Yaşam / Din/İnanç

“Uzman görüşü ambalajında önyargılar insanların hayatını cehenneme çevirir”

Pazartesi, 21 Mayıs 2018

Nihat Hatipoğlu’nun transfobik yanıtının inançlı LGBTİ’leri nasıl etkilediğini Psikiyatr Doç. Dr. Koray Başar’a sorduk.  

İllahiyat profosörü Nihat Hatipoğlu Sultanahmet Meydanı'nda canlı yayınlanan Ramazan programında soru soran bir konuğuna uzman görüşü altında bilimsel olmayan, yanlış bilgilerle yanıt verdi.

Hatipoğlu kendisine, “Doğuştan bayan olarak gelmişim Hocam, ama kendimi erkek görüyorum da bunu nasıl yapıcam yani, erkek hissediyorum, bunun tedavisi var mı, bayanlardan hoşlanıyorum...” sorusunu yönelten kişiye nefsine hâkim olmasını, inancına ve aklına teslim olmasını salık verdi. Bu yanıtı ile Hatipoğlu hem toplumsal önyargıyı büyütecek bir açıklama yaptı hem de bu kaydı izleyen birçok inançlı LGBTİ’nin kendisini hasta, yanlış ve yalnız hissetmesine sebep oldu.

Gerek bilim gerek ise din uzmanlarının, önyargılı, bilimsel olmayan toplumda homofobi, bifobi, transfobiyi besleyen açıklamalarının LGBTİ’leri ve onların yakınlarını nasıl etkilediğini Psikiyatr Doç. Dr. Koray Başar’a sorduk.

Başar, Hatipoğlu’nun ve benzeri söylemlerde bulunan kişilerin, inançlı LGBTİ’leri yedi gün yirmi dört saat sürecek, çaresiz, yalnız ve yanlış hissedecekleri bir ruh haline sürüklediklerini bilmeleri gerek diyor.

“Bir insanın LGBTİ+ olması onun dinle ilişkisini belirlemez”

"İnsanın cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği ile ilgili kendisinden beklenenden farklı özelliklere sahip olduğunu fark etmesi, sıklıkla kendisini tüm dünyanın karşısında yapayalnız hissetmesine neden olur. Zira günümüzde birçok toplum doğrudan veya dolaylı yolla, doğduğunda hangi cinsiyetten olduğuna karar verildiyse o cinsiyetten hissetmeni, karşı cinsiyetten hoşlanmanı ister. Başlangıcından beri olanca değişkenliğiyle yaşanmış olan insan cinselliği ile ilgili bu kalıplar o kadar evrensel, o kadar gerçekmiş gibi yansıtılır ki, insanın kendi içinden gelenlerde bir yanlışlık olduğunu düşünmesi çok zor olmaz."

"Ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde bir dine inanan çocuk, genç, erişkin kişilerin bu durumda önemli referanslarından biri dindir, dini kaynaklardır. Dinin bu konudaki hükmü birçok insan için hayat memat meselesidir. Bir insanın LGBTİ+ olması onun dinle ilişkisini belirlemez. Kişilerin dini inanışlarını yargılamak, değerlendirmek de kimsenin tasarrufunda değildir."

“Daha cinsel yönelimi, cinsiyet kimliğini ayırt edemezken, bunlarla ilgili kesin dini hükümler vermek uygun mudur?”

"İşte böylesine önemli bir konuda, yardım istenen, fikir sorulan, bilgi beklenen kişilere önemli bir sorumluluk düşmez mi? Araştırmadan, düşünmeden, tartmadan söylenen sözlerin kendinden yardım isteyen kişilerde ne gibi yaralara neden olabileceğine dönüp bakmaları gerekmez mi? Bir konuda eğitimli kişilere düşen her şeyi bilmeleri midir? Bilmiyorum, araştırayım diyemezler mi? Bilmediği konularda yaygın önyargılara dayanarak cevap vermek midir onlara düşen? Daha cinsel yönelimi, cinsiyet kimliğini ayırt edemezken, bunlarla ilgili kesin dini hükümler vermek uygun mudur?  Söylediklerinin inançlı LGBTİ’yi yedi gün yirmi dört saat sürecek, çaresiz, yalnız ve yanlış hissedecekleri bir ruh haline sürükleyeceğini bilmeleri gerekiyor."

“Kim jinekolog veya üroloğa gidip de cinsiyetinin ne olduğunu öğrenmiş?”

"Cinsiyet ve cinsel yönelim konusunda bilgisi olmayan hekimler de, zaman zaman sırf hekim oldukları için bilime dayanırmış gibi yaparak yalan yanlış açıklamalar yaparlar. Yine bilememeyi bilmeyen uzmanlardır onlar ve maalesef ciddi yaralara neden olmaktadırlar."

"Hekim olarak dini konularla ilgili hüküm belirtemem. Ama dinleyiciler arasında kim jinekolog veya üroloğa gidip de cinsiyetinin ne olduğunu öğrenmiş? Bu mudur dinin gereği? İnsanlar cinsiyetlerini başkasına sorup da mı öğrenirler? Bu durum psikolojikse, ruhla zihinle ilgiliyse, oldum olası böyle hissediyorum diyorsa kişi, bunun aksini ona söylemek mi nezakettir? Bu kadarının yanlış olduğunu söylemek için din uzmanı olmaya gerek de yok. Cinsiyet ve cinsel yönelimle ilgili her dinin kendi uzmanları düşünür, tartışır, kendilerince sonuçlara varırlar. Ancak televizyonlarda gördüğümüz hazır cevapların bu ince tartışmalarla ilgisi yok. Böylesi ‘uzman görüşü ambalajında önyargılar’ ister din ister tıp uzmanlarından gelsin, insanların ve yakınlarının hayatını cehenneme çevirmekten öteye bir etki göstermezler. Uzmanların sorumluluklarının farkına varmaları, aynı alanda bu sorumluluğu hissedenlerin de meydanı önyargılara bırakmamaları gerekiyor."