Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Hukuk Hattı


Kullanıcı girişi


Bülten


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Açılmak



Dernek Üyeliği


Gönüllü Aranıyor!


Muhabirimiz olur musun?


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Radyo Programı


Dosya: AşK


Linkler



Dernek Tüzüğü


'İlla ki öyle olacak'

LGBT Film

“Eşcinsel sanatçılara biçilen trajik hayat hikâyelerine inat, 'olgun' Almodovar tatlı tatlı orta yaşın ilerilerine doğru yol almakta. Bunda 'gullüm' tabir edilen eşcinsel mizahının yanısıra, hayata daha genel anlamda mizahi bir esneklikle bakabilmesinin de payı var. Gençliğin dikenlerinden, kılçıklarından sıkılmış olmalı ki, daha 'dengeli' hikâyelere yöneldi.” Fatih Özgüven, Almodovar’ın 'Dönüş’ünü anlatıyor.

KAOS GL

Fatih Özgüven

Pedro Almodovar'dan çoktandır 'sipsivri' bir şey beklemiyoruz.

O artık bir zamanların kışkırtıcı yönetmeni değil. Ama bu ille de yavanlaştığı anlamına gelmiyor. Almodovar, Avrupa sinemasının açıkça eşcinsel, dolayısıyla cinselliklerini işlerine katan ilk yönetmenleri Fassbinder ya da Derek Jarman'ın tersine, 'normal insan ömrü' sürdüren (Allah daha uzun ömür versin) ilk eşcinsel yönetmen; dolayısıyla kariyerini bu gözle de izlemek ilginç oluyor. Eşcinsel sanatçılara biçilen trajik hayat hikâyelerine inat, 'olgun' Almodovar tatlı tatlı orta yaşın ilerilerine doğru yol almakta. Bunda 'gullüm' tabir edilen eşcinsel mizahının yanısıra, hayata daha genel anlamda mizahi bir esneklikle bakabilmesinin de payı var. Gençliğin dikenlerinden, kılçıklarından sıkılmış olmalı ki, daha 'dengeli' hikâyelere yöneldi. (Arada, 'Kötü Eğitim' gibi mükemmel, hain filmler de yapabiliyor gerçi.)

Art arda ticari başarılar kazanan filmleri daha çok seyirci topluyor, kendisi de herhalde hoşnut bundan: 'Annem Hakkında Herşey', 'Konuş Onunla', şimdi de 'Dönüş'... Ama asıl önemlisi, onun filmlerinin geçtiği dünya başka bir yer oldu. Frapan bir travesti kahramanın her an boy göstermesini bekleyebiliriz bu dünyada, ama esas olarak kadın ağırlık kazandı Almodovar'da. Bildiğimiz, biyolojik kadın. Anne, vamp, boğa güreşçisi, ne olursa olsun, Almodovar baştan beri eğlenceli ve erkeklerden daha ilgiye değer bulduğu kadınlara daha yakından bakar oldu. Başta, onda daha çok 'kadınlık fikri' olan şey, giderek kanlı canlı bir hal aldı.

İşte 'Dönüş' de bunun en son aşaması.

O kadar ki, filmdeki deyişle 'kadınları üzmek için dünyaya yollanmış' erkeklere yer yok burada- ya hemen öteki dünyaya postalanıyorlar, ya zaten yoklar, ya da öylesine kırıştırmak için varlar. Kahramanlarımız, biri gösterişli diğeri mahcup ve şirin iki kız kardeş, yeniyetme bir kız, bunak bir teyze, ekzantrik bir komşu, 'hayalet' bir anne, komşular vs... 'Deli karılar' demenin hafif ve yersiz, 'kadın dayanışması' demeninse belki gereksizce ciddi kaçacağı bir ekip. Kendi başlarına ve kendi kendilerine yeterliler. Sadece kadınların birbirlerine tevdi edebilecekleri sırlardan, dolayısıyla belli bir iletişim biçiminden örülü bu dünya kendi içinde bütünlüklü bir yer Almodovar'a göre. Kadınların dünyayı kavrayışları -her anlamda- hayatı sürdürmeye yetiyor. Erkeklere özellikle ihtiyaç yok. (Erkeklerin yüze göze bulaştırma eğiliminde oldukları üreme gibi işler dışta tutulabilir belki ama 'Dönüş'te buna da öyle aman aman gerek yok.) Bu küçük kadın ekibinin tek yapması gereken ve erkeklerden çok da daha iyi yaptıkları anlaşılan şey 'dönmek'. Film, 'dönüş' ya da 'dönmek' fikrini tatlı tatlı ballandırıyor; rüzgârda dönen pervanelerden öteki dünyadan dönen anneye, 'Dönmek' şarkısından geçmişe dönme ihtiyacına kadar... (Almodovar, Türkçedeki 'dönme' lafını bilse dayanamaz aktivist bir travesti sıkıştırırdı araya belki!) 'Dönüş'teki kadınlar, ne olursa olsun dönmeyi başardıkları için, böyle bir dürüstlükleri ve cesaretleri olduğu için bir aradalar ve güçlüler. Tabii sonunda birbirlerinin oluşturduğu çekirdek topluluğa ve köklere dönmek de buna dahil... Ama erkek filmlerinin ağır romantizmi yok bu kökler hadisesinde de, ne de bir yeniklik durumu var. Dönüyorlar, çünkü bütün dönüşlerin ortak noktası olan bu yer 'baba evi' değil, 'ana ocağı'. Birbirleriyle sonsuza dek ilgineceklerine, bundan da sıkılmayacaklarına emin olabilirsiniz. Sinema kuyruğunda önümdeki genç kız erkek arkadaşını önceden uyardı, 'Bak ama basbayağı kadın filmi' dedi, oğlan da belki bir hoşnut etme gayreti içinde, 'E illaki öyle olacak' diye cevap verdi. Almodovar'ın son filmlerindeki esas başarısı belki de tam budur. Bu dünyayı kadınlara kabul ettirmek ve sevdirmek. Hatta erkeklere de.

Kaynak: Radikal, 9 Kasım 2006

*Konuyla ilgili diğer haberler:

Almodovar'ın bitmemiş hesabı

Almodovar'ın ‘Dönüş'üne büyük ödül

yeni yorum ekle

Anket - Dergi&Web



Kaos GL Dergi 102




50/50 Eşitlik



Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



Kadın Kadına Öykü


LGBT Ünlüler


Muhabirliğe davet


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



İmza Kampanyası



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


Kimler online
Şu an sitede 0 kullanıcı ve 222 ziyaretçi var.


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim