İnsan Hakları / Eğitim

Kampüste Örgütlenme Girişimleri: ODTÜ-LeGaTo ve LeGaTo Projesi

Pazartesi, 8 Kasım 2010
LGBTT üniversite öğrencilerinin kampüslerde örgütlenmeleri Kaos GL’nin kuruluş günlerinden beri gündemde olan bir düşünceydi. Bu doğrultuda birkaç girişimde de bulunulmuş, ancak bir türlü süreklilik sağlanamamıştı. Kampüs örgütlenmesi düşü 1996 yılında Kaos GL’nin toplantılarına katılan bir avuç ODTÜ’lü öğrencinin kampüs sınırları içinde düzenli toplanmaya başlamalarıyla gerçeğe dönüştü. Grup 2 hafta gibi kısa bir sürede, aralarında lisans, yüksek lisans öğrencilerinin, asistanların ve öğretim görevlilerinin de bulunduğu 20 kişilik bir topluluğa dönüştü. Grubun bünyesinde gey ve lezbiyenlerden başka LGBTT özgürleşme hareketine sempati duyan heteroseksüel öğrenciler de bulunuyordu. İlk toplantılarda örgütlenmenin yapısına ve amaçlarına dair tartışmaları takiben ortak kararlar alındı; hiyerarşiyi reddeden bir örgütlenme yapısıyla, önce grup içinde, ardından da kampüs ölçeğinde bilincin yükseltilmesi hedeflenmeli ve bunun yanında ülke ölçeğindeki LGBTT özgürleşme hareketine akademik düzeyde katkı sağlanmalıydı.
 
Haftada 1 veya bazen 2 kez düzenlenen toplantılar saat 17:00’dan sonra Mimarlık Fakültesi binasındaki boş stüdyolarda gerçekleşiyordu. Toplantıların ilk saatlerinde bir önceki toplantıda dağıtılan metinler üzerine tartışmalar ve beyin fırtınaları yapılıyor, daha sonraki saatlerde ise düzenlenecek eylemler planlanıyordu. Eylem duyurularının panolarda yeralması veya eylemler için mekan bulunması gibi pratik sorunlar nedeniyle yönetimle ilişki kurmak gerekiyordu. Bu görüşmelerde şaşırtıcı olmayan tepkilerle karşılaşıldı. Tüm öğrenci toplulukların işleriyle ilgilenen Kültür İşleri Birimi’nin başkanı, konunun birimlerini aştığını söyleyip grup temsilcilerini rektör yardımcısına yönlendirdi. Rektör yardımcısı ise ODTÜ’de gey ve lezbiyen bulunmadığını iddia ederek sözcüleri odasından kapı dışarı etti. Bu gelişmeler grubun bağımsız bir topluluk olarak onaylanmasının mümkün olmadığını göstermişti ve homofobik yönetime direnecek gücü elde edene dek LeGaTo[1] adı altında, Siyaset Bilimi Topluluğu’nun bir alt grubu olarak çalışmak üzerinde karara varıldı.
 
LeGaTo’nun kampüs ölçeğindeki ilk eylemi tüm öğrencilere açık LGBTT film gösterimleri düzenlemek oldu. Gösterimler filmleri takiben yapılan tartışmalarla da destekleniyordu. LeGaTo’nun kampüs içindeki görünürlüğünün artmasıyla birlikte Siyaset Bilimi Topluluğu, Psikoloji Topluluğu ve Sosyoloji Topluluğu’ndan çalıştay talepleri geldi ve Türkiye LGBTT özgürleşme hareketi üzerine topluluk içi seminerler düzenlendi. LeGaTo bir yandan da Lambda ve Kaos GL ile temeli olmayan karşılıklı güvensizliklerin aşılması için çalışıyor, bu doğrultuda ziyaret ve toplantılarla ortaklık yollarını arıyordu. İkinci dönemle birlikte LeGaTo’nun görünürlüğünün daha da arttırılması gerektiği kararına varıldı. Üyeler Bahar Şenliklerinde stand açıp broşürler dağıttılar. Solmaz İzdemir Konferans Salonu’nda kalabalık bir katılımcı grubuna LGBTT bireylerin sorunları ve özgürlük talepleri üzerine çok konuşmacılı bir sunum ve tartışma gerçekleştirildi.
 
Yaz tatilinin başlamasıyla birlikte toplantılara ara verildi. Kurulmuş olan yakın arkadaşlık ilişkileri ise devam etmekteydi. 1997-1998 Sonbahar döneminin başlamasıyla birlikte toplantılar yeniden başladı; ancak açık olma konusunda sıkıntısı olmayan birkaç üyenin mezuniyet veya kişisel sürtüşmeler nedeniyle gruptan kopmaları sonucunda LeGaTo eylem düzenleme konusunda yetersiz bir hale düştü. Toplantı dışında da sıkça görüşen üyeler toplantıların gerekliliğini sorgulamaya başladılar; kısa süre içinde toplantılar yapılmaz oldu ve ODTÜ LeGaTo deneyimi böylece sona erdi. Grup üyelerinden bazıları Kaos GL ile çalışmaya yönelirken, bazıları da Gay Ankara adlı grubun kurulmasına önayak oldular.
 
