Psikiyatri & Psikoloji
O, 24 yaşında yakışıklı bir erkek. Cinsel yöneliminin hemcinslerine karşı olduğunu keşfettiği günden bu yana bu kimliği kabullenmiş. Kıbrıslı bir Rum ile iki buçuk yıldır devam eden sıcak bir ilişkisi var. "Kıbrıs'ta eşcinsel olmak zor" diyor. Genç bir eşcinsel, Kuzey Kıbrıs'ta eşcinsel olmanın nasıl bir şey olduğunu Kıbrıs gazetesinden Aysu Basri Akter'e anlattı.
yeni yorum ekle | Devamını oku
‘Hayatın Renkleri’ adlı radyo programında eşcinsel bireyler ve aileleri konuşuldu. "Ya Çocuğum Eşcinsel Olursa?" başlıklı programda Türkiye Psikiyatri Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Şahika Yüksel ve Psikolog Mahmut Şefik Nil uzman konuk olarak katıldı. Eşcinsel çocuğu olan bir annenin deneyimlerini anlattığı programın "Sesli Köşe" konuğu Kaos GL'den Emir Birant’tı.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Kaos GL ve Radyo ODTÜ işbirliğiyle hazırlanan ve 103.1’de yayınlanan radyo programı ‘Hayatın Renkleri’ dördüncü haftasına girdi. Hasan Bülent Kahraman, Selçuk Candansayar ve Ebru Demir’in konuşmacı olarak katıldığı programda eşcinselliğin hastalık olduğuna dair yaygın inanış ve bilim alanında yapılan çalışmalar konuşuldu. Eylül Maral’ın haberi.
yeni yorum ekle | Devamını oku
“Toplumsal güvenirliği aile kurumu tarafından yüksek sayılan doktorların, kişilerin hayatlarını verdikleri bilgilerle yönlendiriyor oluşu öyle bir sorun ki, ailesine açılmış bir birey için kişinin her gün evinde yeniden mücadele alanı yaratmasını zorluyor. Ağızdan çıkan boş kelimeler ve daraltılan yaşamlar…” Eskişehir muhabirimiz Ozan Gezmiş, ailesine açılan kızkardeşinin psikiyatr odalarında karşılaştığı homofobiyi anlatıyor.
yeni yorum ekle | Devamını oku
F-tipi cezaevlerinde yaşananların ruh sağlığı çalışanları için bir utanç tablosu olduğunu söyleyen 316 ruh sağlığı çalışanı yayımladıkları bir bildirgeyle F-tipi cezaevlerinde uygulanan tecrit rejimini protesto etti.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Eğitim-Sen Tunceli'de yatılı okulda yaşanan cinsel istismar olayının sorumlusunun YİBO sistemi ve Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu savundu. Doç. Dr. Değirmencioğlu, bu olayın Türkiye'de cinsellikle ilişkili genel sorunun bir yansıması olduğunu söyledi. Doç. Dr. Değirmencioğlu'na göre, çocuklar arasındaki cinsel istismar eşcinsel ya da heteroseksüel deneyim olarak nitelenmekten çok çocukların kendi cinselliklerini keşfetmeleri olarak görülebilir.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Türkiye’deki erkek eşcinsellerdeki depresyon ve anksiyete düzeylerinin heteroseksüel erkeklerdeki depresyon ve anksiyete düzeyi ile karşılaştırılması amacı ile Uzman Psikolog Erdinç Öztürk ve Prof. Dr. Gülsen Kozacıoğlu’nun yapmış olduğu bir araştırmadan hareketle, Kaos GL Kültür Merkezi’nde 29 Eylül 2002’de tarihinde Psikolog Mahmut Şefik Nil tarafından sunum gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; erkek eşcinsellerdeki anksiyete ve depresyon düzeyi heteroseksüel erkeklerden anlamlı bir biçimde yüksek çıkmıştır. Bu yüksekliğin nedeni, araştırma soruları ve yöntemi ile ilgili olarak yapılan söyleşinin devamı aşağıdadır.
5 yorum | Devamını oku
“Hep bir hastalık olarak görülen eşcinselliğin tek başına bir hastalık kaynağı olmadığı anlaşıldı. Neden dolayı anlaşıldı? Çünkü yakın zamana kadar yapılan araştırmalar, hep eşcinselliğin bir hastalık olduğu ve kliniklere gelmiş olan eşcinseller üzerinde yapılan araştırma sonuçlarına dayandığı için sürekli olarak eşcinsellerde onları heteroseksüellerden ayıran bir farklılık arandı.” Kaos Kültür Merkezi'nde, 29 Eylül 2002 tarihinde, psikolog Mahmut Şefik Nil'in katılımıyla gerçekleşen söyleşinin dökümünü yayınlıyoruz.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Bu yazıda psikiyatri ve terapistler ile eşcinsel ve biseksüel yönelimli bireyler arasındaki ilişki klinik olarak önemli bir önyargı olan homofobi merkez alınarak incelenmiştir. Sosyal psikolojik, tarihsel ve klinik boyutlarıyla homofobinin kökenleri ve sonuçları gözden geçirilerek “açılma” (coming-out) sürecindeki eşcinsel ve biseksüel bireylere terapötik yardımın temel ilkeleri tartışılmıştır. Sinan Düzyürek’in kaleminden.
