Kaos GL Dergi 101




Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Kullanıcı girişi


Bülten


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Açılmak



Gönüllü Aranıyor!


Muhabirimiz olur musun?


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Hukuk Hattı


Radyo Programı


Dosya: AşK


Linkler



Dernek Tüzüğü


Dernek Üyeliği


Reklam


İkinci hayatlar

Medya & Homofobi | Nefret Cinayeti

“Kimsenin kendisi olma hürriyetine kavuşamadığı bir çağın 3. sayfalarında, insana dair okuduklarım şaşırtmıyor beni... Sadece "Bir maske daha yırtıldı" diye düşünüyorum: ‘Bir gece daha aydınlatıldı... Bir hayat daha karartıldı.’” Can Dündar’ın kaleminden.

KAOS GL

Can Dündar

Günlerdir göz ucuyla 3. sayfalarda İzmir'deki cinayete ilişkin haberlere bakıyorum. İzmirli 43 yaşında bir işadamı, gizlice kiraladığı bir evde boğazı kesilerek öldürüldü. Bulunduğunda yüzü makyajlıydı. Üzerinde kombinezon ve kadın külotu vardı.

Polis kısa zamanda katilin izine ulaştı.

İletişimin patladığı ve adım adım kaydedildiği çağda her şey kayda geçmişti zaten: Kurbanın girdiği internet siteleri...

MSN'de sohbet ettiği adresler...

Telefon ettiği son kişinin numarası...

Evine girip çıkanların güvenlik kamerasındaki görüntüleri...

Hayatı, hepimizinki gibi, tam bir elektronik muhasara altındaydı.

  • * *

O, muhasarayı yarabileceğini düşünmüş, gizli bir sığınakta kendine ikinci bir hayat kurmuştu; ilk hayatıyla taban tabana zıt, bambaşka bir ikinci hayat...

Kurban böyle de katili farklı mı?

O da 25 yaşında bir inşaat işçisiydi.

İnternetteki arkadaşlık sitelerinde tanıştığı eşcinsellerle para karşılığı ilişkiye giriyordu. Cinayet anında o da ikinci hayatındaydı.

Gündüz harç kararken gece âlemlere dalıyordu.

  • * *

Kimsenin tercihini çekiştirecek, geride kalanların acılarını deşecek değilim.

Ben daha çok, ortaya serilen ikinci hayatlarla ilgiliyim.

Farklı dünyalarla iletişimin imkân dahiline girdiği, ilişkiler ağının yayıldığı bir çağda, değişik etkilere açık hale geldik. Davranış repertuvarımız da genişledi.

Modern hayatın karmaşası, hepimizde çoğul kişilikler yarattı.

Bu yenilik, kişilik denilen okyanusta büyük dalgalanmalara yol açtı.

Çoğu zaman yüzeyde görünmeyen iç akıntılar, en ufak fay kırığında tsunami gibi patlamaya başladı.

  • * *

İnternette "Kleopatra" rumuzuyla eş arayan bir işadamını ya da ona para karşılığı hizmet veren bir inşaat işçisini görünce, sanal sohbetlere sahte isimle katılan diğerlerini düşünüyor insan...

Acaba gündüzleri mecburi edindikleri kimlikleri mi gerçek saymalı, geceleri gönüllü büründükleri kimlikleri mi?

Gündüz, sanki bir tiyatro sahneleniyor. Maskeli kişilikler, verilen rolü en iyi şekilde oynamaya çalışıyor.

Sonra gecenin hoşgörülü loşluğunda maskelerini çıkarıyorlar.

Zorunluluklardan, sorumluluklardan, rollerden soyunup karanlığın pelerinine bürünüyor ve ikincil kişiliklerine sığınıyorlar.

Gece, neyseler o olma fırsatını bahşediyor.

Asıl hayat, orada zuhur ediyor.

Gündüzün yaraları orada sarılıyor.

Biraz da bu terapi sayesinde ertesi sabah tiyatro yeniden ve hevesle başlıyor.

  • * *

Biz genelde sabah, o tiyatroda okuyoruz haberleri; şaşırıyor, ayıplıyoruz. Freud'un "yansıtma" dediği yöntemle kendi kusurlarımızı başkasında görünce suçlayıp rahatlıyoruz.

Oysa çoğumuzun kalın maskesinin altında da bin bir yüz var.

Potansiyel kurbanlar ya da katilleriz.

Asıl kurbanlar ve katillerden farkımız; onların yaşamayı göze aldığını bizim bilinçaltı denilen kara delikte saklamamız, bastırmamız...

İşte bu yüzden, kimsenin kendisi olma hürriyetine kavuşamadığı bir çağın 3. sayfalarında, insana dair okuduklarım şaşırtmıyor beni...

Sadece "Bir maske daha yırtıldı" diye düşünüyorum:

"Bir gece daha aydınlatıldı... Bir hayat daha karartıldı."

Kaynak: Milliyet, 19 Mart 2007

*Konuyla ilgili haberler:

Eşcinsel öldürmenin dayanılmaz kolaylığı - Engin Ardıç

İzmir’deki nefret cinayeti çözüldü

yeni yorum ekle



Sanat Atölyesi


İnsan Hakları Eğitimi




Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



Google Reklam


Kadın Kadına Öykü


LGBT Ünlüler


Muhabirliğe davet


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



İmza Kampanyası



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


Tatile Davet!


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim