Yaşam

Hülya’nın anısına saygıyla: İnterseks çocuklara tıbbi müdahale sorunu

Cuma, 12 Temmuz 2019
Haber: Kaos GL

Geçirdiği beyin anevrizması sonucu aramızdan ayrılan araştırmacı Hülya Türker’in “İnterseks çocuklara yönelik tıbbi müdahale sorunu bağlamında toplumsal cinsiyet ve beden” başlıklı yüksek lisans tezinin sonuç bölümünü yayınlıyoruz. Yazdıkları ve dile getirdikleriyle bu dünyanın nezaket ve incelik potansiyellerini yeniden kuran Hülya’nın anısına saygıyla…

Biz bu tez çalışmasında modern insan algısının normatif yapısının toplumsal cinsiyet ve beden normları açısından içerdiği sınırlılıkları ve bu sınırlılıkların interseks çocuklara yönelik tıbbi müdahale sorunu bağlamında girdiği krizi göstermeye çalıştık. Bunun yanı sıra toplumsal cinsiyet normlarına ilişkin iktidar pratiklerinin bastırma pratiklerini içermekle birlikte normları yeniden tartışmaya açarak normu dönüştürmeye aday olacak muhalif odakları da üretebildiğini vurguladık. 

İlk bölümde interseks çocuklara yönelik tıbbi müdahalenin söylemsel düzeyde bir zorunluluk olarak inşa edilme süreci ele alınırken olgunun tarihselliğinin ve geçirdiği dönüşümün gösterilmesi amaçlandı. Tüm bu süreç içinden geçilen toplumsal ve politik dönüşümlerle   ilişki içerisinde gerçekleşmiştir. İnterseksüelliğin tıbbi olarak ele alınan bir konu haline geldiği süreçte gözlemlenen ilk olgu interseksüelliğin tıbbileştirilmesinin modern tıbbi bilginin üretimiyle paralel işlediğidir. Modern tıbbi bilginin interseksüelliğe ilişkin ayrıntılı bilgiler üretme pratiği erken modern dönemde adlandırma, sınıflandırma ile başlamış ve 20. yüzyılda ortaya çıkancerrahi müdahale ile devam etmiştir.

İnterseksüelliğin tıbbileştirilmesi cinsiyet belirsizliği konusundaki yaklaşımlar açısından bir süreklilik içermektedir. Bu konuda saptanabilecek süreklilik interseksüelliğin ele alınmasının daima interseks bireylerin dikotomik cinsiyet kategorisi içerisinde konumlandırılması kaygısı çerçevesinde gerçekleşmesidir. Kişinin toplum içerisindeki ikili cinsiyet kategorisine dahil edilmesi kaygısı interseksüelliğe ilişkin bilginin inşasının önemli bir unsurudur. Fakat tıbbileştirme ile ortaya çıkan bir farklılık bedenin daha sıkı bir denetim, gözetim ve müdahale unsuru haline gelmesidir. Günümüzde erken modern dönem ve öncesindeki gibi iki cinsiyetten birinin gerektirdiği toplumsal kurallara uyumlu davranmak yeterli olmamakta kişilerin bedenlerinin cerrahi müdahale ile beden normuna "uydurulması" gerekli görülmektedir.

Bu yeni yaklaşıma zemin hazırlayan koşulları değerlendirmek için Money ve ve çalışma arkadaşlarının tıbbi protokolleri oluşturduğu bağlamı incelemenin faydalı olacağını düşündük. Money’in teorisini ortaya koyduğu ve geniş kabul gördüğü bağlamda tıp, cinsiyet konusundaki biyolojik veriler konusundaki bilgi birikimi dolayısıyla bu konuda söz söylemesi beklenen bir otoritedir. Ancak mevcut sınıflama sistemi ile interseks bireylerin bedeninde kadın veya erkek kategorisine işaret etmek mümkün olamamaktadır. Money’in teorisi cinsiyet konusunda içinden çıkılamayan saptama sorununu cinsiyeti sosyal olarak şekillendiren unsurlara yönelerek çözmek çabası olarak görülebilir. İnterseks çocuklara yönelik tıbbi müdahale fenomeni cinselliğe ilişkin modern uzmanlık alanlarının interseksüelliği kapsama konusunda girdiği çıkmazı çözümlemeyi amaçlamıştır. Bu yaklaşım sayesinde cinsiyet ataması konusunda sorunsuz bir noktaya ulaşılacağı varsayılmıştır. Çalışmada ortaya çıkan durum ise cinsiyet konusunda bu şekilde sorunsuz bir noktaya ulaşma çabasının kendisinin bir sorun olduğudur. İkinci ve üçüncü bölümde yer verilen güncel tartışmalardan da anlaşıldığı gibi bu yaklaşım denetleme ve düzenleme amacıyla müdahale ettiği interseks bireylerin hak talepleri ile tekrardan bir krize girmiştir.

İkinci bölüme tıp içerisinden gelen eleştirileri inceleyerek başlanmasının amacı interseks bireylerin bu tartışmaya dahil olmasının tartışma açısından yarattığı dönüşümü gösterebilmekti. Tıp içerisinden gelen eleştiriler cinsiyet ataması yapmanın hangi kriterlere dayanması gerektiği üzerineydi. İnterseks bireyler tedavi pratiklerine ilişkin tartışmaya iki farklı boyutu dahil etmiştir. Birincisi müdahalenin kişilere fiziksel ve psikolojik zarar verdiğinin dile getirmeleridir. İkincisi ise çocuklara kendi onayları olmadan müdahale edilmesini sorunsallaştırmalarıdır.

Fotoğraf: 2018 İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü, Gözde Demirbilek/Kaos GL

İnterseks aktivizminin talepleri beden bütünlüğü ve kişinin cinsiyet kimliği konusunda özerkliği üzerine odaklanmaktadır. İnterseks çocuklara yönelik tıbbi müdahale beden bütünlüğü hakkını temel alan aydınlatılmış onam doktrini ilkeleri çerçevesinde     ele alındığında ise cinsiyet, bedensel var oluş ve kişi olarak tanınma arasında çok güçlü bir ilişki olduğu görülmektedir. Kişinin toplumsal cinsiyet açısından normatif beden algısına istisna oluşturan bir beden yapısında olması onun beden bütünlüğü gözetilen bir kişi olarak tanınmasına engel oluşturmaktadır. Burada fizik bedenler arasında bir hiyerarşi olduğu görülmektedir. Göze çarpan bir diğer nokta ise bedenin farklı işlevleri arasında bir ayrım gözetildiğidir. Engelli bireyin üreme hakkı veya organ bağışında bulunacak çocuğun yaşayacağı sağlık sorunları gözetilirken interseks bireyin  cinsel haz kaynağını yitirmesi veya sürekli tıbbi müdahale altında olma dolayısıyla yaşayacağı psikolojik problemler gözetilmemektedir. Burada toplumsal cinsiyet açısından atipik bedensel özelliklere sahip olmak kişiyi hukuki korunmanın dışına çıkarmaktadır.

Bu noktada dikkat çeken bir diğer nokta tıbbi otoritenin sadece fiziksel yaşamı güçlendirmeyi hedefleyen bir uzmanlık alanı değil, aynı zamanda beden normları ve insan arzusunu da yönetebilen bir alan olduğudur. Fiziksel sağlığa tehdit oluşturmayan bir duruma müdahale etmesi meşru kabul edilmektedir pek çok kişi tarafından. Bu yaklaşımda bedenlerin disipline edilmesi açısından eğitimbilim ve tıp bilimin önemli bir mekanizma olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. Burada interseks çocuklara yönelik tıbbi müdahale sorunu açısından önemli bir değişimde çekirdek ailenin tıbbileştirilmiş bir kurum olarak karşımıza çıkması ve çocukların bedenlerinin tıp ve eğitimbilim aracılığıyla yönetilen bir alan olmasıdır. Burada aile çocuğun bedeninin disiplininin sağlanması için bir aracıya dönüşmektedir. İnterseks çocuklara yönelik tıbbi müdahale pratikleri çocuğun toplumsal cinsiyetli bir özne olarak toplumda tanınması için doktorlar ve ebeveynler aracılığıyla çocuğun bedeninin disipline edilmesi ve yeniden biçimlendirilmesi işlevini üstlenmektedir.

Cinsiyet kimliğinin hür seçim yoluyla belirlenmesi konusundaki taleplerin karşılaştığı tepkiler ve aydınlatılmış onam doktrinin interseks çocuklar konusunda işlemez hale gelmesi kişi olma vasfının toplumsal cinsiyetli öznelere tahsis edilmesi sorunuyla ilişkilidir. Tıbbi uygulamalarda geçerli olan rıza ise bu bağlamda biyo-politik bir rızaya karşılık gelmektedir. Bedenleri toplumsal cinsiyet normlarına uyan kişiler rıza gösterebilmektedir. Bu insan kavramının inşasının tarihselliğine ve olumsallığına işaret eder. Bu tarihsellik normatif olmakla birlikte dönüşüme de açıklığı da işaret eder. İnterseks aktivizminin ortaya çıkış süreci ve taleplerinden de anlaşılacağı gibi insan kavramının dışında bırakılanlar yine bu kavramı referans alarak onu dönüştürmeye aday olabilmektedir. İnterseks aktivizmi tıbbi müdahalenin sonucunda ortaya çıkmıştır. Ama tıbbi otoritenin hedeflendiğinden farklı bir şekilde tıbbi söylemin geçerliliğini sarsıntıya uğratan bir interseks kimliği söz konusudur.

İnterseks aktivizmi tıbbi kavramlar için de bir dönüşüm yaratmaktadır mevcut durumda. Tıbbın önerdiği iyileşmeden farklı olarak interseks bireyler, benzer sorunları yaşayan insanlarla bir araya gelmenin ve interseks kimliğini kabul edilebilir bir varoluş olarak yeniden gündeme getirmenin asıl iyileşmeyi yaratacağını savunmaktadırlar. Yine müdahale pratikleri çerçevesinde üretilen toplumsal cinsiyet, cinsiyet kimliği, toplumsal cinsiyet rolleri gibi kavramlar feminist hareket ve heteroseksizm karşıtı hareketlerin talepleri konusunda kavramsal bir alt yapı sağlamıştır. Sonuç olarak toplumsal cinsiyet normlarına ilişkin iktidar pratikleri bastırma pratiklerinin yanı sıra normu dönüştürmeye aday muhalif odakları da üretebilmektedir. 

İnterseks aktivizmi bugün beden bütünlüğü hakkını savunurken hem beden normlarının yaşanılamaz bedenler olarak konumlandırdığı bedenleri beden bütünlüğüne sahip olması gereken bedenler olarak sunmakta, hem de insan kavramının içerdiği toplumsal dışlama mekanizmalarına işaret etme rolünü üstlenmektedir. İnterseks çocuklara yönelik tıbbi müdahale sorunu insan hakları normlarının ve insan algımızın toplumsal cinsiyet açısından içerdiği hiyerarşi ve dışlayıcılığı gösteren bir olgudur. Bu da bizi insan kavramının dışarda bırakma potansiyelini göz önünde bulundurmaya ve kavramı yeniden anlamlandırmaya açık olmaya çağırmaktadır.