İnsan Hakları / Nefret Suçları

İzmir Barosu Hande Şeker cinayetinin takipçisi olacak

Perşembe, 10 Ocak 2019
Haber: Kaos GL

İzmir Barosu LGBTİ+ Hakları Komisyonu, Hande Buse Şeker’in öldürülmesinin ardından nefret cinayetlerine karşı açıklama yayınladı.

İzmir Barosu LGBTİ+ Hakları Komisyonu, dün İzmir Alsancak’ta trans kadın Hande Buse Şeker’in bir polis memuru tarafından öldürülmesinin ardından açıklama yayınladı.

Komisyon, “Avukatlık görevimizi nefret cinayetlerinin son bulması adına yapmaya devam edeceğiz” diyerek sürecin takipçisi olduğunu duyurdu.

Açıklamanın tam metni şöyle:

“Alsancak’ta yaşayan trans kadın Hande Şeker’in 09.01.2019 günü kendi evinde, polis memuru olan bir kişi tarafından tabanca ile vurularak öldürüldüğünü ve saldırganın Hande’nin arkadaşı olan başka bir trans kadını daha yaraladığını üzüntüyle öğrendik. Halkın güvenliğini sağlaması amacıyla kendisine silah verilen ve bu silahı kullanması hukuki olarak sıkı koşullara bağlı olan bir kamu görevlisinin, silahını izinli olduğu bir günde bir insanın yaşamına son vermek için kullanmış olması durumun vahametini arttırmaktadır.

“Olayın ardından müştekilerin durumu hakkında bilgi almak için karakola giden baromuz LGBTİ+ Hakları Komisyonu üyesi meslektaşımızdan edindiğimiz bilgiye göre; kolluk görevlilerinin görevlerini kötüye kullandığı, meslektaşları olan saldırganı koruyucu, ancak görevini yapmaya çalışan komisyon üyesi meslektaşımıza karşı saygısız bir tutum içerisinde oldukları gözlemlenmiştir. Bu nedenle etkin soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmesi imkanının ortadan kalktığı kanaati neticesinde, adli kolluk olarak başka bir kolluk teşkilatının görevlendirilmesi talebi ile savcılığa başvurulmuştur.

“Son dönemde karakollarda ve cezaevlerinde işkencenin yeniden gündeme geliyor olması ile bu olayın yaşanması doğrudan ilişkilidir. Kamu gücünün orantısız ve hukuka aykırı bir biçimde kullanılmasını adeta teşvik eden siyasilere ve diğer kişilere cezasızlık politikasının işletilmesinin, ağır insan hakları ihlallerine sebebiyet vermesi ne yazık ki kaçınılmaz bir sonuçtur.

“Hak savunucularının ve LGBTİ+ örgütlerinin ülkemizde giderek artan nefret cinayetlerinin önlenmesi için dile getirdikleri; adalet taleplerinin, çözüm önerilerinin ve sorumluları harekete geçirmeye yönelik çağrılarının görmezden gelinmesinden, dolayısıyla LGBTİ+’ların varlığının ve yaşanan hak ihlallerinin yok sayılmasından devlet bir an önce vazgeçmelidir. Seks işçilerini kolluk gücünün baskısıyla sindirmeye çalışma politikasına derhal son verilmeli ve güvenli çalışma alanları sağlanarak hak talepleri yerine getirilmelidir.

“Birçok trans cinayetinde olduğu gibi bu cinayetin de tek sorumlusunun şüpheli polis memurunun olduğunu söylemek toplumsal açıdan mümkün değildir. Çünkü; trans cinayetleri politiktir. Temel insan haklarını ihlal ederek kimin haklarının tanınacağına, hatta kimin yaşayacağına dahi karar verme yetkisini(!) kendinde bulan eril, heteroseksist ve cisseksist sistem karşısında çözüm, yalnızca cinayetin failinin cezalandırılması değildir. Yapılması gereken bu suçların bireysel adi suçlar olmadığını görerek; bütüncül ve insan hakları temelli bir politika oluşturmak, LGBTİ+ hareketine getirilen yasaklara son vermek ve nefrete karşı yaşamı tüm gücümüzle savunmaktır.

“İzmir Barosu olarak sürecin takipçisi olacağımızı ve avukatlık görevimizi nefret cinayetlerinin son bulması adına yapmaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgilerine sunarız.”

İlgili haberler:

İzmir’de polis, trans kadını öldürdü

Polis ateş açtıktan sonra “Kimse buradan çıkmayacak” dedi!