Kaos GL Dergi 101




Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Kullanıcı girişi


Bülten


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Açılmak



Gönüllü Aranıyor!


Muhabirimiz olur musun?


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Hukuk Hattı


Radyo Programı


Dosya: AşK


Linkler



Dernek Tüzüğü


Dernek Üyeliği


Reklam


Nefret suçu nedir?

Kürşad Kahramanoğlu | Nefret Cinayeti

“Türkiye’de çok nefret ve ikiyüzlülük var. Nefret suçlarını işleyen insanlar iki yüzlülükle saklanıyor ve korunuyorlar. Nefret suçlarını ciddiye almayan, bu suçlara karşı sesini yükseltmeyen, kanunlarla bu suçları önce tarif sonra yasaklanmasını istemeyen hiçbir yazar, sanatçı, gazeteci, asker, bilim adamı, politikacı veya vatandaş kendisinin “daha demokrat, sivil, insan haklarına saygılı, özgürlükleri genişletici” bir anayasadan yana olduğunu iddia edemez.” Kürşad Kahramanoğlu’nun kaleminden.

KAOS GL - 03/10/2007

Kürşad Kahramanoğlu

Bazen de “önyargının tetiklediği suçlar” adı altında bilinen nefret suçu bir insanın ırk, din, cinsel yönelim, özürlü olma, etnik farklılık, milliyet, yaş, cinsiyet, cinsiyet kimliği veya politik düşüncesinin farklılığı nedeni ile maruz kaldığı suçun adıdır. Nefret suçları diğer suçlardan farklı çünkü her ne kadar bu suçlar bireylere karşı işleniyorlarsa da aslen hedef alınan o bireyin üyesi olduğu sosyal gurup.

Örneğin ABD’de en çok görülen nefret suçu ırkçılıktan kaynaklanan suçlar. Bu suçun en büyük hedefi Afrika kökenli zenciler. Bu gurubu beyaz oldukları, Musevi oldukları, gey oldukları ve Latin kökenli oldukları için saldırılara uğrayan guruplar takip ediyor.

Bizde nefret suçları var mı? Hrant Dink adını duymuş muydunuz? Töre cinayeti ne biliyor musunuz? Polis karakolunda ölen Afrikalının hikâyesini takip ettiniz mi? Şafak Pavey adını ve Şafak’ın başına Türkiye’de gelenleri hatırlıyor musunuz? Afrika kökenli futbolculara “yamyam” diyen futbol yöneticileri hala belleğinizde mi? Binlerce Türk gencine olmayan bir hastalık teşhisi koyup fişlenmesine sebep olan ve bu konuda NATO’nun yegâne ordusu konumunda olan Türk Ordusu’nun cinselliğinin farklı olduğunu söyleyen gençlere karşı tutumunun farkında mısınız?

Birde daha spesifik bir örnek vereyim. Aşağıda ki senaryo son 20 küsur senedir ülkemizde çok kere değişik versiyonları ile tekrarlandı. Genç adam parasızdır ve canı seks istemektedir. Bazen bir sokak veya bar köşesinde, bazen da internetten kendisi ile ilgilenen ve çoğu gizli bir eşcinselle tanışır. Anlaşırlar ve eşcinselin evine gider. Sabahın erken saatlerine kadar sohbet edilir, içki içilir, sonrada birlikte olunur. Genç adama seks yetmemiştir, paraya da ihtiyacı vardır. Eşcinseli onlarca kere bıçaklayarak katleder ve sonrada evi soyar. Yakalanan genç evine gittiği insanın eşcinsel olduğunu bilmediğini, cinsel ilişki teklifi gelince paniklediğini ve o şok ile cinayeti işlediğini söyler! Sonuç: Cezası “provokasyon var” diye indirime uğratılır! Bunun adına “provokasyon” değil, “hakim beyler ‘nefret suçu’ nedir bilmiyorlar” denir. Ama biliyorsunuz hukukun en temel ilkelerinden biridir “Nullum crimen, nulla poena sine lege ”. Yani kanunsuz ne suç ne ceza vardır. Roma Hukukuna dayanan kıta Avrupa’sı Hukukundan bahsediyorum. Hani o bizim örnek alıp bütün hukuk sistemimizi üzerine oturttuğumuz, üstünlüğü olmazsa olmaz dediğimiz, hukuk fakültelerimizde okuttuğumuz hukuktan!

