Şiddet
Nazmiye Güçlü, “Araba Aldım Kadın Oldum” adlı kitabında, “Tacizden hoşlanıyor olmamı kimselere anlatamıyordum. Utanç verici bir şeydi ama hoşlanıyordum işte!” diyor. Taciz edenin hiç utanmadığı bir durum söz konusu. Ve sinirlenmesi gereken bir durumdan hoşlanıyor oluşu da… Ama ‘onu bu duruma getiren kişiler kimler’ diye düşündüğümüzde, cevap olarak, ‘sen, ben, o’ diyebiliriz. Kaos GL muhabiri Aydın Öztek’in haberi.
1 yorum | Devamını oku
Bugüne dek her türlü tarihten dışlanmış olan gey ve lezbiyen kahramanlarıyla Duberman bize yalnız 60’ların gey kurtuluş hareketini değil, bütün kentsel toplumsal hareketleri kucaklayarak anlatmayı beceriyor. Stonewall İsyanı isimli kitap Ceren Günger’in çevirisiyle, Agora Kitaplığı'ndan, raflardaki yerini aldı. Yıldırım Türker’in kaleminden.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Altmış beşinci doğum gününe sayılı günler kalmışken Tezer’in, sevgili Yıldırım Türker kendisine gecikmiş bir mektup yazmaya karar vermiş ve gazetedeki köşesinde yayınlamış. Tezer’e saygı duruşu olması için, kahrolası yeryüzünün büyük yalnızı Tezer’i ne denli özlediğimizi belirtmek için bu mektubu kaosgl.org’a da taşıdık.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Kaos GL’li kadınlar tarafından düzenlenen “Ten & Tutku” temalı 3. Kadın Kadına Öykü Yarışması’nın kazananları Kaos GL’nin web sitesinde yayınlandı. Ödüllü öyküleri okumak için…
16 yorum | Devamını oku
Edebiyat dergisi ‘Mesele’nin “Cinsel Yönelim ve İsyan” dosya konulu Temmuz sayısında Lambdaistanbul gönüllüleriyle yapılmış bir söyleşi yayımlandı. Stonewall olaylarından bugüne eşcinsel mücadelenin konuşulduğu söyleşide Türkiye’deki eşcinsel hareket de tartışılıyor.
yeni yorum ekle | Devamını oku
“Bileğim yanıyordu. Kaldıramadım bakışlarımı. Kapadım gözlerimi. Kalbim patlayacakmışçasına genişliyor ama patlamıyor birden büzülüyor, içimi kurutuyordu. Parmakları kolumda daireler çizerken kırmızı olmuştu göz kapaklarımın içi. Her yer kırmızıydı ve her yer O’ydu.” 3. Kadın Kadına Öykü Yarışması’nda birinci seçilen öykü...
yeni yorum ekle | Devamını oku
“Bir zaman ne kadar kolaydı her şey. Sınırlar, yasaklar yoktu. Sevmek bağlı değildi hiçbir koşula. Yanlış değildi ağaçlardan çaldıkları en güzel meyveleri birbirlerine vermeleri, her gece birlikte uyumak istemeleri. Çocuklardı ne de olsa. Kim ne diyebilirdi ki onlara?” 3. Kadın Kadına Öykü Yarışması’nda ikinci seçilen öykü...