LeGaTo bir yıllık kısa geçmişi boyunca azımsanamayacak işler başarmıştı; grup içi bilinç yükseltilmiş ve kampüs içinde LGBTT görünürlüğü arttırılmıştı. Grup üyelerinin yalnızlıklarından sıyrılmış ve yıllara yayılacak dostluklar kurmuş olmaları da küçümsenmemesi gereken bir diğer başarıydı. Ancak diğer taraftan bakıldığında, grup içi sosyalleşmenin faaliyetleri gölgede bırakmış olması ciddi bir sorundu. Bir diğer sorun ise grup üyelerinin eylemlere katılma konusunda yeterince cesaretlendirilememiş ve çekincelerinin giderilememiş olmasıyla ilgiliydi. Şüphesiz ki her üye açılma konusunda kendi koşullarına göre davranmalı ve herhangi bir zorlama söz konusu olmamalıydı. Ancak bir üniversite örgütlenmesinde grup üyelerinin sürekli değişecekleri gözönüne alınarak buna uygun sürdürülebilir bir yapı aranmalıydı. LeGaTo ile ilgili eleştirilecek bir başka konu ise grubun kampüs dışına taşamamış olmasıydı; faaliyetler kampüs ile sınırlı kalmış ve ülke ölçeğindeki LGBTT özgürleşme hareketine akademik katkı sağlanamamıştı.
 
LeGaTo örgütlenmesi üzerinden yıllar geçmesine rağmen katılımcılarının buruk bir özlemle anımsadığı bir deneyimdi. LeGaTo deneyimi 1999 yılında Gay Ankara grubu içinde olumlu-olumsuz tüm yönleriyle masaya yatırıldı ve tartışmaların ardından Türkiye’deki tüm üniversiteleri kapsayacak “Legato Projesi” adlı bir çalışma başlatıldı. Projenin hedefi LGBTT üniversite öğrencilerinin tanışmalarını sağlamak ve kurulacak örgütleri bir ağla entegre etmekti. Bu doğrultuda Gay Ankara’nın internet sitesinde her bir üniversite’ye özel yazışma listeleri oluşturuldu. Grup üyeleri yüzyüze buluşmaya başladıklarında liste yöneticiliği de seçilmiş olan üyeye/üyelere devrediliyordu. Legato Projesi ülke çapında heyecan ve ilgiyle karşılandı. Kısa süre içinde 20 kadar üniversite grubu buluşma aşamasına geldi. Ancak grupların çoğunda süreklilik yakalanamadı; üyeler ya hiç biraraya gelemediler ya da kısa süre içinde toplanmayı bıraktılar. Projenin İstanbul ve Ankara ayakları büyük ölçüde başarılı oldu; hem grup içinde hem de gruplararası çok sayıda düzenli buluşma gerçekleştirildi. İstanbul’da ortak listeler oluşturuldu, edebiyat ve sinema okuma birimlerinin yanısıra, gruplararası iletişim ve arşiv birimleri kuruldu, Legato Projesi’nin internet sitesi açıldı. Ortak listeler ve kentiçi buluşmalar olumlu sonuçlar kadar olumsuz sonuçlar da doğurdu; bazı üniversite grupları kendi listelerinde yazışmayı ve kampüslerinde toplantılar yapmayı bıraktılar.
 
Legato Projesi LGBTT bireylerin tanışmaları, yalnızlıklarından kurtulmaları ve örgütlenmeleri adına büyük ölçüde başarılı oldu. Ancak ilk iki yılında projenin genel koordinatörlüğünü yapmış bir kişi olarak proje kapsamında kurulan gruplara dair bir takım ortak sorunlar bulunduğunu da söylemem gerekiyor. Bunlardan ilki ve belki de en önemlisi birçok grubun sanal ortam sürecini aşamamış olmasıydı; grup üyeleri açık olma/edilme korkusu nedeniyle yüz yüze iletişimden kaçınıyor ve sanal ortamda kalmayı tercih ediyorlardı. Ancak sanal ortamdaki iletişimin yanlış anlaşılmalara elverişli oluşu yüzünden grup içi sürtüşme ve tartışmalar grupların sürekliliğini engelliyordu. Sanal ortamdaki güvensizlik sıkça paranoya boyutlarına ulaşıyor, karşıdakilerin asli niyetinin sadece bir seks partneri aramak olabileceğine dair şüpheler giderilemiyordu; hatta bu şüpheler grup üyelerinin aslında o üniversitenin öğrencisi olup olmadığı üzerine bile olabiliyordu. Kampüste buluşma aşamasına geçmiş pek çok grupta ise, ya politik görüş farklılıklarından ya da hiyerarşi kurma çabalarından kaynaklı gerilimler yaşanıyor ve bunlar da grupların iç-barışını ve sürekliliğini tehdit ediyordu.
 
Bir diğer ortak sorun ise grup aidiyetinin kurulumu ile ilgiliydi; üyeler sıklıkla aidiyetlerini üniversite kimlikleri üzerinden kuruyor ve Kaos GL, Lambda ve diğer Legato gruplarını ötekileştiriyorlardı. Böylesi elitist duruşlar ortak buluşmalarda su üstüne çıkıyor ve gerginliklere neden oluyordu. Bir başka sorun ise grupların tercih ettikleri örgütlenme biçimleriyle ilgiliydi; birçok grup kendi içinde hiyerarşik bir yapılanmaya bürünüyor, bireysel hırs ve düşmanlıklar grup içi huzursuzluk kaynaklarına dönüşüyordu. 2001 yılı ile birlikte genel koordinatörlüğü İstanbul gruplarından iki üyeye devrederek projeden çekildim. Bu yüzden bu tarihten sonra Legato’da yaşananlar hakkında bilgilendirme yapmam doğru olmayacaktır. Eleştirilmesi gereken tüm yönlerine rağmen ODTÜ LeGaTo ve Legato Projesi, kanımca Türkiye LGBTT özgürleşme hareketi ve gelecek üniversite örgütlenmeleri için önemli deneyimlerdi.


[1] LeGaTo ismi hem (Le)zbiyen ve (Ga)y (To)pluluğu’nun kısaltması, hem de müzikte iki notanın beraber okunması gerektiğini gösteren işarete verilen isimdi.

Özgür Özakın