Şiddet
‘Türkiye’de Farklı Olmak, Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler’ araştırması, Anadolu’nun ünlü ‘hoşgörüsü’nün sözde kaldığını ortaya koydu. ‘Mahalle baskısı’nın örneklerle anlatıldığı araştırmaya göre büyük kentlerde dışlandığını söyleyen başı kapalı kadınlara karşı Anadolu kentlerinde açık gezen kadınlar tepki çekiyor. Ramazanda yiyip içmek hâlâ çok zor, ev arayan öğrencilere ‘Namaz kılar mısın?’ diye soruluyor, otobüste Türkçe bilmeyen akrabalarından telefon gelen gençler, Kürtçe konuşmamak için tek laf etmeden telefonu kapatıyor, Alevilikle ilgili ‘yanlış bilinenler’ hâlâ nesilden nesile aktarılıyor.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Sübyancılık ne bir kültüre, ne bir dine ne de tarihsel döneme özgüdür. Hepsinde olabilir ve vardır da. Mesele en başta da devletin olmak üzere kurumların, toplumsal ortak aklın, sağduyunun, değer yargısının ve bireylerin sübyancılık karşısında benimsediği değer yargısı ve aldığı tutumdur. Selçuk Candansayar’ın yorumu.
yeni yorum ekle | Devamını oku
New York şehrinde nefret yüzünden işlenen suçlarda geçen yıla göre yüzde sekiz oranında artış olduğu bildirildi. İstatistiklere göre Musevilere ve eşcinseller nefrete dayalı suçların en büyük hedefi…
yeni yorum ekle | Devamını oku
Lezbiyen tenisçi Martina Navratilova, eşcinsel koçların nasıl heteroseksüel koçlara ‘dönüştürüleceğinin’ yollarını araştıran iki üniversiteye tepki gösterdi ve rektörlere gönderdiği mektupta “Nasıl olur da 2006 yılında, önde gelen bir eğitim kurumu bu kadar homofobik ve eziyet verici deneyleri gerçekleştirebilir?” diye sordu.
yeni yorum ekle | Devamını oku
26 Eylül, takvimlerde Türk Dil Bayramı olarak geçer. Biz de bugünün anlam ve önemi nedeniyle arşivimizden Türk Dil Kurumu’nun hazırladığı sözlükleri deşen bir metin bulup çıkardık. Gay’e Efendisiz’in yazısı çocukluğumuzdan başlayarak eğitim kurumlarında nasıl bir cinsiyetçilik ve homofobiyle karşı karşıya kaldığımızı çarpıcı örneklerle anlatıyor.
yeni yorum ekle | Devamını oku
“Kadınların namus adına öldürüldükleri ve cinselliklerinin böylesine kısıtlandığı bir ülkede erkeklerin cinsel özgürlüklerinin olduğunu iddia etmek sadece yanlış değil, halen ne kadar anlaşılamadığının kanıtı. Cinsellikte biri olmazsa öteki de olamaz.” Leyla Pervizat’ın kaleminden.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Eşcinsellik toplumsal bir gerçeklik olarak tanınmaya başlandı. Ancak tanınma, homofobiyi ortadan kaldırmıyor. Politik çevreler, hatta feministler de eşcinselliği hoş karşılamaz. Yani homofobi, özgürleşmeci olduklarını söyleyen siyasal yapılarda zaten var.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Prof. Dr. Kalaycıoğlu ve Doç. Dr. Çarkoğlu'nun "Sosyal Tercihler Araştırması" Türkiye'de sadece her bin kişiden 5 kişinin kendisiyle tutarlı olduğunu gösteriyor. Araştırmanın en ilginç yanı sonuçları her isteyenin kendi tarafına çekmesi.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Feminizme dair önyargıları yıkmanın temel yollarından biri de ataerkiyi dert edinen kadınlarla, feministlerle, feminizmle bir ilişki kurmaktır. Kadın Çalışmaları kürsüsü ve bu kürsü etrafında yapılan etkinlikler bu açıdan çok hayati bir işlev görüyor.
yeni yorum ekle | Devamını oku
1 Mayıs'ta travestilerin üstlerinin, kadın polisler tarafından 'eldiven takılarak' aranması homofobinin bir yansıması değil mi? Homofobinin bir gruplar arası ilişki ideolojisi olarak ele alınması, ayrımcılığı ve şiddeti anlama sürecinde, özgürleştirici bir çerçeve sağlıyor.
yeni yorum ekle | Devamını oku
Erkeklik, kadınlık, cinsel kimlikler, normallik, anormallik gibi hassas konularda kendi fikrimiz olarak sunup savunduklarımız aslında hiç de kendi fikirlerimiz olmayabiliyor. Kutuplaşmış cins düzeninin yarattığı baskı eşcinselleri de kargaşaya itiyor.
yeni yorum ekle | Devamını oku
|