İnsan Hakları / Nefret Suçları

“İnsanlar nefret suçlarını mahkemeye taşımaktan korkuyor”

Çarşamba, 12 Haziran 2019

ERA-Batı Balkanlar ve Türkiye Eşit Haklar Derneği Savunuculuk Koordinatörü Vuk Raicevic ile konuştuk: Mahkemeler önünde tam koruma maalesef yok, çünkü emsal kararlar yok.

Kaos GL’nin Ekim 2018’de İzmir’de düzenlediği Uluslararası Cinsiyet ve Hukuk Konferansı’nın katılımcılarından olan Vuk Raicevic ile bir araya geldik. Vuk Raicevic, ERA-Batı Balkanlar ve Türkiye Eşit Haklar Derneği’nde Savunuculuk Koordinatörü, aynı zamanda avukat. Sırbistan’daki LGBTİ+ hareketine ve Batı Balkanlar ve Türkiye Eşit Haklar Derneği’nin çalışmalarına dair bir söyleşi gerçekleştirdik.

Selam Vuk! Cinsiyet ve Hukuk Konferansı sırasında yasaların LGBTİ+lerin temel haklarına erişimi ve ayrımcılık ve şiddetten korunması açısından oldukça önemli olduğuna değindik. ERA’nın savunuculuk koordinatörü olarak bize ERA’nın LGBTİ+’ların yasal düzlemde haklarını korumak ve geliştirmek için neler yaptığından bahsedebilir misin?

Çatı bir örgüt olarak ERA’nın en birincil rolü, üye örgütleri desteklemek. Bunun için ERA ekibi olarak üye örgütlerden gelen taleplere göre çalışıyoruz. Desteğe ihtiyaçları olduğunda ulusal ve uluslararası düzlemde, bu ihtiyaçlar doğrultusunda hareket ediyoruz.

Ayrımcılık karşıtı çalışmalarımız kapsamında, eğer üye örgütlerin kendi ülkelerinde yasa değişikliğine ihtiyaçları varsa ya da yasaları uygulamada sorunlar yaşıyorlarsa bu konularda birlikte çalışmalar yürütüyoruz. Yasaların var olması da bir işe yaramıyor çoğu zaman, üye ülkelerin çoğu nefret suçu yasalarının uygulanmasında sorun yaşıyor.

Bizim yasaları iyileştirme ve geliştirme çalışmalarımızın en iyi örneklerinden biri uluslararası savunuculuk desteklerimiz. Örneğin, 2018’de Türkiye’nin Avrupa Konseyi’ne gönderdiği 2010 cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği (SOGI) ile ilgili tavsiyelerinin uygulanması raporunu Türkiye’deki üye örgütlerimiz Kaos GL ve SPoD ile birlikte hazırladık. Aynı şekilde Arnavutluk’un 3. Evrensel Periyodik Rapor (UPR) sürecine katkıda bulunduk. Bunların yanında, ERA’nın AB uyum sürecindeki Balkan ülkelerini kapsayan “yasal cinsiyet tanıma” süreçleriyle ilgili en güncel ve kıymetli verileri içeren bir rapor hazırladık. Birleşmiş Milletler SOGI uzmanının raporu ile biten trans geçiş süreci ve yasal cinsiyet tanınması ile ilgili bu çalışmamız da uluslararası savunuculuk faaliyetlerimizin bir başka iyi örneğiydi.

Sunumlarınız sırasında öğrendik ki ERA’nın da merkezi sayılabilecek Sırbistan’da ayrımcılık karşıtı yasa ve nefret suçu yasaları mevcut. Ancak otoriteler tarafından çoğunlukla uygulanmıyor ya da göz ardı ediliyormuş. Bize de örnek teşkil etmesi açısından bu konuyla ilgili çalışmalarınızdan bahsedebilir misin?

Sırbistan’da son birkaç senedir, hukuk sistemini geliştirmek için AB destekli başlatılan Judicial Academy (Hukuk Akademisi) projesi gerçekleştiriliyor. ERA da Sırbistan özelinde, bu akademinin LGBTİ+ hakları eğitimlerine katıldı ve savcı ve hakimlerin de içinde bulunduğu hukukçulara eğitimler verdi. Bu kapsamda Sırbistan’ın iki farklı şehrinde iki tane ayrı eğitimimiz oldu. Bu eğitimlerde LGBTİ+ haklarını sadece yasal düzlemde tartışmadık, aynı zamanda elimizdeki raporlardan elde ettiğimiz verileri de paylaştık. Sırbistan’da LGBTİ+ların durumunu gösteren bu raporlardaki veriler yasa uygulayıcılar açısından çok önemliydi çünkü hukukçular ve polis LGBTİ+’ların durumunu çoğunlukla bilmiyor.

Sırbistan özelinde ikinci olarak nefret suçlarıyla ilgili çalışmalarımız oldu. Üye organizasyonlarımızın katıldığı yılda iki kez düzenlediğimiz bir koordinasyon toplantısı düzenledik. Bu toplantılar nefret suçları alanında çalışan örgütlerin bir araya geldiği bizim de ERA olarak yasal düzlemde destek sağladığımız toplantılar oluyor. En son toplantıda savcılara yönelik rehber niteliğinde olabilecek bir çalışma yaptık. Kanunlarda cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ile ilgili konuların yanlış uygulanması ya da uygulanmaması üzerine konuştuk. Bu da verebileceğim somut örneklerden biri.

Ayrımcılık karşıtı uygulamaları düşündüğümüzde, Sırbistan’da problematik olan ilgili yasa cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini kapsasa da uygulamada ve içtihat hukukunda sıkıntılar var. Mesela, Sırbistan’daki Eşitlik ve Koruma üzerine çalışan komiser bu tarz davalarla, durumlarla ilgili toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim temelli ayrımcılık olup olmadığına dair görüş bildirebiliyor. Ama burada eksik olan mahkemeler önünde tam koruma maalesef yok, çünkü emsal kararlar yok. Bunun sebebi de sunumumda bahsetmiş olduğum gibi insanlar maalesef başlarına gelen ayrımcılık veya nefret suçlarını mahkemeye taşımaktan ve faillerle karşı karşıya gelmekten korkuyorlar. Bu konuda Sırbistan’da sivil toplum olarak biz de dahil oldukça fazla çaba harcıyoruz, insanların mahkemelere gitmesini teşvik etmeye çalışıyoruz bunun için de onlara hukuki destek vermeye çalışıyoruz. Ancak tümüyle koruma sağlanabilmesi için hala çok yapılacak şey var.

Türkiye’de de benzer durumlar yaşanıyor. Bizim yasalarımız cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği açısından açıkça bir koruma sağlamadığı gibi ayrımcılık veya nefret suçu mağdurları kanunları uygulayıcılar tarafından da maruz kalabilecekleri çoklu ayrımcılıktan çekindikleri ve yasalara güvenmedikleri için maruz kaldıkları suçları mahkemeye taşımıyorlar.

Evet maalesef. Bu gibi durumlarda ikinci bir problem de “ispat yükü” oluyor. Eğer davayı açtığınız kişinin ayrımcılık yaptığını iddia ediyorsanız, Balkanlar bölgesi ve Türkiye’de de geçerli olan Avrupa’daki sisteme göre suçlanan kişi bunun aksini kanıtlamakla yükümlü. Bu gibi davalarda ispat yükü karşı tarafa ait aslında ama maalesef hakimler bu kuralı uygulamıyorlar çoğu zaman.

Peki, son olarak önümüzdeki dönemde ERA’nın hukuk alanındaki planları neler? Biraz bunlardan bahsedebilir misin?

ERA’nın savunuculuk koordinatörü olarak bizzat ben söyleyebilirim ki, gerekli durumlarda bahsettiğim şekilde hukuki destek çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yalnızca Sırbistan’da değil, uluslararası alanda da hukuki alanda savunuculuğa devam edeceğiz.

Avrupa Konseyi tavsiyeleri ve Evrensel Periyodik Rapor dönemlerindeki çalışmalarımıza da devam edeceğiz üye ülkelerle. Tavsiyelerde toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim özelindeki maddelerin yeterince uygulanıp uygulanmadığını takip edeceğiz ve raporlama süreçlerinde de kolaylaştırıcı rol oynayacağız.