Kültür Sanat

Küründen Kabare Ankara’daydı: Hayatın her alanındayız!

Çarşamba, 21 Kasım 2018
Haber: Kaos GL

Seyhan Arman, Küründen Kabare ile 20 Kasım’da Ankaralı seyirciyle buluştu. Arman oyun sonrası, “Nefrete inat yaşasın hayat” dedi. Pembe Hayat, 2017’de yasak nedeniyle Arman’a veremediği Dilek İnce ödülünü Arman’a teslim etti.

Pembe Hayat ekibi Seyhan Arman ile kuliste

Seyhan Arman’ın yazdığı ve oynadığı; Melisa İclal Yamanarda’nın yönettiği “Küründen Kabare” 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü etkinlikleri kapsamında Çankaya Belediyesi ev sahipliğinde seyirciyle buluştu.

Nefrete inat yaşasın hayat!

20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü’nde Yılmaz Güney Sahnesi’nde oynanan oyun sonrası Seyhan Arman gözyaşlarına hakim olamadı. Arman, oyun sonrası konuşmasında geçtiğimiz yıl Ankara Valiliği’nin LGBTİ+ etkinlik yasağından dolayı 20 Kasım’da Ankara’da Küründen Kabare’nin sahnelenemediğini hatırlatarak şöyle devam etti:

“Çok fazla yerde oynadım ama bugün burada çok duyguluyum. Geçen yıl sizlerle buluşacaktık ancak LGBTİ+ etkinlik yasağının ardından gelemedim. Ancak bu yıl, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü etkinlikleri kapsamında buradayız. Bu oyunla binlerce insana ulaştım, ulaşmaya da devam edeceğim. Ne yaparlarsa yapsınlar buradayız. Hayatın her alanında varız ve varolmaya devam edeceğiz. Nefrete inat yaşasın hayat!”

Arman, geçen yıl verilemeyen Dilek İnce ödülünü aldı

Geçtiğimiz sene 20 Kasım etkinlikleri kapsamında Çankaya Belediyesi ev sahipliği ile Ankara’da oynanmak istenen oyun, etkinliklerin yasaklanması nedeniyle oynanamamıştı. Ankara Valiliği’nin LGBTİ+ etkinliklerine süresiz yasağı nedeniyle Pembe Hayat Derneği’nin 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Haftası etkinlikleri de ikinci gününde iptal edilmek zorunda kalınmıştı.

20 Kasım kapsamında düzenlenecek ödül töreni ile Seyhan Arman’a verilmesi planlanan 2017 Dilek İnce Nefret Suçları ile Mücadele Onur Ödülü, yasak nedeniyle verilememişti. Oyun sonrası kuliste Pembe Hayat ekibiyle bir araya gelen Arman, geçtiğimiz sene düzenlenemeyen Dilek İnce Nefret Suçları ile Mücadele Onur Ödülü’nü kabul etti.

Oyun hakkında

Küçük yaşlarda, okulda aslında başarılı da bir öğrenciyken kendisindeki farklılığı ağabeyi, babası ve çevresindekiler fark edip psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamaya başlayınca çaresiz ailesinin yanından Ankara’ya, ordan da İstanbul’a kaçan Serpil, şimdi 30’lu yaşlarında… “Yirmi bin dolara mal ettiği kadınlığıyla” bir trans bireydir.

Bir yandan, sonunda bulduğu “en iyi seçenek”le telefonda devre mülk tatil satmaya, bunu yapabilmek için her telefonla müşterisinin, patronunun kısacası “diğerleri”nin beklentisini karşılamaya çalışırken, bir yandan da alay edilen çocukluğundan, yıllardır görmediği ailesine, seks işçiliği, radyo DJ’liği yaptığı zamanlardan, ilk uzun ilişki serüvenine, Sarı Sinan’ın adamlarından canını kurtarmak için kendine Diyarbakırlı Deli Serpil lakabını yapıştırıvermesinden, ilk “çark”a çıkma deneyimine, bu toplumda bir transseksüel olarak yaşamanın hikâyesini içerden bir bakışla seyirciyle paylaşır.

Serpil, herkes ya da herhangi biri gibi şu sıralar gerçekten bir call center’da çalışmakta mıdır yoksa alışık olunduğu üzere çoktan bir trans cinayetine kurban mı gitmiştir? Muammadır. Herkesin her gün daha fazla para kazanmak ya da işten kovulmamak, birine kendini beğendirmek ya da onaylanmak, iyi geçinmek, aman başını belaya sokmamak için şekilden şekle girdiği bir dünyada Serpil “kendi gibi olmak”tan başka bir “tercih” yapmamıştır... Geriye kalan ya da yaşamaya zorlandığı hayatsa, herkes gibi, onun için de; içinde toplumsal ahlaktan ezberlenmiş ön yargılara, ekonomik zorluklardan, aile hayatına pek çok denklemi barındıran maruz bırakılmış bir zorluklar ve zorunluluklar silsilesidir aslında.