Kaos GL Dergi 103




Kullanıcı girişi


Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Haftanın Şugarı

"İnsan hakları meselesi kolay hallolur diye düşünüyorsanız ben de size 'Önce eşcinsellerin problemlerini halletmeliyiz. Hani şu yoklarmış gibi saydıklarımızın' derim. Bana göre asıl bölücü olan eşcinselleri saymayanlar. Bunun başörtüsünden ne farkı var ki! Başörtülüler üniversiteye giremiyor. Eşcinseller ise hiçbir yere. İş bulamıyorlar, onlara yaratık gözüyle bakılıyor, arkadaşlık etmek bile ayıp karşılanıyor"

  • 2 sene öncesinin Hormonlu Domates sahibi Hülya Avşar günah çıkartıyor.

Diğer Şugarlar



Hukuk Hattı


Kaos GL Kitaplığı


İşçi Ağı


Açılmak



Dernek Üyeliği


Gönüllü Aranıyor!


Kadın Kadına Öykü


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



ODTÜ’de eşcinsel Olmak

Tanıklıklar

“Beyaz, Türk, erkek ve Sünni birisi olarak toplumsal yapıda, erkin sahibi sınıfın içersinde yer alırken, eşcinsel kimliğimi açık etmemle birlikte listenin dibine düşmüştüm. İşte o zaman bu ülkede farklı olmanın, azınlık olmanın, öteki olmanın, Kürt, alevi, Ermeni olmanın ne demek olduğunu sorgulayarak değil yaşayarak öğrendim.” Emir Birant, Türkiye’nin bilim insanlarını yetiştirdiği ODTÜ’de öğrenci olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor.

KAOS GL

Emir Birant

Yaşamımı harcamak istemediğim, Anadolu’nun küçük bir kasabasında doğup büyümüştüm. Geleceğimi güvence altına alabilmek ve de eşcinselliğimi özgürce yaşayabilmek için oradan çıkmam ve istediğim hayatı yaşayabileceğim bir üniversiteye gitmem gerekiyordu.

Sınavdan önce, üniversiteler hakkında bilgi edinmek için Hacettepe’de okuyan abimin yanına geldiğimde ODTÜ’yü de gezme firsatı bulmuştum.

Ankara’ya gelirken otobüs muavininden beni ODTÜ’de indirmesini istedim. Sabah ezanlarıyla, karlı ve sisli bir Ankara sabahında kendimi Eskişehir kapısında buldum. Yürüyerek stadyumun köşesindeki “Yaşasın C aldım’ heykeline geldim.

Sis dağıldıkça gözlerime inanamıyordum.

Rüya gibiydi.

Bir okul değil sanki bir şehirdi.

Aç gözlü bir şekilde bütün bölümleri, yurtları, çarşıyı, spor salonlarını dolaştım. Kendimi ait hissettiğim tek bir bölüm olmuştu: Makine Mühendisliği.

Benim için metale şekil verme, uygarlığı taşıyan makineleri yaratma sanatı...

Ancak ODTÜ’den böylesine etkilenmemin asıl sebebi, onun hakkında gerek Ankara Fen’de okuyan, gerekse de ODTÜ’den mezun olmuş kişilerin anlattıklarıyla edindiğim ‘Türkiye’nin özgürlüğüne en fazla düşkün bireylerinin yetiştiği üniversitesi olduğu’ kanısıydı.

İnsanların birbirlerinin kişisel alanlarına saygılı olduğu izlenimiydi.

Ne yapıp, ne edip bu Makine Mühendisliği bölümüne girmeli, okuyacaksam ODTÜ’de okumalıydım.

İlk tercihim olarak, Makine Mühendisliği’ni dördüncü sırada kazandım.

Bu adımın, beni hayallerime ulaştıracağına inanıyordum. ODTÜ’de eğitim görmek geleceğimi güvence altına alma hayalimi gerçekleştirse de ne yazık ki üniversitemde hiçbir zaman eşcinsel kimliğimle özgür bir şekilde var olamadım.

Kabus ikinci sınıfta okurken ODTÜ Bahar Şenliği’nde Kaos GL’nin (Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği) standında görev almamla başladı.

Üç kişi dışında bütün arkadaşlarımı kaybettim.

Ben onlar için artık sıra arkadaşları değil, bölümün ‘ibnesi’ydim.

Yeri gelince sorunlu bir kişi, bir ucube, yeri gelince fındık fıstık atabilecekleri; ağızlarından çıkan her “ibne, top...” küfründen sonra dönüp, “Kusura bakma kardeş, seni kastetmedim” diyebilecekleri insandım. Sabahtan akşama kadar dersim olup da, gün boyunca ağzımdan çıkan tek kelimenin kantinde “bir çay lütfen” olduğu, genelde sınıfın en arkasında yalnız başıma oturduğum ODTÜ günlerim.

