İnsan Hakları / Kent Hakkı

Hollanda belediyelerinden “Gökkuşağı Sandığı Sözleşmesi”

Cuma, 11 Ocak 2019

Hollanda’dan LGBTİ örgütü COC Nederland başkanı Simon Timmerman Kaos GL Dergisi’nin sorularını yanıtladı. 1983 Hollanda doğumlu olan Simon Timmerman, 2008’den beri LGBTİ aktivizmin içinde. 2015ten bu yana COC Midden- Nederland’in başkanlığını yapıyor. Şu an ikamet ettiği Utrecht şehri belediyesinin LGBTİ politikası danışma komitesinde de yer alıyor. 

Bildiğimiz kadarıyla Utrecht Belediyesi başta olmak üzere kuruluşunuzla birlikte Hollanda’da birçok belediye ile aktif çalışmalar yürütüyorsunuz. Bu çalışmalarınızdan biraz bahsedebilir misiniz?

Yerel Yönetimler Konferansı’nda da anlattığım 2015’te başlattığımız kampanyadan bahsetmek istiyorum öncelikle. Bu kampanyada amacımız, Hollanda’daki küçük şehir belediyelerinin, yerel koalisyonların ve il meclislerinin LGBTİ konularına daha çok dâhil olmasını sağlamaktı. Ulusal düzeyde birçok alanda gelişmeler yaşansa da yerellerde yaşayan LGBTİ’lerin güvenliği başta olmak üzere birçok konuda halen yapılması gerekenler vardı ve belediyeler bunların pek farkında değildi.

Bu durumu değiştirmek için COC olarak ilk önce belediyelerin LGBTİ’leri görünürlük konusunda desteklemesi yönünde çalışmalara başladık. 17 Mayıs IDAHOBIT gibi veya dünyanın bazı yerlerinde 11-12 Ekim’de kutlanan Ulusal LGBTİ Açılma Günü gibi LGBTİ’ler için özel günlerde, belediye binalarına gökkuşağı bayrağı asmalarını önerdik. Bu öneriyi, yerel yönetim yetkililerine, yerel meclis üyelerine, yerel komisyonlara ve hatta bir baskı unsuru olabilmesi için medyaya açık mektuplar göndererek yaptık (ve işe yaradı!). Bir yanda gökkuşağı bayrağını memnuniyetle asacaklarını belirten küçük şehir belediyeleri varken diğer bazı belediyelerde ise bu mevzu bir tartışma konusu oldu. Bayrak asma konusunda çekinceli olan belediyelerden “Her grup için bayrak mı asacağız yani? Ee hayvanları koruma gününde de hayvan bayrağı mı asalım?” gibi tepkiler de aldık. Bunlar üzerine içimden “Hmm, siz gerçekten bizim neden bahsettiğimizi anlamamışsınız beybisi” diye düşündüm. 

Gönderdiğimiz mektuplarda ayrıca LGBTİ gençler arasında intihar oranları veya durumun ciddiyetini anlamalarını sağlayacak buna benzer veriler de paylaşmaya başladık. Bu süreçte, yerel yöneticiler ve yereldeki yetkililerden de birçok dost kazandık. Bu grupta LGBTİ kişiler de vardı tabii ki. Ama kariyerleri ve kişisel kaygıları sebebiyle kişisel deneyimlerini politik bildiriler veya bu tarz kampanyalar için paylaşmak istemiyorlardı. Biz de bu fikri onlara iyice anlatıp neden bu açıklamayı yapmalarının iyi olacağını açıkladığımızda, içlerinden bazıları “evet şu an benim kişisel deneyimlerimi kullanma ve bir şeyler için adım atma vaktim geldi” diye düşündüler. Böylelikle kampanyamıza destek olmak için küçük şehirlerde LGBTİ toplumundan başka insanların da öne çıkıp kendi hikâyelerini, deneyimlerini paylaşmasına şahit olduk. Bu sayede kampanya da iyice büyüdü ve yaygınlaştı. 1 yıl içinde gökkuşağı bayraklarını asan belediyelerin sayısı 5’ten 26’ya çıktı. Bu da bizim için oldukça büyük bir sonuçtu. 

