23/12/2013 | Yazar: Hatice Kapusuz

Yıllar önce İlhan Başgöz’ün "Çömçe Gelin" yazısını okuduğumda en çok düşündüğüm bu sınırsız benzerlikti.

Hatice Kapusuz | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Hatice Kapusuz
Ancak etkileşimle var olabilen canlılarız. Etkileşim, çağrışım ve yansıma aslında özgün olan benin varoluşunun en önemli parçaları. Elbette her insan farklılığını kendi oluşturuyor, herkes aynı çağrışımlarda bulunmuyor. Ancak yine de her insanın yaratımının altında oldukça kolektif süreçler yatıyor. Yahut özgün veya farklı olduğunu düşündüğümüz süreçler benzeri sonuçlar doğuruyor.
 
Bu kolektivite ve benzerlik tüm insanları birbirine bağlayan bir miras. Bundandır ki insanları, kültürleri, sınırlara ayırmak ve ayrı vatandaşlıklara bölmek öyle nafile ve anlamsız bir uğraştır. Her ne kadar kendimizi bu sınırlarla tanımlamaya alıştıysak da nafile. Yıllar önce İlhan Başgöz’ün "Çömçe Gelin" yazısını okuduğumda en çok düşündüğüm bu sınırsız benzerlikti. Yazı Anadolu’da "Çömçe Gelin" adıyla anılan yağmur duasının izini sürmekteydi. Hindistan’dan Baltık ülkelerine kadar yağmur duasının aslında aynı motifleri içerdiğini keşfetmişti İlhan hoca.
 
Çömçe, Anadolu’da kepçe anlamına gelir. Hepimizin çocukluğundan bildiğimiz, su birikintilerinde gördüğümüz kurbağa yavrularının iribaş evresine kepçe balığı denir. İnanış ve ritüel odur ki eğer kurbağayı bağırtırsan yine yağmur yağar. Çünkü ne zaman yağmur yağsa su birikintilerinde kepçe balıkları canlanmaktadır. İşte bu inanış benzeri motiflerle dünyanın her yerinde bir ritüel haline gelmiştir. Bugün birbirinden farklı kategorilerde tanımlayacağımız birçok ülke ve ülke vatandaşının folklorik birikiminde yerini almıştır. 

Yeryüzünün farklı insanlarının gökten yağmuru aynı şekilde çağırması, ne kadar farklı olabiliriz sorusunu sormayı gerekli kılıyor.
 
Yine oldukça etkileyici hikâyelerden ve sembollerden birisi Lotus çiçeğidir. Budizm ve Hinduizm’de lotus sağlığı, temizliği, bütünlüğü ve devingenliği ifade eder. Meşhur yoga oturuşunda da bütünleşmek vardır. Aynı kavramsallığı tasavvuf içinde buluruz. Vahdeti mevcut anlayışı bütünleşmeyi anlatır. Mükemmelleştikçe tanrılaşan, tanrıyla ve tanrının yarattıklarıyla bütünleş hal.
 
Yine gördüğümüz birbirinden farklı kültürlerde benzeri bir doğayla bütünleşme ve devingenliğin parçası olma, kendinden geçme bütünün parçası olarak yeniden doğma arayışını görebiliriz.
 
Bu durumlar oldukça yapısal veya etkileşimle açıklanabilecek durumlardır elbette. Ancak isterse etkileşimle, kolektif bir şekilde var etsin kendini isterse de benzeri yapılarda ve koşullarda ortaya çıkan hallerden bahsediyor olalım altı kalın çizgilerle çizilecek farklarımız olmadığı kanısındayım.
 
Bizleri birbirimize bağlayan ya da farklı farklı bir kılan benzerliklerimizle yeryüzünün insanları olmak ayrı gayrı savaş içinde olmaktan daha kolay değil mi?

    


Etiketler:
Nefret