Anayasa Profesör ve uzmanlarımız hazırladıkları metinlerde “nefret suçlarının” tarifine yol açabilecek veya bu konuyu direk olarak anayasanın bir parçası haline getirecek bir çalışma yapmadıkları görülüyor. Özgürlük ve sivil anayasa olacak lafını ağızlarından düşürmeyen, “bu sadece AK Partinin değil bütün Türkiye’nin anayasası olacak” diyen politikacılarımız bir şeyler yapabilirler mi acaba?

Ben fazla umutlu değilim. Bizim entelektüellerimiz, sanatçılarımız, bilim adamlarımız, basınımız, insan hakları organizasyonlarımız dahi iş cinsellik olunca birden kör, sağır ve dilsiz kesiliyor. Çoğu cinsellikle seks arasında ki farkı bilmedikleri gibi bu konunun günümüzde örnek aldığımız ve taklit etmeye çalıştığımız batı demokrasilerinin en önemli insan hakları konularından biri olduğundan habersizler. Türkiye’nin en büyük ve en önemli gazetesi olduğunu sık sık iddia eden Hürriyet’in 1 Ekim 2007di birinci sayfa ilk haberini gördünüz mü? “Ahmedinejad’ın yok dediği gay’ler anlattı”. New York Times gazetesine dayanarak verdiği haberde Hürriyet nihayet günlerden beri Birleşmiş Toplantılarının en çok ses getiren haberlerinden birini veriyor. İnsan utanır. O çok şaşırarak ve ancak New York Times haber edince farkına vardığınız ve varlıklarını mollaların maşası güya demokrat İranlı despotun “yok bizde böyle insanlar” diye reddettiği geylerden ve lezbiyenlerden Kayseri’de hem de yıllardır onlarca var! Evet, Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı’nın memleketi Kayseri’de, Türk Polisinin sıkı takibinde onlarca molla rejiminden kaçmış ve insan gibi yaşayabilecekleri bir demokrasiye gidebilmeyi uman ve bekleyen bu insanlarla konuşmak varken gidip onları New York’ta ve de ancak New York Times gazetesi yazınca bulmak nasıl bir gazetecilik?

Devamlı ekranlarımızda boy gösteren gazete köşelerini tutmuş ister birinci ister ikinci olsun Cumhuriyetçilerden biri Türkiye’de nefret suçları en çok cinsel tercihleri farklı olanlara karşı işleniyor diye yazdı da ben mi görmedim? Türban konusu açılınca ciltlerce sayfa doldurmuş demokrat, aydın, entelektüel, imanlı, dürüst yazar ve entelektüellerimiz “travestiler ve transseksüellere kimse iş vermiyor onları bu şekilde fuhşa mahkûm etmek insanlık ayıbımızdır, anayasa da bu insanlarımızın da hakları korunmalı” diye yazdılar da bizler mi göremedik? Hayvanlara yapılan eziyetleri haklı olarak zaman zaman ifşa eden gazetecilerimiz “cinsel tercihleri farklı olan insanlar da bizim insanlarımızdır onları hayvanlar kadar korumalıyız” iddiasında bulunduklarında ben yurt dışında mıydım?

Türkiye’de çok nefret ve ikiyüzlülük var. Nefret suçlarını işleyen insanlar iki yüzlülükle saklanıyor ve korunuyorlar. Nefret suçlarını ciddiye almayan, bu suçlara karşı sesini yükseltmeyen, kanunlarla bu suçları önce tarif sonra yasaklanmasını istemeyen hiçbir yazar, sanatçı, gazeteci, asker, bilim adamı, politikacı veya vatandaş kendisinin “daha demokrat, sivil, insan haklarına saygılı, özgürlükleri genişletici” bir anayasadan yana olduğunu iddia edemez. Ederse bir gün adını New York Times gazetesinde “2007 yılında Türkiye’nin önünü kesenler” listesinde görür!

Kaynak: Birgün, 3 Ekim 2007

*Konuyla ilgili diğer haberler:

İstanbul’da nefret cinayetleri

Yalıkavak’ta nefret cinayeti

İkinci hayatlar - Can Dündar

Eşcinsel öldürmenin dayanılmaz kolaylığı - Engin Ardıç

İzmir’deki nefret cinayeti çözüldü

yeni yorum ekle



Sanat Atölyesi


İnsan Hakları Eğitimi




Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



Google Reklam


Kadın Kadına Öykü


LGBT Ünlüler


Muhabirliğe davet


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



İmza Kampanyası



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


Tatile Davet!


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim