İnsan Hakları

“Cinsel yönelimi özenilen bir özellik sanmak bilimsel olarak büyük bir yanılgı”

Pazartesi, 17 Haziran 2019

Profesör Osman Müftüoğlu, eşcinsel ilişkilerin yer aldığı dizilerin “toplum sağlığı açısından sakıncalı” olduğunu ileri sürdü. Psikiyatr Koray Başar bu sözleri kaosGL.org’a değerlendirdi.

İç hastalıkları uzmanı Profesör Osman Müftüoğlu, eşcinsel ilişkilerin yer aldığı dizilerin “toplum sağlığı açısından sakıncalı” olduğunu iddia etti.

Müftüoğlu bu iddiasını Hürriyet gazetesi yazarı Fatih Çekirge’nin bugün yayımlanan “Netflix’teki ‘eşcinselliğe özendirme’ üzerine Özkök ve Müftüoğlu’ndan iki farklı yorum” başlıklı ayrımcı ifadeler taşıyan köşe yazısında ortaya attı.

Çekirge, eşcinsel ilişkileri de konu edinen diziler için “…kimsenin cinsel tercihiyle derdimiz yok. Amaaaaa...” diyerek sözü Ertuğrul Özkök ve Müftüoğlu’na bırakıyor.

Özkök diziler için “özgürlük” yorumunu yaparken Müftüoğlu “Birkaç gündür eşim Mihriban da bu konuya dikkat çekiyordu. Ben de toplum sağlığı açısından sakıncalı buluyorum” cümlelerini kullanıyor.

Çekirge köşe yazısında eşcinselliği “tercih” olarak nitelendiriyor ve eşcinselliğin dizi izleme sonucu ortaya çıkabilir bir durum olabileceğine yönelik yanlış bir bilgiyi kamuoyu ile paylaşıyor, halkı yanlış bilgilendiriyor.

Hem Fatih Çekirge’nin hem de Osman Müftüoğlu’nun ayrımcı yorumu ve bilimsel olmayan endişelerini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Psikiyatr Koray Başar’a sorduk.

“Bilim insanı ya da gazetecinin bu konuyu araştırmadan söz söylemesi mesleki sorumluluğuyla örtüşmez”

Başar, “Cinsel yönelim sonradan izleyerek, özenerek, görerek, duyarak edinilen bir şey değildir. Kimse televizyonda dizi izleyerek kadın ya da erkekten hoşlanır hale gelmez. Dolayısıyla hangi yaşta olursak olalım, heteroseksüel olmayanları görmenin, birlikte yaşamanın, okumanın, çalışmanın bizim cinsel yöneliminize etkisi olmaz” dedi ve şöyle devam etti:

“Nasıl ki tüm dünya ve toplumda insanların bir bölümü heteroseksüel olabiliyorsa ve eşcinsel, biseksüel ya da heteroseksüellik dışındaki her yönelim karalanır saklanırken, her toplumda her coğrafya da, her zamanda insanların bir bölümü heteroseksüel olmuyorsa, TV ya da oyunda eşcinsel görüp de insan eşcinsel olmaz. Cinsel yönelimi böyle bulaşan, yayılan ve özenilen bir özellik sanmak bilimsel olarak büyük bir yanılgı. Herhangi bir bilim insanı ya da gazetecinin bu konuyu araştırmadan, bilmeden söz söylemesi de mesleki sorumluluğuyla örtüşmez.”

Baskıcı tutuma zemin hazırlamak…

“Toplum sağlığını bozan eşcinsel ve biseksüellerin görünmez hale getirilmesi, görünmelerinin sorun kabul edilmesidir. Yaşları küçük ve etki altında kalacak diye kaygılanılan ergenleri olumsuz etkileyen eşcinsel dizi karakteri görmeleri değildir. ‘Eşcinsel miyim, biseksüel miyim’ diye kendine soran ergenin, kendine benzer bir kişiyi dahi göremez olması, kendini yanlış, sorunlu, bir tane sanmasına sebep olur” diyen Başar, Müftüoğlu ve Çekirge’nin söyleminin sonucuna dair de konuştu:

“Bu yaklaşım kişi heteroseksüel değilse ruh sağlığını etkileyebilir, sosyal yaşamını da zindana çevirebilir. Çünkü herkes bu ‘kimsenin tercihini dert etmeyen’ saygın kişiler gibi dayanaksız sözlerle yetinmeyebilir. Ülkemizde de dünyada da olduğu gibi eğitimden, çalışmadan mahrum bırakıp, sözel fiziksel şiddete maruz bırakabilir, öldürebilir de. Dolayısıyla bu kişilerin cinsel yönelim çeşitliliğinden dertleneceklerse, kimin yanında durduklarını, kimin baskıcı tutumuna zemin hazırladıklarını fark etmelerinde fayda var.

“Kişi heteroseksüelse, ki eşcinsellik gibi bu da ‘tercih’ edilen, ‘seçilen’ bir şey değil, eşcinsellerin görünür olması, kendini sorgulamasına değil, kendi deneyiminin tek doğru olmadığını fark etmesine neden olur. Cinsel yönelimi dışında bir sürü benzerlikler kurabildiği bu kişilerle birlikte yaşamaktan korkmaz, rahatsız olmaz. Böylece de bunun toplum sağlığına katkısı olur.

“Böyle talihsiz açıklamalar yapanlar eğer çocuklularında, ergenliklerinde çevrelerinde, kitaplarda, televizyonda açıkça eşcinsel, biseksüel kişiler görse tanısalardı, bugün böyle cümleler kurmazlardı. Bu da toplum sağlığına daha çok katkıda bulunurdu.”