1 yorum | Devamını oku
Ne diyeceğimi bilmediğimden sessiz kalmayı tercih etim. Aklımdan teşekkür etmek geçti, beni affettiği için. Ama sonra bunun yersiz olduğunu düşündüm. O ise bakışlarını yukarı kaldırdı, sonra dönüp tekrar bana baktı: “Aslında daha önce hiç bir kadın öpmemişti beni...” 3. Kadın Kadına Öykü Yarışması’nda üçüncü seçilen öykü…
1 yorum | Devamını oku
“Devan’ın üstündekileri çıkardı Çisil. Hızlıydı artık hareketleri. Sırt üstü uzandı yatağa açık kahve saçlı kadın. Elleri, dudakları bütün vücudunda gezerken gözlerini kapatıp ruhunda hissetti hepsini. Hissettiği tüm duyguları paylaştı diğer kadınla. Sonra ılık bir ıslaklık sararken vücutlarını dudakları yorulana, tenleri kızarana, elleri terden sırılsıklam olana kadar devam ettiler.” 3. Kadın Kadına Öykü Yarışması’nda Bağlılık Özel Ödülü’nün sahibi öykü.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Öpüşme bitti. Ben de bittim. Hiç sonu gelmeseydi keşke. Gülümsüyorum. “hiç bitmese keşke” diyorum. Beni tekrar öpüyor. Allahım şimdi ağlayacağım hüngür hüngür. (bu kadar mı tatlı olunur!) Zor tutuyorum kendimi. Dudaklarını bırakıyorum. “hadi yemek yiyelim” diyorum. “belki sonra da film izleriz”. 3. Kadın Kadına Öykü Yarışması’nda Duygunun Baharı Özel Ödülü’nün sahibi öykü.
1 yorum | Devamını oku
“Sen kendini uykunun ılık, loş güzelliğine bırakmış, tüm savunmasızlığınla yanımda öylece yatarken; sanki hep orada öylece durabilir, seni rüyalarında ya da gerçekte gelebilecek tüm kötülüklerden sonsuza kadar koruyabilirmişim gibi hissediyorum. Koruyabileceğimden eminim de hatta; anlayamadığım buna duyduğum istek oluyor.” 3. Kadın Kadına Öykü Yarışması’nda Eller Konuşur/Tutkunun Kanatları Özel Ödülü’nün sahibi öykü.
yeni yorum ekle | Devamını oku
1990’da yayımlandığında feminist kuramda ve toplumsal cinsiyet araştırmalarında çığır açan, queer kuramın öncü metinlerinden ‘Cinsiyet Belası’ Türkçeye çevirildi. Judith Butler, cinsiyetin ne ölçüde ‘doğal’ olduğunu sorgulayarak cinsiyetin performatif yapısına dair kışkırtıcı savını ilk kez ortaya koyar bu kitapta. Hande Öğüt’ün kaleminden ‘Cinsiyet Belası’.
1 yorum | Devamını oku
Edebiyat dergisi ‘Mesele’ Temmuz sayısında “Cinsel Yönelim ve İsyan” başlıklı bir dosya hazırladı. Stonewall’dan Lambdaistanbul’a eşcinsel hareketin dinamiklerine yer veren dergi eşcinsel edebiyat ve yazarlarla ilgili arşivlik yazılarla dolu.
1 yorum | Devamını oku
Leslie’yi ilk kez ABD’de sosyalist bir parti olan Workers’ World (İşçilerin Dünyası) Partisi’nin kongresinde görmüştüm. Yakışıklı, karizmatik birisiydi. Salonu dolduranların soluklarını tutarak dinlediği kısa ama çok etkileyici bir konuşma yapmıştı. Onun erkek değil de bir kadın olduğunu öğrendiğimde öylesine şaşırmıştım ki. ‘Stone Butch Blues’ adlı kitabını satın alıp imzalatmıştım. Leslie Feinberg’ü tanımak için yapılacak ilk şeyin onun yazdıklarını okumak olduğunu bildiğimden ve ayrıca daha varlığından bile haberdar olmadığım ‘butch’un ne olduğunu merak ettiğimden kitabı o gece okumaya başladım. Bu kitap daha sonra Türkçe’de Cemile Çakır çevirisiyle Atrshop yayınlarınca ‘Sevici Türküsü’ adıyla yayımlandı. Feinberg ile kitabı ve eşcinsellik üzerine konuştuk. Soluk soluğa okuduğum ‘Sevici Türküsü’nün yazarıyla söyleşi yaptığım için kendimi şanslı görüyorum. Özlem Çakır’ın söyleşisi.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Yargıtay, Mevlana’nın eşcinsel olduğunu iddia eden yazar Mikail Bayram ile kendisine ‘psikolojik tedavi’ öneren Mevlana Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Nuri Şimşekler davasında müdürü suçlu buldu. Müdürün suçu, kişilik haklarına hakaret.
2 yorum | Devamını oku
|