Belki başka bir bölümde olsaydım, bu kadar sıkıntılı olmazdı. Ama Makine Mühendisliği “erkek adamın” işiydi.

Bu meslek böyle şeyleri kaldırmazdı.

Beyaz, Türk, erkek ve Sünni birisi olarak toplumsal yapıda, erkin sahibi sınıfın içersinde yer alırken, eşcinsel kimliğimi açık etmemle birlikte listenin dibine düşmüştüm.

İşte o zaman bu ülkede farklı olmanın, azınlık olmanın, öteki olmanın, Kürt, alevi, Ermeni olmanın ne demek olduğunu sorgulayarak değil yaşayarak öğrendim.

Politik olmayı McDonalds’a karşı çıkmaktan ibaret sananlar

Burası ODTÜ’ydü.

Sadece eğitim aldığım değil, içinde başım dik bir şekilde yaşamaya çalıştığım; YÖK ve jandarmanın kuşatmasında,

Uzman ama apolitik insanlar yetiştirmeyi amaç edinmiş;

Öğrencileri sözde devrimci,

Politik olmayı McDonalds’a karşı çıkmak ve konuşma yapmak için gelen siyasi liderlere zerzevat fırlatmaktan ibaret sanan;

Saç uzatmayı, küpe takmayı farklılık gören,

Ama solun bacı kültüründen kopamamış;

Üniversite yaşamı sırasında sistemi eleştirirken mezun olduğu gibi, sırasıyla askerlik, iş, evlilik ve çoluk çocuk sahibi olmaktan başka derdi olmayan,

Yüksek maaşlı sözde iyi bir kariyer için eleştirdiği kapitalist düzenin yöneticileri sınıfına kapağı atabilmek için yırtınan insanların olduğu üniversite...

Şunu gördüm ki, bir mühendis olarak sanayide birlikte çalıştığım işçilerin arasında, üniversite yıllarımda aynı sıraları paylaştığım insanların arasında olmaktan çok daha rahat ve özgürüm. Başta çok daha tepkisel yaklaşıyorlar. “Olmaz öyle şey Emir Bey” diyorlar.

Doğrudan ne düşündüklerini ortaya koyuyorlar ve amirlerinin sözde namusunu savunmaya geçiyorlar.

Ama anlattıkça, tartıştıkça değişip, dönüşüyorlar.

Entelektüel homofobi

ODTÜ’deki arkadaşlarım ise bunu hiç yapmadı. Arkamdan dedikodularla demediklerini bırakmayıp, yüzüme “Canım ben eşcinselleri çok severim, saygı duyarım, senin tercihin, beni ilgilendirmez” saçmalığıyla geldiler.

Hiç dürüst olmadılar.

Tartışmadan hep kaçtılar.

Ağızlarından çıkan her ‘ibne’ kelimesiyle bana ve eşcinsellere küfrettiğini sorgulamadılar. Benim gibi bir çok kişinin var olduğunu ama onların bu tavırları yüzünden kendilerini açık etmediklerini düşünmek yerine, eşcinsellik onlardan hep uzak, marjinal bir yaşam biçimi olarak kaldı.

Bunu anlamak çok zor değil. Her ne kadar eğitim düzeyi yüksek olsa da, bir şeylerin değişecek olması, bu ülkenin en iyi üniversitelerinin birisinden, ODTÜ’den mezun olmuş ya da olacak bizler için, bir tehdit teşkil ediyor. Çünkü ülkenin kaymağını yiyen insanlardanız ve işimize gelmeyen, bizlerin de değişmesine, kendimizi sorgulamamıza neden olacak değişimlere genelden daha tepkili yaklaşıyoruz. Verilen bu tepkiye eşcinsellik özelinde entelektüel homofobi denilebilir.

Kalbi kırık bir ODTÜ’lüyüm

Ben bir ODTÜ’lüyüm.

Ama kalbi kırık bir ODTÜ’lü.

Ben sevdiğimle birlikte üçlü amfinin önündeki çimlerde hiç güneşlenemedim.

Stadyum konserlerinde ona sarılarak kendimden geçemedim.

Derse kaçarken onu öpemedim.

Ve o derslerde hocanın anlattığı sözüm ona komik eşcinsel fıkralarında bir yandan gülüp bir yandan beni arayan gözler vardı. Projeler için öğrenci evlerinde buluşulacağında “acaba Emir bizim eve gelince bana sarkar mı?” korkusunu hissettim insanlar da. Ya da gazetelerde ünlü bir kişinin eşcinsel olduğu yönünde çıkan haberlerde “o da mı hasta?” der gibi gelip soran bölüm arkadaşlarım vardı. Finallerden sonra içmeye giderken çağıran olmadı beni.

