Araştırma - İnceleme
Türkiye’deki erkek eşcinsellerdeki depresyon ve anksiyete düzeylerinin heteroseksüel erkeklerdeki depresyon ve anksiyete düzeyi ile karşılaştırılması amacı ile Uzman Psikolog Erdinç Öztürk ve Prof. Dr. Gülsen Kozacıoğlu’nun yapmış olduğu bir araştırmadan hareketle, Kaos GL Kültür Merkezi’nde 29 Eylül 2002’de tarihinde Psikolog Mahmut Şefik Nil tarafından sunum gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; erkek eşcinsellerdeki anksiyete ve depresyon düzeyi heteroseksüel erkeklerden anlamlı bir biçimde yüksek çıkmıştır. Bu yüksekliğin nedeni, araştırma soruları ve yöntemi ile ilgili olarak yapılan söyleşinin devamı aşağıdadır.
6 yorum | Devamını oku
“Hep bir hastalık olarak görülen eşcinselliğin tek başına bir hastalık kaynağı olmadığı anlaşıldı. Neden dolayı anlaşıldı? Çünkü yakın zamana kadar yapılan araştırmalar, hep eşcinselliğin bir hastalık olduğu ve kliniklere gelmiş olan eşcinseller üzerinde yapılan araştırma sonuçlarına dayandığı için sürekli olarak eşcinsellerde onları heteroseksüellerden ayıran bir farklılık arandı.” Kaos Kültür Merkezi'nde, 29 Eylül 2002 tarihinde, psikolog Mahmut Şefik Nil'in katılımıyla gerçekleşen söyleşinin dökümünü yayınlıyoruz.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Bu yazıda psikiyatri ve terapistler ile eşcinsel ve biseksüel yönelimli bireyler arasındaki ilişki klinik olarak önemli bir önyargı olan homofobi merkez alınarak incelenmiştir. Sosyal psikolojik, tarihsel ve klinik boyutlarıyla homofobinin kökenleri ve sonuçları gözden geçirilerek “açılma” (coming-out) sürecindeki eşcinsel ve biseksüel bireylere terapötik yardımın temel ilkeleri tartışılmıştır. Sinan Düzyürek’in kaleminden.
yeni yorum ekle | Devamını oku
“Aşırı düşmanlık ve eşcinsel karşıtı duygular üzerine yapılan araştırmalarda, psikologlar homofobinin daha derin kaynakları hakkında ipuçları buluyorlar. Yeni bulgular bazı erkeklerin kendi cinsellikleri konusunda içlerindeki korkudan kurtulmak için eşcinsellere karşı düşmanlık ve şiddet kullandıklarını doğruluyor. Psikologların söylediği, eşcinsel karşıtı önyargıların en büyük kısmını, eşcinsellerin ahlâklı evrene karşı aşağılık birer tehdit olarak algılandığı korku ve benmerkezci bileşimin oluşturuyor olması.”
yeni yorum ekle | Devamını oku
“1974’de Amerikan Psikiyatri Birliği (APB), eşcinselliği hastalık kategorisinden çıkardı. Ancak hâlâ her yıl, yüzlerce lezbiyen, gey, biseksüel ve transgender genç psikiyatri kurumlarına kapatılıyor ve cinsel yönelimlerini değiştirmeleri için “tedavi”ye tabi tutuluyorlar.”
yeni yorum ekle | Devamını oku
“Cinsel doyum, gerçek dünyada hiçbir engelle karşılaşmasaydı eşcinsellik ve diğer tabu dışı eğilimler çok daha güçlü olarak ortaya çıkabilirdi. Ancak baskılama nedeniyledir ki bu eğilimler yeterince açığa çıkmamakta ve sanki istisnai durumlarmış yanılsamasını yaratmaktadır. Dahası cinsel doyum engellendiğinden nevrozun, toplumda yaygın olmasına sebep olmaktadır.”
yeni yorum ekle | Devamını oku
"Ben sadece kendine gey veya lezbiyen diyen insanların değil, bu kimlikleri öne çıkararak yaşam mücadelesi vermek zorunda kalan insanların değil, kendine kadın veya erkek diyenlerin de, yani bu kimliklerini öne çıkararak yaşayanların da sayısının azaldığını görmek isterim doğrusu. Daha doğrusu, cinsiyete bağlı olarak toplumsal hayatımızda bizlere biçilmiş rollerin ve bu rollerin taşındığı kimliklerin tamamen ya da hiç değilse kısmen ortadan kalktığını görmeyi çok arzularım."
