30/04/2020 | Yazar: Defne Güzel

HIV ile geçen dört yılı geride bıraktım. Dört yılın sonunda bir söz, bir dost bakışı, bir dayanışma, bir moral bana bunları söyleme ve bu söylediklerimin politikasını yürütme gücünü verdi.

AIDS’li İğne: Şov devam etmeli! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Defne Güzel | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Defne Güzel

Yeni yetme bir lubunya olduğum zamanları hatırlıyorum. Bilirsiniz, en zor dönemlerdir. Herkesten çok benim ilhama ihtiyacım vardı. Dirençlilik gösterebilmek için, mücadele edebilmek için, kendime gelebilmek için bir motivasyon yaratmalıydım. Bu sebeple uzun zaman arandım, tarandım. Sahi, nerede bulunurdu ilham? Bulunursa nasıl kullanılırdı? Şarkılar, şiirler, idoller… Hiçbiri fayda etmedi.

Bir gün ansızın talih yüzüme gülüverdi. Pardon, tarih demeliydim. Aradığım ilhamı buldum. Ne şarkı, ne şiir, ne de idol. Benim ilhamım bir dönemdi. Adıyla, sanıyla; seksenler!

Seksenler beni ayağa kaldırdı. Seksenler beni bigudili saçlı, vatkalı ceketli, omuzlarda şarkı söyleyen, isyankar ve özgür bir kız yaptı.

Bu yazıyı yazarken motivasyonum, ilhamım yine seksenler. Mevzu HIV ise nasıl seksenler olmaz ki zaten? HIV ile yaşayanların ayaklandığı, ilaç firmalarını protesto ettiği, isyan ettiği, LGBTİ+ hareketiyle el ele verdiği bir dönem. Seksenler demek herkesin tüylerini diken diken eden, boğazını düğümleyen meşhur “AIDS krizi” demek.

Tabi Türkiye’de süreç böyle ilerlemedi. İsyan ruhu görülmedi. Türkiye’de HIV ile yaşayanlar konuşamadı. HIV ile yaşayanlar konuşulmadı. Türkiye’de HIV, bir sağlık politikası olarak ele alındı. Yıllarca “HIV nasıl bulaşmaz? Kondom nasıl takılır?” sorularına cevaplar arandı. HIV negatifleri HIV’den koruyan sağlık çalışmaları uygulandı. HIV ile yaşayanlar ayrımcılığa, şiddete, nefrete maruz kaldı. Hiçbiri gündem olmadı.

Bu sürüncemenin arasında bir şey oldu. Bir şey akışı bozdu. İki bin on dokuz yılının Aralık ayında bir söz üretildi: “Statümü paylaşmak zorunda değilim.”

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin söylediği bu söz toplumda karmaşa yaratadursun beni hiç olmadığım kadar güçlendirdi. Özne merkeze alınarak bir söz üretildi. Öznenin hakları gözetildi. Benim haklarım için benim dilimden politika üretildi. Seksenler gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi.

HIV ile yaşayanlar gettolara itilirken, dünya steril tutulmaya çalışılırken bu söz HIV ile yaşayanlara bir sokak daha kazandırdı. Kuirin kalbinin HIV ile yaşayanlar olduğu göz önüne alındığında o gün çok kuir şeyler oldu.

Seksenlerden bu yana çok şey oldu. HIV çok değişti. Günde bir ilaçla saptanamaz ve aktarılamaz duruma geldi. HIV çalışmaya, çocuk yapmaya, seks yapmaya, yaşamaya engel olmaktan kalktı. Kronik bir sağlık durumu halini aldı. Fakat bilimsel gelişmelere karşılık ayrımcılık ve nefret hiç mi hiç değişmedi. Velev ki bu gelişmeler olmasaydı? Hiçbir şey ne olursa olsun HIV’in bir insan hakları meselesi olduğu gerçeğini değiştirmeyecek. Hiçbir şey HIV ile yaşayanların açılamadığı, işe alınmadığı, ifşa edildiği ve şiddete maruz kaldığı gerçeğini değiştirmeyecek.

Elime geçen her fırsatta sarf ettiğim ve sarf etmekten imtina edemeyeceğim birtakım sözler var:

HIV ile yaşayanlar varlar. Canlılar, kanlılar, herkes kadar sağlıklılar, ölmüyorlar ve buradalar. HIV ile yaşayanların kendi örgütleri, kendi politikaları, kendi sözleri var. HIV ile yaşayanlar haklarını arıyorlar. Hayatlarına normal akışta devam edebilmek için ayrımcılıkla ve nefretle mücadele ediyorlar. Toplumun, medyanın ve korkunun kendileri üzerinde yarattığı sosyal krizden kurtulmayı, herkesin güncel bilgilere ulaşabilmesini istiyorlar.

HIV ile yaşayanlar statülerini kimseyle paylaşmak zorunda değiller. Ne doktorla, ne hemşireyle, ne partnerle. HIV aktarımını önleyici yöntemleri öğrenmek ve uygulamak kişilerin kendi sorumluluğunda. HIV ile yaşayanlar sırf HIV ile yaşadıkları için kimseye borçlu, kimseden daha tehlikeli olmazlar. HIV ile yaşayanların statülerini paylaşması gerektiği zorbalığını yapmak yerine HIV ile yaşayanların rahatlıkla açılabileceği güvenli ortamları yaratmak çok daha anlamlıdır.

HIV herkesin meselesidir. HIV ile yaşayanlar ise mesele değildir. Mesele olan kondom fiyatlarının pahalılığı, eksik devlet politikaları, temas öncesi-sonrası aktarım özelliğini ortadan kaldıran haplara (PReP-PeP) yönelik kapsayıcı politikaların getirilmemiş olmasıdır.

Kondom yalnızca HIV’e yönelik bir bariyer görevi görmez. Kondom aynı zamanda bir doğum kontrol aracıdır da. İlişkide kondom kullanımı tarafların birlikte vereceği bir karardır. Bir tarafın diğer bir tarafa nazaran daha fazla yükümlülüğü yoktur. Tam da bu noktada kondom kullanmamak bir sorumsuzluk değildir. Kişiler bilerek ve isteyerek birtakım kararları gereği HIV ile enfekte olabilirler. Zaten HIV pozitifler de sorumsuzlukları dolayısıyla ceza çeken kimseler değiller.

HIV’e dair bir şey yapılmak isteniyorsa ayrımcı tutum ve dil yerine kapsayıcı tutum ve dil için HIV ile yaşayanların hikayeleri dinlenerek işe başlanabilir.

HIV ile geçen dört yılı geride bıraktım. Dört yılın sonunda bir söz, bir dost bakışı, bir dayanışma, bir moral bana bunları söyleme ve bu söylediklerimin politikasını yürütme gücünü verdi. Yalnızca söylemek de değil. HIV ile yaşayanlara vermek istediğim dünya tam da böyle bir dünya.

Madem ilhamım seksenlerdi ve seksenler HIV’den ayrı düşünülemezdi o halde sözlerimi Freddie Mercury’nin sözleriyle bitirmek istiyorum;

“inside my heart is breaking, my make-up may be flaking, but my smile still stays on”

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları, sağlık, sağlık hakkı
Nefret