Kültür Sanat

Aykırı Cinsellikler kitabı yayınlandı

4 Aralık 2018
Haber: Kaos GL

Kıvanç Tanrıyar’ın “Aykırı Cinsellikler” kitabı “Türkçe Edebiyat’ta Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği” altbaşlığıyla Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.

Kıvanç Tanrıyar’ın Türkçe edebiyatta cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin izini sürdüğü kitabı “Aykırı Cinsellikler” yayınlandı.

Ayrıntı Yayınları’nın Sanat ve Kuram serisinden yayınlanan kitapta Tanrıyar, aralarında Hüseyin Rahmi Gürpınar, Nahid Sırrı Örik ve Reşat Nuri Güntekin’in de olduğu çok sayıda yazarın eserlerini inceliyor.

Kitaptaki bölümler

Kitapta yer alan bölümlerden bazılarının başlıkları şöyle:

*Tanzimattan Erken Dönem Cumhuriyete Trans Erkeklik Temsilleri

*Toplumsal Örgütlenme Biçimi Olarak Kadınlararası Homososyal Arzu ve Başkaldıran Lezbiyenlik

*Çok Katmanlı Trans Kadınlık Deneyimleri: Ayna Evresi, Cinsel Coğrafya, Queer Aile

Bir bütün olarak arzu ve beden

Tanrıyar, kitabı öğretici bir sürecin ürünü olarak tanımlıyor ve çalışmasını şöyle anlatıyor:

“Erken dönem Türkçe edebiyatta heteroseksüel rejime direnç gösterdiği üzere “arzu” üzerine yazma fikri, birkaç yıl önce yerli edebiyatta LGBTİ üzerine bir araştırma yapma kararını verdiğimde birdenbire ortaya çıktı. Araştırma için yola çıkarken ilk etapta figürleri, yazarları, karakterleri LGBTİ olarak türleştirme hatasına düşmüştüm. Bu tip bir türleştirme pratiğinin meşru olabilmesi için ele aldığım dönemin LGBTİ diye adlandırılabilecek bir politikleşmeyi sağlamış olduğunu da ispatlayabilmem gerekiyordu. Hâlbuki araştırmanın ilerleyen safhaları, arzu ve beden eksenli bir okumanın bu tip bir türleştirmeyi aşmanın bir zorunluluk olduğunu gösterdi. Guy Hocquenghem’in ünlü sözünün de akla getirdiği üzere: “ ‘homoseksüel arzu’ ifadesi anlamsızdır. Arzu homoseksüellik ve heteroseksüellik alt başlıklarına ayrılmaz.” Bu kitap, “heteroseksüel arzu” gibi bir alt başlığın olduğunu varsayan bir anlayışla yazılmadığı için genel olarak “olma” ve “sahip olma” eksenindeki bütün enerjilere normatiften sapma ölçüsünde mümkün olduğunca yer verdi, bu işleyişleri heteroseksüelliğin de yer aldığı bir arzu skalasındaki çeşit gibi ele almadı. Bu bakımdan kitap, “normal” cinselliği dışarıda bırakan bir bütün olarak arzuya ve bedene dair olmaya çalıştı, denilebilir.

“Bu konuya ilgi duymaya başlamam, bir bakıma, çok da tesadüf eseri denemez, çünkü çıkış noktam Memduh Şevket Esendal üzerine çalışırken toplumsal cinsiyet üzerine yazmaktı ve toplumsal cinsiyet üzerine düşünüş kadın-erkek molar toplanışından çok, bu toplanışa direnmeyi beraberinde getirdiğinden geleceğim nokta bir zorunluluktu. Bu kitap, benim için uzun olduğu kadar, öğretici bir sürecin ürünüdür...”