıyor görünmek bana göre samimi de olmuyor. Örneğin öğrencilerime şiddet anlatırken “Hekim olduğunuz zaman masanızda kadın derneklerinin, sığınma evlerinin numaraları da olsun, onları da bilin” diyorum.

Tıklım tıklım dolu bir salon

Ankara Tabipler Odası LGBTİQ Komisyonu nasıl kuruldu?

Süreç dört yıl önce, 6 Mart 2014’te Ankara Tabip Odası Kültür-Sanat Komisyonundan arkadaşlarla, odada hekimlere “Benim Çocuğum” belgesel filmini göstermemizle başlıyor diyebiliriz. Film gösteriminin ardından bir konuşma da düzenlemek istedik ve Psikiyatr Dr. Koray Başar’ı davet ettik. Dr. Başar filmin ardından oldukça etkileyici bir sunum yaptı.

Gösterim ve sunuma LGBTİ aile grubu da katılmıştı. O gün ilk defa Tabip Odasının konferans salonu tıklım tıklım doluydu. Gösterimden, Başar’ın sunumundan ve ailelerin dâhil olduğu sohbetten herkes fazlasıyla etkilendi.

Kısa bir süre sonra Ankara Tabip Odası seçimleri gerçekleşti ve seçim sonrası yönetim kurulu tüm komisyonlara çağrı gönderdi. Ben de Kadın Komisyonu adına yönetim kurulunun düzenlediği toplantıya katıldım. LGBTİ’lerle ilgili konuları Kadın Komisyonunda ele alıyorduk aslında; ancak ben Yönetim Kurulundakilere LGBTİQ Çalışma Grubu kurmayı önerdim. Kabul edildi.

Birçok etkinlik düzenledik komisyon kurulduğundan bu yana; ancak ne yazık ki çok sık toplanamıyoruz. Çalışmalara devam ediyoruz.

“Aile Hekimliği Uzmanlık Derneği’nin kongrelerinde LGBTİ sağlığı bir şekilde gündeme geliyor”

Hekimlerde LGBTİ farkındalığı için neler yapıyorsunuz?

The European General Practice Research Network (EGPRN) adlı uluslararası kuruluşun, farklı ülkelerden aile hekimlerinin buluştuğu toplantıları oluyor. Bu toplantılardan birine, Türkiye’de Kuşadası’nda gerçekleşen toplantıya katıldım 2013 yılında ve lezbiyen-biseksüel kadınların sağlık sorunlarına yönelik bir araştırmamızın sonuçlarını sundum. Çalışmamız “çok özel proje” olarak kabul edildi ve ilgi gördü.

Bu çalışma aracılığıyla dile getirilen talepleri de karşılamayı hedefleyerek Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde “Toplumsal Cinsiyet ve LGBTİQ Sağlığı” dersleri vermeye başladım.

Aile Hekimliği Uzmanlık Derneği’nin düzenlediği kongreler artık LGBTİ farkındalığına sahip. Derneğin düzenlediği kongrelerde LGBTİ sağlığı bir şekilde gündeme geliyor.

Ayrıca, dokuz yıldır Ankara Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksek Okulu’nda “Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Sağlığı” dersi anlatıyorum. Bu derste müfredat gereği LGBTİ’lerden kısaca söz ediyordum ancak dört yıl kadar önce Toplumsal cinsiyet ve sağlık dersinde LGBTİ sağlığı da anlatmaya başladım.

Bu bağlamda Uluslararası Af Örgütü ile birinci basamak sağlık personeli için farkındalık oluşturmak adına bir araya geldiğimizden de bahsedeyim. Ne yazık ki gündem yoğun olunca eğitim programımız da yarım kaldı; ancak bir ilk adım atmış olduk.

Derslerden sonra neler değişti? Hekim ya da sağlık personeli adaylarının farkındalığı nasıl gelişti?