Ama bu yalnızca 1. adımdı çünkü o sırada yerel seçimler yaklaşıyordu ve düşündük ki “tamam, gökkuşağı bayrağı asmak çok da zor bir şey değil zaten”; o yüzden yerel yönetimlerin LGBTİ kapsayıcı tutumlarıyla ilgili daha fazla garantiye ihtiyacımız var. Bunun yanında onlara yardım da etmemiz gerek çünkü yerel yönetimlerdeki birçok insan halen konuların, sorunların ne olduğunu bilmiyordu. Hollanda yasaları da yerel yönetimlere şehirlerinde birçok düzenleme yapabilecekleri geniş yetkiler veriyor bir yandan. Böylelikle siyasi partilere öneriler sunan bir belge hazırladık. Çünkü Hollanda’da her parti seçime girmeden gelecek dönemde neler planladıklarını da içeren bir parti programı ve dolaylı seçim programı hazırlar.  

Biz de yereldeki tüm siyasetçilere ve yetkililere bayrak asma konusunda bizi destekledikleri için teşekkür ettik ve seçim sürecinde daha fazla şey talep edeceğimizi, çünkü LGBTİ’lerin ihtiyaçlarının bundan daha fazlası olduğunu dile getirdik. Seçim programlarını hazırlarken onlara şehirdeki LGBTİ kişiler için neler yapabilecekleri konusunda yardımcı olabileceğimizi söyledik. Bu yardımı teklif ettik çünkü çoğunun gerçekten konuyla ilgili hiçbir bilgisi yoktu. Böylelikle yerel yöneticiler için ipuçları, sağlığa erişim, güvenlik, belediye başkanının destekleyici rolü, hizmet sağlayıcı olarak belediyenin rolü, LGBTİ kişilerin sporla ilişkilenmesini canlandırmak için uygulamalar gibi birçok farklı konuda gerekli bilgileri içeren bir belge hazırladık. Bu belgenin etkileyici kısmı birçok konuda ne yapabileceklerine dair çok spesifik bilgiler içermesiydi. Mesela, ‘güvenlik görevlilerinizi bu konularda daha hassas olmaları için eğitin/ bilinçlendirin’ ya da ‘belediyenin spor tesislerini teşvik edici projeler konusunda bilgilendirin, onlara destek olun’ şeklinde spesifik ifadelerden bahsediyorum. Neticede bu belgeyi hazırladık ve aktif olduğumuz COC bölgesine ve Utrecht bölgesine gönderdik.  

Bu konuda çok fazla olumlu tepki aldık. Ama parti ve seçim programlarının hazırlanması uzun bir süreç bildiğiniz gibi, parti üyeleri tarafından tartışılıyor, oylanıyor… Neticede parti programları çıkarıldığında bazı partiler bizim dokümanlarımızdan belli noktaları almışlardı; çoğunluğu ise ‘bu o kadar da ciddi bir mesele değil, seçim programımıza almamıza gerek yok’ şeklinde ifadelerle bizim dediklerimizi dikkate almadı. Bu durum bile bize aslında üzerinde ne kadar çok çalışılması gereken bir konu olduğunu göstermiş oldu aslında.  

Elde ettiklerimiz bizim için yeterli değildi. Yeniden görünürlük çalışmalarına başladık ve böylelikle “Gökkuşağı Sandığı Sözleşmesi (GSS)” fikri üzerinde çalışmaya başladık. Bu çalışmada amacımız aktif olduğumuz bölgede, tüm şehir yetkililerini ve partilere GSS’yi imzalatmaktı. Bunu da seçimden birkaç hafta önce şehirlere gidip yerel veya ulusal medyanın önünde sözleşmenin imzalanması şeklinde planladık.  

Gökkuşağı Sandığı çalışması da böylelikle büyük bir başarıya imza attı. Bölgemizdeki 36 belediyeden 25’i ile bu sözleşmeyi imzalamayı başardık. Fakat bu da her şeyin garantisi olmadığının da farkındaydık. Seçimler 2018 Mart ayında yapıldı. Mesela şu an politikacılardan, yerel yönetimlerden bu anlaşmaya ve çalışmalara dair sorular geliyor. Henüz çalışmaların meyvesini görmek için çok erken ama onları izliyoruz bir yandan. Önümüzdeki Ulusal Açılma Günü’nde sözleşmeyi imzalayan belediyelerin çalışmaları, neler yapıp neler yapmadıklarıyla ilgili bir rapor yayınlayacağız. Bu rapordan elde ettiğimiz verilere göre sözleşmede taahhüt ettikleri ama henüz gerçekleştiremedikleri veya üzerinde çalışmaya başlamadıkları uygulamaları soracağız; onlardan açıklamalar bekliyor olacağız.  

