Dergi Satış Noktaları


Bize yazın!


Danışma Hattı




Kullanıcı girişi


Bülten


İşçi Ağı


"Kadın Kadına" Öykü


Açılmak



Gönüllü Aranıyor!


Muhabirimiz olur musun?


Akademi Formu


Haklarını biliyor musun?



Hukuk Hattı


Radyo Programı


Dosya: AşK


Linkler



Dernek Tüzüğü


Dernek Üyeliği


Reklam


Yollar uzun, dağlar yalçın...


"Yollar uzun, dağlar yalçın, duygular isimsiz, zaten isimli olsalar da onlar hakkında (yeni) bir şey yapmanın yolu yok. 'Brokeback Dağı'nın güzelliğinin tam burdan kaynaklandığını, onu daha da iç burkucu yapanın, alttan alta duygusal bir gerginlikle dolu sükûneti kadar, bir nevi zamansız ve zaman ötesi halk edebiyatı tarafı olduğunu söylemek lazım." Fatih Özgüven'in kaleminden Brokeback Dağı ve Capote...

Fatih Özgüven

Aşağıki fotoğraf, bir üniversite kitabevinde gezerken 'cinsiyet araştırmaları' bölümünde karşıma çıkan, raf arkadaşlarına oranla çok daha samimi bir kitaptan alınma: 'Sevgili Dostlar: Amerikalı Erkeklerin Birlikte Fotoğrafları.' Düşündüm taşındım, Ang Lee'nin güzel, acıklı filmi 'Brokeback Dağı' hakkında söylenecek belki de en veciz şey bu fotoğraf. Başka başka hikâyelerde başka başka kahramanların derisi altına girmekten zevk alan (asıl olan da budur, işin zevki de buradadır) Ang Lee, son filmi 'Brokeback Dağı'nda esas olarak bu fotoğraftaki gibi bir köylülük hikâyesi anlatıyor. (Hikâyenin yazarı Annie Proulx da 'Brokeback...'in de dahil olduğu kitabında Amerikan köylülüğünün çeşitli veçhelerini anlatır.) Köylülük, bu filmi her görüşümde beni daha da etkileyen, sarsan bir şey.

1963'te Wyoming'de biryerlerde, Amerikan modernitesinin traktörler ve ketçap markaları şeklinde zuhur ettiği, ama modernitenin bir his olarak kolgezmediği, dolayısıyla 'tarifli' bir durum olarak homoseksüelliği de yanı başında getirmediği yerlerden birindeyiz. Yollar uzun, dağlar yalçın, duygular isimsiz, zaten isimli olsalar da onlar hakkında (yeni) bir şey yapmanın yolu yok. 'Brokeback Dağı'nın güzelliğinin tam burdan kaynaklandığını, onu daha da iç burkucu yapanın, alttan alta duygusal bir gerginlikle dolu sükûneti kadar, bir nevi zamansız ve zaman ötesi halk edebiyatı tarafı olduğunu söylemek lazım.

Filmle ilgili gürültü patırtı dindiğinde 'Brokeback..'den aklımdan kalanlar Ennis del Mar'ın sevgilinin gömleğinin yenine yüzüne bastırıp ağlayışı kadar, sevgiliye varmak için kamyonuyla dere tepe yollar aşması, Jack'in ona varmak için çıktığı, hüsranla biten yolculuklar olacak. 'Brokeback Dağı' sonuçta mesafeler ve kavuşamama üzerine. Vuslatın imkânsızlığını erkek kahramanlarına bölüştürmesi ise hani neredeyse tesadüfi. Ang Lee'nin filmine duyulan şaşkınlığın temelinde biraz şu da yatıyor bence; her türlü kendini anlatma/kendini deşme cihazıyla donanmış iki çağdaş eşcinsel karakter hakkında 'leziz' bir film yapmak dururken, iki köylü çocuğun sevdasını anlatmak da nerden çıktı? Ama filmi yapanlar öyle istemiş işte. İyi de etmişler. Şahsen ben çöl kraliçesi Priscilla'dan ve onun önüne geçilmez Abba sevdasından bıkmıştım. Her türlü 'cinsellik'ten seyircinin o ve benzeri filmleri tüketmekteki iştahından da. Öte yandan halk edebiyatıyla işi olmayanlar, cinselliğini tarifli ve tarihli sevenler, 'eşcinsellik tarihinden bir yaprak' tarzı filmleri yeğleyenler küçük, fena kokular saçan ve etkileyici bir film olan 'Capote'yi görmeliler. 'Brokeback...'le aynı zamanlarda, şehirde, kendini mizahla hem tarif eden hem de zırhlayan eşcinsel bir sanatçının, kentliliğin güvenlik kordonu gerisinde, ün, yazarlık ve toplumsal kabul peşinde nasıl yarılmalar yaşadığını, ölmese de ölmekten beter olma hallerini çok güzel didikliyor 'Capote'.

Geriye bazı kanlı parçalar ve sargı bezleri kalıyor, onları da öylece ortada bırakıveriyor.

Kaynak: Radikal, 30 Mart 2006

yeni yorum ekle

Kaos GL Dergi 102


Sanat Atölyesi


İnsan Hakları Eğitimi




Duyuru Listesi

Kaos GL haberlerini takip etmek için E-posta adresinizi girmeniz yeterli.



Google Reklam


Kadın Kadına Öykü


LGBT Ünlüler


Muhabirliğe davet


"Canım Ailem"


LGBT Söyleşi


Madiledik!

“Gay'lik toplumsal bir sorun değil, o sapkınlığa giriyor. (…) Kadın erkek ilişkisini yasaklarsan, insan sonunda kendi cinsiyle ilişkiye girmeye başlıyor. Cinsellik içgüdülerle oluşuyor, ihtiyaç olduğu için de bir noktada dışa vurum yaşanıyor. Bu da sapkınlıklara yol açabiliyor.”

  • Biri İpek Tuzcuoğlu’nu durdursun!

“Oğlunun kafasındaki baba resmini yıkarsan, tabii ki anneyi örnek alır. Ondan sonra da kadın gibi davranmaya baslar. Oğlum, bir gün çıkıp da bana bunu söylerse 'Hay, ağzıma tüküreyim beni' der, dönüp kendime bakarım.”

  • Gazetecinin "Oğlunuz ya da kızınız, gelse ve ‘Baba, ben eşcinselim’ dese?" sorusuna İsmail Hacıoğlu’nun verdiği yanıt. En son ‘eşcinsel sperm’i oynayan Hacıoğlu’nun sözleri size de tanıdık geliyor mu?

Diğer Madiler



İmza Kampanyası



Buluşma 2008



Makale


Kampüs Ağı


Tatile Davet!


English - Deutsch - Kaos GL - Dergi - Kütüphane - Kültür Merkezi - Künye - İletişim