yeni yorum ekle | Devamını oku
“Biz cins değiştirenler, psikiyatrik ve tıbbi kurumlara karşı verilen bir başka mücadelenin içinde de yer alıyoruz: Esas kimliklerimizi kazanma mücadelesi. Kültürlerinin cins dayatmasına radikal bir şekilde karşı duranlar da dahil olmak üzere erkek vücutlarına sahip olu kadın gibi yaşamayı veya kadın vücutlarına sahip olup erkek gibi yaşamayı seçen insanların, dünyanın birçok kültüründe ve yazılı tarihin bütün çağlarında yaşamış olduğu bilinmektedir. Ama buna rağmen tıbbi kurumlar, üzerimizde iktidarlarını kuruyor, bizi tanımlamayı amaçlayan kitaplar üretiyor ve kendimize ait yaşamları yaşamamızı sağlayan yolları tıkıyor.”
yeni yorum ekle | Devamını oku
“Aşırı düşmanlık ve eşcinsel karşıtı duygular üzerine yapılan araştırmalarda, psikologlar homofobinin daha derin kaynakları hakkında ipuçları buluyorlar. Yeni bulgular bazı erkeklerin kendi cinsellikleri konusunda içlerindeki korkudan kurtulmak için eşcinsellere karşı düşmanlık ve şiddet kullandıklarını doğruluyor. Psikologların söylediği, eşcinsel karşıtı önyargıların en büyük kısmını, eşcinsellerin ahlâklı evrene karşı aşağılık birer tehdit olarak algılandığı korku ve benmerkezci bileşimin oluşturuyor olması.”
yeni yorum ekle | Devamını oku
“İlk kez bir erkek olduğumu fark ettiğimde dünyanın en doğal davranışı, bu özelliğimi bir erkekle paylaşmak gibi gelmişti bana. İçlerinden birinin gün geçtikçe daha çok aklıma düşer oluşu ergenliğin hormonlu bakışlarıyla da olsa gerek bir çiçeğin açması kadar olağanüstü ve doğaldı. Benim de bir yüreğim vardı ve o yürekte özel bir isim. Acı gerçeği, erkek sevgilime evlenme teklifi bile yapamadan bir gece kapıma bırakılan, üzerinde ‘Sen ibnesin oğlum!!! İmza: Bir Dost” yazılı bir nottan öğrenmedim.”
yeni yorum ekle | Devamını oku
“Benden kıdemli olan üst sınıf öğrencilerini “Acaba aynı durum onların da başına geldi mi?” diyerek gözlemeye başlamam da bu döneme denk gelir. Galiba gözlemi fazla abartmış olmalıyım ki en sonunda bir erkek öğrenciye aşık olmuştum. (İlişkimiz maalesef bir porno film materyali niteliğinde ayrıntılar taşımıyordu. Daha ziyade sıkıcı bir Türkan Şoray-Kadir İnanır klasiği gibi bir şeydi ve hatta bir Zuhal Olcay filminden de sahneler içeriyordu.)”
yeni yorum ekle | Devamını oku
“Bu köşe soru ve sorunlara “bilimsel” cevaplar değil, hayatın içinden cevaplar aramalı. Soran-cevaplayan ikilisini değil, dertleşen ve tartışan çoğulunu yaratabilmeli. Yaşadığımız benzer durum ve sorunları nasıl karşıladığımızı, aştığımızı ya da aşamadığımızı ortaya koyabilmeliyiz. Hayat bir sidik yarışı değildir ve utanılacak, saklanacak bir sorun olmamalı. Elbette ki kimliklerin açık edilmesi gerekmiyor. Tecrübe ve sorunun kim tarafından yaşandığı değil, ne olduğu önemlidir. Özel durumlarda rumuz kullanılabilir. Fakat sorunu tam olarak irdeleyebilmek ve benzer sorunlarla ilgili başkalarınca yaşanan tecrübelerin ortaya konabilmesi için zaman, mekan gibi önemli noktalar belirlenmeli ve belirtilmeli.”
2 yorum | Devamını oku
“İstanbul’dan yazan Pelin’in mektubunu okuyalım önce. Geçen sayıda yayınlanan Pelin’in mektubu hetero okurlarımızın yanı sıra pek çok eşcinsel okurumuzu bile şaşırtmıştır. Fazla porno dergi okuyanlar Pelin’in mektubunu “fantezi” olduğunu bile düşünmüş olabilirler. Bana sorarsanız Pelin, az bile yazmış. Yaşadıklarının ne kadarı doğrudur bilemem, önemli de değil ama anlattıklarının hepsi gerçek!”
yeni yorum ekle | Devamını oku
|