Gerçekten çok güzel çalışmalar yapmışsınız ve yürüttüğünüz çalışmaların sonuçlarını izleme/ raporlama faaliyetleriyle de takip etmeniz etkili olacak gibi görünüyor.

Tabii ki. Çünkü politikacıların seçim öncesi sözde vaatler vermesine hepimiz alışığız. Ama ben tüm güvenim ve inancımla onların bu önemli konuda bir şeyler başarmasını istiyorken bunu bana kanıtlamak zorundalar. Ben de bu yüzden bu işin peşine de düşmeliyim. Bu aynı zamanda kampanyaları yürütürken birlikte çalıştığımız, destek aldığımız insanlara karşı da bir sorumluluğumuz. En başta bahsettiğim gibi mesela yerel meclis üyeleri ve birçok yetkiliyi de davet ettiğimiz etkinlikler düzenledik ve o şehirde yaşayan LGBTİ kişilerin çıkıp sorunlarını, isteklerini bireysel hikâyeleri üzerinden paylaşmalarını istedik. Bu yüzden bu yalnızca benim meselem değil; hepimizin meselesi. 

Tüm bunları paylaştığın için teşekkürler Simon. Buradan baktığımızda LGBTİ toplumu için rüyalar ülkesi gibi görünen Hollanda’da bile bu kadar çok yapılacak şey olması ve orda bile karşınıza engeller çıkması gerçekten ilginç.

Evet kesinlikle! Mecliste çıkan birçok yasa ve yönetmelik sayesinde LGBTİ hakları ile ilgili birçok konuda gelişmiş sayılırız. Bunlar 90’larda yürütülen çalışmaların bir sonucu. Mesela 2000’lerde elde edilen evlilik eşitliği yasasından sonra birçok kişi “Ahh her şey halloldu; her şeyimiz var!” gibi düşüncelere kapılmış olabilir; ama halen küçük şehirlerde de büyük şehirlerde de LGBTİ karşıtı olaylar veya şiddet olayları görülebiliyor. Bu yüzden ‘her şeyimiz var’ gibi bir yanılgıya düşmeden çalışmaya devam etmeliyiz, bunun farkındayız. 

Yakın zamanda ILGA-Europe’un Gökkuşağı Haritası yayınlandı. Hollanda dünya sıralamasında ilk 10’da bildiğim kadarıyla. Bu konuyu nasıl yorumlayacaksın?

Evet ilk 10’dayız, hep ilk 10’dayız zaten.

Demin konuştuğumuz gibi aslında bu haritanın da değerlendirmesi elde edilen ulusal düzeydeki haklar üzerinden yapılıyor. Trans kişilerin hakları üzerine yapılan yeni çalışmalar sayesinde ülke skoru biraz daha yükseldi hatta. Ama mesela Malta birinci sırada ve oradaki LGBTİ kişilerin taşıyıcı anne ve dış döllenme ile çocuk sahibi olabilmesini sağlayan düzenlemeler bizde henüz yok. Bu ve bunun gibi birçok hak var elde edilecek. Yani Türkiye’deki durumla karşılaştırmıyorum tabi bizim bir şeyleri başarmamız için insanları ikna etmemiz gerekiyor ve bu bakıldığında çok daha basit bir süreç. Ama yine de henüz bitmediğini hepimiz biliyoruz ve birbirimizden bir şeyler öğrenerek, çalışmalarımızdan ders alarak çalışmaya devam etmeliyiz.

*Bu söyleşi Siyah Pembe Üçgen ve Kaos GL’nin yürüttüğü, Avrupa Birliği’nin desteklediği “Türkiye Belediyelerinde LGBTİ Eşitlik Politikalarını Güçlendirme Projesi” kapsamında Kaos GL dergisinin “Yerel Yönetimler” dosya konulu 162. sayısında yayınlanmıştır. Bu, içeriğin Avrupa Birliği’nin resmi görüşünü yansıttığı anlamına gelmemektedir.

**Dergiye; online aboneler dergi websitesinden ulaşabilir. Basılı halini edinmek isteyenler ise önümüzdeki haftadan itibaren kitapçılardan yeni sayıyı satın alabilirler. Dergiyi internetten satın almak için ise Notabene yayınları ile iletişime geçebilirsiniz.