1 yorum | Devamını oku
“Kadın eşcinsel, cinsel nesnesini seçme şansına sahip değildir. Gerçek zorunlu kadın eşcinselin konumu, durumsal etkenlerden veya farklı tecrübelere olan istekten dolayı kadın-kadın cinsel birleşmesi yaşayan kişilerin davranışlarından farklıdır, onunki bilinçsizce belirlenmiştir.” Charles w. Socarides, __Nanette Gartrell'ın “Yalnız bir kadın” olarak lezbiyen adlı makalesini eleştiriyor. Gartrell da yanıt veriyor.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Kısa süre öncesine kadar lezbiyenlik gelişimsel bir sorun, bir rahatsızlık olarak görülüyordu. Şimdiki çalışmalar gösteriyor ki lezbiyenler psikolojik uyum açısından heteroseksüel kadınlardan ayırt edilemezler. Fakat lezbiyenler, eşcinselliğe hoşgörüsü olmayan bir toplumda yaşamanın kayda değer zorluğunun üstesinden gelmek zorundadırlar. Bu makale "yalnız kadın" kültürel etiketinin lezbiyen kadınlar için yarattığı sorunları ve zorlukları tartışıyor.
yeni yorum ekle | Devamını oku
“Eşcinsellik bir tercih ya da değişebilir bir durumsa, insanları geylerin hakları için yasalarda değişiklik yapmaya ve korumak için özel yasal düzenlemelere gitmeye ikna etmek daha zor olacaktır”.
2 yorum | Devamını oku
“Farklı cinsel yönelimlerle bağlantılı erken çocukluk yaşantılarına ilişkin verisel bilgi, gözlem ve kuramlarımız bölük-pörçüktür ve bir çok zaman çelişkiler ve tutarsızlıklarla yüklüdür. Bunun altında yöntemsel güçlükler ve çeşitli gözlemci ve kuramcı yanlılıklarının yanı sıra, olasılıkla bireyi belli bir cinsel yönelime götüren tek bir değil birden çok (konjenital ve yaşantısal öğeler içeren) gelişim çizgisinin oluşu yatar.” Sinan Düzyürek’in kaleminden.
yeni yorum ekle | Devamını oku
“Psikiyatri ve psikanalizde cinsel yönelime ilişkin tutumların gelişiminde psikanaliz dışından gelen araştırmacıların sağladığı veriler sayesinde homofobik analitik kuramların etkili bir şekilde sorgulanmış oluşu önemli bir rol oynamıştır.” Sinan Düzyürek’in kaleminden.
yeni yorum ekle | Devamını oku
“Yeni gelişen bir dal olmakla birlikte cinsel tedaviler bir yandan kipinin yaşamındaki kritik yeri, diğer yandan ticari “değeri” ile çok popüler bir alan haline gelmiştir. Kısa bir sürede olan bu yaygınlaşma 90’lı yıllarda cinsel tedaviler, tedaviciler ve cinsel tedavi etiği gibi konuların tartışmasını gündeme getirmiştir. Türkiye’de ise uygulama alanı yaygınlaşmakta olan cinsel tedavilerin etiği henüz hiç dokunulmamış bir alandır. Cinsel tabuların ve cinsiyetçiliğin egemen olduğu bir kültürde cinsel tedavilerde etiğinin ivedilikle tartışılması bir zorunluluktur.” Şahika Yüksel’in kaleminden.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) 1973 yılında eşcinselliğin artık ruhsal hastalık olarak sınıflandırılmayacağına karar verdi. Bu karar gey ve lezbiyen hareketi tarafından zafer olarak algılanmışsa da psikiyatrinin istismarı farklı biçimler alarak devam etti.
yeni yorum ekle | Devamını oku
|