Ders başında ve sonunda homofobi ölçeği uyguluyorum öğrencilere. Ders öncesi homofobi puanları ders sonunda düşüyor. Bu araştırmanın sonuçları yakında yayımlanacak. Şunu belirteyim, altı saatlik bir derste olacak iş değil bu; ancak daha etkili ve uzun döneme yayılan eğitim olsa bu tablo çok daha değişir. Yine de ders sonunda büyük değişimler olduğunu görebiliyorum. LGBTİ sağlığının intern programının resmi müfredatında yer alması tıp öğrencilerinin farkındalıkla mezun olmasına yardımcı oluyor.

“Lezbiyenler de smear testi yaptırmalı”

Peki, LGBTİ’lere özgü sağlık sorunları ya da hastalıktan korunma yolları var mı?

Önce şunu hatırlatayım: Birinci basamakta periyodik izlem dediğimiz bir kavram var. Kişinin yaşına ve cinsiyetine göre belli riskler açısından taranması gerekir. Doğumda başlar ve ömür boyu sürer. Aslında iyi bir aile hekiminin izleyeceği yol bu bakımı içerir. Bununla birlikte Türkiye’de periyodik izlem heteroseksist bir biçimde hazırlanmış. LGBTİ’lere yer verilmemiş.

LGBTİ’lerin temel sağlık gereksinimleri ve sağlık sorunlarına bakacak olursak da genel popülasyondan farklı olmadıklarını ifade etmek gerekir. Ancak cinsiyet kimliğine-cinsel yönelimine bağlı özgül gereksinimlerden bahsedebiliriz. Örneğin, LGBTİ’ler homofobi, stigma, ayrımcılık nedeniyle kronik stres, depresyon, anksiyete ve benzeri ruhsal sorunlar konusunda daha fazla riske maruz kalırlar.

Bazı hastalık ve risklerden de bahsedeyim. Cinsel olarak aktif kadınlarda serviks yani rahim ağzı kanseri oldukça yaygın. Bu HPV adı verilen virüs nedeniyle yaşanan bir sağlık sorunu. Kadın tek eşli olsa dahi birlikte olduğu erkeğin önceki ilişkilerinden dolayı kadına geçen bir virüs bu. Her yıl yapılması gereken pap smear testi ile kanser çok erken tespit edilip, ilerlemesi engellenebiliyor. Serviks kanseri taraması lezbiyen ve biseksüel,  kadınlar için de önemli. Çünkü sanılıyor ki lezbiyen kadınlarda serviks kanseri görülmez ve smear yaptırmaya gerek yok. Oysa lezbiyen kadınlarda da görülebilir ve periyodik smear yaptırmaları gerekir. Lezbiyen kadınlar bu virüsü biseksüel partnerlerinden alabilir. Ayrıca birçok lezbiyen kadının geçmişte ve günümüzde zorla evlendirildiğini, tecavüze uğramış olabileceğini de unutmamak gerekiyor. Bu sebeple mutlaka düzenli aralıklarda bu testi yaptırmaları gerekiyor.

Kadınların meme kanserinin erken tanısı için 40 yaştan sonra mamografi çektirmesi gerekir. Daha genç yaşlarda düzenli elle muayene yapılması gerekir ve kitle varsa tanı için ultrason ya da mamografi gerekebilir. Trans-erkeklerin meme kanseri riski olduğunu, estrojen alan trans-kadınlarda da meme kanseri riskinin arttığını unutmamak gerekiyor. Benzer biçimde, prostatı mevcut trans kadınların da prostat hiperplazisi ve kanseri riski taşıdığını... Kılavuzlarda ayrıca geyler ve biseksüel erkekler için anal smear testi öneriliyor.

Son olarak transların aldıkları hormonlara bağlı olarak kalp hastalığı ve hipertansiyon risklerinin artığını vurgulamak gerekiyor.

LGBTİ+ cinsel sağlığı ve ruh sağlına ilişkin bilgiler ve başvuru merkezleri için lgbtisagligi.org sitesini ziyaret edebilirsiniz