Mezuniyet yıllığındaki sayfası için benden yazı isteyen de olmadı, ya da ben istemedim diye tavır yapan. Irak tezkeresinin reddi için yapılan eylemde Eskişehir kapısındaki Jandarma barikatına doğru omuz omuza yürürken, atılan sloganlardan biri hala kulağımda çınlıyor : “İbne Bush, Puşt Bush”!

Diyaloglarda, bakışlarda, selam verişlerde hep bir farklılık, öteki olduğumu, onlardan biri olmadığımı hissettiren bir hava vardı.

ODTÜ’nün evlatlarından biriyim ben ama üvey bir evlat.

  • Makine Mühendisliği

Kaynak: Gazete ODTÜlü, 25 Şubat 2007

*Haberle ilgili adresler:

http://www.gazeteodtulu.com/yazilar.php?id=108

*Konuyla ilgili haberler:

ODTÜ’de eşcinsel var mı?

ODTÜ’de eşcinsellik ve şiddet konuşuldu

yeni yorum ekle

Eğitim ve homofobi
Submitted by Anonim on Perşembe, 1 Mart, 2007 - 18:42

"Şunu gördüm ki, bir mühendis olarak sanayide birlikte çalıştığım işçilerin arasında, üniversite yıllarımda aynı sıraları paylaştığım insanların arasında olmaktan çok daha rahat ve özgürüm. Başta çok daha tepkisel yaklaşıyorlar. “Olmaz öyle şey Emir Bey” diyorlar.

Doğrudan ne düşündüklerini ortaya koyuyorlar ve amirlerinin sözde namusunu savunmaya geçiyorlar.

Ama anlattıkça, tartıştıkça değişip, dönüşüyorlar."

Murat Belge bir yazısında "Eğitim görmemişlerde hala biraz umut var" demişti. Yukarıdaki alıntı bana bunu hatırlattı...

cevapla


Tuhaf...
Submitted by Anonim on Perşembe, 29 Mart, 2007 - 00:41

Bir Hacettepe'li olarak, Ankara okullarından Odtü ve Hacettepe'yi nispeten "kurtarılmış bölge" sanırdım. Hacettepe Uni'den bir merkez kampüslü bir tıp fakültesi öğrencisi olarak, Beytepe'de gördüğüm lezbiyen çiftin el ele "citycenter" denen yeme-içme mekanında dolaşaBİLmeleri bana, duyulan saygı açısından çok cesaret verici gelmişti. Hala da arkadaşlarımdan dinlediklerim Hacettepe'nin hayli liberal bir okul olduğunu doğrulur nitelikte. Ancak tuhaf olansa Ortadoğu Teknik'te aynı atmosferin var olmaması. Odtü'nün eğitim açısından nasıl olduğu konusunda pek bir fikrim yok ama, biraz ağır olacak ama farklılıklara saygı açısından sanırım pek de potansiyel barındırmıyor. En azından adı geçen bölüm.

cevapla


sizinle gurur duyuyorum
Submitted by Anonim on Cuma, 2 Mart, 2007 - 07:42

Çok güzel yazmışsınız. Ben sizi çok iyi anlıyorum. Ben de eşcinselim, Amerika’da yaşıyorum şu anda. İnsanların Türkiye’de bazı şeyleri aşması gerekiyor. Tabi ki bunun da zaman ile olacağını düşünüyorum. İnsanları ben koyun sürüsüne benzetiyorum. Kim ne derse onun yolunda gidiyorlar. Halbuki bu konuyu ilkokul bir talebesine sorsan daha doğal karşılar, iki insan birbirini seviyorsa beraber olmalı. Bunu her şeyden önce insan haklarına aykırı olarak görüyorum. Bir insan evindeki köpeğini olduğu gibi kabul ediyor fakat eşcinselliği kabul etmiyor ise o insan hayatta bir şey öğrenememiştir. Siz her zaman dürüst olun, bizim gibi insanlar ancak değiştirecek, sizinle gurur duyuyorum, gey olduğunuzu açıkça herkese söyleyebilmişsiniz. Kendiniz ile gurur duyun. İnsanlar çok sahte. Olduğu gibi görünen insan çok az veya göründüğü gibi olan insan çok az. Sevgiler. Volkan

cevapla


Anket - Dergi&Web



Sağlık Çalışanları Anketi


KKM - Kasım 08




50/50 Eşitlik



Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



Google Reklam


LGBT Ünlüler


Madiledik!

"Ben siyaseti cinsellik sorunu ile hiç karıştırmama anlayışındayım. Hiçbir şekilde aklımın kenarından birlikte siyaset yaptığım insanların cinsellik konumu, durumu geçmez. Bunu düşünmeyi bile saygısızlık sayarım"

CHP'nin eşcinsellere ilişkin tavrına ilişkin Deniz Baykal'a sorulan soruya verdiği yanıt.

Diğer Madiler



LGBT Söyleşi


Kampüs Ağı


Radyo Programı


Dosya: AşK


Dernek Tüzüğü


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim